Gündem

Öldürülen Çeçen konsolosunun eşi: Benim kalbim artık terörist

Ankara’da öldürülen Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Türkiye Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü, cinayetten sonra ilk kez T24'e konuştu

20 Temmuz 2014 02:23
Arzu Yıldız

Ankara’da 22 Mayıs 2013 tarihinde ofisinde vurularak öldürülen Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Türkiye Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü, kocasının hayatının tehlikede olduğunu bildiğini ancak bir Türk tarafından öldürüleceğini düşünmediğini söyledi. 

1.5 yıl süren soruşturmada halen faillerin yakalanmamasına isyan eden Leyla Eser Önlü, “Ben 20 yıldır eşimin hayatının tehlikede olduğunu biliyordum. Ama ben Ruslardan böyle bir saldırı olacağından endişelenirken, vatanım dediğim bu topraklarda yetişen bir Türk’ün eşimi öldüreceğini düşünmedim. Ölümden acı şeyler de var. Eşimin faillerini bu devlet bulamadı. Benim kalbim artık terörist” dedi.

Avukatları Erdal Doğan ile birlikte soruşturmanın akıbetini öğrenmek için Ankara Adliyesi'ne gelen Leyla Eser Önlü, cinayetten sonra ilk kez T24’e konuştu.

Önlü, şunları söyledi: “Eşim Çeçenlerin kullanılmasına izin vermiyordu. Onları bir araya getiriyor, birleştirici bir rol oynuyordu. Bu durum birilerini rahatsız etti. Ben 20 yıldır onun hayatından hep endişe ettim. İstanbul’daki cinayetlerden sonra bu endişelerim daha da arttı. Ona bu endişemi dile getirdiğimde ‘ben abdestiz gezmiyorum, merak etme bir şey olmaz’ diyordu. Eve geç gelse evham yapıyor hemen arıyordum binaya girişini camdan bekler, apartmana girdiğinde 2 dakika gecikse apartmanın içerisinde bir şey mi yaptılar endişesiyle çıplak ayakla ona bakmaya iniyorum.

 

'Aklıma eşimi bir Türk'ün öldüreceği gelmedi'

 

Ancak hiç aklıma eşimi bir Türk’ün öldüreceği gelmedi. Rus tarafından bu saldırıyı bekliyordum. Bazı şeyler ölümden daha acı geliyor. Beni vatanım dediğim, vatanım bildiğim bu toprakların vatandaşları tarafından eşimin öldürülmesi kahretti. Biz bu topraklarda hiçbir suça karışmadık, devlete millete zarar vermedik. Adliyeye bile yolumuz düşmedi. Ama bugün buralardayız. Bu vatanı sevdik. Benim kalbim artık terörist.

Şu an kocamın katilini bulamayan bu devlet beni hayal kırıklığına uğrattı. Buna rağmen bu topraklarda bu acı ile yaşamak zorundayım. Bu güne kadar devlet bulur diye sustum. 3 çocuğumu babasız bırakan katilleri bulamıyor devlet. Ancak bundan da ümidimi kestim.”

 

'Cinayeti sulandırmak istediler'

 

“Eşimin öldürülmesi çok planlı bir şekilde gerçekleştirildi. Olayı Rusya’ya yıkmak için Çerkezlerin sürgün yıl dönümüne denk getirildi. Daha sonra sanki ticari boyutu varmış gibi bir iddia ortaya atmaya çalıştılar. Ticari hava vermek istediler. Ancak bunların hiçbirisinin doğru olmadığı ortaya çıktı. O dönemde TEM’de görevli Hamza Bayındır isimli müdür özverili çalışıyordu. Bana katilleri bulmak için elinden geleni yapacağını söyledi.

Ancak 17 Aralık’tan  sonra onun TEM şubeden alındığını öğrendik. Eşim 20 yıldır günlük tutar tüm hayatı kayıt altındadır. Ben o günlükleri teslim ettim. Onları, kamera kayıtlarını, telefon hts'lerini incelediler. Katilleri tespit ettiler ancak yakalayamadılar. Bu olayın arkasında olan herkesin bulunmasını hesabının sorulmasını istiyorum.”

 

'Bir gün önce öldürmeyi planlamışlar'

 

“Cinayeti işleyen Murat Aluç, bir gün önce ofise gitmiş, koruma polisi Şakir Yılmaz’ı görünce bir şey yapmadan çıkmış. O gün Şakir olmasa cinayeti o gün gerçekleştireceklerdi. Olay günü ben zaten hep tedirgindim, o gün de aynı şekilde içimde kötü bir his vardı. Saat 9.00’da eşimi aramaya başladım. 11.30’a kadar cevap vermeyince kaynımı aradım. Medet’e ulaşamıyorum dedim, o da koruma Şakir Yılmaz’ı aramış o ofise gittiğinde eşimin cansız bedeni ile karılaşmış, 112, 155’i aramış bizi aradı.”

 

'Uyuduğunu düşündüm'

 

“Oğlumla beraber biz ofise gittik. Eşim başını masaya koymuş vaziyette duruyordu. İlk önce olayın şoku ile uyuduğunu düşündüm. Önden baktığında kanı çok fark etmedim. Daha sonra sandalyenin arkasında kan birikintisini gördüm. Oğlum babasını o halde gördü. O günden sonra devletin failleri bulacağını düşündük. Ama oğlumda o halde gördüğü babasının katillerini bulamayan devlete karşı güvenini kaybetti.  Masada öylece duruyordu. Yanı başında seccadesi serili, ayakları çıplaktı, çantasını toparlamış masaya bırakmıştı, eve gelmek üzere hazırlığını yapmıştı.”

 

'Cinayeti planlamışlar…'

 

“Daha sonra emniyette iş yerine ait görüntüleri izledik. Eşim ofisten çıkmak isterken bu katillerden  Rizvan Ezbulatov  büro telefonunu aramış, o telefonda iken daha önce referans ile eşimle görüşen tetikçi Murat Aluç kapıyı çalmış. Eşimin bir huyu vardı kapıyı açar, tanıdık biri ise direkt içeri önden giderdi. Aynı şekilde telefonu masaya bırakarak, kapıyı açmış içeri gitmiş, masasına oturmuş. O esnada, tetikçi silahı doğrultmuş Medet elini yüzü hizasına kadar kaldırmış parmaklarının arasından kurşun boynunda şah damarına isabet etmiş, ardından ikinci kez boynuna sıkmış. Başı masaya düşünce gelip bir de ensesinden sıkmış. Eşim çok iyi bir insandı. O tetikçi onun 10 dakika gözlerine bakarak sohbet etse ona kıyamazdı. Ama bunu bildiği için direkt ateş etmiş.”

 

'Yurt dışına kaçmalarına nasıl göz yumuldu?'

 

“Cinayetten sonra bu şahıslar nasıl bulunamadı, kimlikleri tespit edildi. Yurt dışına çıktıkları, İstanbul’da oldukları söylendi. Bu kişilerin kaçmasına kimkimler yardım etti. Devlet bunu nasıl çözemiyor? Ya da bu katillerin kaçmasına nasıl göz yumuldu? Bunların üzerine gidilemedi.”

 

'Yazıcıoğlu ile yakın arkadaştı'

 

“Eşim rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile yakın arkadaştı. Onu aradığı zaman Yazıcıoğlu ikilemez, çoğu zaman kendisi çıkar gelirdi. Yazıcıoğlu geçirdiği helikopter kazasından kısa bir süre önce eşimle arabada baş başa bir görüşme yapmıştı. Devlet onun da ölümünü çözemedi. Eşimin katillerinden Murat Aluç,  2009 yılında Karadeniz’de Çeçen  gecesi düzenleyen ve eşimi de davet eden Adnan Aluç’un kardeşidir. Bu bağlantıların araştırılması gerekiyor. Ayrıca eşimin öldürülmesinden iki ay önce koruma polisinin silahları hakkında idari soruşturma olduğu gerekçesiyle alındı.

Bu da dikkat çekiciydi. Bunların hiçbiri incelenmiyor. Neden silahlarını aldılar. Çok iyi niyetli, gözü gönlü bol bir insandı. Kin gütmezdi. Çeçenler için çok mücadele verdi. Bir dönem odasında ortam dinleme cihazı böcek buldu. Daha sonra o böceği Çeçen uyruklu olan birinin koyduğunu tespit etti. Bu kişi Rusya’ya iade edilecekti. İade edilmemesi için çok uğraştı. Ona 'neden sana bunu yapıyorsun, seni dinlettirdi. Bunu nasıl göz ardı ediyorsun' dedim. Ama onu umursamadı. Korumak istedi.

Tüm hayatı Çeçen mücadelesi için geçti. Ayrıca hiç kimseyi ayırmazdı, Kürtmüş, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş herkese eşit mesafedeydi. Bu yüzden de iyi ilişkileri ve çevresinde sözü geçen biriydi. Eşim faili belli faili meçhule kurban edildi.”