Ekonomi

Merkez Bankası perde arkası: Kritik isim Uğur Namık Küçük; Ağbal döneminin beyniydi; Temmuz’dan beri rahatsızdı

14 Ekim 2021 12:03
Barış Soydan

Güne Resmi Gazete’de yayımlanan Merkez Bankası’nda görev değişikliği kararı ile uyandık. Merkez Bankası Başkan Yardımcıları Uğur Namık Küçük ve Semih Tümen ile Para Politikası Kurulu üyesi Abdullah Yavaş görevlerinden alındılar.

Görevden alınanlar arasında en önemli isim bence Uğur Namık Küçük. Küçük’ün görevden alınmasında da Külliye’nin istekleri doğrultusunda izlenen para politikasına muhalefetinin etkisi büyük.

Küçük’ün Merkez Bankasını gerçekleştirdiği son yatırımcı toplantısına katılmadığını ve bunun yatırımcıların dikkatini çektiğini daha önceki bir yazımda belirtmiştim. Küçük önceki toplantılarda Merkez Bankası adına soru cevap kısmının yükünü üstlenen isimdi. Eksikliği yatırımcılar tarafından, Küçük’ün son faiz indirimi kararına karşı çıktığı için onu savunmak istemediği şeklinde yorumlanmıştı. Ama Küçük’ün izlenen para politikasına dair rahatsızlığı son faiz indiriminden ibaret değil.

Küçük’ün Merkez Bankası’nın Temmuz ayı enflasyon raporunda açıklanan yıl sonu tahmini konusunda Başkan Şahap Kavcıoğlu ile görüş ayrılığına düştüğü ve ondan sonra yatırımcı toplantılarına katılım konusunda daha isteksiz davrandığı konuşuluyor.

Küçük, Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü'nün verilerinden hareketle, enflasyon raporunda yayımlanacak tahmin patikasının aradan bir hafta geçmeden açıklanacak Temmuz ayı enflasyon verisinin çok altında kalmasından ve bankanın büyük itibar kaybına uğramasından endişe ediyordu. Nitekim enflasyon sadece Temmuz değil Ağustos ve Eylül aylarında da tahmin patikasının öngörü belirsizlik aralığının üst sınırını bile aştı.

Küçük ve Tümen’in, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınma sürecinin apar topar bir biçimde gerçekleştirilmesine karşı çıktığı ve yazın “tayini çıkan” yüz kişilik son taşınma grubuna ilişkin yönetim kurulu kararını imzalamadıkları da konuşuluyor.

Uğur Küçük başkan yardımcılığına eski Başkan Murat Çetinkaya döneminde getirilmişti. Aslında o gidince ayrılmak istedi. Çetinkaya’nın halefi Murat Uysal çok ısrar etti, kaldı. Kararlarda hep konvansiyonel tarafta oy kullandı. Eğitimi çok iyiydi. İtalya’da Hazine Bakanlığı’nda çalışmıştı. Türkiye’de de finans sektöründe yöneticilik yapmış, tanınmış bir isimdi. Hem teori hem pratik gücü vardı.

Özellikle eski Başkan Naci Ağbal’ın her hareketinin ve her sözünün, iletişimdeki her cümlesinin ardında bizzat Uğur Küçük vardı. O dönemde en kritik aktör oydu.

Küçük’ü önümüzdeki dönemde finans sektöründe etkili pozisyonlarda görebiliriz…

Semih Tümen ise başkan yardımcılığına henüz yeni, Kavcıoğlu’nun başkanlığı döneminde getirildi. Garip olan, kısa bir süre önce Financial Times, Eurasia gibi kaynaklarda Kavcıoğlu’nun görevden alınacağı, yerine Tümen’in getirileceği yönünde haberler çıkmasıydı.

Anlatılana göre Kavcıoğlu bu haberlerden rahatsız oldu ve bu haberlerin bankaya zarar verdiğini dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anlattı.

Kısacası Tümen’in başkanlığa getirilebileceği haberleri doğru değildi. Financial Times muhtemelen, Tümen’i başkan yapma hayali kuran kimi çevreler tarafından kullanıldı.

Sonuçta Tümen göreve getireli daha birkaç ay olmuşken bizzat getiren Başkan görevden aldı. Bunun Merkez Bankası tarihinde örneği yok.

Para Politikası Kurulu üyeliğinden alınan Abdullah Yavaş ise Amerika’da akademide görev yapan bir iktisatçı, keyfi yerinde. Ama Para Politikası Kurulu’nun hafızası konumundaydı. Bir kaynağım, “Onun görevden alınması da bu hafızayı yok etme amaçlı bence” yorumu yaptı.

Abdullah Yavaş’ın daha konvansiyonel veya Türkçesi ile kitabına uygun bir para politikasından yana olduğu ve aceleci faiz indirimlerine karşı çıktığı biliniyordu. Politika faizinin 100 baz puan indirildiği son toplantıya Covid hastalığı nedeniyle katılamamış ve Amerika’dan rapor göndermişti. Bununla birlikte Merkez Bankası çevrelerinde Covid’in faiz indirimine imza atmamak için bir gerekçe olup olmadığı merak edilmişti.

Uğur Namık Küçük, Semih Tümen ve Abdullah Yavaş’ın birlikte gönderilmesi, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşüp fotoğraf verdikten sonra yapılması, bu sürecin olumsuz manada çok “oryantal” şekilde yönetildiğini de gösteriyor. Soğuk ve teknik bakışın egemen olması gereken Merkez Bankası’nın yönetimine duygular, “imajlar” karışmış durumda.