Gündem

KSA: Trump 80 dakika da konuşsa ABD'nin durumu değişmiyor

Alman parlamentosundaki Yahudi Soykırımı'nı anma etkinliği ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusa Sesleniş konuşmasının yankıları Alman gazetelerinde öne çıkan yorum konuları.

01 Şubat 2018 03:05

Alman parlamentosunda düzenlenen Yahudi Soykırımı’nı anma etkinliğinde Holokost'tan kurtulmuş olan 92 yaşındaki Anita Lasker-Wallfisch’in anlattıkları ayakta alkışlandı. Aachener Zeitung gazetesi bu konuşmadan yola çıkarak, Almanya'da nelerin unutulmaması gerektiğine işaret ediyor:

"Auschwitz ölüm kampından sağ kurtulan Anita Lasker-Wallfisch parlamentodaki anma toplantısında yaptığı etkileyici konuşmada sağ popülist Almanya İçin Alternatif Partisi (AfD) milletvekilleri tarafına baktığında aklından neler geçirdi bilinmez. Bildiğimiz tek şey Auschwitz Toplama Kampı'ndan kurtulmuş olan bu 92 yaşındaki kadının, yaşadıkları hakkında bizzat bilgi veren ender kişilerden biri olduğu. Yakın bir zamanda o dönemin görgü tanıkları da kalmayacak. Ondan sonra da yaşananları anımsamamız için elimizde ‘sadece' belgeler kalacak. AfD'nin Thüringen Eyaleti Şefi Björn Höcke ne demişti? ‘Biz Almanlar, yani Alman halkı, dünyada başkentlerinin tam ortasına bir rezaletin anıtını diken tek halkız'. Bununla kastettiği şey, Federal Meclis'e çok yakın mesafedeki Soykırım Anıtı'ydı. Ama asıl rezalet Höcke'nin sarf ettiği sözler! Bizim bu sözleri de unutmamamız gerekiyor.”

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre'de yaptığı ilk 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında "Bütün Amerikalıların tek bir takım ve tek bir aile olduğunu" söyledi. Trump herkesi "daha güvenli, güçlü ve onurlu bir Amerika için el ele vermeye" çağırdı. Kölner Stadt-Anzeiger yorumunda bu konuşmadan olumlu bir sonuç çıkarmıyor:

"Yurtseverlik hamasetinin üzerindeki perdeyi kaldırdığınızda ulusun durumuna ilişkin karamsar bir tablo ortaya çıkıyor. Martin Luther King'in öldürülmesinden yarım yüzyıl sonra ABD toplumu uzun zamandır olmadığı kadar bölünmüş durumda. Burada suç sadece Donald Trump'ın değil, ama onun agresif ve yalanlarla dolu politikaları bu duruma gelinmesine katkıda bulundu. Seksen dakikalık bir konuşma da bu durumu değiştirmiyor.”

Saarbrücker Zeitung gazetesinin yorumu da benzer içerikli:

"Donald Trump konuşmasında iki ayrı mesaj verdi: Amerika doğru yolda ve sadece güçlü değil, gücünü cesurca kullanmaya da hazır. ABD Başkanı bunun sadece ve sadece Beyaz Saray'daki iktidar değişikliğiyle alakalı olduğunu halka izah etmeye çalıştı. Bu, kendini dev aynasında görmekten bir türlü vazgeçemeyen benmerkezci birinin bakış açısıdır. Geriye sadece ülkesinin onun ardından gitmeyeceğini ümit etmek kalıyor."

Südwest-Presse adlı gazete de üstü kapalı olarak Trump'ı eleştiri oklarının hedefine koyuyor:

"Bir toplumun insancıl niteliği o toplumun yasalarını ihlal edenlere karşı nasıl bir tavır gösterdiği ile ölçülür. Şüpheli kişileri düşmanmış gibi algılayarak onların elinden temel haklarını gasp etme eğilimi dünya çapında revaçta. Ünlü hukukçu Carl Schmitt'in Düşman Ceza Hukuku diye ortaya attığı kavram Nazi yargı sistemine örnek olmuştu. Şimdiki otokrat yöneticiler de buna benzer gerekçelerle tutukluları adil yargılanma ümidinin kalmadığı zindanlara dolduruyorlar. İşte dünyanın hâlâ en güçlü adamı pozisyonundaki kişinin verdiği olumsuz örneklerle bu yöneticiler cesaretlendirilmiş oluyor.”

ÇA,BÜ,CÖ

© Deutsche Welle Türkçe