Gündem

Kayyım atamalarının 5. gününde protestolar devam ediyor: "Sivil itaatsizliğimizi her gün, her alanda göstereceğiz"

Diyarbakır belediye binası önünde açıklama yapmak isteyen HDP'liler polis engeliyle karşılaştı

23 Ağustos 2019 13:02
Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir belediyeleri eş başkanlarının görevden alınarak yerlerine valilerin kayyım atanmasının protestoları 5'inci gününde de sürüyor. HDP’nin bugün de açıklama yapmak için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) binası önü geldi. Polis tarafından çevrelenen grup Lise Caddesi'nde oturma eylemine başladı.
 
Mezapotamya Haber Ajansı'nın haberine göre, Elazığ Caddesi ve yan yollar polis bariyerler trafiğe kapatılırken, tüm yollara TOMA’lar konumlandırıldı. HDP’lilerin, DBB önünde açıklamasına izin verilmezken, Lise Caddesi’ne gelen HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ile birçok milletvekili ve vatandaş, burada oturma eylemi başlattı.
 
 
 
Oturma eyleminin yapıldığı Lise Caddesi de polis bariyerleriyle kapatılırken, yurttaşların açıklama noktasına geçişlerine polis eşliğinde izin veriliyor.

"İçişleri Bakanı yalan söylüyor"

Öğleden sonra görevden alınarak yerine kayyım atanan Selçuk Mızraklı tarafından basın açıklaması yapıldı. Halkın iradesinin gasp edildiği belirtilen açıklamada, "Demokrasi, hukuk suçu işlediler. Ve bütün bunları da hukuken yaptık diyorlar. Büyük bir yalan söylüyor İçişleri Bakanı. Hukuken değil siyaseten yaptılar. Siyasi olarak yenemedikleri rakiplerini, yani HDP’yi ellerindeki devlet aygıtını, devlet şiddetini kullanarak berferat etmeye çalışıyorlar" dendi.
 
Açıklama aynen şöyle:

"Bugün Amed’de Van’da ve Mardin’de sürdürdüğümüz demokratik ve haklı meşru direnişimizin beşinci günü. AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu eliyle bu iktidar büyük bir Anayasal suç işledi. Üstelik Türkiye’nin imzalamış olduğu demokratik uluslararası sözleşmeler açısından da suç işledi. Bu suçu tahammülden işlediler. Planladılar. Ne zamandan beri planlıyorlar? 31 Mart seçimlerinden önce planlamaya başladılar bu suçu işlemek için. Planlı suç daha büyük suçtur, en büyük suçu işlemiş oldular. Halkın iradesini gasp ettiler. Halkın alın teriyle çalışarak ana sütü gibi helal olan oylarıyla seçtiği belediye başkanlarımızı görevden aldılar. Demokrasi, hukuk suçu işlediler. Ve bütün bunları da hukuken yaptık diyorlar. Büyük bir yalan söylüyor İçişleri Bakanı. Hukuken değil siyaseten yaptılar. Siyasi olarak yenemedikleri rakiplerini, yani HDP’yi ellerindeki devlet aygıtını, devlet şiddetini kullanarak berferat etmeye çalışıyorlar. Bir darbe yaptılar. Darbelere karşıyız diye iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi ne yazık ki darbeler partisi haline gelmiştir. Üst üste darbeler yapmaktadır.

İlk yaptıkları darbe 20 Temmuz OHAL ilanıyla gerçekleşti. İkinci darbeleri 4 Kasım 2016’da o dönem eş genel başkanlarımızı, milletvekillerimizi siyasi bir kararla tutukladıkları zaman demokratik siyasete yaptıkları ağır darbedir. Üçüncü darbe de 19 Ağustos’ta üç belediye başkanımızı görevden almalarıdır. Bu siyasi darbe karşısında bu suç karşısında hukuk mücadelemizi adalet mücadelemizi en meşru şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü yasalardan kaynaklanan Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan haklarımız vardır. Bu meşru bir direniş hakkıdır. Anayasal suç işleyenlere karşı kullanılacak bu meşru direniş hakkından halk asla vazgeçmeyecektir. Sivil itaatsizliğimizi göstereceğiz. Her alanda her gün göstereceğiz. Bakın 31 Mart seçimlerinden önce meydanlarda AKP genel Başkanı Erdoğan ‘Eğer bizim desteklediğimizi desteklemezse o zaman seçilenleri görevden alırız’ dedi. Açıkça bunu ilan etti. Bu siyasi darbenin ilk işareti buydu. Nitekim halk boyun eğmedi. Siyasi iradesinin gasp edilemeyeceğini gösterdi. Kürt halkı kendi temsilcilerini seçti. İşte bunu hazmedemiyorlar. Kürt halkının kendi kendini yönetmesini, iradesine sahip çıkmasını kabullenemiyorlar.

Sadece o mu, Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı, çıktı dedi ki, ‘Seçimlerden sonra biz bu 2,5 senelik kayyım politikasını 5 sene daha uygulayalım ortada ne HDP’li kalır ne de HDP’li belediye kalır.' Çıktı açıkça söyledi. İşte bu da teamülden işlenen bir suçtur. Peki bu da yetti mi yetmedi. Bakın dün ortaya çıktı. Bugün kayyım olarak atanmış olan o vali, o utanç figürü 1 Nisan’da daha YSK resmen seçim sonuçlarını tespit etmemişken, belediye eş başkanlarımız mazbatalarını almamışken, 1 Nisan’da verdiği bir dilekçeyle kayyım atanmasını istemiş olduğu ortaya çıktı. İşte bu işlenmiş suçun planlı olduğunu bütün bu belgeler işledikleri suçun büyüklüğünü gösteriyor. Biz bunlar karşısında bu güne kadar diz çöktük mü? Çökmedik. Hiçbir arkadaşımız bu hukuksuzluklar karşısında diz çökmemiştir ve bundan sonra da çökmeyeceğiz. Buna karşı bugün Diyarbakır Van ve Mardin’de tarihe geçecek çok önemli bir iş yapıyoruz. Bu üç ilimizin dışındaki illerin de bu direnişe katılan arkadaşlarımız çok önemli bir iş yapıyor. Dünyanın her yanında demokrasiden yana olan kuruluşlara Türkiye’deki demokrasi, barış, adalet, özgürlük düşüncesinin lokomotifi olduğunu kanıtlıyor. Türkiye demokrasi tarihine, halklar tarihine altın harflerle yazılan bir direniş sergiliyoruz. İrademize sahip çıkıyoruz. Siyasi partimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Dünyanın her yerinde var olan demokrasi güçlerine sesleniyoruz; son beş gündür büyük bir dayanışma gösterdiniz. Bu dayanışmadan vazgeçmeyin. Bu dayanışmayı büyütün. AKP ile MHP’ni ittifakının demokrasi ve Kürt düşmanı olduğunu her yerde konuşmaya devam edin. Bu demokrasi ve hukuk düşmanlarını dünyanın her yerinde teşhir etmeye devam edin. Sizin dayanışmanız bizim için çok değerlidir. Ama sadece bu değil. Türkiye’nin batısından bizlere dayanışma mesajları göndermiş olan, bizimle yan yana yürüyen bütün kuruluşlara, insan hakları kuruluşlara, siyasi partilere, demokratik kuruluşlara yöre derneklerine, sivil toplum kuruluşlara, tek tek yurttaşlarımıza sonsuz teşekkür ediyoruz. Bizler biliyoruz ki demokrasi mücadelesini ancak bu dayanışma ile birlikte yürüyerek büyütebiliriz. Hak ve barış mücadelesini ancak birlikte büyütürsek kazanabiliriz. Bulunduğunuz her yerde bu suçları, bu demokrasi suçlarını teşhir etmeye devam edin. El ele verirsek bu faşist iktidar karşısından Türkiye’de adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesini en hızlı şekilde kazanabiliriz.

Bundan sonraki günlerde de bu mücadeleye devam edeceğiz. Bütün bulunduğumuz illerde bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Ta ki başarı elde edene kadar. Çok haklı bir yerde duruyoruz. İlk defa bu kadar geniş bir dayanışmayı görüyoruz. Bu mücadeleyi büyütme zamanıdır. Dünya tarihine örnek oluşturacağız. Önümüzdeki günler daha kararlı, daha örgütlü mücadelemizi büyüteceğiz. Elbette kazanacağız."

Diyarbakır'da protestoların beşinci gününde gerçekleştirilen oturma eyleminden kareler: