Gündem

'IŞİD, kaçırma faaliyetlerini Türkiye’nin içine kaydıracak'

Taraf yazarı Amberin Zaman, IŞİD'in gazetecileri nasıl kaçırdığını ve gazetecilerin yapması gerekenleri anlattı

28 Kasım 2014 20:40

Taraf gazetesi yazarı Amberin Zaman, IŞİD'in gazetecilere yönelik kaçırma faaliyetlerinin sınır bölgelerinin Türkiye'nin içine doğru kaydıracağını öne sürdü. Bir büyükelçilik çalışanının kendisine "Suruç civarında tehlike büyük; IŞİD kaçıracak gazeteci kolluyor. Hedeflerin başında Batı medyası çalışanları var. Sınırın 20 kilometre içerisine kadar durum kritik, gitmemenizi öneririz" dediğini aktaran Zaman, bölgeye gidecek gazetecilere de önerilerde bulundu. 

Amberin Zaman'ın "Gazetecilerin önündeki en büyük tehlike" başlığıyla  Taraf gazetesinde yayımlanan (28 Kasım 2014) yazısı şöyle: 

 

Dün sabah Ankara’da bulunan, ve isminin verilmesini istemeyen bir Batı devleti büyükelçiliğinden telefon geldi. Hattaki diplomatın sesi endişeliydi. “Sınıra gitmeyi planlıyorsanız aman dikkat” dedi. “Suriye sınırından mı bahsediyordu?” “Evet” dedi. Ve ekledi: “Özellikle Suruç civarında tehlike büyük; IŞİD kaçıracak gazeteci kolluyor. Hedeflerin başında Batı medyası çalışanları var. Sınırın 20 kilometre içerisine kadar durum kritik, gitmemenizi öneririz.” Gelen istihbarat raporlarında IŞİD’in kaçırma faaliyetlerini artık sınır ötesine yani Türkiye’nin içine kaydırmaya planladıkları belirtiliyor.
 
Benzer uyarılar epeydir kulağıma geliyordu. Ankara’da görüştüğüm hükümet yetkilileri birtakım organize çetelerin Hatay, Gaziantep ve Kilis’te bulunan yabancı yardım kuruluş personeline göz diktiğini, ve bir kaç defa güvenlik birimlerinin müdahalesiyle kurtulduklarını anlattılar.
 
Gazeteciler ve yardım kuruluşlarında çalışan elemanlar, özellikle de Batılılar son derece cazip, çünkü örgütlere milyonlarca dolar kazandırıyorlar. Ancak Amerika ve İngiltere fidye ödemeyi reddediyor. Bu yüzden vatandaşları öldürülüyor.
 
Son dönemdeki kaçırma ve infazlar yabancı gazetecileri Suriye’ye Türkiye üzerinden girmekten caydırdı. Suriyeli Kürtlerin yönetiminde bulunan Rojava bölgesi daha güvenli. Ancak Kobani’yle birlikte Rojava da sadece Batılılar değil Kürt gazeteciler için de sakıncalı hâle geldi. Örneğin geçtiğimiz günlerde Kobani’ye giren bir Kürt gazeteci dostum sokak aralarında bulunan IŞİD militanlarının kendisi ve beraberindeki arkadaşlarının fotoğraflarını çektiklerini anlattı. Keskin nişancılardan kıl payı kurtulan arkadaşımı ilk kez bu denli sarsılmış gördüm.
 
Konuyu dün Suriye’de haber yapan Batılı medya kuruluşlarına danışmanlık hizmeti veren bir yabancı güvenlik uzmanıyla görüştüm. Anlattıklarını IŞİD ile ilgili haber yapan tüm meslektaşlarımın not etmelerinde fayda var. Sözü, güvenlik nedeniyle ismini paylaşamayacağım uzmana bırakıyorum.

“Diyelim ki bir gazeteci IŞİD veya diğer bir grubun aleyhinde yazı yazıyor. İnternete girip Google’dan fotoğrafını buluyorlar ve hedef listelerine ekliyorlar. Ve diyelim ki biri IŞİD’e veya El Nusra’ya katılmak istiyor. Kendisini kanıtlaması lazım. Bunu başarmanın en garanti yollarından biri para edecek bir gazeteci veya herhangi başka bir yabancıyı kaçırıp girmek istedikleri gruplara teslim etmek. Yani o kişinin gözünde sen kendi kariyeri için bir fırsat hâline geliyorsun. Eskiden bu olaylar en fazla Reyhanlı yakınlarında Hacıpaşa’da yaşanıyordu ama Kobani olaylarıyla birlikte Urfa Suruç da epey tehlikeli hâle geldi, çünkü çok fazla yabancı ve Kürt gazeteci var. Rehber veya tercüman olarak kullandığınız kişilere çok dikkat etmeniz gerekir. Senden para alır sonra da seni gruplara teslim eder. El Nusra’nın bu şekilde çalıştığına tanık olduk. Şu anda iki İtalyan kadın var ellerinde. IŞİD ise absürt rakamlar istiyor. Örneğin [Ağustos’ta infaz edilen ABD’li gazeteci] Jim Foley için 100 milyon euro istedikleri söyleniyordu. Ödenmesi mümkün olmayan rakamları mahsus istiyorlar.”
 
Irak ve Libya’da da uzun yıllar bulunan danışmanın belirttiğine göre, istenildiği takdirde İstanbul veya herhangi başka bir kentte de gazeteciler kolaylıkla kaçırılabilir.
 
“Normalde altı kişilik gruplar hâlinde gelip sizi arabanızdan ya da yayayken kaçırıyorlar. Ama iki kişi bile yetebilir. Kolları her yere uzanıyor.”
 
İşte durum bu. Gazeteci olarak Türkiye’de yaşadığımız çileler yetmiyormuş gibi bir yenisi eklendi. Uzmanın tavsiyesi: Suriye’ye gitmeyin. İlle de sınırdan haber yapacaksanız görüştüğünüz kişilere dikkat edin. Ve reklam gibi olacak ama ne yapalım. İ-Phone’unuz varsa “Find my friend” yani “arkadaşımı bul” app’ini yükleyin. 3G’li erişim olan bölgelerde son bulunduğunuz yer tespit edilebiliyor. Gerisi Allah’a kalmış. (Bir cevşen bulundurmakta da fayda var.)