Dünya

IŞİD geçmişi yok ediyor

IŞİD Ortadoğu’daki kültür mirasını yok etmeye devam ederken, Irak yönetimi hava saldırıları düzenlenmesini talep ediyor. Berlin'deki Önasya Müzesi Müdürü Markus Hilgert, operasyonun da zarar vereceğinden endişeli.

10 Mart 2015 20:03


DW: Cihatçılar yaptıklarında ciddiler. Ninova ve Nimrud gibi antik çağdan kalma kültür kentlerinden sonra şimdi de Asur medeniyetine de başkentlik yapmış Mezopotamya medeniyetinin Roma istilalarına dayanabilmiş surlarına sahip Hatra kentinin kalıntılarını yok ettiler. Bu bilgisizce yıkımın fotoğraflarına bakıldığında, kültürle ilgisi olmayan bir amatör bile akıl almayacak bir zarar oluştuğunu anlayabilir. Peki, uzman olarak siz ne hissediyorsunuz?

Markus Hilgert: Bizim açımızdan orada olanları anlatacak bir kelime ya da tanımlama bulmanın gerçekten çok zor olduğu bir durum bu. Üstelik sadece araştırmalarımızın sonuçları ve aynı zamanda kültür koruma çabalarımız olan objeler yıkılıp ya da ağır tehdit altında olduğu için değil, sonu öngörülemeyen kültürel ve insani bir felaket olduğu için de zor bir durum.

DW: Bir yanda IŞİD haydutlarının binlerce yıllık kültür hazinelerini nasıl yıktıklarını, diğer yanda da o bölgede ne kadar sık insanları vahşice öldürdüklerini duyuyorsunuz. Bu kadar sayısız ölü varken, son derece önemli olsalar da hala surları düşünmek doğru mu?

Markus Hilgert: Birini diğerinden ayırmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü kültür, insanca yaşamı, insan kimliğini, devlet ve toplumların kimliğini şekillendiren bir şey. Kültürel yerler, anma yerleridir ve bu yolla bir kimlik sunarlar. Bu nedenle endişemiz ikisi için de geçerli olmalı. İnsanların korunmasına yönelik olmalı ama aynı zamanda tabii ki insanlara bir geçmiş ve kimlik verenlerin korunması için de.

DW: Irak, antik kentlerin korunması için IŞİD'e hava saldırıları düzenlenmesini talep ediyor. IŞİD'in vahşice eylemlerini düşününce bu talep oldukça anlaşılır.

Markus Hilgert: Ben bir asker ya da stratejist değilim. Burada bir şeyleri düzeltmek için hangi araçların yeterli olduğunu bilemiyorum. Ancak kültür varlıklarını koruma söz konusu olduğunda, askeri faaliyetler de kültür eserleri ve antik kentlere zarar verip, yıkılmasına yol açabilir. Ve gerçekten bu bölgede askeri operasyonlar başlatılırsa, o zaman sivillerin korunmaya alınması öncelikli olmak üzere, kültürel yerlerin de koruma altına alınması çok önemli.

DW: Bu ülkelere, askeri müdahale düzenlemeden nasıl yardım edilebilir?

Markus Hilgert: Hiç şüphesiz, güvenlik durumunun iyileştirilmesi bu ülkelerdeki kültür eserlerinin daha iyi korumasını sağlayacaktır. Ve bence burada her şeyden önce siyasi çözümlere ihtiyaç duyuluyor. Bunlardan bağımsız olarak, bir de kültür eserlerinin korunmasına yönelik araştırma bilgilerimizi söz konusu ülkelere ulaştırma imkânımız bulunuyor.

DW: Almanya, kültür eserlerinin korunması için somut olarak ne yapabilir?

Markus Hilgert: Suriye ve Irak'taki meslektaşlarıma, bu durumda ne yapabiliriz diye sorduğumda gelen ilk cevap, “kültür eserlerinin yasadışı ticaretini engellemek için bir şey yapın” oluyor. Federal hükümetin kültür ve medyadan sorumlu bakanı Monika Grütters, kültür eserlerine bir sertifika zorunluluğu getirileceğini açıklamıştı. Böylece, böylesi arkeolojik eserlerin ancak ait oldukları ülkelerin ihracat lisanslarıyla ticari mümkün olabilecek.

DW: Maalesef hala koleksiyonları içinde yasadışı bir parçayı tutan ve bunu ganimet olarak gören insanlar var. Buna karşı ne yapılabilir?

Markus Hilgert: Farkındalık bilincinin gelişiminin çok önemli bir rolü olduğu görüşündeyim. Böyle bir durumda, yasadışı antika bulundurmanın artık moda olmadığı ya da toplum tarafından onaylanmadığının gösterilmesi gerekiyor. Burada söz konusu olanın birçok yönüyle istismara da giren bir suç eylemi olduğu anlaşılmalı.

DW: Dijital bir çağda, böylesi antik kentleri en azından görsel olarak elde tutabilmek için üç boyutlu görünümlerini hazırlamak mümkün mü?

Markus Hilgert: Uygun dijital belgeler hazırlayan bir takım projeler bulunuyor. Bu projelerin, bu alandaki en iyi ya da en iyilerden biri olan gelecek teknolojisi olduğunu düşünüyorum. Ama tabii unutulmaması gereken şey, dijital belgeler sadece o ülkelerde var olan uygun altyapıları ortaya koyar. Ama yine de üç boyutlu dijital görünümlerin en azından bu eserleri belgelemeye hizmet edeceğini düşünüyorum. Her ne kadar fiziksel olarak onları üç boyutlu halleriyle korumak mümkün olmasa da.

DW: Kültür eserlerini yıkanlar sadece cihatçılar değil. Savaşta bu gündelik yaşamın bir parçası durumunda. 2. Dünya Savaşı’nı düşünecek olursak, sadece milyonlarca insan değil, aynı zamanda önemli binalar da kurban edildi. Sonra birçoğu yeniden inşa edildi. Bu Ortadoğu'da da olacak mı?

Markus Hilgert: Şu sıralar uzun vadede ne yapılabileceği düşünülüyor. Ancak şu anda her şeyden önce insani felaketleri önlemek için siyasi çözümler arandığını unutmamalıyız. Bu bağlamda uluslararası toplumun tüm bölgedeki kültür mirasını kurtaracak ve daha iyi koruyacak araç ve yolları bulması gerekiyor. Bu bizi daha bir kaç on yıl daha meşgul edecek bir konu olacak.