Gündem

İngiltere'de azınlık hükümetleri 'uzun süre dayanamıyor'

İngiltere'deki King's College'dan Kamu Yönetimi Profesörü Vernon Bogdanor, The Daily Telegraph gazetesine İngiltere'deki azınlık hükümetlerinin tarihini yazdı.

29 Nisan 2018 20:30

İngiltere'deki King's College'dan Kamu Yönetimi Profesörü Vernon Bogdanor, The Daily Telegraph gazetesine İngiltere'deki azınlık hükümetlerinin tarihini yazdı.

"Azınlık hükümetlerinin iyi bir sicili yok" başlığıyla yayınlanan makalede 1918'den beri İngiltere'de seçimlerin ardından yalnızca üç azınlık hükümeti kurulduğunu ve bunların üçünün de İşçi Partisi tarafından kurulduğu yer aldı.

İlk olarak 1924 yılında 10 ay süren bir azınlık hükümeti olduğunu yazan Bogdanor, 1929'daki hükümetin ise iki yıl dayanabildiğini hatırlattı.

Bogdanor'a göre hükümetin düşmesinin nedeni kamu harcamalarıyla ilgili tartışmalardı.

Vernon Bogdanor makalesine şöyle devam etti:

"Bir sonraki azınlık hükümeti Şubat 1974'teydi.

"İşçi Partisi Ekim ayında çoğunluğu almak için erken seçime gitti ve 3 sandalye farkla çoğunluğu sağladı.

"1976'da ise ara seçimler ve partiden ayrılanlar nedeniyle çoğunluğu kaybetti. Mart 1977'de İşçi Partisi Liberaller ile bir ittifak kurarak tekrar çoğunluğa ulaştı fakat 1978'da tekrardan çoğunluğu kaybetti. 1979'da ise iktidara Margaret Thatcher geldi.

"Thatcher'ın ardından Muhafazakar Parti 1992'de 21 sandalye farkla çoğunluğu sağladı ancak 1996'da ara seçimlerdeki kayıplar nedeniyle çoğunluğu kaybetti. Bir yıl sonra İşçi Partisi iktidarı büyük bir farkla geri aldı.

"Tarihteki azınlık hükümetlerinden hiçbiri İngiltere ekonomisinin sorunlarını çözecek adımlar atamadı.

"1920'lerdeki azınlık hükümetleri kitlesel işsizlik karşısında, 1970'teki azınlık hükümeti ise sendikalar karşısında çaresizdi.

"Theresa May, halkın çoğunluğunun Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı vermesine rağmen Avam Kamarası'nın yüzde 75'inin AB'de kalma yanlısı olmasından rahatsızdı. Erken seçime giderek bu durumu değiştirmek ve elini güçlendirmek istiyordu. Fakat sonuç tam tersi oldu, Avam Kamarası'nda AB yanlılarının oranı daha da arttı.

"Parlamento'nun iki kanadı da muhtemelen AB ile Norveç gibi bir anlaşmaya, yani İngiltere'nin ortak pazara erişiminin olduğu, bunun karşısında AB hukukunu kabul ettiği fakat AB üyesi olmadığı için bu hukuku oluşturmada söz sahibi olamadığı bir anlaşmayı savunma eğilimi gösterecek.

"Seçim İrlanda sorununu da tekrardan açtı. İngiliz hükümeti İrlanda'da tarafların arasında imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması'nın garantörü olarak İrlanda'daki taraflar arasında tarafsız olması gerekiyor. Ama şimdi hükümet bu taraflardan biri ile ittifak kuracak.

"2017'deki genel seçim iki temel konu olan Avrupa Birliği ve İrlanda sorunu konularını çözmenin aksine bunların çözümünü daha da zorlaştırdı."