Ekonomi

ING Bank: Cari açığın GSYH'ye oranı bu yıl yüzde 5.9 olacak

İstanbul, 9 Ekim (DHA) – ING Bank’ın Aylık Ekonomik Bülteni’nde, 2019’da Türkiye ekonomisinde büyümenin “hafif pozitif” olacağı ve cari açıktaki iyileşmenin de devam ederek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranla bu yıl yüzde 5

09 Ekim 2018 14:18

İstanbul, 9 Ekim (DHA) – ING Bank’ın Aylık Ekonomik Bülteni’nde, 2019’da Türkiye ekonomisinde büyümenin “hafif pozitif” olacağı ve cari açıktaki iyileşmenin de devam ederek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranla bu yıl yüzde 5.9, gelecek yıl ise yüzde 2.9 olacağı öngörüldü.
ING Bank Ekonomik Araştırmalar Grubu’nun yayınladığı Ekim bülteninde, söz konusu öngörünün “piyasa beklentilerine yakın gerçekçi enflasyon” öngören Yeni Ekonomik Program’ına (YEP) bağlı olarak yapıldığı belirtilirken, şu değerlendirmeler yer aldı:
“Harcamalarda önemli boyutta bir kesintiyle merkezi yönetim bütçe açığının GSYH’ye oranının önümüzdeki üç yıllık dönemde yüzde 2.0’nin altında kalmasını ve faiz dışı fazlanın GSYH’ye göre büyüklüğünün bir artış trendiyle 2021’de yüzde 1.3’e ulaşarak 2016 öncesine dönmesini hedefleyen YEP’te, mali hedeflere dair detayların 2019 bütçesinin hazırlanmasıyla birlikte tamamlanıp duyurulması öngörüldü.
“Bu şartlar altında hızla zayıflayan iç talebe bağlı olarak büyüme görünümünde güçlenen aşağı yönlü riskleri dikkate alarak 2019’da büyümenin hafif pozitif olacağını düşünüyoruz. Cari açıktaki hızlı iyileşmenin ise devam ederek GSYH’ye oran olarak bu yıl yüzde 5.9, gelecek yıl ise yüzde 2.9 olacağını öngörüyoruz.”
Eylül ayı enflasyonunun ardından Ekim’deki enflasyon verisine göre düzeltilmiş reel politika faizinin yeniden eksiye dönmesinin, Ekim’de Para Politikası Kurulu’nun yeni adımlar atma beklentileri oluşturduğuna dikkat çekilen bülten, şu şekilde devam etti:
“Son dönemde diğer gelişmekte olan ülkeler gibi güçlü dolar ve artan dolar borçlanma maliyetlerinden etkilenen yurtiçi piyasalarda, Türkiye’ye yönelik artan risk algısı önemli ölçüde zayıfladı. Bu gelişmelere karşı karar alıcılar, öncelikle Eylül PPK’sında (Merkez Bankası Para Politikası Kurulu) fiyat ve finansal istikrara dair artan risk algısına karşı sert bir faiz artışıyla güçlü bir mesaj verdi. Dolayısıyla, piyasalarda yaşanan oynaklığın iç talepte yaratacağı olası risklere ve tüketim ve yatırım davranışlarına olumsuz etkilerine rağmen Merkez Bankası’nın bu adımı, önceliğin enflasyon görünümünün kontrol altına almak olduğuna işaret etti. Ancak beklentilerin çok ötesindeki Eylül enflasyonunun ardından gerçekleşen enflasyona göre düzeltilmiş reel politika faizinin yeniden eksiye dönmesi, MB’den Ekim PPK’sında yeni bir adım gelebileceği beklentilerine yeniden ağırlık kazandırdı.” (Grafik)