Ekonomi

IMF'nin çifte standardı

Asya ve Latin Amerika ülkeleri yardım istemek zorunda olmadıklarına şükrediyor. Avrupa’da ise Uluslararası Para Fonu (IMF) olmadan olmuyor. IMF'nin Yunanistan ile neden bu kadar yakından ilgilendiğini uzmanlara sorduk.

30 Ağustos 2015 18:29


Yunanistan 25 milyar dolarla Para Fonu'nun en büyük kredi müşterisi. Almanya'nın Kiel kentindeki Dünya Ekonomisi Araştırma Enstitüsü'nün küresel ekonomi uzmanı Rolf Langhammer IMF'in Yunanistan'daki mali angajmanının köprüleri atmaya imkan tanımadığını ve Fon'un alacaklarından vazgeçemeyeceğini söyledi.

Aynı zamanda Almanya hükümetine de danışmanlık yapan Langhammer Para Fonu'nun 188 üyesinin Yunanistan'a bu kadar fazla kredi açılmasından memnun olmadığını belirtiyor.

Rolf Langhammer: “Para Fonu tavizsiz kredi politikasını kalkınma halindeki ülkelere zorla uygulattı. Yunanistan'a çifte standart uygulanması kalkınma halindeki ülkelerin hoşuna gitmiyor. Bu ülkelerin nezdinde Yunanistan OECD üyesi ve zengin bir Avrupa ülkesi. Neden bir Euro ülkesine bizden destek isteniyor? diyorlar.”

‘IMF borç affına da ortak olmalı'

Profesör Langhammer bu serzenişin hiç de haksız olmadığını şöyle vurguluyor:

“Latin Amerika ülkeleri 1980'li yıllarda borç krizine sürüklendiğinde, ‘borçların bir kısmını af edersek silmediğimiz borçları geri ödeme gönüllülüğü artar' denmişti.”

Para Fonu Başkanı Christine Lagarde aynı formülü şimdi Yunanistan için de istiyor. Lagarde 14 Ağustos'ta, Yunanistan'ın Avrupalı ortaklarından, alacaklarının önemli bir bölümlünü affetmelerini beklediklerini söylemişti.

Bir kalkınma politikası kuruluşunun genel koordinatörlüğünü yapan Jürgen Kaiser Para Fonu'nun Yunanistan'a verdiği kredinin yanmasından endişe ettiği için Euro Bölgesi ülkelerinden feragat beklediğini söylüyor.

Jürgen Kaiser: “Para Fonu, ‘yardım programına ortak oldun, neden borç affına da ortak olmuyorsun?' denmesinden edişe ediyor. Anlaşmalarda Para Fonu'a alacaklar konusunda ayrıcalık tanıyan herhangi bir madde bulunmuyor. Bu durumda borç tıraşının kreditörler arasında nasıl paylaştırılacağı sorusu önem kazanıyor. Bayan Lagarde'nin Avrupalı alacaklılardan fedakarlık beklerken sesini yükseltmesi bundan. ‘Tek taraflı borç affı istiyorsan, öyleyse neden peki 2012 yılında yardım programına ortak oldun?' diye sorulmasından çekiniyor.”

Maksat, zaman kazanmak

Jürgen Kaiser, Para Fonu'nun üçüncü yardım programına katılma ihtimalinin yüksek olmasına rağmen borç affı faslının henüz kapanmadığı görüşünde.

Jürgen Kaiser: “Kreditörler yardım anlaşmasıyla zaman kazanmaya çalıştılar. Yaz aylarında atılan adımların hepsi ‘son tarih' şartını taşıyordu. Sonbaharda da Yunanistan'dan atması istenen adımlar için yeni bir ‘son tarih' verileceğinden eminim.”

Borç yükünü kaldırma yeterliliğinin tarifinde Para Fonu ile Avrupa İstikrar Mekanizması arasında geçen hafta mutabakat sağlandı. Buna göre artık birikmiş borçların tutarı değil, vadesi dolan faiz ve taksitleri kaldırabilme yeterliliği esas alınacak. Avrupalı ortakları, Yunanistan'a tanınan kolaylığın Para Fonu'na ödeme yapmasını kolaylaştırdığını söylüyorlar. Profesör Rolf Langhammer borçların ödenmesine odaklanmaktan vazgeçilmesinde geç bile kalındığını söylüyor. Langhammer, şirket kredilerinin tahsiliyle devlet borçlarının ödenmesinin aynı şey olmadığını şöyle izah ediyor:

“Durmadan borçların kapatılacağından söz ediliyor. Bu tek bir kredi için geçerli olabilir. Ama burada zincirleme krediler söz konusu. Devlet, bir işletmeden ya da özel şahıstan farklı olarak sonsuza uzanan yatırım objesi gibidir. Yer yarılsa Yunanistan devleti ayakta kalacaktır. Ekonomi teorisi açısından bir ülkenin borcunu ödeyeceğini söylemek saçmalıktır. Önemli olan bir ülkenin borç yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirebilmesidir. Böyle bakınca borç – alacak ilişkisinin karakteristik özelliği tamamen değişiyor.”