Gündem

HDP'li vekillerin tutuklanması Brüksel'de nasıl yankı buldu?

Eş başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu HDP'li milletvekilleri dün tutuklandı

05 Kasım 2016 01:42

Berza Şimşek

Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa ülkeleri sık sık, Türkiye'de özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşanan bazı gelişmeleri insan hakları ve özgürlükler açısından kaygı verici bulduklarını açıklıyor.

Türk hükümeti ise gelişmelerle ilgili "FETÖ ve PKK gibi örgütlerle ile mücadele ettiğini" belirtiyor ve Avrupa'yı "Türkiye'nin mücadelesini anlamamakla" eleştiriyor.

Son olarak HDP'nin eş genel başkanları dahil bazı milletvekillerinin gözaltına alınması ve tutuklanması da Avrupalı yetkililer ve Ankara arasında gerilime neden oldu.

Türkiye'deki gelişmelere ilişkin AB'nin tavrı, üyelik süreci nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.

Peki AB'nin başkenti Brüksel'den bakıldığında, Türkiye'deki gelişmeler nasıl değerlendiriliyor? Bunu, Financial Times Brüksel büro şefi Alex Barker'a sorduk.

"Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'de demokrasinin durumuyla ilgili ciddi endişeler var" diyen Alex Barker, Cumhuriyet gazetesine operasyon ve HDP'li milletvekillerinin gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarının AB'li siyasetçilerin Türkiye ile ilişkilerine bakışlarını değiştirdiğini söylüyor:

"Avrupa Birliği'nde, özellikle Avrupa Parlamentosu'nda, Türkiye'nin AB'ye giriş müzakerelerinin askıya alınması yönündeki çağrılar git gide artıyor. Ancak Avrupa Komisyonu ve başkentler bunu kendileri yapmaya isteksiz olacaklardır.

"Üst düzey pek çok diplomat bunun önümüzdeki aylarda kaçınılmaz olabileceğinin farkındalar, ancak bunu AB'den ziyade Türkiye'nin yapmasını tercih edeceklerdir. Bu yüzden dün AB'li yetkililerin güçlü eleştirilerde bulunduklarını ancak üyelikle ilgili açıkça tehditten kaçındıklarını görüyoruz."

Avrupa Parlamentosu raportörü Kati Piri son olarak "Avrupa Birliği, Türkiye ile üyelik müzakerelerini askıya alsın" çağrısı yaptı.

Almanya ve İngiltere Dışişleri Bakanları ise eleştirilerin yanı sıra "Türkiye'nin AB için Orta Doğu'da önemli bir aktör" olduğuna dikkat çekti.

Barker'a göre, Avrupa Birliği, Ankara'ya yönelik eleştirilerini belli bir seviyede tutmaya çalışıyor.

Barker bunun iki nedeni olduğunu söylüyor:

"Türkiye'yi eleştirmekte ketum davrandılar çünkü AB ve özellikle Almanya göçmen meselesi konusunda Türkiye'yi bir ortak olarak görüyor. Tehditlerin işe yaradığından emin değiller. Bu yüzden kamuya açık eleştirilerinde daha ihtiyatlı davranıyorlar. Her halükarda ne söylediklerinin Türk politikasında çok da etkisi yok artık."

"AB'nin Ankara hükümeti üzerindeki siyasi etkilerinin yoğun olduğu günler geride kaldı" diyen Barker, ekonomik ilişkilerinse hâlâ her iki taraf için de önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor:

"Ama AB yetkilileri, Türkiye'de olup bitenler yüzünden bu ilişkileri riske atacak gibi gözükmüyorlar."

Peki AB'nin Türkiye'ye yönelik eleştirilerindeki ihtiyatlılığın sınırı neresi?

Barker'a göre bunun cevabı, idam cezasının geri gelmesi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde sıklıkla idam cezasının ülkeye yeniden getirileceğini söylüyor.

Erdoğan Cumartesi günü yaptığı bir konuşmada, "Yakın yakın… Merak etmeyin, inanıyorum ki idam teklifi Meclis'ten geçecek. Ben de onaylayacağım" demişti.

Barker, "Eğer Türkiye idam cezasını getirirse, Avrupa Birliği'ne giriş sürecinin askıya alınması kuvvetle muhtemel" diyor.