Gündem

Göç krizi AB'nin sonunu mu getirecek?

Göç meselesi kıtanın hem güneyi ile kuzeyini hem de doğusu ile batısını karşı karşıya getiriyor, Schengen anlaşmasını tehlikeye atıyor. Bugünkü AB zirvesinde liderler göç merkezlerini Afrika ülkelerine taşıma gibi yeni önerileri de görüşecek. BBC Avrupa E

28 Haziran 2018 08:12

Avrupa Birliği karşıtları AB'nin sıkıntılı günler yaşamasından memnun olabilir ama Perşembe günü Brüksel'deki AB liderler zirvesi öncesinde Avrupa Birliği yanlıları da AB'nin geleceğine dair endişelerini dile getirmeye başladı.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker "AB içindeki kırılganlık artıyor. Çatlakların boyu büyüyor" diyor.

Son haftalarda yeni İtalyan hükümetinin Akdeniz'de göçmenleri taşıyan bir sivil toplum kuruluşu gemisini ülkeye kabul etmemesi dikkatleri üzerine geçse de Juncker haklı: AB'deki yarıklar daha derin ve daha geniş.

Göç meselesi kıtanın güneyi ile kuzeyini karşı karşıya getiriyor.

İtalya ve Yunanistan, kıtaya gelen göçmenlere karşı yalnız bırakılmaktan şikayetçi. Kuzeydeki ülkeler ise onları denizlerde yeterli devriye faaliyeti yürütmemek ve göçmenlerin karadan kuzey ülkelerine gitmesine izin vermekle suçluyor.

Göç sadece kuzey güney ekseninde değil, doğu batı ekseninde de gerilime yol açıyor.

Orta ve Doğu Avrupalı yeni üyeler İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Batı Avrupa'daki "hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" fikrine hiçbir zaman katılmadı.

AB içi dayanışma veya sorumluluk alma gerektiğinde bu üyeler bunlara karşı çıkıyor. İtalya ve Almanya göçmenleri kotalarla AB üyelerine dağıtmak istediğinde buna sert bir şekilde karşı çıkmışlardı.

Avrupa'ya yasadışı yollarla gelen göçmenlerin sayısı azalmış olsa da seçmenlerin bu konudaki toleransı da azaldı.

AB'nin farklı ülkelerinde göç karşıtı politikacıların güçlenmesi, Macaristan'daki Victor Orban veya Avusturya'daki Sebastian Kurz gibi göç karşıtlarına cesaret veriyor.

Kurz Pazar günü altı aylık AB dönem başkanlığı koltuğuna oturacak ve göçü öncelikli konuları arasına alacak. "Göçmenleri dışarda tutmak" Avusturya'nın temel hedefi.

Avrupa'nın en güçlü lideri Angela Merkel Perşembe günü Brüksel'de bu yükü beraber üstlenme konusunda bastırarak bir sonuç almayı umsa da tek amacı göçmenleri uzak tutmak olan AB liderlerinin sayısı artıyor.

Bu da meseleyi göçün tahrik ettiği diğer bölünmelere getiriyor: Hem ulusal hükümetler içi hem de ülkeler arası.

Almanya bunun en dramatik örneği. Angela Merkel açık kapı politikası nedeniyle ülkesinde zayıfladı.

Eskiden yenilmez olarak görülen Merkel artık içişleri bakanından ültimatom alıyor.

İçişleri Bakanı Horst Seehofer "Brüksel'deki toplantının sonunda Avrupa'daki yasa dışı göçmenlerin Almanya'ya akmasını engelleyecek, kıta çapında ve uygulanabilir bir plan hakkında uzlaşı sağlaman lazım. Yoksa ben tek taraflı olarak Almanya'nın sınırlarını kapatacağım" diyerek Merkel'i tehdit etti.

Avusturya hükümeti de aynı yolda ilerlemeye kararlı olduklarını söyledi. Bu durum, Avrupa'nın en önemli siyasi ve politik projesi olan ve AB içindeki sınırları açan Schengen anlaşması üzerinde bir domino etkisi yaratacak bir depreme yol açabilir.

Bu hem Brüksel, hem de AB'nin ihracat kralı Almanya için bir kabus. Fakat henüz işler o aşamaya gelmedi.

Perşembe günü bir araya gelecek liderler tam bir AB tarzıyla kendilerini bölen konulardansa bir araya getiren konulara odaklanacak.

Göç konusunda Frontex sınır birliklerini güçlendirme konusunda uzlaşmaları kolay.

Ayrıca göçmen merkezlerinin AB dışındaki ülkelere kurulması ve buraya başvuran kişilerden ekonomik göçmen statüsüne girenlerin tespit edilerek geri çevrilmesi, sığınma hakkı verilecek mültecilerinse yasal ve güvenli yollardan kıtaya ulaştırılması konusunda büyüyen bir oydaşma var.

Fakat bu fikirleri ortaya atmak, uygulamaya geçirmekten daha kolay.

Bunun için AB'nin binlerce kilometre uzunluğundaki güney deniz sınırında devreye gezecek çok sayıda birlik lazım. Afrika ve Çad gibi ülkelerden topraklarında göç merkezi kurmak için izin almak gerek. Bu yüzden bu uzak gözüken bir hedef.

Bu sırada Avrupa'ya varan göçmenlere ne yapılacağına dair bir uzlaşı da sağlanmış değil.

Bu da bizi Schengen'e yönelik tehdide geri getiriyor.

Konuştuğum karamsar Alman hükümet kaynakları, Avrupa hükümetlerinin milliyetçileşmeleri nedeniyle Schengen Anlaşması'nın sürmesine 10 üzerinden 3 ihtimal veriyor ve ekliyor:

"Eğer Schengen çökerse bu AB'nin sonunun başlangıcı olur."

Bu siyasi göç krizi nedeniyle AB'nin veya Merkel hükümetinin çöküşünden bahsetmek için erken.

Fakat AB zirvesine liderlik edecek Donald Tusk, "Risk büyük, süre kısa" diyor.