Dünya

Gazzeli annenin 7 Ekim'de doğan bebeğini doyurma mücadelesi

16 Mart 2024 17:50

7 Ekim sabahı, Amal Alabadla karnı burnunda hamileydi ve 18 aylık Noah’la roket seslerine uyandı.

Hamas İsrail’e karşı saldırısına başlamış, binlerce roket atmış ve İsrail jetleri kısa süre sonra misillemelere başlamıştı.

Han Yunus’taki Amal’in neler olduğuna dair bir fikri yoktu. Kaygılıydı, korkmuştu ve sekiz aylık hamileydi. Birden ağır bir kanama başladı. Hastaneye gitmesi gerekiyordu, ancak eşi Gazze dışında, işgal altındaki Batı Şeria’da çalışıyordu ve yalnızdı.

Üç saatlik beklemenin ardından, bulabildikleri ilk taksi şoförü, bir yere kadar götürebildi. Sokaklar ne yapacaklarını, nereye gideceklerini bilmeyen insanlarla doluydu. Bu sırada kanaması hep devam etti.

Mimar Amal, hastaneye ulaştığında derhal sezaryene alındı ve Muhammed artık bir daha eskisi gibi olmayacak bir dünyaya doğdu.

Doğumdan bu yana annesi, hem Muhhamedi hem de iki yaşındaki ağabeyini hayatta tutmak için her gün mücadele ediyor.

Gazze’de yaşayanların yüzde 90’ı gibi Amal ve ailesi sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenemiyor. Sorun özellikle Gazze’nin kuzeyinde büyük. Burada çocukların yüzde 90’ı ile hamile ve emziren kadınların yüzde 95’i ciddi bir gıda sıkıntısıyla karşı karşıya.

Geçtiğimiz günlerde bölgedeki hastaneleri ziyaret eden Dünya Sağlık Örgütü ekibi, çocukların açlıktan öldüğünü açıklamıştı.

Ancak Gazze’nin güneyinde bile bebek maması bulabilmek bir mücadele.

Mama bulma savaşı

BM’nin müdahale ettiği bir çok acil durumda genelde emzirme oranları yüksek. Ancak Gazze’deki kadınların sadece yarısı, doğumdan sonraki altı haftanın sonrasında da emzirmeye devam ediyor.

UNICEF’in acil durumlarda çocuk beslenmesi danışmanı Anu Nayaran “Çatışma başlar başlamaz bunun bir sorun olacağını biliyorduk. Bir savaşın ortasındayken bebeğinizi emziremiyorsanız, bu birden aç kalacağı anlamına gelir. Tamamen mamaya bağımlı hale gelirsiniz” diyor.

Amal, Muhammed’i bir ay emzirebildi, ancak daha sonra yeterince sütü olmadığını fark etti.

“Sürekli korkuyordum ve kaygılıydım. Kendime iyi bakmaya odaklanamıyordu. Bu yüzden de sütüm kesildi. Ama elimden geleni yaptım.”

İsrail’in saldırıları sürdükçe, durum daha da kötüleşti. Gazze’nin su şebekesi neredeyse çalışmıyor. Yeni anne olan kadınların çoğu susuz kalıyor ve bu da anne sütü üretme kabiliyetlerine darbe vuruyor.

Nayaran “İnsanlar günde iki litreden az su alıyor ve bu bırakın yıkanmayı, içmeye bile yeterli değil” diyor.

Gazze’ye yeterli bebek maması girmiyor. Piyasada da çok az kaldı. BM gıda yardımları kapsamında bebek maması da yollasa da, bölgeye giren yardımlar savaşın öncesine kıyasla çok daha az. Çatışmalar ve sosyal düzenin bozulması da yardım konvoylarının saldırıya uğramasına ya da yağmalanmasına neden oluyor.

İsrail yardımları engellediği suçlamasını reddediyor ve yardım kuruluşlarını yeterince etkin dağıtım yapamamakla suçluyor.

Temiz su olmaması nedeniyle, UNICEF Gazze’ye önceden suyla karıştırılmış mama yolluyor. Bu şekilde kullanımı daha güvenli olsa da, büyük miktarlarda nakliyesi zor.

Amal, sezaryen ameliyatından üç gün sonra ilk kez evinden oldu ve annesinin evini tahliye etmek zorunda kaldılar.

Dördüncü kez yerlerinden olduklarında gece çıktılar ve iki saat sonra bombalandı.

“Sütü ve bezleri alamadım çünkü binayı tamamen yerle bir ettiler.”

Neredeyse iki yaşına gelen Noah da epilepsi hastası, ancak Amal Gazze’de gereken ilaçları bulamıyor.

Amal, çocuklarını ilk olarak daha güvenli olduğunu düşünerek Refah’a götürdü. Ancak yine Han Yunus bölgesine döndü. Refah’ta aradığı şeyleri bulamıyordu. Muhammed’in de süt ürünlerin alerjisi var ve normal süt hasta ediyor. Bir kutu süt ürünü olmayan mama bulabildi ama 40 dolardı. Savaştan önceki fiyatın 10 katı.

Ocak ortalarında aile Han Yunus’un dışındaki bir çalılıkta yaşıyordu ve Muhammed’in sadece iki günlük maması kalmıştı. Muhammed üç aylıkken başka hiçbir şey yiyemiyordu.

Mesaj atıp “Mama bulmak için yeri göğü ayağa kaldırırım” dedi. “Bebeğimin ihtiyacı var.”

Erkek kardeşlerini bina enkazlarına bakıp, mama bulmaya gönderdi ama elleri boş döndüler.

Refah’a geri dönüp, dükkanlara ve pazarlara tekrar bakmak istedi. Yolculuk normalde arabayla 20 dakika sürüyordu, ancak İsrail güçleri güzergah üzerindeydi.

Yolda üç tankla karşılaştılar, biri geldikleri yöne doğru ateş açtı ve mermi aracın yanına düştü. Sürücü aracı geriye doğru sürünce kurtuldular. Panik içindeydi ve çocuklarına geri dönmek istiyordu, mama bulmayı başaramadılar.

Şubat ayında Han Yunus’taki çatışmalar şiddetlendi ve patlama sesleri özellikle Noah için zordu. Bombardıman epilepsi hastası çocuğun nöbetlerini daha da kötüleştirdi. Amal hiçbir yerde ilaç bulamadı.

Ailenin çok az yiyeceği ve daha da az suyu var. Amal, suyu dezenfekte etmek için ateşte kaynatıyor. “Hala kirli ama elimden geleni yapıyorum” diyor.

Aile El Mawasi sahil bölgesindeki bir çadırda kalıyordu. Ancak geçen hafta sonu burası da bombalandı ve yine yerlerinden oldular.

WHO’nun tahminlerine göre savaşın başlamasından bu yana Gazze’de 24 bin dolayında çocuk dünyaya geldi. Gazze halkının tümü açlıkla karşı karşıya, ancak durum küçük çocuklar için özellikle riskli.

Anu Narayan “Çocuklar hızla hastalanabilir” diyor. “Daha az yağ ve kas birikimleri var ve durum hızla akut yetersiz beslenmeye dönüşebilir.”

Tedavi edilseler bile uzun vadeli sorunlara da yol azabiliyor. Yetersiz beslenme daha sonra daha yüksek diyabet, kalp hastalığı ve hatta obeziteye neden olabiliyor.

Amal şimdilik mama aramaktan vazgeçti. Ancak Muhammed aç kalmıyor. Aynı yerde yaşayan bir başka kadın, kendi bebeğiyle birlikte Muhammed’i de emziriyor. Amal ise karşılığında bebek kıyafetleri ve biraz para veriyor.

Bir akşam Amal, savaştan önceki hayatında, 6 Ekim gecesi çektiği son fotoğrafı görderdi.

Noah yumuşak halının üzerinde yatıyor, televizyonda çizgi film izliyor, biberonundan süt içiyordu.

O gece annesiyle birlikte, şimdiki hayatının tozundan, kirinden ve vahşetinden uzakta uykuya daldı.

Amal "Elimden geleni yapıyorum" diyor.

"Çocuklarımı bu dehşet savaştan kurtarmam gerek."