Dünya

Dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip ülkesi ilk beş ekonomi arasına girme hedefine ulaşabilir mi?

28 Şubat 2024 09:48

Orta yaşlı çiftlerin çoğu, eğer imkanları yetiyorsa emekli olmaya hazırlanıyor ancak Musmulyadi (55) ve eşi Nurmis (50) onlardan değil.

Binlerce kilometre göç ederek, orangutanların olduğu bir ormana yayılan Endonezya'nın yeni başkentine yerleştiler.

Musmulyadi, BBC Endonezce'ye, "Altyapı inşa edilmeye devam ediyor, o nedenle burada iş bulmak daha kolay" dedi.

Artık, Borneo adasındaki Cava dilinde takımadalar anlamına gelen Nusantara'da bir inşaat alanında yaşıyorlar.

Nurmis çimentoyu karıştırırken Musmulyadi kiremitleri döşüyor.

Musmulyadi istikrarlı bir iş bulmayı ve mega projede taşeron olmayı umuyor.

‘Jokowi’ olarak bilinen Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo'nun iki yıl önce Nusantara’da inşaat çalışmalarına başlanacağını duyurmasından bu yana iş fırsatları arttı.

Hükümet, 2029 yılında burada iki milyon insanın yaşayacağını tahmin ediyor.

Ancak onlarca kilometre ötedeki Pandi (51) ve eşi Syamsiah, evlerinden tahliye edilmekten korkuyor.

20.000 kişilik yerli bir topluluğun mensubular ve ailesinin nesillerdir yaşadığı toprakların mülkiyet hakkına sahip değiller.

Pandi bir sabah uyandığında, arazisinin ondan habersiz işaretlendiğini gördü.

Hükümet arazisini sel ihtimaline karşı boşaltmak istiyor ancak Pandi Şubat ayında mahkemede tahliyeyi durdurmayı başardı.

BBC Endonezce'ye "Çocuklarımın ve torunlarımın geleceği için bunu yaptım” dedi.

“Hiçbir şey yapmasaydım çocuklarım ve torunlarım hükümet için çöpten başka bir şey olmayacaktı. Adaletsizliğe karşı bu şekilde mücadele ediyoruz."

Hükümetin toprakları için çok düşük bir fiyat da olsa tazminat ödemesinin ardından diğer köylerdeki yerli topluluklar başka köylere taşınmış. Dolayısıyla Pandi’nin çözümü geçici görünüyor.

Mulyadi ve Pandi'nin hikayeleri, Devlet Başkanı Widodo'nun projelerinin tartışmalı olduğunu ama aynı zamanda fırsatlar da yaratabileceğini gösteriyor.

En büyük 5 ekonomi arasına girme hedefi

Uluslararası Para Fonu'na (IMF) göre Endonezya, Widodo'nun ilk kez göreve geldiği 2014 yılında, satın alma gücü paritesine (PPP) göre dünyanın 10'uncu büyük ekonomisiydi.

On yıl sonra Endonezya, Çin, ABD, Hindistan, Japonya, Almanya ve Rusya'nın ardından yedinci sıraya yükseldi.

Dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip olan ülkenin, 2027 yılında ekonomik olarak Rusya'yı geçmesi bekleniyor.

Güneydoğu Asya ülkesinde 14 Şubat'ta devlet başkanlığı seçimleri düzenledi; resmi olmayan sonuçlar Savunma Bakanı Prabowo Subianto'nun ilk turda kazanma yolunda ilerlediğini gösteriyor.

Subianto, mevcut ekonomi politikalarını sürdürme sözü verdi ve Widodo'nun oğlu Gibran Rakabuming Raka da onun yanında seçime girdi.

Endonezya'nın en büyük 10 bankasından biri olan Permata Bank'ın baş ekonomisti Josua Pardede, "Jokowi'nin programları kağıt üzerinde iyi ve Endonezya'yı IMF tahminlerine yaklaştırabilir" diyor.

Ancak ülkenin daha büyük bir hedefi var: Bağımsızlığının yüzüncü yılı olan 2045 yılına kadar en yüksek gelirli ilk beş ülke arasına girmek.

Endonezya Maliye Bakanı Sri Mulyani, bunu başarmak için Endonezya ekonomisinin yılda yüzde 6-7 oranında büyümesi gerektiğini belirtti.

Büyüme şu anda yüzde 5 seviyesinde.

Dünyanın en büyük nikel rezervleri

Endonezya, tatil adası Bali ile ünlü ancak aynı zamanda elektrikli araçlar için pil yapımında önemli bir bileşen olan dünyanın en büyük nikel rezervlerine de ev sahipliği yapıyor.

Devlet Başkanı Widodo, 2019'da ilk kez ham nikel ihracatının yasaklandığını duyurduğunda, Avrupa Birliği Endonezya'ya karşı Dünya Ticaret Örgütü'nde dava açtı.

Devlet Başkanı, üretim sonrasındaki süreçlerin de Endonezya'da gerçekleştirilmesini istediğini söyledi.

Bağımsız bir araştırma kuruluşu olan Ekonomik Finansın Geliştirilmesi Enstitüsü'nün (Indef) bir raporu, Devlet Başkanı’nın nikel politikasının istihdam yarattığını ve ekonomiyi büyüttüğünü söylüyor.

Ancak Endonezya'nın nikel izabe tesislerini inşa etmek için hâlâ büyük ölçüde Çin yatırımına bağımlı olması, özellikle Çin'in ekonomik büyümesinin bu yıl %5,2'den %4,6'ya düşmesinin öngörülmesi nedeniyle geleceğe yönelik soru işaretlerini artırıyor.

Devlet Başkanı Widodo, sanayi politikasıyla ilgili arazi anlaşmazlıklarını, sağlık sorunlarını ve çevresel yıkımı göz ardı edip, Çin yatırımına "kırmızı halı" serdiği için de eleştirildi.

Bir sivil toplum kuruluşu olan Madencilik Savunuculuk Ağı'nın (Jatam) koordinatörü Melky Nahar, "Nikel ateşi hükümetin aklını kaçırmasına neden oluyor" diyor.

Adalar arası ulaşım

Adalar arası ulaşım, üç zaman dilimine yayılmış 1.700 adadan oluştuğu için Endonezya'nın kalkınmasının anahtarı.

Endonezya'nın başkenti Jakarta dünyanın en hızlı su altında kalan şehirlerinden biri olsa da, dünya koronavirüs pandemisinden kurtulmaya çalışırken, Devlet Başkanı Widodo 2022'de başkentin taşınmasına ilişkin bir yasayı imzaladığında kaşlar kalktı.

Çin dahil bazı ülkeler yeni şehre yatırım yapmaya ilgi gösterse de, şu ana kadar 'somut' bir şey yapılmadı.

Bağımsız bir düşünce kuruluşu olan Ekonomi ve Hukuk Çalışmaları Merkezi'nden (CELIOS) Nailul Huda, "Şimdiye kadar büyük küresel yatırımcıları Nusantara'ya yatırım yapmaya teşvik etmek zor oldu" diyor.

Devlet Başkanı, yatırımcı yanlısı bir iş kanunu çıkarmak da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler denedi. Sivil toplum örgütleri bu kanunun işçi haklarını ihlal ettiğini söyledi.

Widodo, Ekim ayında iktidarı devredecek ve anlaşılan o ki Nusantara'nın inşasını mirası olarak görüyor.

Ancak hükümete bağlı Ulusal İnovasyon Araştırma Ajansı'nda (BRIN) siyasi araştırmacı olan Firman Noor, tam tersi imajını zedelendiğine inanıyor.

Noor, "Birçok açıdan Nusantara, demokratik değerlerin son 10 yılda kalkınma uğruna ve siyasi pratiklerle nasıl zayıflatıldığının bir yansıması" diyor.

Bu arada, yeni Devlet Başkanı Subianto, anneler ve çocuklar için bedava süt ve öğle yemeği gibi popülist politikalar vaat ederek oy kazanmaya çalıştı.

Uzmanlar, bu projelerin, görevden ayrılan devlet başkanın mega projeleri nedeniyle zaten zorlanan bütçeye yük getirebileceği konusunda uyarıyor.

Huda, "Ücretsiz öğle yemeği ve diğer bazı politikalar devlet bütçesini tüketerek, borçlanmaya yol açacak" diyor.

"Bir sonraki hükümetin politikaları da bu kadar pervasız olmaya devam ederse, dünyanın en büyük ekonomisi olma hayaline rağmen borcun 2029 yılına kadar ikiye katlanabileceğini düşünüyorum."