Gündem

Die Welt: Fransa yeniden liderliği eline aldı

Paris'teki iklim zirvesi, Cockpit'in Ryanair çalışanlarına grev çağrısı, Berlin'deki bayrak yakma olayı ve geçen yılki Berlin saldırısı Alman basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

13 Aralık 2017 03:15

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Paris İklim Anlaşması’nın yıldönümünde Tek Gezegen Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. Die Welt gazetesi zirveden ziyade Macron'un pozisyonuna odaklanmış:

"Macron bir eko-çıkarcı mı? Ciddiyetinin ardında başka bir mana aramak haksızlık. Genelde en iyi vaizler dinini en geç değiştirenden çıkar. Kesin olan şey genç Fransız Cumhurbaşkanı'nın kimsenin doldurmak istemediği ve dolduramadığı bir iktidar boşluğuna atıldığı. Fransa yeniden liderliği eline aldı... AB'nin yeniden keşfedilmesinin aksine, iklim değişikliğiyle mücadele tüm dünyayı etkileyen bir konu. Enerji dönüşümü lafta kalmasın diye, finans piyasaları için yeşil bir devrim çağrısı yapmak... Tipik Macron: işleri yoluna koymak istiyor. Sonuca ulaşıldığı müddetçe, motivasyon ve yola çıkış noktası önem açısından tali planda."

Alman pilot sendikaları birliği Cockpit (VC) Noel öncesinde İrlanda merkezli Ryanair’de görevli sendika üyesi pilotlara grev çağrısı yaptı. Kölner Stadt-Anzeiger çalışma şartları ve ucuz bilet ikilemine yer veriyor:

"Grev Ryanair'in gerçekten canını yakacaktır. Üstelik sadece imaja fazlasıyla zarar veren, iptal olan uçuşlar nedeniyle değil. İrlandalı ucuz havayolu sıklıkla uçaklarının dakikliğinin reklamını yapıyor. Ryanair'in CEO'su O'Leary ancak gerçekten canı yandığında görüşme masasına oturacaktır. O'Leary şimdiye kadar pilotlarının kontrolü altında olduğu, Ryanair'de çalışan temsilcileri ve sendikaların etkisi olmadığı şeklinde böbürleniyordu. O zamanlar artık geride kaldı... O'Leary Avrupa havacılığında fiyatları indiren başlıca kişi. Bu politika nedeniyle personelin çalışma koşulları giderek kötüleşiyor. Sadece pilotların değil, hosteslerin ve yer personelinin de. Diğer tarafta ise maaşlar yükselirse, biletlerin uzun vadeli olarak pahalanacağı gerçeği var."

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararına tepki göstermek için hafta sonu Berlin'de düzenlenen protesto gösterilerinde İsrail bayrağı ateşe verildi. Olaya tepki yağmaya devam ediyor. Münchner Merkur'ün yorumu şöyle:

"Trump ve Netanyahu'nun politikalarıyla ilgili olarak yapılan her türlü haklı eleştiriyle ilgili olarak: Son olarak Almanya sokaklarında yaşanan sahneler, siyasi sorumlular ve polis üzerinde soğuk duş etkisi yapmalı. Kötü eylemlerle başa çıkmadaki çaresizlik, devletin kendi paralel toplumlarına yönelen ve ortak toplum değerlerimizi paylaşmayan bazı göçmenler karşısındaki çaresizliğinin sembolü konumunda. Bu kişiler eşcinseller ve azınlıkları da küçümsemekten çekinmiyorlar. Yahudilere yapılan saldırı hepimize, çoğulcu toplumumuza yönelik bir saldırıdır."

Berlin'de bir Noel panayırına düzenlenen terör saldırısının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Frankfurter Allgemeine Zeitung geçen zaman içerisinde kurbanların hala gerekli kabul ve desteği görmediği eleştirisini getiriyor:

"Devlet, Breitscheid Meydanı'nda bir terör saldırısından bahsettiğinde, bu saldırının kurbanları -haklı olarak- adeta devletin temsilcisidir. (Böyle bir olayın) birçok kişinin, herkesin, her an başına gelebileceğini gösterir. Zaten devleti vatandaşlar oluşturur. Bu bağlamda çaresizce öldürülen insanlar, RAF'ın onlarca yıl önce hedef alarak öldürdüğü ve saygıyla anılan siyasetçilerle, ekonominin ileri gelen isimleriyle karşılaştırılabilir. Ancak (Berlin saldırısında) hayatta kalanlar ve kurbanların yakınlarının böyle bir talebi yok. Hatta maddi bir tazminat da ön planda değil. Aksine sorumluların bu olaya dikkatini çekmek, kabul görmek istiyorlar. Burada söz konusu olan cezai bir yaptırımdan ziyade, mülteci politikalarının ve yetkili makamların başarısızlığının kabulü."

BW/HT

©Deutsche Welle Türkçe