Gündem

Devletin zirvesinde çözüm süreci çatlağı

Erdoğan, "2013 Mayıs’ına dönerse herşey konuşulabilir" diyen Davutoğlu'nun aksine, "Ortada müzakere edecek de görüşecek de bir konu yoktur" ifadelerini kullandı

05 Nisan 2016 10:23

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kürt sorunuyla ilgili “2013 Mayıs’ına dönerse herşey konuşulabilir” diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tersine, yeniden çözüm süreci ve müzakere çağrılarına kapıları tamamen kapattı. Erdoğan, “Ortada müzakere edecek de görüşecek de bir konu yoktur” dedi. Eski Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç ise sürecin güncellenmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kürt sorunuyla ilgili “Her şey 2013 Mayıs’ına dönerse her şey konuşulabilir” diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tersine, yeniden çözüm süreci ve müzakere çağrılarına kapıları tamamen kapattı. Erdoğan, “Artık geçti, duramayız. Şimdi işi bitireceğiz, her şeyi bağlayacağız. Ortada müzakere edecek de görüşecek de bir konu yoktur. Artık 3. bir yol kalmamıştır. Neyi deneyeceğiz daha” dedi. Erdoğan, başta ABD Başkanı Barack Obama olmak üzere Avrupa’dan gelen düşünce ve ifade özgürlüğü eleştirilerine “Mesele Türkiye’nin savunma reflekslerini azaltmak” karşılığını verdi. Erdoğan, Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile ilgili kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ni “Kendi varlığına ihanet etmekle” suçladı.

Erdoğan ve Davutoğlu, ATO Kongre Merkezi’ndeki Kızılay Genel Kurulu’na katıldı. Erdoğan’ın verdiği mesajlar özetle şöyle:

 

Dimdik ayaktayım

 

Bazı çevreler orada yaptığımız her görüşmenin, attığımız her adımını başarısızlığa uğraması için kendilerini yırttılar. Bölücü terör örgütünün, Ermeni çetecilerin, paralel ihanet şebekesinin ortak gösterilerine destek vermekten, kalp krizi yalanına kadar yapılmadık çirkinlik bırakmadılar. Kalp krizi geçirdiğimi söylüyorlar. Dimdik ayaktayım.

 

'Gazetecilikten yargılanmıyorsun ki'

 

Basın ve internet yoluyla; hakaret, tehdit, terörü övme suçları Avrupa’da ya da başka ülkelerde düşünce ve ifade hürriyeti ile ilgili görülemez. Konu Türkiye oluca bir anda ölçüler değişiyor. Bakıyorsunuz şahıs terör örgütü mensubu. Bu eylemleri yaparken güya bir gazetenin tanıtım kartı var, basın kartı değil. Sen gazetcilikten yakalanmıyorsun ki sen terör örgütü üyeliğinden yakalanıyorsun. Avrupa ülkelerinde, Amerika’da aynı suçu işleyen birine kimse gazeteci demiyor.

 

AYM kendine ihanet etti

 

Gerçekten gazeteci dahi olsa yargılandığı konu casusluk, terör gibi somut tanımı olan suçlardır. Bunun takdirini yapacak olan yargı. Ama ülkemizde hemen yaygara başlıyor. Anayasa Mahkemesi bunun etkisinde kalarak kendi varlığına ihanet edercesine anayasaya aykırı kararlar veriyor. Böyle olmaz.

 

Brooking Enstitüsü önündeki olaylar

 

Bizimkiler, çok enteresan Brookings Enstitüsü’nde girerken 50-100 kişilik bir grup var o grubun içinde bir tane bayan var. PKK’lı var, ASALA var, bunun yanında paralel devlet yapılanmasından var. Hepsi bir araya gelmişler oradan kendilerine göre bağırıp çağırıyorlar.

Obama’ya hakaret, üç yıla mahkûm oldu. Merkel ile ilgili hakaret 2 yıla mahkûm oldu. Bu açık gerçeklere rağmen ülkemizin üzerine bu kadar gelinmesinin hak ve özgürlüklerin savunulmasıyla, demokratik hassasiyetle ilgisi olmadığına artık iyice kanaat getirdim. Mesele Türkiye’nin savunma reflekslerini azaltmak. Onların keyfi için Türkiye kendi bekasını tehlikeye atmaz.

 

Davutoğlu: PKK tüm silahlı unsurları Türkiye dışına çıkarırsa her şey konuşulabilir

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır Sur seyahatinde çelik yelek giymeyi reddettiğini söylerken, “Diyarbakırlı kucaklaşırken çelik yeleği hissederse kendisini nasıl güvende hissederdi. Başbakanın canı her bir vatandaşımızın, polisimizin, askerimizin canından daha kıymetli değildir. Çelik yelek giymedim, giymeyeceğim” dedi. Davutoğlu, Polis Akademisi Başkanlığı’nda Türk Polis Teşkilatı’nın 171. Kuruluş Yıldönümü törenine katıldı. Polis Akademisi öğrencilerine ders veren Davutoğlu şu mesajları verdi:

 

Muhabbetle bakın

 

Halka verdiğimiz algı ile imajla sorumluyuz. Çocuklara, gençlere muhabbetle bakın. ‘Ağabeyim, ablam’ diye düşünsün.

 

Baharda eylem uyarısı

 

Kamu düzeninin koruyacaksınız. Bahara giriyoruz. Baharımızı karartmak isteyenler var.

 

Risk aldım

 

23 Temmuz’da geçici bir hükümetin başbakanı olarak siyasi ve hukuki sorumluluğu üstlenerek güvenlik operasyonu talimatı verdim. 3 günü değil, gelecek 3 asrı hesap ederek verdim. Siyasi ve hukuki riski aldım.

 

Kimse korkutamaz

 

Terör örgütü ve uzantıları kepenkler kapansın diye çağrı yaptılar. Kimse kapatmadı. ‘Başbakan gelmekten vazgeçebilir’ hesabı yaptılar. Polisimiz, askerimiz canını ortaya koymuşken tereddüt edersem bu makam bize haram olur. Terörle mücadele kararlılığını sorgulayan bir başka kesim daha çıktı. Bu cürete kalkıştı. Üstlendiğimiz risklerin binde birini üstlenmemişler, ahkâm kesmeye kalktılar. Takip ediyorum, arkalarında kimlerin olduğunu da biliyorum.

Silahınız milletin size emanetidir. Bizden emir alacaksınız. Bunun tartışılacak tarafı yoktur. Tartışacaksa üniformasını çıkaracak, siyaset yapacak. Bir memur meşruiyetini halktan almış, halka hesap vermesi beklenen siyasi iktidar varken, bürokratik hiyerarşi dışında emir alırsa mesleğine, demokrasiye ve vatana ihanet etmiş olur. Kastettiğim paralel yapıdır. Kim başbakana hesap vermeden aldığım emri uygularım derse kendisinin kapının dışında bulur.

17-25 Aralık’ta kendi amirinden, kendi bakanından saklayarak operasyon yapmaya kalkanlar çıktı. Başbakan’ın odasına böcek koymak; Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı, Genelkurmay 2. Başkanı’nın son derece mahrem toplantısını dinlemeye çalışmak, ihanetin, casusluğun ta kendisidir. Vatana, devlete, demokrasiye, mesleğe ihanettir.

 

Arınç: Sorumlular, taziye yayımlamak yerine, kanı durduracak adım atmalılar

 

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecinin farklı bir isimle güncellenerek tekrar gündeme alınması gerektiği görüşünü yineledi. Arınç, “Hükümetimizin öncülüğünde ve TBMM çatısı altında çözüm için adım atılırsa, karşılık bulacağı inancındayım” dedi. Arınç’ın “Halkımızın beklentisi ne kadar çok teröristin öldürüldüğünü duymak değil, artık şehit haberleri duymamaktır” sözleri ise akıllara Erdoğan’ın “Şehit sayısı 300’ü geçti. Teröristlerin verdiği kayıplar bunun en az 10 katı” açıklamalarını getirdi.

Arınç, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Taziyeler, kınamalar ne yazık ki teröre çözüm olmuyor, akan kanı durdurmuyor, acının ve gözyaşının kaynağı ise olduğu yerde duruyor. Sorumluluk mevkiinde olanlara milletimizin artık usandığı taziye mesajları yayımlamak yerine, acının ve kanın durdurulmasına yönelik adım atmak görevi düşmektedir” dedi. Arınç, “Devletin terörle mücadelesinden beklenen sonuç, verilen kayıplardaki oransal fark değil; siyasi, toplumsal ve en önemlisi kalıcı bir sonuçtur” dedi.

 

‘Parıltımızı kaybettik’

 

Eski bakan Hüseyin Çelik ise kendi internet sitesinde “Galiba bize nazar değdi. Şimdi, Amerika bize IŞİD’den dolayı katlanıyormuş gibi görüntü verirken, AB’nin bizimle ilgili en önemli gündemi mülteciler meselesi oldu. Türk ve İslam dünyasındaki parıltımızı da büyük çapta kaybettik” diye yazdı.