Gündem

Cumhuriyet davasında tahliye yok!

Hâkimin "İddianame sorunlu" dediği davada Doğan Satmış'ın röportajı da dosyaya girdi; bir üye hâkim Murat Sabuncu, Akın Atalay ve Ahmet Şık'ın tahliyesini istedi

31 Ekim 2017 03:56

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla dördü tutuklu yargılanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları bugün (31 Ekim 2017) dördüncü kez hâkim karşısına çıktı. Tarihi, gazete çalışanlarına yönelik olarak düzenlenen operasyonun yıl dönümüne denk gelen duruşmada mahkeme heyeti, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet İcra Kurulu Vakfı Başkanı Akın Atalay, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper'in tutukluluğunun devamına hükmetti. Karar mahkeme salonunda alkışlar ve “hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla protesto edildi. Bir sonraki duruşma, 25-26 Aralık'ta görülecek. 

TIKLAYIN- İşte tahliye çıkmayan Cumhuriyet davasında karar tutanağının tam metni

Mahkeme heyetinin "oy çokluğu" ile verdiği "tutuklulukların devamı" kararına bir üye hâkim şerh düştü. Sabuncu, Atalay ve Şık'ın delil karartma ihtimallerinin bulunmadığı vurgulanan muhalefet şerhinde şu ifadeler yer aldı:

"Sanıklardan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın tutuklulukta geçirdiği süre, tanıkların büyük ölçüde dinlenmiş olması, bu sanıklar hakkındaki delillerin toplanmış olduğu da gözetildiğinde, delil karartma ihtimallerinin bulunmayışı, sanıkların sabit ikametgâh sahibi oluşu, 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a ve 109/3-b maddeleri uyarınca uygulanacak adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada ölçülü olması hususları gözetilerek tahliyelerine karar verilmesi kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun tutukluluk hâlinin devamına yönelik kararına katılmıyorum."

TIKLAYIN - Tutuklu Cumhuriyetçiler için tahliye isteyen hâkim, muhalefet şerhine ne yazdı?

Doğan Satmış söyleşisi, 'ek delil' oldu

İddia makamının tanıklarından, Aydınlık yazarı Mehmet Faraç, bu duruşmaya da katılmadı. Gazetenin eski yazarlarından Doğan Satmış'ın, dönemin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve MİT TIR'ları haberine ilişkin verdiği söyleşi, ek delil olarak dava dosyasına girdi. 

TIKLAYIN - Cumhuriyet, arşivle yanıt verdi; Doğan Satmış'a kendi yazılarını hatırlattı

Osman Kavala ile yazışmalar da dosyaya girdi

Tutuksuz "sanık"lardan Aydın Engin'in, gazete yazarlarından Ahmet İnsel ve Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ile yaptığı yazışmalar da son anda dosyaya dahil edildi. Cumhuriyet avukatlarından Fikret İlkiz, "son dakika eki"ne şöyle tepki gösterdi: 

"Gelen yazılar usul konusunda haklı olduğumuzu gösteriyor. Beklersek başka belgeler de gelir. Osman Kavala'nın bugün emniyet sorgusu yapılıyor. Demek ki Kavala tutuklanacak. Böyle bir belgeyi basın savcılığı gönderdiğine göre depo dava olarak bekleyeceğiz. Savcılık, bir sanık hakkında soruşturma gizliliği söz konusuyken bu yazı göndererek gizliliği ihlal etmiyor mu? Hiçbir talebim yok ama durum bu. Savcılık Kavala ile ilgili soruşturmayla bağlantılı bilgileri yolluyor ve biz duruşmada sanık oluyoruz."

Osman Kavala, 18 Ekim'de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Kavala'nın gözaltı süresi, 25 Ekim'de bir hafta daha uzatılmıştı. 

TIKLAYIN - Cumhuriyet davasına son dakika eki; Aydın Engin'in gazeteye destek için Kavala'yla yazışması da dosyaya kondu

"Müzik dinlemek için indirdiği program, ByLock sunucusuna yönlendirdi"

Cumhuriyet avukatlarının talebiyle duruşmada dinlenen bilirkişi Tuncay Beşikçi, "ByLock" kullanıcısı olduğu iddiasıyla 207 gündür tutuklu bulunan muhasebe çalışanı Emre İper'in telefonunu incelediklerini, herhangi bir "FETÖ" emaresine rastlamadıklarını bildirdi. "Gerçek ByLock kullanıcıları ile bu sunucuya yönlendirilmiş kişilerin kolayca ayırt edilebileceğini" belirten Beşikçi, sözlerine şöyle devam etti: 

"Sanık Emre İper 22 Haziran'da Freezy adlı programı telefona yüklemiş, 3 gün sonra ByLock, bu programda reklamını yapıyor, bir gün sonra ise sanık ByLock'a bağlanıyor. Sonra da programı kaldırıyor. Bazı kıble programları da bu sunucuya yönlendirilmiş. Düşünebiliyor musunuz namazını kılacak olan kişi farkında olmadan terör örgütünden yargılanıyor."

Operasyonun üzerinden bir yıl geçti

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ'ın  “İddianame sorunlu, kabul ediyorum”, “Bilirkişi konusundaki serzenişler bizce de haklı” dediği dava kapsamında Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay 1 yıldır, muhabir Ahmet Şık 304 gündür, muhasebe çalışanı Emre İper 207 gündür tutuklu bulunuyor.

İşte dakika dakika yaşananlar

19:27 - Mahkeme Başkanı: Can Dündar ve İlhan Tanır'ın yakalaması bekleniyor. Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış tanık olarak dinlenecek. Emre İper'e ait bilirkişi raporu beklenecek. 

19:10 - "Sanık"lar ve izleyiciler ara kararın açıklanması için salona alındı. Mahkeme heyeti bekleniyor.

18:06 - Ara karar için duruşmaya, saat 19:00'a kadar ara verildi. 

18:03 - Avukat Fikret İlkiz'in konuşmasından sonra Ahmet Kemal Aydoğdu'nun avukatı Adnan Yıldız söz alarak tahliye talep etti. Avukat Yıldız, müvekkilinin iddia makamının belirttiği gibi "jeansbiri" adlı hesabının sahibi olmadığını ilk günden beri savunduklarını söyledi.

17:50 - Avukat Fikret İlkiz: Kanun sadece kanun olduğu için uyulmayı hak etmez. Adalet içeriğinden yoksun, adaleti sağlamayan, ağır insan hakları ihlallerine neden olan, eşitlik ilkesine aykırı kanunlara hakimler direnebilir. İnançların ve düşüncelerin söz ve yazıyla açıklanması, itiraznamede gördüğünüz şekilde kısıtlanması anayasanın güvence altına aldığı haklara ters düşer. Belirli görüş ve düşüncelerin dar yorumlarla kösteklenmesi, değişik akımlara yaşama hakkının tanınmaması gelişmeye engel olur. Yargıçlar yasaları uygulamakla sorumludur ama onlar yasaların tutsağı olmazlar. onlar yasaları uygulayan makineler değildir. Gerçek yargıçlar ruhsuz ve cansız yasaları uygularken vicdan ve adalet duygularıyla yasalara can verirler. Bizim hakikatlerimizi lütfen bize verin, bundan sonra da kelepçeli su içmelerini engellemek için kelepçelerini çözün.

17:30 - Avukat Fikret İlkiz: Yeni Şafak’ın “Bir gece ansızın vurabiliriz” manşeti suç mudur. Hürriyet, Milliyet, Sabah, Yeni Şafak’ın “Neticesi ağır olur” manşetleri suç mudur? Hayır değildir, bunlar “pişti” başlıklardır.

17:20 - Avukat Fikret İlkiz: Doğan Satmış’ın adı dosyada Doğan Satılmış olarak geçiyor. Özel bir kastım yok, dosyada öyle yazıyor. Doğan Satmış, Survivor/Acun Ilıcalı kitabıyla ilgili söyleşide Cumhuriyet’i söz konusu edebilmiş, dinleyeceğiniz kişiyi tanıyın.

17:10 - Avukat Fikret İlkiz: Bir yanda Murat Sabuncu Genel Yayın Yönetmeni ve Cumhuriyet'te çalışan bir gazeteci ama bu iddianamede öyle görmeyen üç-dört gazeteci onun hakkında ifade vermiş. Basın savcısı o tanıkları çağırıp sormuş.

17:05 - Avukat Fikret İlkiz: Bir yetkinizi amaç dışı kullandığınız zaman sözleşmenin 18. maddesini ihlal etmiş sayılırsınız. Hükümetten buna yanıt isteniyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Konseyi ve 13 örgüt müdahillik talebinde bulundu ve AİHM onları da kabul etti. Bir yanda bakanlığın "karmaşık dosya" diye sürekli AİHM'de süre istemesi, bir yanda görüşümüze yanıt vermeyen AYM ortada da biz varız, siz varsınız. Kişi hürriyeti ilkesini uygulamamak için ne gibi sebebiniz var? Birisi "tanımıyorum" diyebilir ama bizi ilgilendirmez

16:55 -  Avukat Fikret İlkiz: 22 Mayıs'ta AYM'ye görüş bildirdik. 2 Mart 2017'de Cumhuriyet yöneticileri için AİHM'e başvurduk. Hükümet Ekim'de yanıt süresinin uzatılmasını istedi, davanın karmaşıklığından dolayı 24 Ekim'de yeniden süre istediler, son tarih 7 Kasım 2017. O gün bize cevap verecekler 9 aydır bireysel başvuruları uzadığı için mahkemeye Hükümet ya da Adalet Bakanlığı cevap vermiyor. 

16:50 - Avukat Fikret İlkiz konuşuyor: 26 Aralık 2016'da tüm tutuklu sanıklar için AYM'ye başvuru yaptık. AYM, başvurumuza 62 gün sonra yazdığı yazısıyla cevap verdi. Bu arada Cumhuriyet muhabiri Ahmet Şık'ı bu davayla birleştirdiler. 30 Ocak 2017'de Şık için de AYM'ye başvuruda bulunduk. Biz bir ilke kararı alacağız hem Turhan Günay hem Ahmet Şık başvurusu var, soruşturma için bilgi istiyoruz diye Başsavcılığa yazdık. Bilgi ve belge gönderilmesini istiyoruz dedik.

16:44 - Avukat Duygun Yarsuvat: Sanki savcı bir karar vermiş ve tek yapmaları gereken bir takım hikaye ve tanıklar bulmak -onları da dinledik. O zaman hangi delilin karartılmasından bahsediyoruz?

16:40 - Avukat Duygun Yarsuvat: Akın Atalay, Murat Sabuncu görevleri nedeniyle yargılanıyor. Suç öznel bir terim. Kaçma, delil karatma ya da tanıkları etkileme imkanı var mı? Yok. Değiştirilebilecek bir delil yok ortada. Eğer delillerin karartılmasından bahsediyorsak öncelikle delil olmalı.

16:30 - Avukat Duygun Yarsuvat: Buna son verecek olan sizsiniz. Zor bir karar kabul ediyorum. Akın Atalay'ın da dediği gibi inanılmaz bir baskı altındasınız. Yurt dışına çıktığımızda Türkiye'deki durumla ilgili sorularla karşılaşıyoruz ve ne cevap vereceğimizi bilmiyoruz. 

16:25 - Avukat Duygun Yarsuvat: Gazetecilerin işledikleri diğer suçlardan ötürü tutuklandığı savunusunun inandırıcılığını kaybettiğini, gazetecilik faaliyetlerinin bu suçların işlenmesinin delili olduğunu belirtti. Benim ülkemi bu hâle getirenlere lanet olsun. Niçin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ender bir uygulama sonucu bir mahkemede yargılansın?

16:30 - Avukat Duygun Yarsuvat: Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri'nin AİHM'de müdahillik talebinde bulunması çok ender bir durumdur ve mahkeme bunu kabul etti. Türk hükümeti 6 haftalık süre istedi ve bu süre bu davanın sanıklarını bazıları için 7 Kasım'da biri için de 15 Kasım'da sona erecek. Komiser dilekçesinde görüşlerini iletti, basın hürriyeti açısından Türkiye'de gerilemelerin olduğunu belirtti. İfade özgürlüğünün OHAL'in ilanının ardından hızla geriye gittiğini söyledi. Yabancı muhabirlere de atıf yapan Komiser "Beğenilmeyenler ya hapse atılmış, ya da sınır dışı edilmiştir" diyor.

16:28 - Duruşma devam ediyor. Söz sırası avukat Duygun Yarsuvat da. 

16:58 - Duruşmaya 15 dakika ara verildi. 

15:37 - Akın Atalay: Eğer amaç, bizlerin tutukluluk halinin sadece ulusal mevzuata değil, AİHS'e de uygun olduğuna değinmek, bunu da belirtmek ise, bu durumda 5. maddeye gönderme yapmak gerekirdi diye düşünüyorum. Peki, heyetinizin kararlarında belirtilen 6. madde nedir? "Adil yargılama hakkı" başlıklı bu maddenin birinci fıkrasında, herkesin yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, makul bir süre içinde ve kamuya açık bir şekilde yargılanma hakkı olduğu belirtilmektedir. İkinci fıkrada, masumiyet karinesi, üçüncü fıkrada ise şüpheli ve sanıklara tanınması gereken asgari haklara yer verilmiştir. Maddenin tutuklama tedbiri ile bir ilgisi yoktur.

15:36 - Akın Atalay: AİHM, tutuklamanın haksızlığı veya makul süreyi aşması ile ilgili başvuruları 5. madde bağlamında incelemekte ve değerlendirmektedir. Nasıl ki ulusal mevzuatta tutuklama ile ilgili yasal düzenlemeler Anayasanın 19. ve CMK'nın 100. maddesi ise AİHS'nin buna karşılık gelen düzenlemesi de 5. maddesidir.

15:35 - Akın Atalay: AİHM, tutuklamanın haksızlığı veya makul süreyi aşması ile ilgili başvuruları 5. madde bağlamında incelemekte ve değerlendirmektedir. Nasıl ki ulusal mevzuatta tutuklama ile ilgili yasal düzenlemeler Anayasanın 19. ve CMK'nın 100. maddesi ise AİHS'nin buna karşılık gelen düzenlemesi de 5. maddesidir.

15:32 - Akın Atalay: Tutukluluğun devamı kararının yasal dayanakları arasında belirttiğimiz bir diğer yasal düzenleme ise AİHS'nin . maddesidir. Bu da şaşılacak bir durumdur. Çünkü, AİHS'in tutuklulukla ilgili düzenlemesi, "Özgürlük ve güvenlik hakkı" başlıklı 5. maddesidir.

15:29 - Akın Atalay: Bu durumda sizin tutuklama gerekçenize göre; Devletin, basın ve haber alma hürriyetini sağlamak için aldığı tedbir, gazeteciler tutuklamak oluyor. "Basın hürriyeti" başlığı ile Anayasaya konulmuş, birinci fıkrasında, "Basın hürdür, sansür edilemez." , ardından gelen fıkrasında, "Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." yazılı olan bir yasal düzenlemenin bizlerin tutukluluğuna gerekçe olarak gösterilmesini yadırgamamızı lütfen yadırgamayın. Çünkü, bu durum neresinden bakılırsa bakılsın bir tuhaflık içermektedir.

15:28 - Akın Atalay: Ardından gelen üçüncü fıkra hükmünü, şimdi sanki ikinci fıkra imiş gibi görsek bile anlamlı bir yere varamayız. O fıkrada da şöyle bir düzenleme var: "Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır."

15:26 - Akın Atalay: Kanaatimce, kamuoyunun dikkat ve ilgiyle izlediği bu yargılamada biraz daha dikkatli ve özenli olmak gerekiyor. Zira, tutukluluğun devamına dair kararlarda yasal dayanaklar arasında yer verdiğiniz "Basın Hürriyeti" başlıklı Anayasanın 28. maddesinin ikinci fıkrası 2001 yılında 4709 Sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldı. Kaldıki yürürlükten kaldırılan bu fıkrada şu düzenleme vardı: "Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dille yayım yapılamaz." Demek istediğim, zaten bu fıkrada hükmünün konuyla, yargılamayla, tutuklamayla herhangi bir ilgisi olamaz.

15:23 - Akın Atalay: Heyetiniz, ya "onlar gazetecilik faaliyeti nedeniyle yargılanmıyor, onlar gazeteci değil, terörist" diyenlere nazire yaparcasına, tutukluluğun AİHS'in "ifade özgürlüğü" ve Anayasanın "basın özgürlüğü" başlıklı maddeleriyle doğrudan ilgili olduğunu açıkça vurguluyor ya da en azından bir hakkı teslim ediyor; bu davadaki yargılamanın konusunun ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü yani gazetecilik faaliyeti ile ilgili olduğunu açıkça ifade ediyor.

15:21 - Akın Atalay: Ama, yasal dayanaklar arasında saydığınız diğer yasa maddelerini anlamakta, anlamlandırmakta gerçekten zorlanıyorum. Çünkü, hayatın olağan akışına, sözün sözlükteki karşılığına, anlam bilimine uygun olanı, bu maddelerin tutukluluğun devamının değil, tersine tahliyenin gerekçesi ve dayanağı olabileceğidir.

15:18 - Akın Atalay: Sayın Heyet, İlk duruşma oturumundan itibaren tutukluluğun devamı kararlarında yasal dayanak olarak gösterdiğiniz dört tane yasa maddesi var. Şöyle diyorsunuz: “CMK 100, AİHS 6, AİHS 10/2, Anayasa 28/2 madde birlikte değerlendirilip tutuklama tedbirinin gerekli ve ölçülü olacağı yönündeki mevzuat ve kanaat dikkate alınarak (…) TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA…” Tutukluluğun devamı kararına dayanakolarak gösterdiğiniz ilk madde, “Tutuklama nedenleri” başlıklı CMK.’nın 100. Maddesidir. Hangi şartların gerçekleşmesi durumunda, hangi durumlarda tutuklama kararı verileceğini, yani doğrudan tutuklamayı düzenleyen maddedir. Burada şeklen bir sorun yok. 

15:15 - Akın Atalay: Çünkü, açık ve samimi konuşmak gerekirse, sürecin başından beri bizim tutukluluğumuzun, yasal veya hukuki bir gerekçeye dayanmadığını, bir siyasi plana ve karara dayalı olduğunu; tutukluluğun devamı kararlarında gerekçe olarak yer verilen ifade ve sözlerin ise bir gerekçe olmaktan çok bir bahane, bir yasal kılıf bulma çabası olduğunu düşünüyordum; hâlâ da öyle düşünüyorum. Böyle düşünmek ve bu düşüncemi ifade etmek, umarım ki savunma hakkı kapsamındadır.

15:13 - Akın Atalay: Soruşturmayı yürüten savcılığın, her defasında, bu suçtan tutukluluğun devamına yönelik mütalaası doğrultusunda, nöbetçi sulh ceza hakimleri tarafından da tutukluluğun devamı kararları veriyor. Ancak 7,5 aylık soruşturma sürecinde, ortaya örgüt adına işlenen bir suç çıkaramayan savcılık, düzenlediği iddianamede suçlamayı bu defa terör örgütlerine yardım etmeye çevirdi. O tarihten bugüne kadar geçen yedi aylık sürede ise, heyetiniz, değiştirilen bu yeni suçlamadan dolayı tutukluluğumuzun devamı kararları veriyor. Aslında tutukluluğun devamı kararlarında yer verdiğiniz gerekçeye değinmek, bu gerekçe üzerinde değerlendirme yapmak istemiyordum. 

15:12 Akın Atalay: İlk defa tutuklandığımız tarihten, iddianamenin mahkemenize verilmesine kadar geçen yaklaşık beş aylık sürede çeşitli sulh ceza hakimleri tarafından verilen tutukluluğun devamı kararlarında bizlere yöneltilen suçlamanın Türk Ceza Kanunundaki karşılığı “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” olarak gösteriliyor.

15:10 - Akın Atalay söz aldı: Sözlerimin başında bir hususa vurgu yapmak istiyorum. Burada söyleyeceklerim, kullanacağım bazı sözcükler sert ya da ağır olarak görülebilir. İncitici, yaralayıcı, rahatsız edici olabilir. Peşinen belirtmek isterim ki kimseye hakaret etmek, aşağılamak kastım, böyle bir amacım yoktur. Bunu da herhangi bir önlem olarak değil, samimi bir beyan olarak bildiriyorum. Asıl derdim, kendi penceremden gerçeği olabildiğince yalın ve açık bir dille ifade etmektir. Tutuklulukta bir yılı doldurduk. 

15:00 - Murat Sabuncu: O haberin altında bir haber daha var. Cumhuriyet gazetesi burada "Konya merkezli operasyonda gözaltına alınan Fethullahçı Terör Örgütü üyesi olmakla şuçlandı" deniyor. 23 Mayıs 2016'da gazete Fethullahçı Terör Örgütü diyor. Alev Coşkun'a göre haber üst taraftaysa suç unsuru, alttaysa değil. Üstteyse FETÖ'cülük, alttaysa Atatürkçülük diye bakıyor.

14: 58 - Murat Sabuncu: Onun gazeteyle ilgili, "ağlatan görüntüye" iki tarihten bahsediyor ikisi hakkında da konuşacağım bugün. Önce Gülen haberi... (23 Mayıs 2015 tarihli gazeteyi gösteriyor) 3 yıl önce alevlenen eski koalisyon ortakları. FETÖ - AKP savaşında Fethullah Gülen'in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın damadını ima ederek, "Berat Albayrak da burayı ziyaret etti biliyor, fakirhaneme malikane dediler" haberi.

Tanık Alev Coşkun haberi değil, haberin yerini beğenmiyor. Siz basın davalarında deneyimlisiniz. Haberler üzerine dava açılır ama şekil şartıyla bir gazetenin itham edilmesi çok fazla rastladığımız bir durum değil.

14: 57 - Murat Sabuncu: Bugüne mahsus bir şey mi bu? Tabii ki hayır. Bu gazetenin genlerinde var bu. Demokrasi dışına çıkılan her dönem Cumhuriyet'e yani bağımsız ses, gazeteciliğe tahammül edemeyenler bu gazetenin yazar ve yöneticilerini işkenceyle, hapisle gazeteyi kapatarak, ekonomik olarak boğmaya çalışarak susturmaya çalışmış. 1971 muhtırasından sonra da 1980 faşist darbesinden sonra da Ergenekon sürecinde de ve şimdi de... Ama Cumhuriyetçiler hiç yılmamış, yılmadı, yılmayacak.

14:56 - Murat Sabuncu: Üçüncü bir grup var. Aslında o tek kişi ama tek başına bir grup gücünde. Türkiye'ni en çok okunan yazarı. Öyle önemli ve güvenilir bir tanıkki Gülen'den ödül almış, sonra iade etmiş, iade ettikten sonra Gülen lehine yazı yazmış. Avukatımız Tora Pekin iadeden sonra yazdığı o yazıyı hatırlattığında, "Patronun isteğiyle - emriyle" yazdığını da itiraf etti.

Burada küçük bir parantez açayım. Biz bugün niye tutukluyuz, bugün toplam 17 kişi niye yargılanıyoruz biliyor musunuz? Çünkü biz hiç kimseden emir almayız. Pek argo konuşmayı sevmem. Ama şunu net söyleyebilirim. Cumhuriyet çalışanına emir verecek kişi henüz doğmadı.

14:55 - Murat Sabuncu: Özgürlüğümüzü kaybedeli bir yıl oldu. Ne sayın savcının mütalaası farklı, ne iktidarın propaganda aygıtları farklı... Hepsi aynı.

14:54 - Savcı, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Şık, Emre İper ve Jeansbiri adlı Twitter hesabını kullandığı belirtilen Ahmet Kemal Aydoğdunun tutukluluğunun devamını istedi. 

14:50 - Mahkeme Başkanı: Bu planın açıklanması, savunmanın değerlendirme yapması açısından önemlidir Ancak sizin bir talebiniz olursa elbette değerlendireceğiz

14:49 - Avukat Fikret İlkiz: Ahmet Keçeci ile ilgili tutanaklar geldiğine göre, dava dosyasındaki bilirkişi raporunu şimdi mi konuşalım? Planlamanız var mı? Nerede olduğumuzu bilmek için soruyorum. 

14:48 - Mahkeme Başkanı: Bilirkişi raporunda eksiklik var. Celse arasında temin eder, taraflara göndeririz. Mehmet Faraç'ı tekrar çağıracağız. Gelecek celse iddia makamından mütalaasını almayı bekliyoruz. Sonraki celse esasa yönelik beyanlarla birlikte esasa ilişkin kararımızı açıklayacağız. Bundan sonraki celsede iki gün belirleyeceğiz.

14:46 - Ahmet Şık: Örgütün yerini size söyledim. Örgüt, hâkim savcı kılığında bu binanın içinde; işbirlikçileri medyada!

14:45 - Avukat Ergin Cinmen söz aldı: Bu görevi kötüye kullanmaktır. Bununla ilgili mahkemeniz suç duyurusunda bulunmalı. Birileri bu işe "yeter" demeli. Bu kumpasla ilgili hangi yargı yoluna başvurduysak sonuç alamadık. Birileri buna son versin derken, aslında bu dava tam zamanıdır ve sizin de görevinizdir.

14:35 - Avukat Fikret İlkiz söz aldı: Gelen yazılar usul konusunda haklı olduğumuzu gösteriyor. Beklersek başka belgeler de gelir. Kavala'nın bugün Emniyet'te sorgusu yapılıyor. Demek ki Kavala tutuklanacak. Böyle bir belgeyi Basın Savcılığı gönderdiğine göre depo dava olarak bekleyeceğiz ve bir sanık hakkında soruşturma gizliliği söz konusuyken bu yazı gönderilerek gizliliği ihlal etmiyor mu? Hiçbir talebim yok ama durum bu. Savcılık Kavala ile ilgili soruşturmayla bağlantılı bilgileri yolluyor ve biz duruşmada sanık oluyoruz.

14:30 - Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, Osman Kavala'nın soruşturması kapsamında cep telefonu inceleme tutanağının dosyaya girdiğini söyledi. Kavala ile Aydın Engin arasındaki bir yazışmayı okudu. Yazışmada Engin, Cumhuriyet'teki mali sıkıntıdan bahsediyor. Kavala'dan "mali sorunları düzeltmek için hangi fonlara başvurabiliriz" diye yurtdışında ön görüşme yapılmasını istemiş. Mahkeme Başkanı, Kavala soruşturması dosyasından gönderilen ikinci belgeyi okuyor. Yine WhatsApp konuşması, Kavala ile Can Dündar arasındaki bir görüşme. Dündar, Kavala'ya göndermiş. Berlin'de görüşme ayarlamışlar.

14:17 - 
Mahkeme Başkanı: Başka örneklerde yönlendirilerek kullanıldığını gördük. 
Tuncay Beşikçi: Apple ve Blackberry'lerde bunu tespit zor. Ama ben bunu inceledim. 26 Ağustos -13 Eylül arası kayıtlarını tüm operatörlerden isterseniz, gerçekten ByLockçu mu yoksa yönlendirilmiş mi görebilirsiniz.

14:15 -
Mahkeme Başkanı:
Bir insanın telefonda ByLock izine rastlanmamış olması onun ByLock'çu olmadığına delil teşkil eder mi? 
Tuncay Beşikçi: Etmez, çünkü başka telefondan bağlanmış olabilir. 

14:12 - 
Mahkeme Başkanı:
Freezy programının Litvanya'daki sunucuya yönlendirmesi mümkün mü?
Tuncay Beşikçi: Teknik olarak çok mümkün. Kendi sitemde bunu yaptım. Bir kodu koyarak bu sunucuya yönlendirdim. Böylelikle benim siteme giren herkes de ByLock'a yönlendirilmiş oldu. 

14:10 - Tuncay Beşikçi: ByLock, örgüt tarafından geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Sanık hiçbir zaman ByLock kullanmadı. Sanığın telefonuna Freezy programı yüklenmiştir. Bu program örgüt üyelerince geliştirildi. Sanığın konumunda birçok insan olabilir. Namaz kılmak isteyen insanlar bu sunucuya yönlendirilmiş olabilir. Bunu anlamak da çok kolay, sadece bir satır kodla anlaşılır. Gerçek ByLock kullanıcılarıyla sunucuya yönlendirilenler kolayca ayrıştırılabilir. 

14:05 - Tuncay Beşikçi: Sanık Emre İper 22 Haziran'da bu programı telefona yüklemiş, 3 gün sonra ByLock bu programda reklamını yapıyor, bir gün sonra ise sanık ByLock'a bağlanıyor. Sonra da programı kaldırıyor. Bazı kıble programları da bu sunucuya yönlendirilmiş. Düşünebiliyor musunuz namazını kılacak olan kişi farkında olmadan terör örgütünden yargılanıyor.

13:58 - Tuncay Beşikçi: ByLock kullanılmamış bir telefon nasıl ByLock sunucusuna bağlanmış diye baktım. O kod sayfaya giren her ziyaretçiyi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Siz müzik dinlemek isterken bir anda ByLock sunucusuna bağlanıyorsunuz. 

13:57 - Tuncay Beşikçi: İçerik araması yaptım. FETÖ ile ilgili anahtar kelimeler oluşturdum ve sonucunda FETÖ bağlantısı göremedim. Sadece FuatAvni hesabını takip ettiğini gördüm, gerçi onu ben de takip ediyorum. 

13:56 - Tuncay Beşikçi: Telefonda en çok Whatsapp kullanılmış. Yedekleriyle saklanmış. Bilinen tüm yöntemlerle ByLock aradım. Hiçbir ByLock emaresine rastlamadım. 

13:54 - Tuncay Beşikçi: 19 yıllık bilişim deneyimim var. FETÖ bağlantılı pek çok davada savcılıkla birlikte çalıştım. mütalaa sunduk. Sanığa ait incelenen telefon 9 Kasım 2013'te kullanılmış. Telefon ilk kullanıldığından beri hiç formatlanmamış. İnceleme açısından çok uygun. Çünkü geriye dönük silinmiş dosyaları kurtarabiliyoruz. Android olması da avantaj. Apple ve Blackberry'lerde şifreleri kıramayabiliyoruz. 

13:53 - Duruşmaya, Bilirkişi Tuncay Beşikçi'nin dinlenmesiyle devam ediliyor. Beşikçi, Balyoz davasında beraat kararına gerekçe olan raporu hazırlamıştı. 

13:50 - Taleplerle ilgili kararlar açıklanıyor;
Mahkeme Başkanı: Bilirkişi Tuncay Beşikçi dinlenecek, Doğan Satmış röportajı dosyaya delil olarak konulacak. Gazetenin tüzel kişiliği yargılanmadığı için Mehmet Faraç'ın tanıklığından vazgeçilmesine yer yok.

13:43 - Mahkeme heyeti, salondaki yerini aldı. 

12:33 - Duruşmaya bir saat ara verildi.

12:31 - Savcı, Doğan Satmış'ın röportajının delillikten çıkarılması ve Mehmet Faraç'ın tanık olarak dinlenmemesi taleplerinin reddini talep etti.

12:30 - Mahkeme Başkanı: Tutuklu sanıklar sularını getirmemiş. Jandarma’nın da dışarıdan bir şey verilmemesi uygulaması var. Bu nedenle kendi odamdan su getirttim.

12:16 - Ahmet Kemal Aydoğdu'nun, "örgüt yöneticiliği" ile yargılandığı, ByLock bulundurduğu yolundaki suçlamalara ilişkin ek savunması alınıyor. 

12:06 - Avukat Fikret İlkiz: Aydınlık gazetesi “Burada çalışmıyor” demiş, ama emniyet ifadesinde “Aydınlık isimli gazetede köşe yazarlığı yapmaktadır” deniyor.

11:53 - Avukat Tora Pekin: Dosyada Emre İper'in telefonunda Bylock olduğuna ilişkin tek bir teknik açıklama yok, sadece MİT'in listesinden alınmış bir girdi var. O listelerde nasıl haksızlıklar yapıldığına dair burayı gazete haberlerine boğmak mümkün. Tuncay Beşikçi bilirkişi listesinde ve,yetkindir. Emre İper'in telefonunda ByLock yüklü değildir.

11:52 - Avukat Tora Pekin: Emre İper'le ilgili Tuncay Beşikçi'nin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz. 

11:48 - Avukat Tora Pekin: Mehmet Faraç'ın husumetinin başka boyutu var, Aydınlık'ın Cumhuriyet ile rekabeti... Mehmet Faraç ve Leyla Tavşanoğlu'nun tanık olarak dinlenmesine gerek olmadığı görüşündeyiz. 

11:43 - Avukat Tora Pekin: 'Tanık' Mehmet Faraç'ın mahkemeye istikrarlı olarak katılmamasını heyetin dikkatine sunuyorum. Tweetlerindeki üslupta görüleceği gibi objektif değildir. Tanıklığı reddedilmeli. 

11:45 - Mahkeme Başkanı: Tanıklık için Mehmet Faraç'a celp gönderildi, ancak Aydınlık gazetesi, "Burada çalışmamaktadır" yanıtını verdi. 

11:30 - Savunma avukatları Doğan Satmış’ın röportajındaki iddiaların yeni delil olarak kabul edilmesine itiraz etti: Röportaj ön yargılara dayalı, art niyetli. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüstür. Dava dosyasının dışına çıkarılmalı. 

11:26 - Mahkeme Başkanı, iddia makamının tanıklarından Mehmet Faraç'ın dördüncü duruşmaya da gelmediğini duyurdu.

11:23 - Mahkeme Başkanı: Eksik belgelerimiz, gelenlerden daha fazla. Basın Savcılığı 24 Ekim’de, Doğan Satmış röportajını ek delil olarak dosyamıza gönderdi. 

Doğan Satmış, ek delil olarak dosyaya giren röportajında, Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın 93 gün tutuklu kalmasına neden olan MİT TIR'ları haberiyle ilgili olarak şunları söylemişti:

"Toplantı sırasında gazetenin hukukçularından biri 'Bu haberi yayınlarsanız hakkınızda tutuklama kararı çıkar' dedi. Net bir şekilde Can Dündar 'ben bunu göze alıyorum' dedi.  Kendisine döndüm 'Can sen bir haber için tutuklanmayı mı göze alıyorsun' diye sordum. 'Evet' dedi. 'Ben göze almam, hiç bir haber tutuklanmaya ya da ölmeyi göze alacak kadar önemli değildir değmez' dedim. Çünkü gazetecilik uğrunda ölünecek ya da tutuklanacak diye düşünülecek bir olaydır diye bakarsan olay farklı bir noktaya gider."

TIKLAYIN - Cumhuriyet, arşivle yanıt verdi; Doğan Satmış'a kendi yazılarını hatırlattı

11:21 - 09:30'da başlaması gereken Cumhuriyet davasının dördüncü duruşması, yaklaşık iki saatlik gecikmeyle başladı.

11.10 - Cezaevinden getirilen Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper duruşma salonuna alındı.

10:14 - Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda "Arkadaşlarımız tutuklanalı bugün 1 yıl oldu. Tam 1 senedir kişisel özgürlükleri ellerinden alındı. Masumlar. O hâlde bugün bırakın" ifadesini kullandı. 

09:50 - Cumhuriyet davasını takip eden siyasetçiler arasında yer alan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, şunları kaydetti:

"Her salı adında adalet olan ama içinde adalet bulunmayan bu binanın önünde gazetecilerimiz meslektaşlarımız aydınlarımız yazarlarımız için buluşuyoruz. Ve ne yazık ki AKP iktidarında kaderimiz bir türlü değişmiyor. Şuan cezaevlerinde tam 182 gazeteci demir parmaklıklar arkasında yazdıklarının çizdiklerinin söylediklerinin atttıkları tweetlerin yaptıkları yorumların bedelini ağır şekilde ödüyor. Bugün hem cumhuriyet gazetesinin hem de özgür gündem gazetesinin çalışanlarının davası var. Özgür Gündem çalışanları 400 günü aşkın bir süredir tutuklular. Cumhuriyet gazetesi çalışanları ise tam 365 gündür özgürlüklerinden yoksunlar. Ekim ayıda gazeteciler açısından tam bir eziyet ve işkenceyle geçti. Ekim ayında 12 gazeteci gözaltına alındı. Bunların 4'ü tutuklandı bununla yetinmediler 11 gazeteciye de soruşturma açtılar. Birçok gazeteci arkadaşımızın evi basıldı kitaplarına el konuldu."

09:45 - Gazeteciler, duruşma öncesi adliye binası önünde toplandı. "Susma haykır gazetecilik haktır", "Hemen şimdi özgürlük" sloganları atıldıktan sonra "Dışarıdaki Gazeteciler" adına Canan Yıldız basın açıklaması yaptı. Yıldız, bugün (31 Ekim 2017) Çağlayan Adliyesi'nde hem Cumhuriyet, hem Özgür Gündem davalarının görüleceğini hatırlatarak şöyle konuştu:

"Biz her iki davadaki tutsak arkadaşlarımız Ahmet Şık'ın, Murat Sabuncu'nun, Akın Atalay'ın, Emre İper'in, İnan Kızılkaya'nın ve Kemal Sancılı'nın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Çünkü defalarca söylediğimiz gibi Cumhuriyet ve Özgür Gündem gazetelerine açılan davalardan tutuklanan arkadaşlarımız sadece ve sadece gazetecilik yaptıkları için yargılanmaktadırlar."

09:40 - Dava sürecini T24'e değerlendiren Cumhuriyet yazarı Tayfun Atay, "Bir noktada önceki hayal kırıklıkları bizde bir rahatsızlık yaratıyor tabii. Ama tabii umudumuzu devam ettirmek ve bugün kalan dört arkadaşımızı da kurtarmak istiyoruz" dedi. Atay, sözlerine şöyle devam etti: 

"Belli ki bir cezalandırma süreci yaşandı. Dün operasyon birinci yılına girdi. Biz de onlarla birlikte birinci yılımıza giriyoruz. Bizim için içeride olmak, dışarıda olmak fark etmiyor. Dolayısıyla bu tarihsel bir süreç. Önemli olan anın ne kadar bunaltıcı olduğu değil, doğru noktada kalabilmek. Ne kadar zor olsa da yaşananlar, bütün bu olup bitenlerin tarihe nasıl kalacağını düşündüğümüzde biz büyük bir mutluluğu yaşıyoruz. İnsanlık tarihi açısından, düşünce tarihi açısından büyük bir mutluluk içerisindeyiz."

09:38 - Saat 09:30'da başlaması gereken duruşmanın, saat 10:05'te başlayacağı bildirildi. 

09:15 - Bazı sanık yakınları, listede isimleri olmadığı gerekçesiyle mahkeme salonuna alınmadı. 

Kimler takip ediyor?

Cumhuriyet davası için IFJ, EFJ, IPI, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, PEN gibi çok sayıda uluslararası gazeteci ve yazar örgütlerinin temsilcileri Türkiye’ye geldi. Yargılanan Cumhuriyet’çiler, yakınları ve avukatları dışında duruşmayı izlemeye gelen bazı isimler şöyle:

Hasan Cemal, İbrahim Kaboğlu, Doğan Akın, Oya Baydar, Turgay Olcayto, Tuğçe Tatari, Mine Söğüt, Seren Yüce, Selin Ongun, Veli Saçılık, Atilla Özsever, Gençay Gürsoy, Barış Yarkadaş, Sezgin Tanrıkulu, İnan Ketenciler, Ertuğrul Mavioğlu, Elif Ilgaz, Semra Kardeşoğlu, Fikret Dağlıoğlu, Erol Önderoğlu, Erdem Gül, Arif Kızılyalın, Pınar Türenç, Barçın Yinanç, Kerem Uzel, Gürsel Tekin, Tayfun Atay, Alper Taş, Ayşe Cemal, Şükran Soner, Bülent Özdoğan, Meriç Velidedeoğlu, Burcu Karakaş, Ercan Karakaş, Süleyman Çelebi, John Yearwood, Günter Wallraff, Sarah Clarke, Zeynep Oral, Melda Onur, Engin Baş, Seray Şahiner, Atilla Güner, Necil Ülgen, Barış Altıntaş, Dilek Dündar, Murat Aksoy, Nur Sürer.

"Umarım bu izleyeceğim son duruşma olur"

Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı John Yearwood, bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, "Umarım bu izleyeceğim son duruşma olur" ifadesini kullandı.

Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff, tutuklu bulunan gazetecilerle dayanışma için defalarca buraya geldiğini belirterek, "Dostum Aziz Nesin bir keresinde demişti ki, 'bir gazetecinin böyle zamanlarda, bulunabileceği en doğru yer hapishanedir..." diye konuştu. Uluslararası PEN'den Sarah Clarke de Uluslararası PEN'in bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, "Pen, Cumhuriyet davasını Türkiye'de ifade özgürlüğü üzerindeki en büyük kırılma olarak görüyor" dedi.

Ne olmuştu?

"PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları" iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 31 Ekim 2016'da  gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile  Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Turhan Günay, Bülent Utku, Önder Çelik ve Hakan Kara, 4 Kasım 2016'da tutuklandı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay da, Almanya dönüşü sonrası çıkarıldığı mahkemece 12 Kasım 2016'da cezaevine gönderildi.

Gazete muhabirlerinden Ahmet Şık, 31 Aralık 2016'da sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarda "FETÖ progpagandası yaptığı" iddiasıyla tutuklandı. Şık hakkında ileri sürülen iddialar, kamuoyunda tartışmalara neden oldu. 

'Sanık'lardan karikatürist Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Utku ve Önder Çelik, vakfın Danışma Kurulu Üyesi Avukat Mustafa Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara ve Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay 29 Temmuz'da sona eren ilk duruşmada, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ise davanın 24 Eylül’de görülen üçüncü duruşmasında tahliye edilmişti.

Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu,  muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper ile Twitter’da "Jeansbiri" adlı hesabı kullandığı iddia edilen Kemal Aydoğdu'nun tutukluluk hâli sürüyor.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ile yazarlar Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya da tutuksuz yargılananlar arasında.

Kime, hangi suçlamalar yöneltildi?

Gazete çalışanlarına yönelik iddianame, tutuklamalardan 156 gün sonra hazırlandı. Gazeteye yönelik soruşturmayı başlatan, ancak daha sonra hakkında ‘FETÖ’ davası açılan Murat İnam’ın imzasının yer almadığı iddianameyi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba imzaladı.

Silahlı terör örgütüne üye olmaktan 15 yıla kadar hapis

İddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın da “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

Ahmet Şık’ın ise “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Operasyon başladı, savcılık açıklama yaptı

Cumhuriyet gazetesine yönelik ilk operasyon 31 Ekim 2016 pazartesi günü sabah saatlerinde başladı. Sabah saatlerinde Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile yazar ve yöneticler gözaltına alındı. Bir süre sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık Anonim Şirketi (Cumhuriyet gazetesini çıkaran şirket) ve gazetenin imtiyaz sahibi konusundaki Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında, PKK/KCK ve FETÖ/PDY Terör örgütlerine müzahir olduklarına, 02/04/2013 tarih ve 2013/4 sayılı yönetim kurulu toplantısında alınan vakıf üyeliğine seçim kararının usulsüz olduğuna, 15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre öncesinde darbeyi meşrulaştırıcı yayınlar yapıldığına dair iddia ve tespitler üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca ‘FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ suçlarından bir kısım şüpheliler hakkında 18/08/2016 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.”

Soruşturmayı yürüten savcı 'FETÖ sanığı' çıktı

Cumhuriyet gazetesine açılan soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savıcısı Murat İnam’ın 2 Kasım 2016’da Selam Tevhid soruşturmasında kumpas kurduğu iddiası ile ‘FETÖ’ye üye olmaktan’ yargılandığı ortaya çıktı.

Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu durumu ‘talihsizlik’ diye niteledi ve “Olmaması daha doğrudur. Keşke böyle bir görevlendirme yapılmamış olsaydı daha iyi olurdu, daha da doğru olurdu” dedi.

"İddianame kasıtlı yanlışlarla dolu"

Bugünkü duruşma öncesi Gazete Duvar’a konuşan Cumhuriyet’in avukatlarından Abbas Yalçın, savcılık tarafından hazırlanan iddianameyi , “Çok özensiz ve kasıtlı yanlışlarla dolu” diye eleştirirken şu bilgileri verdi:

“Müvekillerimizi hiçbir şekilde bağlantıları olmayan terör örgütleri ile ilişkilendirme çabası var. Yıllar önce yaptıkları telefon görüşmeleri ve hiçbir problem taşımayan para trafiklerinin tamamını büyük bir problem varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Açıkçası gazeteye hiç olmayan bir suçlamayı yönelten, bunun için de elinden geldiği çabayı gösteren ama hiçbir şekilde de başarılı olmayan bir iddianameyle karşı karşıyayız.”

"Umudumuz bir an önce tahliye"

Gazetenin yazar ve yöneticileri, ‘kaçma şüphesi’ nedeniyle tutuklandı. Tutuklamalar yaşanırken hakkında yakalama kararı olan gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay yurt dışından Türkiye’ye döndü ve Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı.

Avukat Yalçın, müvekillerinin hiç tereddüt etmeden ifade vermeye gittiklerini belirterek şunları söyledi:

“Müvekillerimizi zaten evlerinden aldılar. Evlerinde bulamadıklarını ise telefonla çağırdılar. O tarihte bile yurt dışında olan Akın Atalay da kalkıp kendisi geldi. Hiçbir müvekillimizin, hiçbir zaman kaçma şüphesi olmadı. Buna rağmen tutukluluğa ilişkin 9 aydır yapılan tüm talepler ‘kaçma şüphesi ve delilleri yok etme’ gerekçesiyle reddedilerek arkadaşlarımız cezaevinde tutuklu bulunuyor. Bu dosya ilk gününden itibaren tüm avukatlara gizli ve kısıtlı oldu. Dosyaya gizlilik kararı getirilerek avukatlara da kısıtlılık kararı getirdiler. Dosyadan gözaltı kararları da dahil olmak üzere bir tek evrak bile alamadık. Dolayısıyla müvekillerimizin bu dosyadan hiçbir şeyi karartma ihtimalleri ve kaçma şüpheleri de yoktu. Gerçeğe aykırı bir şekilde böylece müvekillerimizi tutukladılar. Umudumuz bir an önce bu hukuksuzluğun son bulup müvekillerimizin bir an önce tahliye edilmesi.”

"Korkmadık, kaldığımız yerden devam ettik"

Tutuklamaların ardından birçok sanatçı, siyasetçi, gazeteci ve okur merkezi Şişli’de bulunan Cumhuriyet gazetesinin önünde toplanarak kararı protesto etti. Tutuklamalardan en çok etkilenenler ise Cumhuriyet gazetesi çalışanları oldu. Haber Koordinatörü Aykut Küçükkaya yaşadıklarını, “Korkmadık, kaldığımız yerden devam ettik” diyerek şöyle anlatıyor, “Korkmadığımızı, aynı şekilde gazeteciliği sürdürdüğümüzü herkese gösterdik. Tutuklu gazeteci arkadaşlarımız için daha da iyi bir gazete yapmak üzere işimize dört elle sarılıyoruz. Böylece içerideki gazeteci arkadaşlarımız da daha dik bir şekilde durabilir. Gazetemizin çalışanları bu süreç içerisinde herhangi bir korku yaşamadı. Muhabiri ve editörleri kadar bizler de yöneticiler olarak her gün elimize gelen haberin sadece gerçek olup olmadığına bakıyoruz. Bunun dışında hiçbir kritere bakmıyor, ‘bu haberi yayınlarsak Ankara, AKP kızar mı’ demiyoruz. Haber doğru ve yorum gerçekse onu aynı şekliyle gazetemizde yayınlıyoruz.”

Cumhurbaşkanı "Öyle bırakmam onu" demişti

Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün 26 Kasım 2015'te tutuklanmasına gerekçe gösterilen MİT TIR'ları haberi, gazetede 29 Mayıs 2015 günü "İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar" başlığıyla yayımlanmıştı.

Haberde, Milli İstihbarat Teşkilatı'na ait tırlarla Suriye'deki gruplara silah ve cihatçı sevk edildiği iddia edilmiş, kanıt olarak da savcılık dosyasından alındığını belirtilen görüntüler verilmişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet'te bu haberin yayımlanmasından iki gün sonra, 31 Mayıs 2015 günü TRT canlı yayınında TIR'lar konusunun gündeme getirilmesini 'casusluk faaliyeti' olarak niteleyerek "Bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek" demiş ve davanın açıldığını duyurmuştu.

Erdoğan programda "Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. MİT'e yönelik atılan o iftiralar bir ajan bir casusluk faaliyetidir ve bu gazete de bunların arasına girmiştir. Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım. Burada hakikaten samimi dürüst olan, onlara verdiğimiz eğitimi çok samimi olarak açıklarlar. Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu. Üst akıl böyle bir talimat veriyor. DAİŞ'ten bahsettiler, terör örgütlerinden bahsettiler. Bayırbucak Türkmenleriyle ilgili bizim desteğimizin olmadığını iddia ediyorlar. Ahmet Davutoğlu Bey'in, benim defaatle yaptığımız toplantılar var. Lojistik yardımlarımızı, verdiğimiz eğitimleri açıklarlar. Biz onları yalnız bırakmamanın ötesinde, sıkıntıda olanların bir kısmını ülkemize çektik, tekrar daha sonra gönderdik. Bu konuda bize muhalif olan siyasilerden, bunu bilenler de vardır. Biz zalim Esed'in eline bunları bırakamayız. Elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Ben davamı da açtım. Bunların derdi Türkiyenin imajına gölge düşürmek. Bunu özel haber olarak yapan kişi de bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu" diye konuşmuştu.