Ekonomi

Birleşik Metal-İş 19 Ocak'ta greve çıkıyor; Başkan Özkan Atar: Metal işçileri hiçbir dönemde bu düzeyde bir yoksullukla karşı karşıya kalmadı

“Toplantılarda işverenler, kazanılmış haklarımızı hedef alan maddeler konusundaki ısrarını sürdürdü.”

15 Ocak 2024 13:49
Cengiz Anıl Bölükbaş

2023-2025 Dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine 19 Ocak’ta grev kararı alan Birleşik Metal-İş Sendikası'nın Genel Başkanı Özkan Atar, “60 günlük görüşme sürecinde de arabulucu sürecinde de daha sonra yapılan üç toplantıda da anlaşma zemini oluşmadı. Çünkü metal işçilerinin ve dolayısıyla sendikamızın kabul edilebileceği bir teklif ortaya konmadı” dedi. Bu süreçte sendika farkı gözetmeksizin tüm metal işçilerini mücadeleyi ortaklaştırmaya çağırdıklarını ifade eden Atar, “Haklarımıza, taleplerimize ve geleceğimize sahip çıkmak için 163 bin metal işçisinin dayanışma, güç ve eylem birliğinin önemli olduğuna inanıyoruz. Şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: İşçinin onay vermediği bir sözleşmeye asla imza atmayız” diye konuştu.

Türkiye genelinde yaklaşık 163 bin metal işçisini ilgilendiren metal sektörü 2023-2025 Dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Toplu pazarlık masasında, Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) yüzde 35’lik teklifi kabul görmedi. 17 bin 2 TL olarak belirlenen asgari ücretin ardından sendikaları tekrar masaya davet eden MESS, bu kez teklifini yüzde 50 olarak güncelledi ancak bu teklif de kabul edilmedi. Uyuşmazlık sonrası yapılan üçüncü toplantıda MESS tarafı, teklifini yüzde 60 olarak revize etse de masada bir kez daha anlaşma sağlanamadı.

Görüşmelerde anlaşma sağlanamamasının ardından Birleşik Metal-İş Sendikası, 19 Ocak’ta 12 ilde, 63 fabrikada 12 bin metal işçisiyle greve çıkacaklarını duyururken, Türk Metal de tarih vermeden grev kararı aldığını duyurdu.

Grev kararlarının ardından MESS teklifini son olarak yüzde 73 olarak açıkladı ancak yeni teklif de sendikalar tarafından reddedildi.

MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerini, metal işçilerinin içinde bulundukları ekonomik durumu ve taleplerini, aldıkları grev kararlarını ve daha önceki yıllarda getirilen yasakları Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar ile konuştuk.

“İşverenler, kazanılmış haklarımızı hedef alan maddeler konusundaki ısrarını sürdürdü”

Yaklaşık 163 bin kişiyi ilgilendiren metal sektörü 2023-2025 Dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Anlaşma sağlanamamasının sebepleri neler? İşveren tarafından teklif olarak neler geldi?

2023-2025 Dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamamasının nedeni, işçilerin emeğiyle kârlarına kâr katan metal sektörü işverenlerinin, günbegün artan hayat pahalılığı karşısında metal işçilerinin yaşadığı mutlak yoksullaşmayı ve reel ücret kaybını görmezden gelen, haklı taleplerine kulak tıkayan tutumudur.

İşveren örgütü MESS ile 28 Eylül 2023 günü başlayan görüşmelerimiz, 22 Kasım 2023’te sona erdi. Bu 60 günlük süre içerisinde beş toplantı yapıldı. Bu toplantılarda MESS, 1 Eylül 2023’ten itibaren geçerli olmak üzere, saat ücretlerinde birinci altı ay için yüzde 35, sosyal haklarda ise ilk yıl için yüzde 65 oranında artış önerdi. Ücretlerde diğer 6 aylık dönemler için, sosyal haklarda ise yıllık TÜFE oranında zam teklif edildi.

Böylece işçilere sefaleti reva gördüğünü açıkça ilan eden MESS bununla da yetinmeyerek, sözleşmenin üç yıllık olması, tamamlayıcı sağlık sigortası uygulamasının kaldırılması, ikramiyelerin işe gelinemeyen günler için kesilmesi başta olmak üzere, kazanılmış haklarımızı geriye götürecek dayatmalarda bulundu.

Bu nedenle 22 Kasım 2023 günü yapılan toplantıda Uyuşmazlık Tutanağı tutuldu. Arabulucu sürecinde de değişen bir durum olmadı. Ardından MESS’in daveti üzerine 29 Aralık 2023, 4 Ocak 2024 ve son olarak da 13 Ocak 2014 tarihlerinde üç toplantı daha gerçekleşti.

İlk iki toplantılarda işverenler, saat ücretlerinde birinci altı ay için yüzde 35 oranındaki zam teklifini önce yüzde 50’ye, daha sonra da yüzde 60’a yükseltti. Sosyal haklarda ise ilk yıl için yüzde 65 olarak vermiş oldukları teklifi önce yüzde 80, daha sonra yüzde 85 olarak güncelledi. Bu toplantılarda işverenler, kazanılmış haklarımızı hedef alan maddeler konusundaki ısrarını sürdürdü.

13 Ocak Cumartesi günü yapılan son toplantıda ise MESS, ilk altı aylık dönemler için saat ücretlerine yüzde 32 + maktu olarak (seyyanen) 20,5 TL ve 10 yılı geçmemek üzere her kıdem yılı 1,5 TL zam önerdi. Bu teklif, ortalamada yüzde 73 oranında artışa denk geliyor. İşverenler, sosyal haklarda da daha önce yüzde 85 olarak vermiş olduğu teklifi yüzde 90’a çıkardı.

Grevlerimize günler kala gelen bu teklif de gösterdi ki MESS hâlâ sefalet ücreti dayatmasını sürdürüyor. Öncekiler gibi bu teklifin de işçilerin taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu, işçilerin kabul edebileceği yeni bir teklif beklediğimizi, aksi halde 19 Ocak’ta başlayacak grevlerimizi en güçlü biçimde hayata geçireceğimizi kendilerine ifade ettik.

“Greve çıkacağımız 19 Ocak gününe kadar eylemlerimiz devam edecek”

Sonuç olarak, 60 günlük görüşme sürecinde de arabulucu sürecinde de daha sonra yapılan üç toplantıda da anlaşma zemini oluşmadı. Çünkü metal işçilerinin ve dolayısıyla sendikamızın kabul edebileceği bir teklif ortaya konmadı. Sendikamız, fabrikalarda ağır koşullarda çalışan, canı pahasına döktüğü alın terinin karşılığını isteyen 163 bin metal işçisini yoksulluğa mahkûm edecek bu tekliflerin kabul edilemez olduğunu, metal işçilerinin hakkı olanı almak için gerekirse üretimden gelen gücünü kullanacağını açıkça ilan etti.

Bu doğrultuda sendikamız üyesi binlerce işçi, sermayenin dayatmalarına karşı hem fabrikalarda hem de kent meydanlarında eylemler yaparak mücadeleyi yükseltiyor. Çalıştıkları fabrikalarda pazartesi ve cuma günleri her vardiyada birer saat iş durduran üyelerimiz, bugüne dek Tekirdağ Çorlu, Bursa Mudanya, Düzce, İzmir ve Bilecik’te protestolar gerçekleştirdi.

Greve çıkacağımız 19 Ocak gününe kadar eylemlerimiz devam edecek. Bu kritik süreçte sendika farkı gözetmeksizin tüm metal işçilerini mücadeleyi ortaklaştırmaya çağırıyoruz. Haklarımıza, taleplerimize ve geleceğimize sahip çıkmak için 163 bin metal işçisinin dayanışma, güç ve eylem birliğinin önemli olduğuna inanıyoruz.

“Artık bıçak kemiğe dayandı, hatta kemiği kesmeye başladı”

Türkiye'de özellikle çalışanlar açısından ekonomik koşulların daha da ağırlaştığı bir süreç söz konusu. Bu süreç metal işçilerini nasıl etkiledi?

Metal işçileri, hemen her gün temel tüketim mal ve hizmetlerine yapılan zamlar karşısında gündelik gereksinimlerini bile karşılayamaz halde. Reel olarak sürekli gerileyen ücretler, bırakın yoksulluk sınırını, neredeyse açlık sınırına dayandı. Sözleşmemizin başlangıç ayı olan 1 Eylül 2023 günü itibariyle ortalama bir metal işçisinin 4 ikramiye dahil aylık ücreti 14 bin 500 lira düzeyinde. Yeni asgari ücretin belirlenmesinin ardından 10-20 yıllık işçilerin ücretleri bile asgari ücret seviyesine gelmiş durumda. Yalnızca sözleşme döneminde kira fiyatlarının altı katına çıktığı göz önünde bulundurulursa, işçilerin bu ücretlerle geçinmek bir yana, kiralarını bile ödeyemez durumda olduğu rahatlıkla görülür.

Şunu vurgulamak isterim: Metal işçileri hiçbir dönemde bu düzeyde bir reel ücret kaybıyla, bu düzeyde bir yoksullukla karşı karşıya kalmadı. Özellikle AKP hükümetinin son iki yıldır uyguladığı ekonomi politikalarının sonucu olarak ücretler neredeyse asgari ücret düzeyine gerilerken, işçiler sürekli borçlanarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Artık bıçak kemiğe dayandı, hatta kemiği kesmeye başladı. İnsanca yaşayacak bir ücret, bugün daha da zorunlu ve yaşamsal bir mesele haline gelmiş durumda. İşçilerin bu yoksullaşmaya daha fazla dayanacak gücü yoktur. Bu ağır tablo değişmek zorundadır.

“İstediğimiz zam oranı, ilk altı aylık dönem için yüzde 140,5”

Bu tablonun değişmesi için sizin talepleriniz neler? Taslakta neler istiyorsunuz?

Bizim istediğimiz zam oranı, ilk altı aylık dönem için yüzde 140,5’tir. Bu oranda zam yapılırsa ortalama bir metal işçisinin ikramiye dahil net ücreti 14 bin 500 liradan 35 bin 730 liraya yükselecektir.

Sosyal haklarımız da tamamen göstermelik ve yaşadığımız gerçeklikle zerre bağdaşmayan tutarlar haline geldi. Örneğin aylık ödenen çocuk yardımı 28 lirayla 35 lira arasında değişiyor. Bu tutar, bir öğrencinin günlük toplu taşıma ücretine bile yetmez. Aynı şekilde, bugün ödenen yıllık izin parası, şehir dışına gitmek için gerekli yol parasını bile karşılamıyor. Bu nedenle sosyal haklarda ilk 6 aylık dönem için yüzde 450 oranında artış teklif ettik. Sosyal hakların da ücret gibi 6’şar aylık dönemlerde ve ücret artışları ile aynı oranda artırılmasını istedik.

Taslağımızda ayrıca, işçilerin insanca yaşama ve çalışma hakkı doğrultusunda; işe giriş ücretinin asgari ücretin yüzde 10 üzerinde olması ve işyerinde bundan düşük ücretle işçi çalıştırılmaması, fazla mesai ücretinin hafta içi yüzde 150, hafta tatillerinde yüzde 200, bayram ve genel tatillerde yüzde 300 olması, 8 Mart’ın kadın işçiler için, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün ise engelli kadrosunda çalışanlar için ücretli izin günü olması, yıllık ücretli izin sürelerinin ikişer gün artırılması, işçilerin omzundaki adaletsiz vergi yükünün azaltılması için yüzde 15’i aşan gelir vergisi payının işveren tarafından ödenmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması için işyerlerinde sendikanın yetkili uzmanlarınca da periyodik denetimler gerçekleştirilebilmesi, hastalanan işçilerin gelir kaybı yaşamaması, çocuğunu kreşe vermek zorunda olan işçilere aylık 3 bin lira kreş yardımı yapılması, sendika üyesi işçilerin yararlandıkları tamamlayıcı sağlık sigortasından işçinin eşi ve çocuğunun da yararlandırılması, deprem tehlikesine karşı işyerlerinde arama-kurtarma ekipleri kurulması ve masraflarının işveren tarafından karşılanması gibi taleplerimiz yer aldı.

Daha önce de belirttiğim gibi, ne yazık ki metal sektörü işverenleri bu haklı taleplerimizi karşılamak yerine kazanılmış haklarımızı geriye götürmeye dönük bir tutum sergiledi. Kazanılmış haklarımızın bir toplu iğne ucu kadar bile geriye götürülmesine asla müsaade etmeyeceğimizin altını çizmek istiyorum.

“Binlerce işçinin grev hakkı siyasi iktidar tarafından gasbedildi”

Birleşik Metal-İş, ilk olarak örgütlü olduğu MESS kapsamındaki 37 fabrikadan 7 bin işçiyle greve çıkacağını duyurdu. Daha önce birçok greve yasak getirildiğini hatırlıyoruz. Böylesi bir durum söz konusu olursa etkisi neler olur? Yasakların ardından nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Resmi arabulucu raporu, sendikamıza 9 Ocak’ta geldi. 10 Ocak’ta olağanüstü topladığımız Başkanlar Kurulumuzda grev uygulama kararlarımızı alıp aynı gün MESS’e tebliğ ettik ve fabrikalarda üyelerimizle birlikte ilan ettik. 11 Ocak’ta da bir basın toplantısı düzenleyerek, MESS’in haklı taleplerimizi karşılamaması nedeniyle mücadeleyi yükseltme kararımızı ve kademeli olarak grev uygulamalarını hayata geçireceğimizi kamuoyuyla paylaştık.

Bu kapsamda 34 işletmeye bağlı 63 fabrika/işyeri içerisinde ilk olarak 15 işletmeden 37 fabrikada greve çıkıyoruz. 9 işletmeye bağlı 26 fabrikada 19 Ocak günü, 3 işletmeye bağlı 6 fabrikada 23 Ocak günü, 3 işletmeye bağlı 5 fabrikada ise 24 Ocak günü grev kararımızı uygulamaya koyacağız. Bu grevlere 7 bin metal işçisi katılacak. Diğer fabrikalarda ise grev kararlarımızı önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Basın toplantımızda da söylediğimiz gibi, yurdun dört bir yanı grev ateşlerine tanık olacak.

Sizin de belirttiğiniz gibi, son yıllarda sık sık grev yasaklarıyla karşılaşıyoruz. Örneğin 2015 yılında MESS sözleşmesi kapsamındaki 38 işletmede, 2017’de Bursa’daki Asil Çelik işyerinde, 2018’de yine MESS sözleşmesi kapsamında olan, sendikamızla birlikte üç sendikanın örgütlü olduğu 179 işletmede, 2022 yılında Kocaeli’ndeki Bekaert işyerinde ve son olarak geçen yıl Gebze’deki Green Transfo Energy işyerinde grevlerimiz yasaklandı. Böylece binlerce işçinin grev hakkı ve iradesi, siyasi iktidar tarafından gasbedildi.

Biz Birleşik Metal-İş Sendikası olarak bu hukuksuz grev yasaklarına boyun eğmeyi reddediyoruz. Bugüne dek çeşitli işyerlerinde Anayasa’dan doğan, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan ancak siyasi iktidar tarafından keyfi biçimde yasaklanan grev hakkımıza sahip çıktık ve grevlerimizi fiilen gerçekleştirdik. Örneğin 2022 yılında yasaklanan Bekaert işyerinde 18 gün fiili grev yaptık.

“Grev yasaklarından medet ummamaları için MESS yetkililerini uyarıyoruz”

Dolayısıyla grev yasaklarından medet ummamaları için MESS yetkililerini uyarıyoruz. Metal işçileri her koşulda grev hakkına sahip çıkacaktır. Binlerce metal işçisi fabrika önlerinde, kent meydanlarında haklı taleplerini birlikte, en gür sesleriyle haykıracaktır. Grevi yasaklamaya dönük hiçbir hukuksuz karar, bu sesi susturamaz.

Sizin aracılığınızla siyasi iktidarı da bir kez daha uyarmak istiyoruz: İşçilerin anayasal hakkı olan grev hakkını kullanmalarına engel olamazsınız. Grevlerimizi yasaklamaktan vazgeçin! En temel haklarımıza saygı gösterin.

Sendikamız, her türlü olasılığı değerlendirerek uzun süredir bu sürece hazırlanıyor. İşyerlerimizin tümünde grev eğitimleri gerçekleştirdik. Yılmamız, korkmamız, geri adım atmamız söz konusu bile olamaz.

Şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: İşçinin onay vermediği bir sözleşmeye asla imza atmayız. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, metal işçisi kazanacak. Hakkımız olanı alacağız, biz kazanacağız!