Gündem

Bir Ankara seçimi: Son iddialar, Mansur Yavaş'ın elini mi güçlendirdi?

Yavaş, iddialar nedeniyle yapacağı icraatları değil kendini anlatmak zorunda kaldı

15 Mart 2019 10:48
Gökçer Tahincioğlu

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

Mansur Yavaş, 1999’da Beypazarı’nda sürpriz biçimde MHP’den belediye başkanı olduğunda ismini kimse bilmiyordu. Doğma büyüme Beypazarlı olan Yavaş, başkanlığı süresince, başkentliler için anlamı sadece ‘havuç’ olan Beypazarı’nı hafta sonları gezilip görülecek bir turizm merkezi haline getirdi. Konakları yeniletti, yolları düzenledi ve baştan sona yenilediği Beypazarı’nın simgesi haline geldi.

Beypazarı’nda iki dönem belediye başkanlığı yapan Yavaş, kazandığı ödüller, fazla konuşmayan ancak çok çalışan görüntüsü ile bir anda hakkında fazla fikri olmayan başkentlilerin bile dikkatini çekti. MHP, bu dikkati oya çevirmek için Yavaş’ı, 2009’da Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterdi. Ancak başkentte o seçimde yıllarca isimleri birlikte anılan Melih Gökçek ile Murat Karayalçın yarışı vardı. Karayalçın, 1994’te Refah Partisi’nden aday olarak koltuğa oturan Gökçek’ten önceki başkandı ve 15 yıl sonra, sürekli kıyaslanan iki isim yarıştaydı. Seçimi Gökçek kazandı ama Yavaş, kimsenin beklemediği biçimde yüzde 27’lere varan bir oy oranına ulaştı.

Bu başarı, Yavaş’ın 2014’teki seçimde yeniden MHP adayı olacağı anlamına geliyordu. Ancak MHP’deki iç tartışmalar sonunda Yavaş aday gösterilmedi. CHP, Yavaş’ın aday olup olmayacağını yakından izliyordu. Yavaş, MHP’den aday gösterilmeyince, CHP’den aldığı teklifi değerlendirdi ve Gökçek’le tarihe geçecek bir seçimde yarıştı.

Gece yarısı sistem dondu

2014 seçimi, Gökçek’in çeyrek asırı bulan başkanlık döneminin en zorlu mücadelesiydi. Yavaş, seçim gecesi 24.00’te gelen oylara göre öne geçtiğini, açılacak sandıkların da güçlü olduğu bölgelerden olduğunu belirterek, başkanlığını kamuoyuna duyurdu. Gökçek cephesi ise sessizdi. Geç saatlerde, AKP’nin önde gelen isimleri sayımın yapıldığı seçim merkezine gittiklerinde, YSK’nın verileri donmuştu. Saatlerce yeni oy girişinin gerçekleşmediği sistem yeniden çalıştığında Gökçek öndeydi ve yüzde 1’lik farkla seçimi kazandı. İtirazlar sonuç vermedi. Bugüne kadar ulaşan şaibe iddiaları sonuca bağlanmadı.

Yeniden Yavaş ve bu kez Kesgin

Gökçek’in başkanlık görevinden 2018’de alınması ve yeniden aday gösterilmeyeceğinin kesinleşmesinin ardından Yavaş’ın ismi CHP’de yeniden gündeme geldi. MHP, artık AKP ile ortak hareket ediyordu ancak Yavaş’ı aday göstermediği 2014’te oyları yüzde 7’ye kadar gerilemişti. Gökçek’in de aday olmamasıyla Yavaş seçimi kazanabilirdi. İYİ Parti destekli CHP’nin adayı yeniden Yavaş olarak belirlendi. Rakibi ise Kayseri’de uzun yıllar başkanlık yapan, AKP’nin gözde isimlerinden Mehmet Özhaseki oldu.

Seçim yaklaştıkça gelen anketler Yavaş’ın önde olduğunu gösteriyordu. Başkentteki son duyumlar, hâlâ Yavaş’ın önde olduğu yönünde.

Ancak bugüne kadar hakkında herhangi bir usulsüzlük iddiası ortaya atılmayan Yavaş, bir anda kendisini “adaylıktan çekil” çağrılarına kadar ulaşan iddiaların ortasında buldu. İddia, ilk olarak 11 Aralık 2018’de bir gazetede yer almıştı. Habere göre Yavaş, daha önce arkadaşı olduğu Necmettin Kesgin’le bir alacak nedeniyle ihtilafa düşmüştü. 1. İcra Hukuk Dairesi, Yavaş'a verdiği 329 bin 736 TL "kötü niyet" tazminatı ve 164 bin 768 TL para cezası vermişti. Haberde, söz konusu kötü niyet tazminatının daha sonra iptal edildiği ise yoktu. Haber fazla ses getirmedi. Ancak ne olduysa hafta başında aniden Yavaş’ın bu davası neredeyse tüm gazetelerde birinci sayfada yer aldı. İddialar ağırdı.

Yavaş, sahte senedi işleme koyarak yüzbinler kazanmak, iş insanı Necmettin Kesgin’i tehdit etmekle suçlanıyordu. Üstelik, daha önce aldığı ceza nedeniyle, suçlu bulunduğu da bu haberlerde aktarılıyordu.

İddiaların kaynağı

İddiaların kaynağı Samaş adlı firmanın Kayseri Şeker’e karşı açtığı davaya dayanıyor. Samaş’ın bu talebini haklı bulan ticaret mahkemesi, cezai şart (sözleşmede bulunan yaptırım hükümleri) yönünden davayı reddetti. Kararı temyiz eden Samaş, milyonlarca liralık davanın yüksek miktardaki harcı için Necmettin Kesgin’den aracı olmasını istedi. Kesgin ise bu dönemde firmanın avukatını, o dönem aralarında ihtilaf bulunmayan Yavaş ile tanıştırdı. Firma, danışmanlık yaptığı gerekçesiyle Kesgin’e 600 bin dolarlık senet verdi. Ancak Samaş ile Kesgin arasında daha sonra ihtilaf çıktı. İki taraf, senedin Yavaş’a emanet verilmesi konusunda mutabık kaldı.

İddialar, bu noktada başlıyor. Samaş, açtığı davayı kazanınca, 11,5 milyon lirayı bulan alacağını tahsil etti. İddiaya göre, Kesgin’e 3,5 milyon TL’lik ödeme yapan firma, Yavaş’a da bir miktar ödeme yaptı. Ancak Yavaş, bu miktara itiraz ederek, hakkını alamadığı gerekçesiyle elindeki senedi işleme koydu. Kesgin’e göre, bu senette kendi ismi yazmıyordu ve senet sahteydi. Senedin üstünde soyadı Keskin olarak yazılmıştı. Kesgin, senedin ve imzanın kendisine ait olmadığını belirterek karşı dava açtı. Davada, icraya konulan senedin Kesgin tarafından imzalanmadığı sonucuna varıldı. Yavaş’ın mahkum olduğu belirtilen, gazete haberlerine konu karar bu davada çıktı.

Ancak ilginç biçimde, Yavaş’ın senedin gözünün önünde imzalandığını belirterek suç duyurusunda bulunması üzerine açılan davada Kesgin “sahte senet” suçundan 4 yıl ceza aldı. Halen istinaf mahkemesindeki bu davanın gerekçeli kararı ise çarpıcı iddiaları içeriyor.

Kararda, Kesgin’in bir süre birlikte yaşadığı kadının ifadeleri yer aldı. Tanık kadın, Kesgin’in bilgisayarında Yavaş’a ait görüntü ve ses kayıtlarının bulunduğunu, bu durumu aktardığı kişinin, bilgiyi Yavaş’a aktardığını anlattı. Karara göre, Yavaş’ın şikayeti üzerine Kesgin’in bilgisayarında görüntü ve ses kayıtları ele geçirildi. Kesgin’in bu görüntülerle Yavaş’a şantajda bulunduğu, posta kutusuna mektup ve flash disk bıraktığı, şikayetçi olursa siyasi hayatını bitireceğini yazdığı aktarıldı. Kararda, Kesgin’in, Yavaş’a, şikayetini geri almasını, ayağını denk almasını, aklını başına almasını, yoksa siyasi hayatının biteceğini söylediği de yer aldı.

Seçim öncesi dava

Kesgin de karşı başvuruda bulunarak, Yavaş’ın sahte senetle icraya başvurduğunu bildirdi. Ancak savcılık, bu dosyada takipsizlik kararı verdi. 2017 tarihli suç duyurusu üzerine verilen takipsizlik kararı, iki yıl sonra, seçime kısa bir süre Adalet Bakanlığı tarafından kaldırılınca, Yavaş hakkında iddianame düzenlendi. Bu iddianame de yine gazete haberlerine konu oldu.

“Saygın bir işadamı”

AKP de tartışmaya katıldı ve parti Sözcüsü Ömer Çelik, Yavaş’ı ağır biçimde suçlayan açıklamalar yaptı. Sonraki gün kamera karşısına geçen Yavaş ise hemen hiçbir kanalda yayınlanmayan açıklamasında Çelik’in “saygın işadamı” olarak nitelediği Kesgin’in çocuk istismarı suçundan ve sahte belgeyle hukuk diploması aldığı gerekçesiyle yargılandığını bildirdi. Hakkındaki iddiaları da yanıtlayan Yavaş, seçimi kazanacağı için bu konuların gündeme getirildiğini söyledi.

Çelik ise Kesgin için “saygın” ifadesini kullanmadığını belirterek, bu suçlardan yargılanan birisiyle neden arkadaş olduğunu Yavaş’a sordu. Çelik, Yavaş’ın vekaletinin bile olmadığı bir dosyadan para aldığını da gündeme getirdi ve “iş takibi” yaptığı yorumlarına neden olan süreci aktardı.

Kesgin hakkında, bilgisayarında çıkan çocuk görüntüleri ve sahte belge düzenlemekten açılan davalar sürüyor. Yavaş ise sahte senedi işleme koyduğu için yargılanacak.

“Biji Mansur Yavaş”

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Yavaş’a adaylıktan çekilmesi çağrısında bulunmasına yol açan süreçte Ankara’da yaşanan gariplikler bununla sınırlı değil.

İddialar gündeme gelmeden hemen önce, AKP’nin başkan adayı Mehmet Özhaseki, PKK ve DHKP-C militanlarına 20 bin kadro sözü verildiğini, bu militanların yakında evlere fatura getireceğini söyledi. Hemen arkasından Ankara’da duvarlara “Biji Mansur Yavaş” sloganları yazılmaya başlandı. CHP, bu yazılardan birinin büyükşehir belediyesinde görevli kişi tarafından yazıldığının tespit edildiğini belirterek suç duyurusunda bulundu. Yavaş da basın toplantısında bu durumu gündeme getirdi.

25 yıllık yönetim

Ankara’yı 24 yıl yöneten Gökçek, siyasi yaşamının önemli bölümünü AKP’de geçirdi. 2002’den bu yana Ankara’yı sürekli kazanan AKP, ilk kez bu kadar tedirgin. Yavaş ise başkanlığa bu kadar yaklaşmışken ortaya atılan iddialar nedeniyle yapacağı icraatları değil kendini anlatmak zorunda kaldı. Medyada, bugüne kadar ülke gündemine gelmeyen devasa yolsuzluk iddialarından daha çok yer bulan karmaşık alacak-verecek, tehdit-şantaj dosyasının seçimi nasıl etkileyeceğini kestirmek kolay değil. Kulislerde, başkentte özellikle milliyetçi seçmenin tercihinin Özhaseki’den yana değişebileceği konuşuluyor. CHP cephesinde ise hakkındaki iddiaların geri tepeceği ve Yavaş’ın elini güçlendireceği havası hakim. 25 yıllık iktidarın ardından başkentte koltuğun sahibinin değişip değişmeyeceği, Yavaş’ın Cumhur ittifakını yenip yenemeyeceğini 31 Mart’ta göreceğiz.