Gündem

Binali Yıldırım durumu neden Nuri Eroğan ile kıyaslanıyor?

“Memuriyetten istifa etmeyen Eroğan kazandığı İstanbul seçiminde koltuğa oturamamıştı"

01 Ocak 2019 21:49
Hülya Karabağlı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığı açıklanarak kesinleşmesine rağmen TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın görevinden istifa etmemesi Anayasa, eylemli iç tüzük ihlali gibi çok sayıda tartışmayı beraberinde getirirken en çarpıcı hatırlatma bundan 56 yıl önceki mahalli idareler seçimleriyle yapıldı. Binali Yıldırım’ın durumu 1963 yılında Adalet Partisi’nden girdiği seçimlerde İstanbul’u kazanmasına koltuğunu kendisinden sonra ikinci olan CHP’li Haşim İşcan’a bırakmak zorunda kalan Nuri Eroğan’la kıyaslandı.   

“Memuriyetten istifa etmeyen Eroğan kazandığı İstanbul seçiminde koltuğa oturamamıştı"

2001 yılında hayatını kaybeden eski İstanbul Milletvekili Nuri Eroğan, 1963 yerel seçimlerinde Adalet Partisi (AP) İstanbul Belediye Başkanlığı adayı olur ve seçimlere girer. 1963 yerel seçimlerinde, ülke genelinde belediye başkanlıkları, belediye meclisleri ve il genel meclisleri sonucunda AP birinci parti, CHP ikinci parti olur.

İstanbul’da geçerli oyların yüzde 37.91’ni alan AP ve Nuri Eroğan girdiği seçimden zaferle çıkmıştır. Ancak, CHP seçim sonuçlarına Eroğan’ın memuriyetten istifa etmeden AP’den aday olduğu için seçilme koşullarını yerine getirmediği gerekçesiyle itirazda bulunur. CHP’nin itirazını değerlendiren İl Seçim Kurulu itirazı haklı bularak AP adayı Eroğan’ın adaylık koşullarını yerine getirmediği sonucuna varır. Nuri Eroğan’ın Belediye Başkanlığı iptal edilerek yerine ikinci sıradaki CHP adayı Haşim İşçan, Yüksek Seçim Kurulu Kararı ile belediye başkanı olur.

Mahmut Tanal: Binali Yıldırım Meclis başkanlığı sıfatıyla kamu görevlisi, istifa etmesi gerekir

 CHP İstanbul Milletvekili, avukat Mahmut Tanal, Binali Yıldırım ve Nuri Eroğan arasındaki kurulan köprüdeki bağlantının kamu görevlisi olduğuna dikkat çekiyor. Yasaya göre, Binali Yıldırım’ın durumunun istifa  etme zorunluluğu olmayan milletvekillerinden farklı olduğuna dikkat çeken Tanal, Binali Yıldırım’ın  seçimlere milletvekili sıfatıyla girmeyeceğini belirtti. “Binali Bey, şu anda milletvekili sıfatıyla girmiyor, Meclis başkanı sıfatıyla giriyor. Burada bir kişi de iki tane sıfat varsa en üst makam sıfat neyse onunla oluyor. Burada Meclis başkanlığı görevinden istifa etmesi gerekiyor. Eroğan ile benzerlik kamu görevlisi olması. Meclis başkanı sıfatıyla kamu görevlisi.  Kanunda istifa etmesi gerekenlerin sayıldığı yerde diğer kamu görevlileri içine giriyor” dedi.

“O konu kapanmıştır”

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, istifa edip etmeyeceğine ilişkin sorulara, “O konu kapanmıştır diye düşünüyorum. Tartışma, benim dışımda" açıklaması yapmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da AKP'nin son grup toplantısında TBMM Başkanı Binali Yıldırım ile ilgili 'istifa edecek mi?' sorusuna “İstifa nereden çıktı, istifa gerekmiyor” demişti.

Parti kulislerinde, Yıldırım’ın yasal zorunluluk olmamasını düşünmesine karşın ‘etik’ gereği YSK’nin adaylarla ilgili kesin ilan tarihi olan 3 Mart ya da izleyen günlerde TBMM Başkanlığı’ndan istifa edeceği beklentisi dile getiriliyor.

Durakoğlu da hatırlattı

İstanbul Barosu Başkanı Durakoğlu, kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak gösterilen TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın görevinden istifa edip etmeyeceğine yönelik tartışmalara sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "1963'de AP adayı olarak İstanbul Belediye Başkanı seçilen Nuri Eroğan, yasayı umursamayıp zamanında istifa etmeyince, CHP adayı Haşim İşcan İstanbul'a Belediye Başkanı olmuştu. Şimdi de Anayasayı umursamayanlara hatırlatılır. Etmesin de görelim" dedi.

Deniz Gezmiş’lerin idam oylamasında kabul oyu vermişti

 İstanbul Milletvekili olarak da TBMM’de görev yapan Nuri Eroğan,  Deniz Gezmiş’lerin  idam edilmelerinin oylandığı oturum günü konuşmasıyla bugün de hafızalardaki yerini koruyan bir isim. “Zannetmeme rağmen, şayet bu melunların hayatlarının bağışlanması yolunda el kaldıracak olanlar bulunursa, bunlar bilsinler kî, tarih bu ellerin sahiplerini, son müstakil Türk Devletini yok etmeye matuf hareketlerin yardımcısı olarak kabul edecek ve Türklük onları hiç bir zaman affetmeyecektir.» sözleriyle unutulmayan bir siyasi figür oldu.