Dünya

Batı'nın Suriye çıkmazı

Suriye'de iç savaşın gölgesinde düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerine ABD ve AB'nin sert tepkisi sürüyor. Uzmanlar Batı'nın Suriye politikasını DW'ye değerlendirdi.

04 Haziran 2014 23:28


ABD Dışişleri Bakanı John Kerry önceki gün Washington'da düzenlediği basın toplantısında, Suriye'deki iç savaşla ilgili kendisine yöneltilen "Bölgedeki stratejiniz nedir?" sorusuna, "Umarım bu sıradışı şiddeti sonlandırmak için bir yol buluruz" yanıtını verdi. Ortadoğu uzmanlarına göre Kerry'nin bu açıklaması aslında soruya "kaçamak" cevap vermek anlamına geliyor.

Washington'daki düşünce kuruluşu Foundation for Defense of Democracies (Demokrasileri Savunma Vakfı) uzmanlarından Tony Badran üç yıldır süren çatışmaları hatırlatarak, Amerika'nın izlediği Suriye politikasının bölgedeki sorunları çözmede yetersiz kaldığını söylüyor. Devlet Başkanlığı seçimlerinin de durumu değiştirmeyeceğini savunan Badran, ABD Başkanı Barack Obama'nın, Beşar Esad'ın yeniden seçilmesine kesin gözle bakılan seçimlerden sonra da 2,5 yıldır izlediği politikayı aynen devam ettireceğini düşünüyor.

"Obama zamana oynuyor"

Aynı şekilde Washington merkezli düşünce kuruluşu Brookings'de görevli Ortadoğu uzmanı Bruce Riedel de Amerika'nın Suriye politikasına eleştirel yaklaşıyor. Riedel'e göre, ABD'nin Suriye politikası Barack Obama iktidarında farklı bir görüntü sergilemeyecek.

Deutsche Welle'ye konuyla ilgili düşüncelerini aktaran Badran, Obama hükümetinin zamana oynadığını düşünüyor. Beyaz Saray'dan aldığı özel bilgilerin bu tezini doğruladığını ifade eden Badran şöyle konuştu:

"Beyaz Saray'daki bazı görevliler isimlerini açıklamadan bunun bu şekilde aslında uygun olduğunu söylediler. Yani ihtilalcilerin kazandığını, Esad'ın gittiğini görmek için acele edilmemesi gerektiğini düşünüyorlar. Bundan sonra neler olacağını kestirebilmek için kafa yormamıza gerek yok. Biz içine çekilmediğimiz sürece sorun da yok."

"Savaş uzun yıllar sürecek"

Amerika cephesinde durum böyleyken Suriye'de yapılan devlet başkanlığı seçimlerinin ne anlama geldiği konusunu ise Bruce Riedel şöyle değerlendirdi:

"Asıl önemli olan soru, şu anda neden seçimler yapılıyor? Bu seçimler Esad'ın görevde kalma kararlılığı konusunda ne denli belirleyici olacak? Verilmek istenen mesaj, Esad'ın sonuna kadar görevinin başında kalacağı yönünde. İç savaş, muhalefetin mağlup olacağı güne kadar uzayacaktır. Muharebe meydanlarına baktığımızda savaşın daha çok uzun yıllar süreceğini görebiliriz."

ABD yönetimi ve AB, Suriye'deki seçimleri tanımadığını baştan açıkladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon da Suriye'deki seçimin, yaşanan sorunu daha da derinleştireceğine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Uluslararası kamuoyunun da elleri kolları bağlı. Ortadoğu uzmanı Bruce Riedel, dünyanın Suriye konusundaki tavrını şu sözlerle değerlendiriyor:

"Askeri cephede üç yıldır kazananı olmayan bir savaş yaşanıyor. Her iki taraf da aşağı yukarı aynı yeteneklere sahip. Esad rejiminin ağır silahların yanı sıra İran, Hizbullah, Irak ve Rusya'dan oluşan güçlü dış destekçileri var. Muhalefetin de önemli dış destekçileri söz konusu. Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Türkiye, İngiltere ve bir miktar da ABD destekliyor."

ABD Esad'ı kabullendi mi?

Ortadoğu Uzmanı Tony Badran bu gelişmeler doğrultusunda Obama'nın artık devrilmesi güç gözüyle görülen Esad'ın görevini sürdürmesini de şartlar gereği kabullendiğini düşünüyor. Bunun ise Başkan Obama'nın inandırıcılığı açısından sıkıntılı olduğunu kaydeden Badran, Obama'nın "Suriye'nin geleceği ancak Esad'sız olur" sözünü hatırlatıyor.

Badran'a göre konunun ABD açısından stratejik önemi de var. Çünkü bölgede Amerika'nın dostları olduğu kadar sevmeyenleri de var. Badran, örneğin İran'ın başını çektiği grubun bölgede terörü desteklediğini savunuyor. Ve ekliyor; "Eğer ABD bölgede sessiz kalırsa, imajı zarar görür. Dost ülkeleri koruyan güç dengesi sarsılır."