Gündem

Başbakan Yıldırım BBC'ye konuştu: 'AİHM, milletin verdiği kararı değiştiremez'

Başbakan Binali Yıldırım, BBC World televizyonunda yayınlanan HARDtalk programına verdiği mülakatta, referandum süreci ve sonrasına ilişkin getirilen eleştirilere yanıt verdi. Yıldırım, referandumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımaya hazırlanan CHP

28 Nisan 2017 16:35

Başbakan Binali Yıldırım, BBC World televizyonunda yayınlanan HARDtalk programına verdiği mülakatta, referandum süreci ve sonrasına ilişkin getirilen eleştirilere yanıt verdi.

Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi'nin referendum eksenli iddiaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıma kararını, "Mahkeme, milletin verdiği kararı değiştiremez. Milyonların verdiği kararı ancak millet değiştirir" ifadesiyle değerlendirdi.

"Milletin kabul ettiğini ana muhalefet kabul etmese ne yazar" diyen Binali Yıldırım, "Milletin verdiği kararı mahkemede dönüştürmeye kimsenin hakkı yok. Ne AİHM ne Anayasa Mahkemesi ne de başka mahkeme milletin verdiği kararı değiştiremez" dedi.

Zeinab Badawi'nin sorularını yanıtlayan Yıldırım, referandumda yüzde 51.4 ile kabul edilen anayasa değişikliğinin Türkiye'yi bir diktatörlüğe dönüştürdüğü yorumlarına, "Vatandaşın oy verdiği yerde diktatörlük olur mu?" yanıtını verdi.

Yıldırım değerlendirmesine şöyle devam etti:

"Bu eleştiriler çok acımasız. Bu iddialara katılmak mümkün değil. 50 milyona yakın insan sandığa gitti, oy kullandı. 'Hayır' diyenler 24 milyona yakın, 'Evet' diyenler 25 milyonun üzerinde. Diktatörlük olsaydı, orana da kendimiz karar verirdik.

"Yüzde 80 - 90, uygun bir oranda bu işi yapar aradan çıkardık. Halbuki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oturduğu Üsküdar'da bile 'hayır' oyları önde çıktı. Büyükşehirlerin çoğunda aynı."

Binali Yıldırım, değişikliklerin çok fazla anayasal gücü tek bir kişinin elinde toplayacağı yönündeki Venedik Komisyonu raporunun hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanının mevcut sistemde de bu yetkileri var. Ama olmayan ne vardı. Yetkisi vardı, sorumluluğu yoktu. Bu değişiklikle yetkileri aynen kabul ediyoruz, yanına sorumluluk getiriyoruz. Mevcut anayasada bu yoktu. Bu demokratik yolda atılmış önemli bir adım. Bu anayasa ile kuvvetler ayrımını tam anlamıyla getirmiş oluyoruz."

Yıldırım, Zeinab Badawi'nin 'evet' ve 'hayır' arasındaki farkın çok az olduğu ve ulusal çapta geniş bir konsensüs sağlanması gerektiği çağrılarını hatırlatması üzerine ise İngiltere örneği verdi:

"Aradaki farkın az veya çok olması göreceli. İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkması yönünde karar verilen referandumda aradaki fark ne kadardı? Bizimki de 1 milyon 400 bin… Yaklaşık aynı. Orada çıkma yönünde karar verildi. Çıkmama yönünde oy verenler, itiraz edip "bu kararı tanımıyoruz" dediler mi? Demokrasinin gereği verilen karara rıza göstermektir. Bu aradaki fark sorun olmamalıdır.

"Şu dediğiniz doğru, 'hayır' verenlerin de gönlünü kazanacak çalışmalar yapmamız lazım. Toplumun ayrışmasının önüne geçmemiz lazım. Neden 'hayır' verdiklerini anlayacak çalışmalar elbette yapacağız."

Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlayan tasviyelerin, "aşırı boyutlara ulaştığı" eleştirilerine ilişkin de şunları kaydetti:

"Biz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Büyük bir travma yaşadık. Şehitlerimiz gazilerimiz var. Bu FETÖ terör örgütü devletin içine bütün hücrelerine girmiş. Bunları temizlemek kolay bir iş değil. Sizin ülkenizin başına böyle bir iş gelse… Demokrasiniz askıya alınmak istese, meclisiniz bombalansa.. Başbakanınıza kurşun sıkılsa… Cumhurbaşkanınız öldürülmek istense, ne yapardınız."

15 Temmuz darbe girişimine karşılık verilirken "ölçünün aşıldığı" eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Yıldırım, "Eleştirileri anlayışla karşılıyorum ama şunu acımasız buluyorum; insanlara keyfi olarak zulmediyormuşuz gibi bir algıyı kabul edemeyiz" dedi.

"Türkiye'nin demokrasisini ayakta tutmaya çalıştığını" söyleyen Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Biraz empati istiyoruz. Biz PKK, DAEŞ, FETÖ ile mücadele ederken hem dünyada barışı sağlamaya çalışıyoruz bir yandan da Avrupa'nın güvenliğini sağlıyoruz. Avrupa başta olmak üzere bir çok ülke bize müteşekkir olması gerekiyor. Bu yapılmıyor aksine sanki darbeyi yapan bizmişiz gibi bir algı oluşturuluyor. Bunu büyük bir haksızlık olarak görüyoruz."

Binali Yıldırım, Avrupa Birliği ile ilişkilerin geleceğine ilişkin ise henüz bir referandumun gündemlerinde olmadığını belirterek, "Gündemimizde değil ama olsa, şu an bir referandum yapılsa AB aleyhinde bir karar çıkar. Kamuoyu olumlu değil" dedi.

Binali Yıldırım, Suriye konusunda ise Obama yönetiminin politikalarını eleştirerek, Trump yönetiminin elini daha fazla taşın altına koyması gerektiğini kaydetti:

"Suriye'de bu rejimle kalıcı barış da olmaz, siyasi çözüm de olmaz. Makul bir süre içerisinde bu rejim mutlaka gitmeli. Burada bütün Suriyeliler'in içinde olacağı bir Suriye Devleti mutlaka sağlanmalı. Amerika'nın etkin rolü devam etmelidir. Aksi halde çözüm gecikecektir. Daha fazla can yanacaktır."

Başbakan Binali Yıldırım, 2019'daki seçimler sonrası başbakanlık pozisyonunun kaldırılacağının hatırlatılmasına ise Erdoğan ile arkadaşlıklarının 70'li yıllara uzandığını, sonunda da birlikte olmaya devam edeceklerini söyleyerek yanıtladı.