Gündem

Avrupa Konseyi’nin Kavala kararı ne anlama geliyor, Türkiye’yi neler bekliyor: “Tahliye ve beraatten başka yol yok”

02 Şubat 2022 17:11
Gökçer Tahincioğlu

Türkiye, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’yı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen türlü yöntemler uygulayıp, ısrarla tahliye etmeyerek Avrupa Konseyi tarihine geçti. AİHM kararlarının yerine getirilmesini denetlemekle yükümlü Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kavala hakkındaki AİHM kararını uygulamadığı için Türkiye’nin bu konudaki “ihlal süreci” dosyasını AİHM’ye gönderme kararı aldı. Bu aşamadan sonra olabilecekleri değerlendiren Avukat Benan Molu, Türkiye’nin önünde Kavala’yı önce tahliye etmek, sonrasında ise beraatine karar vermek dışında yol kalmadığı görüşünde. Aksi takdirde Türkiye, ağır yaptırımlarla karşılaşabilecek.

Konsey, daha önce sadece Azerbaycan için yaptırım sürecini başlatmış, Azerbaycan, dosyası AİHM aşamasındayken hak ihlali kararını yerine getirerek yaptırımdan kurtulmuştu. Azerbaycan’dan sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin dosyasını AİHM’ye sevk ettiği ilk ülke Türkiye oldu.

Kavala’nın, AİHM, dosyayla ilgili karar vermeden tahliye edilmemesi durumunda, Türkiye, bu nedenle suçlu bulunan ilk ülke olacak. Sonrasında ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yaptırım uyguladığı ilk ülke olarak tarihe geçecek.

Peki tarihe geçen bu süreç nasıl gelişti?

Cezaevinde kalması için dava üzerine dava

19 Ekim 2017'de Gaziantep'ten uçağa bindiği sırada gözaltına alındı ve gözaltı sürecinin ardından tutuklandı. Geride kalan 1555 gün, hukuk tarihine geçecek gelişmeler yaşandı.

*Kavala, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ABD’li Henry Barkey ile birlikte hareket ettiği, darbeyi desteklediği ve Gezi olaylarını finanse ettiği iddialarıyla tutuklandı.

*Daha önce Gezi olayları nedeniyle FETÖ dosyalarında ismi geçen firari emniyet mensubu ve savcıların hazırladığı fezleke esas alınarak yeni bir iddianame hazırlandı. Bu iddianamede 15 Temmuz iddiaları yer almadı. Bir süre sonra da Kavala, 15 Temmuz dosyasından tahliye edildi.

*Gezi davasında yargılanan Kavala, hakkında beraat kararı verildiği aşamada, tahliye olacakken, 15 Temmuz dosyası raftan indirildi ve aynı gün bu dosyadan tutuklanmasına karar verildi.

*Ancak bu karar verilmeden aylar önce AİHM, Türkiye’yi, Kavala’yı siyasi nedenlerle tutukladığı gerekçesiyle mahkûm etmişti.

*İstanbul Başsavcılığı, Kavala’nın yeniden tutuklanmasını sağlayan dosyayı açarken AİHM mahkumiyetine dikkat etmemişti. Bunun üzerine savcılık, birkaç gün sonra Kavala’nın aynı kanıtlarla bu kez casusluk suçundan tutuklanmasını talep etti. Kavala, bu suçtan tutuklandı. AİHM kararına konu suçlamadan ise tahliye edildi. Kanıtlar aynı kaldı ama suçlama değişti.

*Bir süre sonra da Kavala hakkında casusluk suçundan dava açıldı. İddianamede, Barkey ile Kavala’nın bağlantısı konusunda telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal vermesi dışında bağlantı kurulamadı. Bu durum, iddianamede, her iki ismin usta casus olmasıyla açıklandı

*Bir süre sonra istinaf mahkemesi, Gezi davasındaki beraat kararlarını bozdu.

*Kavala’nın casusluktan açılan davasıyla, Gezi davası için birleştirme kararı verildi. Bu dosya, Yargıtay’dan dönen, Gezi olayları sırasında yaşananlar nedeniyle Beşiktaş Çarşı grubu aleyhinde açılan dava ile birleştirildi ve torba dava oluşturuldu. Halen bu davanın tek tutuklu sanığı Kavala.

Türkiye’nin nafile savunması

Türkiye ise bu tabloya rağmen hala Kavala hakkındaki AİHM kararının gereğinin yerine getirildiğini savunuyor. Buna kanıt olarak da savcılıkların ve mahkemelerin 15 Temmuz dosyasından daha önce verdiği tahliye kararlarını işaret ediyor. Kavala’nın iki kez tahliye edildiğini ancak sonra farklı suçlardan yeniden tutuklandığını savunuyor.

Avukat Benan Molu, Türkiye’nin tezinin neden kabul görmediğini, bundan sonra olabilecekleri şöyle anlattı:

“Türkiye’nin önünde sadece iki yol var, önce tahliye, sonra beraat”

-Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararıyla ilgili olarak sert bir açıklama yaptı. Bakanlık tezlerinde haklı mı, Türkiye’nin savunmalarına neden itibar edilmiyor?

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, uygulanmayan yüzlerce AİHM kararı olmasına rağmen Kavala dosyası için özellikle bu uygulamanın yapıldığı belirtiliyor. Bunun nedeni, AİHM’nin Kavala hakkında verdiği karar. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesinden mahkum edildi Kavala dosyasında. Uluslararası bir mahkeme, böylece, Türkiye’nin Kavala’yı siyasi nedenlerle, susturulmak için tutuklandığını karar altına almış oldu. Bu madde, çok nadiren uygulanan bir madde. Bugüne kadar bu maddeden verilmiş sadece 21 tane ihlal kararı var. İkisi Kavala ve Demirtaş dosyalarında Türkiye aleyhine verildi. AİHM, çok nadiren yaptığı bir yorum yapıp, bu kararın gereğinin ancak Kavala’nın serbest kalması ve beraat etmesiyle yerine getirilebileceğini belirtti. Türkiye’ye böylece bir yükümlülük getirildi. Yani sadece tahliye ile de kararın gereği yerine gelmiş olmuyor. Belki Türkiye’ye nefes aldırır ama beklenti beraat etmesi. Siyasi nedenlerle bu kişinin cezalandırılamayacağı karar altına alınmış durumda.

-Bu süreç nasıl başladı, daha önce Avrupa Konseyi bu süreci hiç işletti mi?

Kavala hakkındaki AİHM kararı, Mart 2020’de kesinleşti. Devletin öncelikli adımı Kavala’nın serbest bırakılması olmalıydı. Ancak Mart 2020’den bu yana tahliye kararı verilmediği için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de bu yola girmeye karar verdi. Daha önce Avrupa Konseyi tarihinde bu süreç sadece muhalif bir siyasetçinin tutuklanması ve AİHM kararına rağmen serbest bırakılmaması nedeniyle Azerbaycan için verilmişti. Şimdi de Türkiye için bu süreç başladı. Türkiye ise bu süreçte hep aynı argümanı kullandı. Kavala, belirtilen suçlardan tahliye oldu ama sonra farklı suçtan tutuklandı dedi. Bakanlar Komitesi bunu ikna edici bulmadı. Zaten 18. madde şöyle bir madde, ‘siyasi nedenli’ denilen tutuklamanın bütün sonuçlarının ortadan kalkmasını gerektiriyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de diyor ki ‘Kavala iki kez daha tutuklandı. Çünkü serbest bırakmak istemiyorlardı. Siyasi saikle bu yola girildi. Asıl amaç serbest bırakılmaması…’ Israrla tahliye edilmediği için bu noktaya gelindi.

-Bugün tahliye edilse sonuç değişecek miydi?

Bugün serbest bırakılsa AİHM kararı bir anlamda yerine getirilmiş sayılacaktı. Bu kez beraat etmesi beklenecekti. Ama AİHM’ye sevk edilmeden bekleme kararı alınabilirdi. Bu uyarılar daha önce Türkiye’ye iletildi ve bugün en sonunda bu noktaya gelindi. Aslında komite açısından çok hızlı bir süreç bu. Daha uzun zamana da yayılabilirdi ama Bakanlar Komitesi bunu çok hızlı bir biçimde gündeme aldı ve üçte iki oy çokluğu sağlandı.

-Şimdi ne olacak?

Bu dosya AİHM’ye gidecek. İhlal prosedürü resmen başladı. Bundan sonrası ise çok belirsiz. Ne olacağını göreceğiz ve yolda öğreneceğiz. İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire bakacak bu dosyaya. Yanlış bilinen bir durum var. Sanki AİHM, Kavala dosyasına yeniden bakacak gibi algılanıyor. Hayır. AİHM, sadece önceki AİHM kararının uygulanıp uygulanmadığına teknik olarak bakacak. Yerine getirilip getirilmediğine… Dosyanın içeriğine girilmeyecek. Sadece usul değerlendirmesi denebilir buna. Kriteri de 2 Şubat 2022’ye kadar yaşananlar olacak.

-Kavala, bu aşamada tahliye edilse bile karar çıkacağı anlamına mı geliyor bu?

Evet. Azerbaycan mesela bu aşamada tahliye kararı vermişti. Ama AİHM yine ihlal kararı almıştı. AİHM, sadece ihlal kararını veriyor. Yaptırıma ise Bakanlar Komitesi karar veriyor. O dosyada tahliye çıkınca, Bakanlar Komitesi yaptırıma gerek görmemişti. Bir de Azerbaycan örneğinde 14 ay sonra karar vermişti AİHM. Kavala için bu sürecin nasıl işleyeceğini göreceğiz. Ama o davada Büyük Daire’nin ilk karar olması nedeniyle temel ilkeleri belirlemesi gerekiyordu. Şimdi ilkeler belirgin. Bu kadar uzun sürmemesi bekleniyor. Ama sonuçta Büyük Daire kararı.

-Kavala’nın serbest kalması ya da tutukluluğunun sürmesi yaptırım sürecini nasıl etkiler?

Diyelim ki serbest bırakıldı bu karar çıkana kadar. O zaman da tamamen belirsiz. Ancak AİHM, 2 Şubat 2022’ye kadar tahliye edilmedi diyerek ihlal kararı verebilir. Bakanlar Komitesi ise yaptırım kararı almayabilir. Sonuçta Kavala dosyasında ne olursa olsun, Bakanlar Komitesi tekrar bakacak. Diyelim ki AİHM ihlal kararı verdi, Kavala da tahliye edilmedi. Artık yaptırım meselesi gündeme gelecek.

-Hangi yaptırımlar söz konusu olabilir?

Bunun tarihte herhangi bir örneği yok ve düzenlemelerde de açıklık yok. Bir dizi yaptırım sıralanıyor sadece. Çeşitli kurumlarda Türkiye’nin oy hakkının askıya alınması olabilir. Konsey üyeliğinin askıya alınması ya da Avrupa Konseyi üyeliğinden çıkartma söz konusu olabilir.

-Kavala hüküm giyerse artık tutuklu statüsü kalmayacak. Bu durumda nasıl hareket edilir?

Bu arada Kavala hükümlü hale gelebilir. Tahliyesi mümkün olmayabilir. Bu da bir şey değiştirmeyecek. Çünkü tahliye de yeterli değil zaten. Beraat etmediği sürece bu yaptırım süreci işleyecek. Yine aynı şekilde bu süreçler söz konusu olacak. Türkiye’nin iki seçeneği var önce serbest bırakmak, sonrasında beraat ettirmek. Bunun dışında ne yaparsa 18. Maddeden hak ihlalinin gereğini yerine getirmemiş sayılacak.

TIKLAYIN | Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye'ye yönelik ihlal sürecinde ikinci oylamayı yaptı: Oy çokluğu ile dosyanın AİHM tarafından değerlendirilmesine karar verildi

TIKLAYIN | Osman Kavala: Tutukluluğumu devam ettirmek için gerçekleştirilen yargı uygulamalarının tarafsız bir gözle incelenmesini önemli buluyorum