Dünya

Almanya'nın yeni dış politikası: Olayların merkezinde olmak

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'in dış politikadaki vizyonu konforlu bir alandan çıkarak olayların merkezinde olmayı öngörüyor. Deutsche Welle'den Melinda Crane'nin yorumu...

21 Mayıs 2014 00:10


Almanya dış politikada açıkladığı yeni rolüne gittikçe daha canlı bir biçimde bürünüyor. Cumhurbaşkanı Joachim Gauck Münih'teki güvenlik konferansında ülkeyi dünya politikasında daha fazla sorumluluk almaya davet ettiğinde çok sayıda uluslararası gözlemci görüşlerine hak vermişti. Fikirleri uygun, hatta gecikmiş olarak değerlendirildi. Ama bunun kim ve nasıl takipçisi olacaktı? Dışişleri ve savunma bakanlarının yaptığı benzer açıklamalarda başbakanlıkla hemfikir olunmuş muydu? Gerçek bir siyasi değişime giden adımlar atılacak mıydı?

Hâlihazırda her iki sorunun da yanıtı Evet. Gauck “vakit kaybetmeden, kararlı ve esaslı” bir biçimde dünya sahnesine çıkma konusunda ülkesini uyardı. Frank-Walter Steinmeier de Ukrayna'nın Bağımsızlık Meydanı'nda, Odessa'da, Talin'den Kişinev'e hep olması gereken yerde olarak bunu yaptı.

Konforlu alanın dışına çıkmak

Bu yeni diplomasi Almanları rahatsız ediyor. Körber Vakfı tarafından yapılan bir araştırmaya göre ankete katılanların yüzde 60'ı Almanya'nın dış politikada daha fazla sorumluluk almasını istemiyor. Çoğunluk diplomatik çabaları destekliyor ancak güçlü bir angajmanın tuzaklarına kuşkuyla yaklaşıyor ve insan hakları, insanî yardım, iklim, çevre gibi değerlerin yön verdiği bir dış politika arzu ediyor.

Ne var ki etkili bir diplomasi riskler taşıyor ve son derece “reelpolitik”. Mesele doğru tarafı seçmek değil, gelişmelerin tam ortasında olmak. Bu tarz bir diplomasinin aktörleri ahlaken düşünülmüş, konforlu bir karışmama pozisyonundan kaçınmak zorunda. Gerhard Schröder'in Irak karşısındaki ya da Guido Westerwelle'nin Libya konusundaki tutumu da övgüye layık olabilir ancak bunlar Almanya'nın dünyadaki etkisini artırmaktan ziyade sınırladı. Diplomasi bir tutum değil bir süreç. Normlardan çok çıkarlar tarafından yön verilen akıcı bir süreç. Karşışıklı alışveriş için ortam, yeni müzakere fırsatları ve geri çekilme stratejileri geliştiriyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier cesaret ve yoğun bir çabayla Ukrayna'daki krizi yumuşatmaya çalıştı ve dünya da bunu algıladı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry liderlik rolünü övdü ve New York Times gazetesi de Almanya'nın Putin açısından Avrupa'nın en önemli ülkesi gibi göründüğünü yazdı. Bilgisayar çağına gelinmiş olsa da yüksek diplomasi kişiliğin belirleyici olduğu bir sanat olarak kalmaya devam ediyor. Steinmeier bu alanda becerisini kanıtlamış oldu. Elbette hızlı ve nihaî bir başarı güvencesi yok. Ama bu da sürecin bir parçası. Diplomasi yavaş bir şekilde ilerliyor ve doğrusal bir biçimde gelişmiyor. Dışarıda duranlar açısından sonuçlar her zaman görünür olmuyor. Bazen sadece krizin ön plana çıkardığı çok daha kötü senaryoların gerçekleşmesine engel olmaya yarıyor.

Başbakan Angela Merkel de geçen hafta Steinmeier'in mekik diplomasisine yönelik eleştirileri geri çevirirken buna dikkat çekti. Başbakan, dışişleri bakanıyla el ele çalıştıklarını belirtti. Kendisi diplomatik becerisini Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile buluşmasında ortaya koymuştu. İki siyasetçi birlikte Ukrayna'daki devlet başkanlığı seçimlerinin başarısızlığa uğraması halinde bundan Moskova'yı sorumlu tutacaklarını açıkladı.

Daha fazla etki kazanmak

Eğer Ukrayna'nın doğusundaki bazı gruplar ya da bölgeler gelecek haftasonu yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine katılmaya gönüllü olmazsa ya da bu imkanı bulamazsa bu Alman diplomasisi açısından bir geriye gidiş olsa da bir yenilgi olmayacak. Sadece başka araçlara başvurmak için bir işaret olarak değerlendirilecek. Eski ABD Başkanı Teddy Roosevelt bir keresinde dış politika stratejisini şöyle betimlemişti: “Yumuşak konuş ama yanına da kalın bir sopa al” Almanya'nın sopası ekonomik gücü.

Dışişleri Bakanlığında dünyanın Almanya'dan beklentileri üzerine bir tartışma toplantısı yapıldı. Sonuç, cesaret ve girişim. Ama sadece ülkenin en üst düzey diplomatlarından değil ekonomiden ve vatandaşlardan da… Oyun sahasının kenarları Avrupa'nın en güçlü oyuncuları için doğru yer değil. Almanya son zamanlarda daha sık karşılaştığımız üzere gelişmelerin tam merkezinde olmalı.