Dünya

Almanya seçimleri: Türkiye ile ilişkileri neler bekliyor?

Almanya'da seçimleri kazanan CDU lideri Friedrich Merz'in başbakanlığını üstlenmesi halinde Almanya-Türkiye ilişkilerini neler bekliyor? Merz'in Avrupa için ilan ettiği "stratejik özerklik" hedefi Türkiye için ne anlama geliyor?

27 Şubat 2025 10:18

Almanya'da seçimleri kazanan CDU lideri Friedrich Merz'in başbakanlığını üstlenmesi halinde Almanya-Türkiye ilişkilerini neler bekliyor? Merz'in Avrupa için ilan ettiği "stratejik özerklik" hedefi Türkiye için ne anlama geliyor?

Almanya'nın müstakbel başbakanı, Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) lideri Friedrich Merz'in ilk ziyaret edeceği ülkeler arasında Türkiye'nin de yer alması bekleniyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Almanya'nın eski Ankara Büyükelçisi Dr. Eckart Cuntz, "Merz, başbakanlık görevini üstlendikten sonra gecikmeksizin bu ziyareti yapacaktır" derken, bunun için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Merz'i seçimleri kazanmasından ötürü tebrik ederek Türkiye'ye davet etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.

23 Şubat'taki erken genel seçimleri kazanan ve Sosyal Demokratlarla (SPD) "Büyük Koalisyon" hükümetini kurmak için görüşmeleri başlatan Merz, pek çok Avrupalı liderle gayri resmi temaslarına başladı bile.

Çarşamba akşamı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile özel bir akşam yemeği için Paris'e giden Merz'in, başbakanlığı üstlenene kadar yürüttüğü bu gayri resmi temaslarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da dahil edip etmeyeceğini önümüzdeki günler gösterecek.

Merz'in Avrupalı liderlerle yürüttüğü görüşmelerin odağında "acil dış politika önceliği" yer alıyor ve bu önceliği Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.

Merz'in 'mutlak önceliğinde' Türkiye'ye yer var mı?

Koyu bir transatlantikçi olarak tanınan Friedrich Merz, seçim akşamı katıldığı televizyon programında kaygılı bir ses tonuyla NATO'nun varlığını mevcut haliyle sürdürmesinin artık zor göründüğünü söyledi.

"Bir gün bir televizyon programında bunu söylemek zorunda kalacağımı hiç düşünmemiştim" diyen Merz, "Benim için artık mutlak öncelik, adım adım gerçek anlamda ABD'den bağımsızlığa ulaşabilmemiz için Avrupa'yı olabildiğince hızlı bir şekilde güçlendirmek olacaktır" diye konuştu.

Trump'ın, Avrupa güvenliğinin ana omurgasını oluşturan NATO'daki taahhütlerinden geri adım atması, Berlin'de alarm zillerinin çalmasına yol açtı.

Emekli büyükelçi Cuntz, "Trump yönetimi yakaladığı her fırsatı kullanarak çıkarlarımızı ve değerlerimizi ihlal ediyor. İşte bu da bizim Avrupa olarak kendi savunmamızı sağlayabilecek yetkinlikleri kazanmamızın ve bugüne kadar yeterli ölçüde işbirliği yapmadığımız Türkiye gibi ülkelerle işbirliğini güçlendirmemizin önemini daha da artırıyor" diye konuştu.

CDU lideri Merz de seçim kampanyası boyunca Türkiye'nin bölgesindeki stratejik öneminin arttığını, Ankara ile dış politika, güvenlik ve ekonomi alanında işbirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Avrupa ülkelerine de Türkiye ile işbirliğini geliştirme çağrısı yaptı.

'Türkiye'nin de Avrupa'ya ihtiyacı arttı'

Berlin merkezli Politika ve Bilim Vakfı (SWP) bünyesindeki Uygulamalı Türkiye Araştırmaları Merkezi (CATS) uzmanlarından Dr. Sinem Adar ise Trump'ın son hamlelerinin aslında sadece Avrupa'nın Türkiye'ye değil aynı zamanda Türkiye'nin de Avrupa'ya ihtiyacını artırdığı görüşünde.

Adar'a göre NATO'nun geleceğinin sorgulanıyor olması sadece Avrupa ülkelerini değil Türkiye'yi de savunma ve güvenlik politikaları bağlamında yeni sınamalarla karşı karşıya getiriyor.

Avrupa başkentlerinde, ABD'siz bir Avrupa'da nükleer caydırılıcığın nasıl tesis edilebileceğine dair görüşmeler başladı bile.

İngiltere ve Fransa'nın nükleer caydırıcılık şemsiyesi oluşturabileceği, hatta ABD'nin askerlerini çekmesi halinde Fransız nükleer silahlı savaş uçaklarının Almanya'ya konuşlandırılabileceği dile getiriliyor.

NATO'nun sağladığı nükleer caydırıcılık, Türkiye'nin savunmasında da, özellikle nükleer güç Rusya bağlamında, önemli bir ağırlığa sahip. Bunu kaybetme ihtimali Ankara'yı Avrupa'ya yakınlaştıran önemli bir etken olarak görülüyor.

https://www.youtube.com/watch?v=2XFh14lL8AU&ab_channel=BBCNewsT%C3%BCrk%C3%A7e

Kurumsal işbirliği neden geliştirilemiyor?

Sinem Adar, Ukrayna konusunda yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliğinin yeniden inşasındaki muhtemel rolüne dair tartışmaları beraberinde getirdiğini söylerken, "Bu da aslında şaşırtmıyor" dedi.

Trump yönetiminin Ukrayna konusunda Avrupa'ya yönelik "artık kendi güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmelisin" mesajlarının bir endişe ve panik hali yarattığına dikkat çeken Adar, özellikle Ukrayna'ya verilecek güvenlik garantilerinin Avrupa'yı ciddi sınamalarla karşı karşıya getirebileceğini aktardı.

"Türkiye NATO'nun ikinci büyük ordusu ve coğrafi konumu itibariyle de Avrupa güvenliği için stratejik önemde bir aktör. Trump yönetiminin öngörülemezliği ve Avrupa'ya dair dostane olmayan tutumu, Türkiye'nin Avrupa güvenliğinin yeniden inşasındaki muhtemel rolüne dair bir tartışmayı zorunlu kılıyor."

Ancak Adar, son 10 senede AB-Ankara ilişkilerinde yaşanan güven erozyonun, Türkiye ile kurumsal bir işbirliğini zorlaştırdığına işaret ediyor:

"AB ile Türkiye arasındaki güven erozyonu hala giderilebilmiş değil. Hala Türkiye'nin dış politikasına dair bir sorgulama mevcut. Bazı AB üyesi ülkeler nezdinde, Türkiye'ye dair tehdit algısı oldukça yüksek. Üstelik Türkiye'de derinleşen otoriter pratikler ve baskı, AB ve Türkiye'yi ilkeler bağlamında da birbirinden ayrıştırıyor."

https://www.youtube.com/watch?v=YNKswrPtZEo&ab_channel=BBCNewsT%C3%BCrk%C3%A7e

'Avrupa at gözlüklerini çıkarmalı'

Emekli büyükelçi Eckart Cuntz, Avrupa'nın kendi savunmasını güçlendirmek ve küresel siyasette daha önemli bir rol üstlenmek için Türkiye'nin stratejik görüşmelere, özellikle de Avrupa liderlerinin Ukrayna toplantılarına davet edilmesi gerektiği söyleyerek, "Artık at gözlükleri çıkarılmalı" dedi.

Cuntz, "Mesele sadece Ukrayna ile sınırlı değil. Türkiye, Almanya ve Avrupa için önem taşıyan Suriye ve Gazze gibi konularda da önemli bir ağırlığa sahip aktör" diye konuştu.

Türk-Alman stratejik işbirliği ivme kazanıyor

Almanya zaten son dönemde savunma alanında Türkiye ile işbirliğini güçlendirmeye dönük adımlara hız verdi.

Almanya'nın Eurofighter satışına ilişkin görüşmelerin başlatılması için yeşil ışık yakması, yine Almanya'nın kurulmasına liderlik ettiği Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi'ne (ESSI) Türkiye'nin de kabul edilmesi, AB'nin yerli savunma sanayisini savaşa hazır hale getirme planlarında Türk savunma sanayi şirketlerine kapı aralanması, bu adımlardan sadece bazıları.

Şubat ayı başında, Almanya ile Türkiye arasında Avrupa'nın 155 milimetrelik top mermisi tedarikini güvence altına alınmasını sağlamak için stratejik öneme sahip bir adım daha atıldı.

Türk savunma şirketi Repkon, Almanya'da bir patlayıcı dolum tesisi kurmak üzere bir Alman üretici ile anlaşma imzaladı. Alman ordusu Bundeswehr'in topçu mühimmatına olan talebinin karşılanması hedefleniyor.

Almanya aynı zamanda Türkiye ile ikili ekonomik ve ticari ilişkilerini de güçlendiriyor, Gümrük Birliği'nin modernizasyonu için AB'de girişimlerde bulunuyor.

Dr. Eckart Cuntz'a göre, "Türkiye'nin Ruslara ve ABD'lilere terk edilmemesi için bu işbirliği önem taşıyor. Ama Türkiye'nin de yapıcı inisiyatifler alması, ABD ile Rusya arasında savrulmaması gerekiyor. Ankara, Avrupa ile işbirliğini güçlendirme niyetinde samimi olduğunu açıkça göstermeli".

Erdoğan'ın seçim sonrası açıklaması 'not edildi'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Pazartesi günü kabine toplantısı sonrasında "son seçimler" ifadesiyle Almanya seçimlerine işaret etmesi, "liberal demokratlar" diyerek dolaylı ifadelerle yeni Alman hükümetini kurması beklenen Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlara eleştiriler yöneltmesi, Berlin'de çok da olumlu karşılanmadı.

Erdoğan'ın açıklamasında Merz'i seçimleri kazanmış olmasından ötürü tebrik etmek yerine aşırı sağcı hareketlerin Avrupa'da siyasetin belirleyeci aktörleri haline geldiğini, liberal demokrasinin darboğaza girdiğini, eski gücünü yitirdiğini, insanlara güven vermekte yetersiz kaldığını söylemesi, Berlin'de "işbirliğini güçlendirme çabalarına katkı sağlamayan söylem" olarak değerlendirildi.

BBC Türkçe'ye konuşan Alman yetkililer, Erdoğan'ın bu açıklamasının "not edildiğine" dikkat çektiler.

Bununla birlikte Merz başbakanlığındaki yeni hükümetin, tıpkı SPD lideri Scholz'un başbakanlığında olduğu gibi, Ankara ile kamuoyu önünde söz düellolarından, megafon diplomasisinden kaçınacağı belirtiliyor.

Yeni dönemde Türkiye-Almanya ilişkilerinde öncelikler ne?

Türkiye, Avrupa'ya düzensiz göçün önlenmesinde kilit bir rol oynuyor. Ankara'nın göçü Avrupa'ya karşı araçsallaştırarak aşırı sağcı AfD'yi daha da güçlendirebilecek hamlelere girişmesini önlemek, Merz için de bir öncelik olmaya devam edecek.

Ayrıca Türkiye'nin son yıllarda dış politikasında AB tarafından "agresif" olarak nitelendirilen hamlelerinden geri adım atmış olması, son olarak da Suriye dahil bölge politikalarında Berlin ile istişareye açık bir tutum sergilemesi, olumlu olarak değerlendiriliyor.

Ancak hem SPD hem CDU/CSU'lu siyasetçiler, yakın bir gelecekte Türkiye ile AB üyelik müzakerelerin yeniden canlandırılmasına ihtimal vermiyor.

Alman hükümeti Ankara ile işbirliğine odaklanmak istese de, Türkiye'de otoriterleşme eğiliminin artması halinde bunun Almanya'da tepkiye yol açarak kamuoyu baskısını artıracağına, işbirliğini geliştirme çabalarının da bir sınırı olabileceğine dikkat çekiliyor.