Gündem

"Almanya derinden bölünmüş durumda"

Almanya’da Saksonya ve Brandenburg eyaletlerinde yapılan seçimlerin yankıları sürüyor. Frankfurter Rundschau'daki yorumda Almanya içerisinde derin bir siyasi bölünmenin söz konusu olduğu görüşü dile getiriliyor.

03 Eylül 2019 08:56
Almanya’da Saksonya ve Brandenburg eyaletlerinde yapılan seçimlerin yankıları sürüyor. Frankfurter Rundschau'daki yorumda Almanya içerisinde derin bir siyasi bölünmenin söz konusu olduğu görüşü dile getiriliyor.Almanya'da Pazar günü Saksonya ve Brandenburg eyaletlerinde yapılan seçimlerin yankıları sürüyor. Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin tarihi başarıya imza attığı seçimlerde partilerin eyalet meclislerinde koalisyon kurmasını zorlaştıran bir tablo ortaya çıktı. Frankfurter Rundschau'da yer alan yorumda Almanya içerisinde politik bir bölünme olduğu vurgulanıyor: "Ülke içerisinde bir bölünme söz konusu. Bu, Doğu Almanya ile Batı Almanya arasında bir bölünme değil. Yaşlı ile genç, yoksul ile zengin arasında bir bölünme de değil. Bu, yetersiz bir açıklama olur ve siyasi kamplar arasında gittikçe açılan uçurumun nedeni de burada değil. Almanya uzun süredir köklü değişikliklerin kendisine doğru yaklaşmakta olduğu konusunda hemfikir. Almanya bu sorunla baş etmek için nasıl bir çözüm geliştirileceği konusunda derinden bölünmüş durumda. Bu değişimin büyük ve temelden olacağı ilk kez geçen pazar günü seçmen tarafından anlaşılmış değil. Anlaşılmamış olmaktan kaynaklı hayal kırıklığının uçtaki partilerin ilk sırayı almasını sağlayacak kadar büyük olup olmadığı belirsizdi. Hükümetteki partiler bunu ucuz atlattı. Vatandaşlar bir kez daha Almanya için Alternatif'e değil çözümü şekillendirmeleri için onlara güvendi.” Lüneburg'da yayımlanan Landeszeitung AfD'nin doğu eyaletlerindeki başarısını Doğu Almanya'nın tarihiyle ilişkilendiriyor: "Saksonya ve Brandenburg, tarihin arada bir kindar olduğunu gösteriyor. AfD'nin Doğu'da güçlenmesine bankacılık ve sığınmacı krizi neden olmuştu. Ancak bu güçlenmenin kökleri çok daha geriye, iki ihmale dayanıyor: Bunlardan biri, iki Almanya arasında sağlanan birliğin Batı’nın toprak kazanması olarak görülmesine izin verilmesi. Bir diğeri ise Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin (DDR) propaganda amaçlı oluşturduğu antifaşist örnek ülke imajının yok edilmemesi. Tarihçiler, Doğu Almanya'da 12 yıl süren nasyonal sosyalizmin ve 40 yıl süren Almanya Sosyalist Birlik Partisi diktatörlüğünün ardından yabancı nefretinin havalandırılmayan bir odadaki küf gibi türediğine işaret ediyor. AfD'nin yabancıları günah keçisi gibi sunan ulusal kanadının güçlenmesi tesadüf değil – Doğu Almanya'da nefret sözleşmeli yabancı işçilere yöneliyordu, bugün ise sığınmacılara.” Magdeburg'da yayımlanan Volksstimme gazetesi seçim sonrası eyaletlerde oluşacak koalisyon hükümetlerini ele alıyor: "Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) Saksonya ve Brandenburg'da en güçlü parti olmayı sürdürüyor. Seçim akşamı hissedilen gevşeme ise haklı değil. Görünüm olumsuz. Saksonya-Anhalt'ta olduğu gibi iki eyalette daha siyasi pozisyonlar arasındaki farklılıkların belirsizleştiği koalisyonların kurulması gerekecek ya da hükümet partileri kendi içinde tartışmalı kalabalıklar olarak algılanacak. Hristiyan Demokratlar, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller arasında oluşacak bir koalisyon hükümeti ise katılan tüm partileri zayıflatıyor. Bu durumda, AfD'nin propaganda olarak kullandığı, bunların birbirinden ayırt edilemez ‘sistem partileri' olduğu yönündeki tezi parlamentoda desteklenmiş olacak. Batı Almanya'da serpilip gelişmiş olan CDU, SPD ve Yeşiller'in hükümet kurmak için yeni bir hat oluşturmaları gerekecek. Anketlere göre Doğu'nun çıkarlarını en belirgin biçimde savunan Sol Parti ve AfD ise muhalefette kalacak. Hükümet partilerinin kendilerine özgü mesajları halka iletmek için büyük güç harcaması gerekecek.” Die Welt gazetesi de sayfalarında benzer bir yoruma yer veriyor: "AfD diğer partileri kendi çizgisi açısından inandırıcı olmayan koalisyonlara zorluyor. CDU'lu Saksonya Eyalet Başbakanı Michael Kretschmer seçimden kısa süre önce eyaletteki parti üyelerinin yüzde 90'ının Yeşiller'in hükümete katılmasına ‘tümüyle karşı çıktığını' ve kendisinin de bu görüşü savunanların ‘en önde gelen temsilcisi' olduğunu söylemişti. Başbakan olarak gösterdiği adayı ulusal kanattan olan AfD'yi dışarıda bırakma yönündeki doğru niyet, başarılı koalisyon müzakereleri yürütmeyi sağlayabilir. Ancak bundan fazla bir yarar da sağlamıyor. Bir şeylere engel olmak bir yönetim konsepti değil. Bunun böyle olduğu AfD'nin katılımına engel olmak için Berlin'de kurulan Büyük Koalisyon'da ve Saksonya-Anhalt eyaletinde kurulan CDU-SPD-Yeşiller koalisyonunda görüldü.” DW / EC, JD ©Deutsche Welle Türkçe