Dünya

Alman üniversiteleri geçmişiyle yüzleşiyor

Alman üniversiteleri, on yıllar sonra karanlık Nazi dönemindeki rollerini aydınlığa kavuşturmaya çalışıyor. Berlin’deki ünlü Charite Hastanesi’nin “GeDenkOrt.Charite“ adlı projesi de bu çalışmalardan biri.

15 Nisan 2014 22:39


Beyin cerrahinin öncülerinden Mortz Borchardt, radyoloji araştırmalarının mimarı Paul Lazarus ya da nörolog Willhelm S. Feldberg… Charite’nin bu değerli bilim insanları 1933 yılında Yahudi oldukları gerekçesiyle görevlerinden alınmışlardı. Avrupa’nın en büyük üniversite kliniği Charite’nin başlattığı GeDenkOrt.Charite projesi çerçevesinde şu sıralar geçmişte kuruluşta çalışan Yahudi bilim insanlarının biyografileri sergileniyor.

Charite, nasyonal sosyalizm döneminde sistematik olarak etki altına alınan tek bilimsel kuruluş değil. Nazilerin işlediği suçlara Almanya’nın yüksek okulları da derinden bulaşmıştı. Ancak Alman üniversitelerinde Nazi geçmişinin araştırılması ancak 70’li yıllarda bilim insanlarının bireysel çabaları ile başladı. Yüksek okullar ise geçmişin izini sürmek için ilk kez 90’lı yılların sonlarında girişimlerde bulundu.

Peki bu konuda neden bu kadar geç kalındı? Berlinli bilim tarihçisi Rüdiger vom Bruch şu yanıtı veriyor: “Bu süreçte saygın kişilerin adı da vardı ve bu nedenle sorgulamaya cesaret edilemedi. Neredeyse her alanda sürekli karşımıza çıkan nokta, alanında itibar gören, örnek alınan ve Nazi suçlarıyla hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünen kişilerin aslında çok daha fazla ilgisinin bulunmasıydı.“

Nazilere sempati duyanlar vardı

O dönemlerde birçok bilim insanı Nazilere sempati duymuş ve rejimin hizmetine girmişti. Charite Hastanesi’nde de ırk araştırmaları, insan deneyleri ve zorla kısırlaştırmalar yapılıyordu. Max Planck Enstitüsü, 1997 yılında geçmişini araştıran ilk bilimsel kuruluş oldu.

Rüdiger vom Bruch, “Bu çok önemli bir atılım oldu. Ardından geniş bir kesimde diğer kuruluşlar ve girişimler de geçmişiyle yüzleşmek istediğini açıkladı. Ancak bu pek kişisel bir suçluluk duygusundan kaynaklanmadı. Toplumsal baskı o kadar büyüktü ki, ‘en iyisi tarafsız bir araştırma yapması için bilim tarihçilerini biz kendimiz görevlendirelim‘ diye düşündüler“ diyor.

Yahudi olmayan doktorlar arasında nasyonal sosyalizmi kamuoyu önünde eleştirmeye ise neredeyse hiç kimse cesret edemedi. Peki bilim insanlarını rejimin suçlarına ortak olmaya iten neydi? Cerrah Ferdinand Sauerbruch ve psikiyatrist Karl Bonhoeffer gibi Charite’nin ünlü doktorları, Nazilerin kısırlaştırma ve toplama kamplarındaki insan deneyleri gibi tıp politikalarını destekliyordu. Charite'nin şimdiki başhekimi Karl Einhaeupl ise tıp etiğinin bugün verdikleri eğitimin önemli bir parçası olduğunu belirtiyor.