Gündem

Alman basını: Türkiye'nin yardıma ihtiyacı var

Türkiye'nin İdlib krizinde karşılaştığı durum ve Britanya'nın Avrupa Birliği'nden ayrılmasının tartışılmaya başlaması Alman gazetelerinin öne çıkardığı yorumlar arasında yer alıyor.

18 Eylül 2018 11:26

Süddeutsche Zeitung'un İdlib krizini konu alan yorumunda Türkiye'yi yine zor bir dönemin beklediğine dikkat çekiliyor:

"Türkiye sınıra tank sevk ettiği gibi İdlib'de mahsur kalan sivillere de zaruri ihtiyaç maddeleri gönderiyor. Böylelikle iki mesaj birden vermek istiyor. Birincisi, Türkiye'nin askeri gücünün küçümsenmeye gelmeyeceği. İkincisi ise Suriye'de kalmaları şartıyla mültecilere yardım etmeye hazır olduğu. Ekonomik krizin tam ortasında yeni bir mülteci akınına uğraması Türkiye'yi daha da zor bir durumda bırakabilir. Rusya Devlet Başkanı Putin mülteci kozunu oynayarak Türkiye'den Heyet Tahrir el Şam teröristlerini İdlib'den çekilmeye ikna etmesini istiyor. Putin aynı zamanda Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine de önem veriyor. Kremlin son zamanlarda Ankara'nın Washington ile arasını açmak için az çalışmadı. İdlib'in, bir bölümü Türkiye, diğeri ise Şam rejimi tarafından kontrol edildiği iki bölgeye ayrılması Rusya'nın işine gelir. Türkiye bu formülü benimsediği takdirde Suriye bataklığından kolay çıkamaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan Soçi'de Putin ile bulaşmadan önce ‘insani felaketin' mutlaka önlenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin baskısı tek başına bu felaketi önlemeye yetmez. Bu konuda Türkiye'nin gerçekten yardıma ihtiyacı var.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung Britanya'nın Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasının ada devletine pahalıya mal olacağını belirttiği yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Brexit karşıtları ayrılık görüşmelerinin sonuçlarının da halkın oyuna sunulmasını istiyorlar. Doğrudan demokrasinin yetersizlikleri hakkında ciltler dolusu kitap yazılabilir. Ancak Britanya açısından şu saptamayı yapmak yerinde olur: Halk 2016 yılında AB'den ayrılmayı arzuladığını dile getirdiyse, AB'den ayrılmanın kime neye mal olacağı anlaşıldıktan sonra neden yeniden tercihte bulunmasın? 1970'lerde Britanyalıların büyük çoğunluğu AB'de kalınmasından yana oy kullanmıştı. Hükümet 2016 yılında, 70'lerdeki oylamanın sonucu geçerlidir dese, Brexit yanlıları herhalde kıyameti koparırlardı. Halkın her zaman bütünüyle haklı olduğu doğru değildir.”

Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi Brexit'in ikinci kez halkın oyuna sunulmasıyla ilgili tartışmalara şöyle değiniyor:

"İkinci bir referandumun anlam taşıyabilmesi için anketlerde AB'de kalınmasından yana olanların açık ara öne geçmesi gerekir. Britanya'nın anlaşma imzalanmadan AB'den ayrılması ihtimaline rağmen ufukta böyle bir çoğunluk görünmüyor. Brexit'in olumsuz sonuçları idrak edilmeye başlanmış olsa da Britanyalıların sevmedikleri AB'den kurtulma arzusunun kırıldığı söylenemez. İkinci bir halkoylaması teorik demokrasi açısından da tartışma götürür. Çünkü bu durumda, istenen sonuç çıkıncaya kadar halkın sandığa çağrıldığı izlenimi doğar.”

General-Anzeiger gazetesinin yorumunda Brexit sürecinin sonunda kimin kaybedeceğinin belli olduğu belirtiliyor:

"AB karşıtı eski solcu Jeremy Corbin'in İşçi Partisi'nden, AB'den ayrılmak için patırtı koparan Boris Johnson'un da Muhafazakâr Parti'den adaylığını koyacağı bir erken seçim çözüm olabilir mi? Her ikisi de Britanya toplumunu iki barışmaz cepheye bölüyor. Erken seçim kimseye yaramaz. Brüksel ile Londra arasındaki ‘boşanma akdi' de gökten zembille inmeyecektir. Kaybeden, Britanya halkı olur.”

DW, dpa, afp/AG, BÖ

© Deutsche Welle Türkçe