Gündem

Alman basını: Türkiye güveni sadece hukukla kazanabilir

Almanya ile Türkiye ilişkilerindeki normalleşme süreci, Kaşıkçı cinayetindeki gelişmeler ve ABD'de Trump karşıtlarına bombalı paketler gönderilmesi Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorum konuları.

26 Ekim 2018 12:15

Süddeutsche Zeitung Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier'in Türkiye ziyaretinin hemen öncesinde Alman Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye'ye yönelik seyahat bilgilerini güncelleyerek yeni uyarılarda bulunduğunu hatırlatıyor ve verilen olumlu mesajlara rağmen ilişkilerde güvensizliğin sürdüğüne işaret ediyor:

"Almanya Türk ekonomisinin istikrara kavuşmasına katkıda bulunabilir ve bunu yapmalıdır da. Ancak normalleşme sadece ekonomik ilişkilerden ibaret olamaz. Hala birkaç Alman vatandaşıyla binlerce Türk siyasi nedenlerle cezaevinde tutuluyor. Almanya Ekonomi Bakanı Türkiye'deki temaslarında mutlaka insan hakları konusuna da değinmelidir. Ama bunu formalite icabı yapmamalı ve iki ülke arasındaki normalleşmenin ancak asgari düzeyde de olsa hukuk devleti prensiplerine dönüşle mümkün olabileceğini muhataplarına anlatmalıdır... Türkiye'nin ekonomik krize sürüklenmesinde kurumlarına duyulan güvenin azalmasının da payı oldu. Çalıştırdığı kişilerin tek bir sosyal medya paylaşımı yüzünden hapsedilebileceğini bilen hangi yabancı Türkiye'de yatırım yapar? Damadını maliye bakanı yapmakla ve merkez bankasının bağımsızlığına son vermekle güven kazanılmaz. Türk ekonomisi dışarıdan değil, sadece içeriden istikrara kavuşturulabilir. Erdoğan hukuk devleti prensiplerini tanımadığı sürece normalleşme için yapılacak her girişim başarısızlığa uğramaya mahkûm olacaktır.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın hunharca öldürülmesinin planlı cinayet olduğunun Riyad yönetimi tarafından itiraf edilmesini şöyle yorumluyor:

"Suudi Arabistan Başsavcılığının hele Kaşıkçı cinayeti gibi bir olayda bağımsız davranabileceği tasavvur edilemez. Savcılık Türkiye'nin ‘Kaşıkçı'nın tasarlayarak öldürüldüğü' tezini doğruluyorsa, bu Riyad yönetiminin kendi versiyonunu öncelikle Batı'ya kabul ettiremeyeceğini anladığını gösterir. Türkiye'nin elindeki deliller muhtemelen o kadar güçlü ki, Suudiler Kaşıkçı'nın çığırından çıkan yumruklaşma sırasında öldüğü tezini devam ettiremeyeceklerini anladı. Suudi Arabistan İstanbul'daki operasyonunun sorumlusunu açıklamaya mecburdur. ABD Başkanı sorumlunun veliaht prens Muhammed bin Selman'dan başkası olamayacağına işaret etmekte haklıdır. Bakalım kraliyet ailesi ülkenin güçlü adamını feda etmeye razı olacak mı?”

Neue Osnabrücker Zeitung Donald Trump karşıtlarına bombalı paket gönderilmesini konu alan yorumunda Amerikan toplumundaki artan kutuplaşmanın endişe verici boyutlara ulaştığını belirtiyor:

"Şiddet dildeki kabalaşmayla başlar. Donald Trump gibi ağzı ‘şiddet lafı' yapan siyasetçiler medyayı ‘halk düşmanı' ilan eden kışkırtıcı ifadeleriyle sınırları zorluyorlar. Anlaşılan bazı taraftarları bu sözleri buyruk kabul edip bombalı paketler postaladılar. Clintonlara, Obamalara, diğer Demokrat politikacılara, CNN'e ve Robert de Niro'ya gönderilen paketler sahici ve tehlikeliydi. New York Times lâfı esas noktaya şöyle getiriyor: Bir yazı işleri döşemelerinin Başkan'ın ellerinden damlayan kanla kaplanacağı gün yaklaşıyor.”

Frankfurter Rundschau gazetesi ise Demokratlara bombalı paket gönderilmesine şu satırları ayırmış:

"Amerikan toplumundaki ayrışmayı Trump başlatmadı. Ama o bölünmeyi derinleştirdi. Siyasi karşıtların onurunu hiçe sayan saldırılar böyle bir zeminde yeşerir. Donald Trump kullandığı kışkırtıcı üslupla medeni toplumun kurallarını terk etmiş oldu. Şimdi takındığı uzlaştırıcı pozu ona hiç yakışmıyor. Trump Amerika Birleşik Devletleri'nin özgürlükçülüğe ve hoşgörüye dayanan temel değerlerinin mezarcı başıdır.”