Gündem

Alınak: Oğlumun beni kurtarmak için avukat olduğunu bilmiyordum

KCK'dan tahliye olan Mahmut Alınak cezaevinde yaşadıklarını anlattı

24 Temmuz 2012 11:06

Eski milletvekili Mahmut Alınak, Babalar Günü'nde oğlunun yazdığı mektubu görünce ağladığını söyledi. Alınak, "İtiraf ediyorum ki o güne kadar oğlumun beni kurtarmak için avukat olmak istediğini bilmiyordum. Bunu öğrenmek benim için en büyük Babalar Günü hediyesi oldu" dedi.

İdris Emen'in Radikal'deki haberine göre; eski milletvekili Mahmut Alınak KCK operasyonu kapsamında 8 Aralık 2011 yılında tutuklandı ve 18 Temmuz’da serbest bırakıldı. Yaklaşık 8 ay Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan Alınak, memleketi Kars’a gitme hazırlığı içerisinde.

Memlekete gitmeden önce İstanbul’da dostları ve akrabalarıyla Beyoğlu’nda bir kafede buluştuk. Yanında hücre arkadaşı İbrahim Kaya da var. Cezaevindeyken en çok insanlara dokunmayı, ailesini özlediğini, hatta bir sineğin vızıltısına hasret kaldığını söyledikten sonra sözlerine şöyle devam ediyor: “Tolstoy müzik dinlemezmiş, çünkü insanlar müzik dinleyince efkârlanır ve hüzünlenir. Biz de hücremizde hiçbir zaman müzik dinlemezdik çünkü güçlü olmak zorundaydık.”

“Babalar Günü’nde hücremde arkadaşlarımla oturuyordum. Sonra avukatımla görüşmek için hücreden çıktım. Avukatım bana ‘Bişar’ın yazdığı yazıyı okudun mu’ diye sordu ve elime bir Radikal gazetesi verdi. Gazeteyi elime alıp okumaya başladım. Daha yazının yarısını okumadan gözyaşlarına boğuldum. İtiraf ediyorum ki o güne kadar oğlumun beni kurtarmak için avukat olmak istediğini bilmiyordum. Bunu öğrenmek benim için en büyük Babalar Günü hediyesi oldu” diyerek sözlerine başlıyor Alınak. Hiçbir kelimenin F tipi cezaevlerini tanımlamaya yetmeyeceğini üzerine basa basa vurguluyor. Alınak, “Ama F tipi cezaevlerini mezarlığa benzetebiliriz. F tipi cezaevleri insanlığın bittiği yerdir” diyor.


Siyasete dönmeyeceğim


Mevcut siyaset ortamında kendisini ifade etmekte zorluk çektiğini bu sebeple siyasete geri dönmeyi düşünmediğini belirten Alınak tahliye edilmelerini şu şekilde değerlendirdi: ”Hava deliği kapalı bir düdüklü tencere düşünün. Tencerenin altında alev alev yanan bir ateş var. Bu tencerenin içi gazla doluyor. Eğer havası alınmazsa tencere patlayacak. Tencerenin patlamaması için arada bir gazının alınması lazım. Cezaevlerinde KCK operasyonundan dolayı tutuklanan binlerce insan var ve tencere kaynıyordu. Dolayısıyla bizi serbest bırakmakla hava deliğini açıp tencerenin gazını aldılar. Bu şekilde tencere patlamaktan kurtuldu.”

Leyla Zana ’nın “Kürt sorununu başbakan çözer” açıklamasını da değerlendiren Alınak bu konuda pek ümitli olmadığını dile getirdi. KCK operasyonlarından dolayı cezaevlerinde 8 bin kişinin tutuklu olduğunu hatırlatan Alınak şöyle devam etti: “Kim olursa olsun bu dengeler içerisinde Başbakan bu sorunu çözer derse yanlış bir tespitte bulunur. Daha düne kadar Diyarbakır ’da insanların üzerine panzer süren, halkın Milletvekillerine şiddet uygulayan bir Başbakan bu sorunu nasıl çözer? Nasıl ki çıplak bir betonda ağaç yetiştirmek imkânsız ise bu politika ile Başbakanın Kürt sorununu çözmesi de imkânsız.” Kürt sorunun sancak sivil siyaset ile çözüleceğini vurgulayan Alınak sivil siyasetin önünü kapatan engellerin kaldırılması gerektiğini bu engellerin başında yasaların yer aldığını ifade etti.

İlk aşamada siyasi mahkumlara yönelik genel bir af çıkartılması gerektiğini söyleyen Alınak çözüm önerilerini şu şekilde aktardı:

“Cezevlerinde binlerce mahkûm var. Bu mahkûmlar için genel af çıkartılmalı. Zaten çözümü üretecek gazeteciler, avukatlar ve aydınlar şu anda cezaevinde. Bu yapıldığında sivil siyasetçiler çözüm üretmeye başlayacaklar. Daha sonra demokratik siyasetin önü açılmalır. Terörle mücadele gibi düşünce özgürlüğünü engelleyen, insanların örgütlenme hakkını elinden alan yasalar değiştirilmeli. Bu yapıldığı zaman somut bir adım atıldığını söyleyebilir. Siz meleklerden oluşan bir mahkeme heyeti kursanız bile bu yasalar çerçevesinde doğru kararı alamazlar.”


Uslu sözlerimi çarpıttı


Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu ile 8 Mayıs’ta bir televizyon programına katıldığını, programda söylediği sözlerin 10 Ağustos’ta Uslu tarafından çarpıtılarak verildiğini söyleyen Alınak, Uslu’nun sözlerinden sonra bütün okların kendisine çevrildiğini savundu. Programdan sonra Uslu ile kısa bir sohbette bulunduklarını, selamlarını Öcalan’a iletmek için Uslu’nun kendisinden ricada bulunduğunu söyleyen Alınak, yaptıkları sohbeti; “O dönemlerde Emre Uslu PKK tarafından tehdit edildiğini söylüyordu. Benden Öcalan’a selamlarını iletmemi, hatta muhatabın Öcalan olduğunu ve bunu da bizzat Öcalan’a söylememi istedi. Ben de Öcalan’a aynen ilettim. Ancak Uslu yazısında sanki PKK ile el ele verip AKP ’yi devirmek için kanlı planlar peşinde olduğumuzu yazdı” sözleriyle aktardı.