Gündem

AKP, 'cinsel istismar' önergesinde neden eleştiriliyor?

AKP milletvekillerinin TBMM'ye getirdiği cinsel istismar suçlarına ilişkin düzenleme 'tecavüze af getirmekle' eleştiriliyor

19 Kasım 2016 01:17

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerinin TBMM Genel Kurulu'na getirdiği ve 'bazı cinsel istismar suçlarına af getirmekle' eleştirilen önerge yoğun tepkilere hedef oldu.

Yargıçlar Sendikası, "tecavüz ettiği kişi ile evlenen failin kamu davasının ertelenmesi yönündeki anlayışın mevzuata yeniden getirileceğini" söylerken, düzenlemenin 15 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel istismar suçunun faillerini "cezasız bırakacağını" belirtti.

Başbakan Binali Yıldırım ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise, önergenin "tecavüze af'"anlamına gelmediğini ve tecavüzcüleri kapsamadığını vurguladı.

Yıldırım, önergeyi kamuoyunun gündemine taşıyan muhalefet partisi CHP'yi "konuyu saptırmakla" suçlarken, CHP "sorun olarak gördüğünüz olayı doğru tanımlayın, üzerinde hep birlikte çalışalım ama bu çocuk istismarını, çocuk gelinleri tekrar Türkiye'nin gündemine getirmesin" dedi.

Anadolu Ajansı'nın Başbakanlık kaynaklarından aldığı bilgiye göre, Binali Yıldırım bugün akşam saatlerinde ise AKP grubuna önergeyi muhalefet partileriyle görüşmeleri için talimat verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar'ın Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) de, düzenlemeyi "Cebir ve tehdit olmasa bile küçük yaşta bir kız çocuğunun 'kendi iradesi' nasıl tespit edilecektir?" sözleriyle eleştirdi.

KADEM'in açıklamasında, "Düzenlenmekte olan tasarıda; 'failin' tanımının yeterince anlaşılır ve kamu vicdanını rahatlatacak nitelikte yapılmamış olması en büyük eksikliklerden biri olarak görünmektedir. Keza tasarının bu haliyle yasalaşması durumunda cinsel istismar suçunu işleyenlerin, güç, nüfuz vb. imkanlar ile mağduru ve çevresini etki altına alması ve mağdurla evlenme yoluna giderek serbest kalmasının önü açılacaktır" uyarısına da yer verildi.

Ankara Barosu da önergeye tepki gösterirken, "Türk Ceza Kanunu'nda önceden var olan ve 2005 yılında kaldırılan 'utanç verici' bu düzenlemenin bugün tekrar kim ya kimler için gündeme getirildiğini merak ediyoruz. Bu düzenlemeyi kim ya da kimler için gündeme getirdiniz? Kimi korumak istiyorsunuz? Anayasa'nın devlete yüklediği 'her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma' görevini böyle mi yerine getiriyorsunuz?'' sorularını yöneltti.

Peki AKP neden böyle bir düzenlemeye gerek duydu? Düzenlemenin sonuçları ne olur?

Hükümet yetkilileri, düzenleme ile "evlenmiş ancak yaş şartı nedeniyle nikah yapamamış olanların ailesindeki mağduriyeti" gidermek istediklerini söylüyor.

BBC Türkçe'ye konuşan, çocuk ve insan hakları konularında faaliyet gösteren Hümanist Büro avukatlarından Seda Akço ise, "Örnek olarak akran evlilikleri getiriliyor ancak ama öneri akranlar için getirilmiş bir öneri değil" diye konuştu.

Seda Akço, "11 Kasım'dan önce işlenen cinsel istismar suçları bakımından eğer fail mağdurla evlenirse henüz karara bağlanmamış dosyalarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması, karara bağlanmış dosyalarda ise ceza infazının ertelenmesi konuşuluyor" dedi.

Bazı suç tiplerinde istismara uğrayan kız çocuklarının "evlenmek zorunda bırakıldığı ve ağır şiddet gördüğünü" belirten Avukat Akço, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ceza tehdidi olduğu sürece fail boşanmak istemeyecektir. Öneri akranlar içinse böyle bir düzenleme yapılabilir ancak olay gerçekleştiği tarihte rızaya dayalı ve akranlar arası gerçekleşmişse bile, bunu evlenmeyle çözmek yanlış. Evlenememe hali de söz konusu olabilir. Olay evlenme niyetiyle olmamış olabilir."

Avukat Seda Akço, bu konu Meclis'te oluşturulan bir komisyonda tartışılırken hak savucunularının akranlar konusunu gündeme getirmiş olmasına rağmen, bu ihtiyacın önerge öncesinde imzacılar tarafından "dile getirilmediğini" söyledi.

Akço, "Çocuk evlilikleri örnek gösterilerek buna ihtiyaç olduğu söyleniyor ve bu doğru. Ancak bundan yetişkinler yararlanacak ve mağdur çocuklar rehin verilmiş olacaktır" dedi.

BBC Türkçe'ye konuşan AKP'nin TBMM 24. Dönem Çankırı Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Eski Başkan Vekili Avukat İdris Şahin ise, eleştirilere katılmıyor.

İdris Şahin, "Burada üstüne basa basa cebir tehdit, hile veya irade olmaksızın deniliyor" dedi ve düzenlemenin "sadece rızanın olduğu vuku bulmuş resmi nikahsız ve erken evliliklerde mağduriyeti gidermek" amacı taşıdığını söyledi.

Şahin, "kamuoyuyla açık bir şekilde konunun paylaşılmadığı" eleştirisini getirdi ve "Yanlış örnekler vererek olayın mecrasından çarptırmamak lazım" dedi:

"Bir yaygarayla işin özünden uzaklaşılıyor, bazı hukukçular yanlış yere çekmiş oluyor. Burada tecavüzcülerin faydalanabileceğine dair bir ibare yok. Tecavüzcü dediğiniz cebir, şiddet, tehdit hile kullanarak bu işi yapan demektir.

"15 yaşın altındakilerde rıza olsa bile mefruz cebir kabul edilir. Bu düzenleme, 2005'ten bu yana yaşı 15'in üstünde anne babası kendi rızası ile ilişki kurmuş evlenmiş kişiler için.''

"Düzenleme, Anadolu'nun örf ve adeti gereği yapılmış olan evliliklerin sonucunda mağdur ettiği ailelerin mağduriyetini gidermek amaçlı. Ben Eski Anayasa Komisyonu Başkan Vekili olarak görev yaparken bu mağdurların çoğu taleplerini bize getiriyordu. Erken evlilik sebebiyle onu tecavüzcü olarak değerlendirmeyin."

Peki cinsel istismara uğrayan çocuk ve yetişkinler bunu nasıl söyleyecek? İstismarda 'irade' nasıl ölçülecek?

Şahin'in bu soruya yanıtı şöyle:

"Tabii ki, çok rahat söyleyebilir. Cinsel istismara uğrayan kişi mutlaka bir sosyolog nezdinde ifadesi alınıyor ve onun vasıtasıyla aktarılıyor, adli tıp raporu alınıyor."

Peki rızayla yapılmış evlilik demek varken neden 'cinsel istismar' denildi?

İdris Şahin burada "yanlışa düşüldüğünü" söyleyerek, avukat ve kadınların da bakıp irdelediği, komisyonda müzakere edilmiş, öneri değil madde olarak getirilmiş bir düzenleme olması gerektiğini söyledi ve şu görüşleri dile getirdi:

"Önergedeki olumsuzluk, toplum tamamen aydınlatılmadan, bir bütün olarak sanki cinsel istismara uğrayan vatandaşların rızası ya da şikayetinden vazgeçmesi sonrasında bu haktan yararlanılacakmış gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Böyle bir şey yok."

Endişeler, tecavüz faillerinin de serbest bırakılması ihtimalinde yoğunlaşıyor. Başbakan Binali Yıldırım'ın mağdur olarak nitelediği 3 bine yakın kişinin kimlerden oluştuğu henüz bilinmiyor.

Gazeteci Nevzat Çiçek de, "Bana göre de bunun belirli bir sayıda kişiyle sınırlı olması mümkün değil, bu nedenle AK Parti bunu dikkate almalı, ya çekmeli ya da bunu tamamıyla ortadan kaldıracak hukukçuların da görüşlerini alarak bir düzenleme yapmalı" diye konuştu.

Nevzat Çiçek, "Bu kadar hassas bir durumda bu teklif verilmeden kamuoyunda tartışılmalı ve hukukçu görüşleri anlatılmalıydı. Çok hızlı ve son dakikada getirdi ve bu yanlıştı" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"AKP cinsel istismar suçuna en ağır cezayı getiren parti. Cezadan evlenerek kurtulmayı sağlayan düzenlemeyi AK Parti 2005 yılında kaldırmışken olayın bu noktaya gelmesini tekrar bir düşünmek gerekiyor."

"Hukukçuların 'Çocuklar kaçtılar, evlendiler' denilen olayların çoğu rıza dışı kaçırmalardır. Tecavüzden sonra aileler utanç duyduğu için imam nikahıyla evlendirip kurtulmaya çalışıyorlar. Olayların çoğu da zannedildiği gibi masum değil. Uygulamada herkes bunu biliyor" serzenişini de dikkate almak gerekiyor."