Dünya

AB'den Türkiye'ye iade edilen zehirli gıdalar neden rekor kırdı? Gıdalara ne oldu?

Türkiye'den Avrupa Birliği'ne (AB) ihraç edilen ancak sınır kontrolleri, şirketlerin denetimi ve marketlerde yapılan resmi kontroller sırasında pestisit tespit edilen ürünler rekor seviyeye ulaştı

12 Mayıs 2022 02:23

Türkiye'den Avrupa Birliği'ne (AB) ihraç edilen ancak sınır kontrolleri, şirketlerin denetimi ve marketlerde yapılan resmi kontroller sırasında pestisit tespit edilen ürünler rekor seviyeye ulaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın BBC Türkçe'ye yaptığı yazılı açıklamaya göre, ulusal mevzuata uygun olmayan ürünlerin yurda girişine izin verilmiyor. Buna karşın uzmanlar ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK)'lar bakanlıktan gıda ürünlerindeki denetimleri artırmasını ve bu denetimlerle ilgili şeffaflık talep ediyor.

Pestisit nedeniyle iade edilen ürünlerde üç kat artış

AB, gıda ve yem ticaretinde kamu sağlığını korumaya yönelik olarak paydaşlarını bilgilendirmek için Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) adında bir portal kullanıyor. Bu portalde ilgili ürüne, kaynak ülkesine ya da bildirim çeşidine göre aramalar, tarihe göre daraltılarak yapılabiliyor.

BBC Türkçe'nin analizine göre 2021'de Türkiye kaynaklı gıda ve yem ürünlerine ilişkin toplam 563 bildirim yayımlandı. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği 2021'de 372 parti ürünün çoğunluğu pestisit kalıntıları nedeniyle AB sınır kapılarında reddedilerek Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı.

Buğday Derneği'ne göre 2018'de 113, 2019'da 98, 2020'de 194 parti üründe limitlerin üstünde pestisit tespit edildi.

RASFF tarafından hazırlanan en güncel yıllık rapor olan 2020 analizinde, ilgili dönemde en fazla bildirimin yapıldığı kategorinin meyve ve sebzeler olduğu belirtiliyor. Bunda temel etkense Bulgaristan sınırında Türkiye'den gelen ürünlerle ilgili pestisit kalıntıları bildirimlerinde yaşanan artış. Rapor Bulgaristan'ın bu nedenle en sık bildirim yayımlayan ülke olduğunu not ediyor.

Bildirimler ne anlama geliyor?

BBC Türkçe'ye konuşan Buğday Derneği'nden Gıda Yüksek Mühendisi Merve Atınç, 2022'de bu artışın devam edebileceği konusunda uyarıyor. Atınç RASFF portalında Nisan ayının başından 9 Mayıs'a kadar geçen sürede 41 pestisit bildiriminin yapıldığını ve bunun 2019 yılında yapılan tüm bildirimlerin yarısı olduğunu söylüyor.

Buğday Derneği'ne göre bildirimler, Türkiye'den ihraç edilen biber, mandalina, greyfurt, limon, portakal, asma yaprağı, üzüm, kuru incir, nar, baharat ve bitki karışımları, haşhaş tohumu, keçi boynuzu zamkı ve kimyonda tarım zehiri kullanıldığını gösteriyor.

Atınç, bildirimlerin Türkiye'deki denetimler ve daha da önemlisi bu konudaki şeffaflık eksikliğine dikkat çektiğini söylüyor: "Bildirimler sayesinde bu pestisitlerin kullanıldığını öğreniyoruz."

Tarım ve Orman Bakanlığı pestisit kalıntıları konusunda iç pazarda denetimler yapıyor. Buna karşın Buğday Derneği bu denetim sonuçlarının, farklı ürün gruplarında olduğu gibi şeffaflıkla paylaşılmamasının artışla birlikte iç pazara sunulan ürünlerde daha fazla pestisit bulunabileceğine dair tüketicilerde endişe yarattığını belirtiyor.

Atınç, tarım ürünlerinin denetiminin tarlada başlaması gerektiğini, pazarların, hallerin de denetlenmesi ve sonuçlarının şeffaf bir şekilde ifşa edilmesi gerektiğini söylüyor.

Buğday Derneği, bakanlık tarafından ülke genelindeki tüm gıda ve yem denetimleri, cezalar, yaptırımlar, ithalat ve ihracat kayıtları gibi bilgilerin girildiği Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi'nin (GGBS) halkın erişimine açık olması gerektiğini belirtiyor.

Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki susam tarlalarında bugüne kadar hiç pestisit kullanılmadığı belirtiliyor

Ürünlere ne oldu?

Tarım ve Orman Bakanlığı, iade edilen ürünlerin piyasaya mevzuata aykırı bir şekilde sunulmadığını söylüyor.

Bakanlığın BBC Türkçe ile paylaştığı açıklamanın tamamı şu şekilde:

"Ülkemizden ihraç edilen ve herhangi bir nedenle (pestisit kalıntısı veya karantina zararlısı nedeniyle veya ticari anlaşmazlık nedeniyle veya başka nedenlerle) ülkemize geri dönen ürünlerde geri dönme sebebi de dikkate alınarak 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 34'üncü maddesi 8'inci fıkrası kapsamında resmi kontroller yapılmaktadır. Ülkemiz giriş gümrüğünde üründen numune alınmakta, geri dönen ürün taze meyve ve sebze ise hem karantina zararlısı (bitki sağlığı) ve hem de pestisit kalıntısı (gıda güvenilirliği) yönüyle kontrol edilmekte, Ülkemiz Mevzuatı'na uygun olmayan ürünlerin yurda girişine izin verilmemektedir.

Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Bildirimi (RASFF) kapsamında Avrupa Birliğinden alınan bildirimler; Bakanlığımız Ulusal Temas Noktaları tarafından birebir takip edilmekte olup gelen bildirimler ivedilikle incelenmekte ve hata kaynağının tespitine yönelik çalışmalar başlatılmaktadır. Bakanlığımızca yapılan çalışmalar komisyona iletilmektedir. Bildirim alan üretici/ihracatçı ve bildirime konu ürünlere yönelik resmi kontroller de arttırılmaktadır."

Yani iade edilen ürünler Türkiye'deki mevzuata uygun değilse imha ediliyor. Ancak tonlarca gıdanın bu şekilde imha edilmesi şiddetlenen gıda krizi uyarılarının eşliğinde oldukça tartışmalı bir konu haline geliyor.

Edirne'de ceviz ve badem ağaçlarına pestisit uygulaması yapan bir traktör, Ağustos 2020

Atınç daha iyi denetim mekanizmaları sayesinde tonlarca gıdanın kurtartılabileceğine vurgu yapıyor.

Pestisit bildirimleri neden artıyor?

Pestisitler Türkiye'de bitki koruma ürünleri adı altında düzenleniyor ve bu düzenlemelerin AB mevzuatıyla arasında belirgin bir uçurum yok.

BBC Türkçe'ye konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remiz Suiçmez, sorunun yönetmeliklerden değil uygulamalardan kaynaklandığını söylüyor.

Suiçmez, daha ucuz olduğu gerekçesiyle kaçak ve tarihi geçmiş pestisit kullanımının önemli bir sorun olduğunu belirtiyor ve "alım gücünün zayıflaması sağlıklı gıdaya erişimi riske atıyor" diyor.

Çiftçilerin pestisit kullanımıyla ilgili yeterince bilinçlendirilmemesi de ürünlerdeki limitlerin aşılmasına neden oluyor. Suiçmez, bakanlık tarafından gerek uygulamaların gerek denetimlerin iyileştirilmesi için daha fazla gıda ve ziraat mühendisi istihdam edilmesi gerektiğini savunuyor.

Pestisit nedir?

Pestisitler tarımsal üretimde zararlı olduğu savunulan böcekler, otlar, mantarlar ve kemirgenler gibi canlılara karşı kullanılan zehirli kimyasallara verilen genel isim.

Kullanımı söz konusu "zararlılar" nedeniyle yaşanabilecek kayıpları azalttığı savunulsa da toprak, hava ve su kirliliği; böcekler ve bu böceklerden beslenen kuşlar gibi çok sayıda canlı türünün popülasyonunun azalmasıyla bağlantısı nedeniyle oldukça tartışmalı bir konu.

Buna ek olarak pestisitlerin insan sağlığına, doğurganlıktan kansere kadar farklı etkileri var. Diğer yandan kullanılmasının uzun vadede verimlik artışına neden olup olmadığı da kesin değil. Buğday Derneği'nin paylaştığı Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerine göre 2014-2018 yılları arasında pestisit kullanımı yüzde 51 artmasına rağmen, hektar başına ton olarak buğdaydaki verim artışı yüzde 14, meyve grubunda yüzde 14, sebze de yüzde 8 verim kaybı söz konusu.

Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından 2021'de yayımlanan Et Atlası raporuna göre dünya çapında pestisit kullanımı 1990'dan beri ikiye katlandı. Bugün 4 milyon tonun üzerinde aktif içerikten söz ediliyor ancak ticareti yapılan miktarın daha fazla olduğu belirtiliyor

Artan talepten en fazla faydayı ise pestisit üreticileri sağlıyor. Dünyanın en büyük beş pestisit şirketi dünya pestisit pazarının yüzde 70'ini kontrol ediyor.

Pazarın büyüklüğü 2019'da 60 milyar dolardı.

'Zehirsiz tarım mümkün'

100 kurum ve inisiyatifin yan yana gelerek oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı pestisitlerin doğa ve yaşam maliyetlerinin faydasını gölgelediğini savunuyor.

Buna göre Uluslararası Organik Tarım Vakfı, agroekolojik tarım yöntemlerinin pestisitlere maruz kalmayı engellerken, hava, toprak, yüzey suyu ve yeraltı suyu kalitesini de iyileştirdiğini söylüyor.

Agroekolojik yöntemler daha az müdahale gerektirmesi ve toprağın canlılığını korumasına yardım ettiği için iklim kriziyle mücadelede oldukça önemli rol oynuyor. Var olan tarım gıda sistemlerinin sürdürülebilirlik sorunu karşısında bu yöntemlerin tüm dünya nüfusunu beslemesinin mümkün olabileceği düşünülüyor.

Zehirsiz Sofralar Platformu, insana ve çevreye zarar veren tarım zehirlerinin yasaklanması için çevrim içi Zehirsiz Kampanya başlatmıştı. Kampanyaya 166 bini aşkın kişi imza desteği verdi.

Platform'un açıklamasında şu ifadeler yer alıyor:

"Tarım ve Orman Bakanlığı, AB geçiş sürecinde 200'ün üzerinde, Kampanya döneminde ise 27 pestisit etken maddesinin yasaklanmasına karar verdi. Ancak kampanya talepleri arasında yer alan, Dünya Sağlık Örgütü'nün "son derece tehlikeli", "yüksek seviyede tehlikeli" ve "muhtemel kanserojen" olarak belirlediği 13 etken maddeden 9'u hâlâ yasaklanmadı."