Gündem

63. Londra Film Festivali başlıyor: 'Dünyadaki yeni yerini arayan İngiltere'nin uluslararası festivali'

Festival, Brexit süreciyle Avrupa Birliği'nden kopmaya hazırlanan İngiltere'de "sinemanın uluslararası alandaki yumuşak gücünün" altını çizecek

02 Ekim 2019 17:05

63. Londra Film Festivali bu akşam, Charles Dickens'ın David Copperfield kitabının uyarlaması olan The Personal History of David Copperfield filmi ile başlıyor. 12 gün sürecek festivalin kapanışını ise Martin Scorsese'nin yönettiği The Irishman filmi yapacak.

78 ülkeyi kapsayan geniş seçkisiyle dikkat çeken, 229 filmin gösterileceği festivalde 28 dünya prömiyeri, 12 uluslararası prömiyer ve 28 Avrupa prömiyeri yapılacak.

Festivalin düzenleyicisi İngiliz Film Enstitüsü'nün (BFI) CEO'su Amanda Nevill, İngiltere'nin şu anda dünyaya yeniden bir uyum ve yeniden şekillenme sürecinden geçtiğine dikkat çekerek "Londra Film Festivali, sinemanın yumuşak gücünün ve küresel ortaklıkların dinamizminin öneminin altını çiziyor" dedi.

Seçkide uzun metraj filmlerin yanında 116 kısa film 41 belgesel, 7 animasyon, 13 arşiv restorasyonu da bulunuyor.

Armando Iannucci tarafından uyarlanıp çekilen komedi-drama dalındaki The Personal History of David Copperfield, Londra Film Festivali'nde Avrupa prömiyerini de yapacak. Filmde Copperfield'ı 2008 tarihli Slumdog Millionaire filmiyle ün kazanan Dev Patel canlandırıyor.

Festivalin 13 Ekim'deki kapanışı ise Martin Scorsese'nin yönettiği, Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci'yi bir araya getiren, yüksek bütçeli The Irishman filmiyle yapılacak.

Charles Brandt'in 2004'te yazdığı I Heard You Paint Houses kitabından uyarlanan film, ABD'li sendika lideri Jimmy Hoffa'nın hikayesini anlatıyor. Hoffa 1950'lerde katıldığı işçi hareketinde yükselmiş, daha sonra organize suç örgütleri ile ilişkileri nedeniyle yargılanmış, 1975'te ise ortadan kaybolmuştu.

Zamanının en iyi yönetmenlerinden kabul edilen Scorsese'nin üç buçuk saat uzunluğundaki filmi, maliyet tahmin edilenin çok üstüne çıkınca Netflix'in maddi desteğiyle bitirildi. The Irishman'in bu yıl içinde Netflix tarafından dağıtılması planlanıyor.

Türkiye'den 3 film

Festivalde Türkiye'den üç uzun metraj film bulunuyor. Orçun Behram'ın yazıp yönettiği The Antenna, Filistinli yönetmen Elia Süleyman'ın Fransa-Katar-Almanya-Kanada- Filistin ve Türkiye ortak yapımı It Must be Heaven ve 1996'daki Susurluk kazasından yola çıkarak çekilen deneysel film Kopuşlar. Brad Butler & Noorafshan Mirza tarafından çekilen film İngiltere-Türkiye ortak yapımı.

İngiliz basınında festivalin öne çıkan filmleri ise şöyle:

  • Jojo Rabbit: Taika Waititi'nin yönettiği Jojo Rabbit, Eylül ayında yapılan Toronto Uluslararası Film Festivali'nde, festivalin en prestijli ödülü olan Halkın Seçimi Ödülü'nü kazandı.
  • The Irishman
  • Rare Beasts: logline Billie Piper'in yazıp yönettiği film, modern dünyada kadın olmanın hazları ve tehlikelerini işleyen film dünya prömiyerini Venedik Film Festivali'nde yapmıştı.
  • Knives Out: Rian Johnson'ın yönettiği film bir cinayet-gizem yazarının ölümünü konu alıyor.
  • Honey Boy: Çocuk yıldızların hayatlarındaki psikolojik sorunları konu alan film Disney'in Even Stevens karakterini canlandıran Shia LaBeouf'un hayatını anlatıyor.

'Kararları hâlâ beyaz erkekler veriyor'

Festivalde kısa filmler de dahil kadın yönetmenlerin filmlerinin oranı geçen seneye kıyasla yüzde 2 artarak yüzde 40'a çıktı. Yarışma kategorisindeki filmlerin de yüzde 64'ü kadın yönetmenlere ait.

Festival direktörü Tricia Tuttle, Guardian gazetesine verdiği röportajda, festivalde kadın yönetmenlerin filmlerinin sayısı artsa da, film endüstrisinde "karar vericilerin" hâlâ beyaz erkeklerden oluştuğunu söyledi.

Tuttle'a göre endüstride cinsiyet eşitsizliğinin asıl yaşandığı yer reklam sektörü. Tuttle "Film yapımcısı olan, film ve televizyon sektöründe çalışan arkadaşlarım, erkek yapımcılar kadar para alamamaktan şikayetçi" diyor ve bunun nedenini şöyle açıklıyor: "En çok kazandıran filmlerde karar vericiler tipik olarak erkek ve beyaz".

Tuttle festival ekibinde de kadın ve erkek çalışan sayısının eşit olduğunu söyledi.

Londra Film Festivali dünyanın en büyük film festivalleri araısnda yer alsa da, birçok filmin dünya prömiyerini yaptığı Cannes, Venedik ve Toronto festivallerinin gölgesinde kalıyor.