Gündem

"Brexit AB için gerileme olur"

Alman basını ağırlıklı olararak İngiltere'nin AB'de kalıp kalmayacağının oylanacağı 23 Haziran'daki referandumla ilgili yorumlara yer veriyor.

19 Haziran 2016 18:59


Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel, referandumla, İngiltere'nin Euro ve Schengen Bölgeleri'nin dışında kalma kararını kıyaslıyor. Yorum şöyle:

"İngilizler Euro ve Schengen Bölgeleri'nin dışında kaldığında, AB'den ayrılmaları daha mantıklı olurdu. Günümüzde ise AB için durum çok farklı. Hayal kırıklığı ve uyum konusundaki yorgunluk nedeniyle AB İngiltere'ye hiç olmadığı kadar yakın. İngilizler'in kendi gelecekleri ve AB'nin geleceğini tartışmalı hale getirmesi, diğer Avrupalılara göre daha önde olduklarını gösteriyor. Çünkü bu soruyu çok kısa süre içinde Avrupa'nın geri kalanı da sormak zorunda kalacak."

Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung aynı konuyla ilgili yorumunda, referandumda AB'den çıkılması yönünde oylar ağır basarsa, AB içinde ilk kez bir üyenin ayrılmış olacağına dikkat çekiyor:

"Grönlandlılar Danimarka'dan özerklik hakkını aldıktan sonra 1985 yılında topluluktan ayrıldı. Ancak bu istisnai bir durumdu ve pek de öneme sahip değildi. Yakın zamandaki reformlara kadar Avrupa anlaşmaları AB'den ayrılma hakkını öngörmedi. Hukukçular doçentlik tezlerini, AB üyeliğinden ayrılmanın mümkün olup olmadığı konusunda yazıyor. Lizbon Antlaşması sırasında, bütün ülkeler antlaşmayı onaylayıncaya kadar şu konunun üzerinde tartışıldı: Eskisinin yanı sıra yeni bir AB oluşturabilmek mümkün mü? Hepsi teoride kaldı. Ancak şimdi durum ciddi."

Augsburger Allgemeine gazetesi ise aynı konuyla ilgili yorumunda, İngiltere'nin AB'den ayrılmasının birleşme projesine ağır bir darbe olacağı görüşünü dile getiriyor:

"İngilizler ulusal egemenlikleri için ekonomik risklere rağmen AB'den çıkmayı göze alıp alamayacakları konusunda karar vermek zorundalar. Avrupa Birliği ve Almanya'nın çıkarları, İngiltere'nin Birlik'te kalmasını gerektiriyor. Özellikle Almanya AB içinde Birliği para transferi ve borç Birliği olarak gören Güney Avrupa ülkelerine karşı İngiltere gibi bir müttefike ihtiyaç duyuyor. İngilizler ve onların pazar ekonomisi ruhunun olmadığı bir ortamda Almanya'nın durumu daha da zorlaşacaktır. Berlin-Londra ekseni olmazsa, Avrupa'yı sağlam ekonomi ve bölgeyi rekabet edebilir kılan Lizbon Antlaşması yemini, tamamen unutulmaya yüz tutacaktır."

Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği'nin (IAAF) Rus atletlerin Rio'da ağustos ayında başlayacak Yaz Olimpiyatları'na katılmasını engelleyen kararı, başta Rusya olmak üzere geniş yankı buldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin kararı 'Adaletsizlik' diye nitelendirerek, 'Sporculara bireysel ceza verilmeydi' dedi. Welt am Sonntag kararı şöyle değerlendirdi:

"Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) büyük ihtimalle bir uzlaşmaya izin verecektir. Yapılan testlerde doping almadığı ispatlanan Rus sporcular olimpiyat bayrağının altında Rio'ya katılacaklardır. Eğer durum gerçekten de böyle olursa, o zaman bu boyun eğmeye duyulan öfke de çok büyük olacaktır. Geçmişte doping skandalına adı karışmayan ülke yok gibi: Kenya, Avusturya, Almanya, ABD, Jamaika ve İtalya. Ancak Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne kızmak yerine işin olumlu tarafına bakılmalı: Doping salgınıyla mücadelede dünya sporunun güçlü ülkeleri, dopingin ortaya çıkarılması ve kişisel yaptırımların alınmasının tek doğru yol olduğunu kavradı."