Gündem

25.08.2014 - Alman basınından özetler

Alman basınında, Alman hükümetinin Irak'taki Kürtlere silah yardımı yapılması kararı ele alınıyor.

25 Ağustos 2014 15:09


Hannoversche Allgemeine Zeitung, Almanya'nın Iraklı Kürtlere silah yardımı konusunda iç politik durumu ele alıyor:

“Almanya ilk kez doğrudan bir kriz bölgesine silah ve mühimmat gönderecek. Sosyal Demokrat Parti yönetiminden sadece Ralf Stegner askerî yardıma karşı çıktı. Parti Genel Başkan Yardımcısı, silahların yanlış ellere geçeceği ya da bağımsızlık peşindeki Kürtler tarafından Türkiye'ye karşı kullanılabileceği endişesi taşıyor. Stegner'in endişesini paylaşın ya da paylaşmayın bu tür bir karşı görüş bir parti için iyidir. Çünkü bu görüş Almanların kuşkularını dile getiriyor ve konuyu tartışmaya açmaya zorluyor. Tam da dış politikadaki bu yeni rota çok önemli bir noktada bu kadar kısa sürede ortaya çıktığı için konunun yoğun bir şekilde tartışılması gerekiyor.”

Ulm kentinde yayımlanan Südwest Presse ise terörün finans kaynaklarını mercek altına alıyor:

“İslam Devleti örgütü yepyeni otomobillerden oluşan konvoylar ve son model silahlarla Irak'a girdiğinden beri şimdiye kadar tabu olan bir konu nihayet uluslararası gündeme girdi. Konu, süper zengin kişiler, Selefi vakıflar ve Körfez ülkelerindeki cami derneklerinin kasasından cihatçılara akan milyonlarca dolar. Emirler ve krallar da bu para akışına göz yumdu. Körfez ülkeleri şimdiye kadar bu şiddet olayları karşısında özgür dünyadan gelen kısık sesli tepkileri, milyarlarca dolarlık silah ihaleleri ve Dünya Futbol Şampiyonası ile bastırmayı başardı. Bunun artık değişmesi gerek. Bu hassas konu artık masaya getirilmeli.”

Kieler Nachrichten, Kuzey Irak'taki Kürtlere silah gönderilmesine itiraz eden Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkan Yardımcısı Ralf Stegner'in tutumunu eleştiriyor:

“Berlin'in Kürtlere silah sevkiyatının önünü açması, gerçekten de sembolik bir politikaya işaret eder. Fakat bu politikanın sembolik olması, yanlış olduğu anlamına gelmez. Özellikle dış politika semboller üzerinden gelişir. On binlerce insanın hayatı doğrudan bir tehlikeyle karşı karşıya ise ve bir terör rejimi bu denli güçleniyorsa, ağırlık noktası Almanya olan Avrupa Birliği'nin, ABD'nin arkasına saklanma hakkı yoktur. Evet, zaten bir hayli silahlanmış durumda olan bölgeye savaş malzemesi göndermek Alman dış politikasında paradigma değişikliğine işaret edebilir. Fakat İslamcıların ilerleme şekli de siyasi bir paradigma değişikliği. Bu noktada diplomasinin klasik araçları başarısızlığa uğruyor. Ölüm tehdidi altındaki insanlara silah göndermeyi, bu silahları ileride suistimal edebilecekleri gerekçesiyle reddetmek siniklik olur. Bu nedenle SPD Genel Başkan Yardımcısı Stegner yanılıyor.”

Der Neue Tag gazetesinde de Irak'taki Kürtlere silah sevkiyatı konusu ele alınıyor:

“Angela Merkel alışılageldik oyununu oynuyor. Kendi seçtiği yolu başka bir alternatif yokmuş gibi sunuyor, her ne kadar o çok sevdiği ‘alternatifsiz' sözcüğünü bu kez kullanmamış olsa da. ARD'de yayınlanan söyleşisinde Irak'a yapılması planlanan silah sevkiyatını, soykırımın getirdiği istisnai bir durum olarak kamuoyuna sattı. Aynı zamanda Alman askerlerinin bölgeye gönderilmesi seçeneğini de tamamen ihtimal dışında bıraktı. Her iki konuda da net bir şekilde ‘hayır' demek tutarlı bir tavır olurdu. Ayrıca çok temel bir soruyu da yanıtsız bıraktı: Kendi talimatıyla gönderilen silahların, yalnızca tehcir edilen insanların korunması ve İslam Devleti militanlarıyla savaşta kullanılacağını nasıl garanti edebilir?”