Gündem

25.02.2015 - Alman basınından özetler

FIFA’ya bağlı çalışma grubunun, Katar’da gerçekleşecek olan 2022 Dünya Futbol Şampiyonası’nın kış aylarında yapılması talebi, Yunanistan ve Kosova’ya dair yorumlar gazetelerde öne çıkıyor.

25 Şubat 2015 00:21

Ulm'de yayımlanan Südwest Presse gazetesinin 2022 Dünya Futbol
Şampiyonası’nın kış aylarında yapılmasına yönelik tartışmalara dair yorumu
şöyle:
“2010 yılının aralık ayında, büyük olasılıkla FIFA'da hiç kimse Dünya
Şampiyonası’nın kime verildiğinin farkında değildi. Yaz aylarında 50 derece
sıcaklık, bilmiyorduk! Şeyhlerin inşaatlarında misafir işçilerin köle gibi
çalıştırılmaları, hiç duymadık! Radikal İslamcı terör gruplarına destek, çok da
önemli değil! Ve şimdi de turnuvanın aralık ayında düzenlenecek olması…
Final karşılaşması belki de Noel akşamından bir gün önce oynanacak.
Avrupalı futbolseverlerin ruhunu ayaklar altına alsa da futbol bu karar
yüzünden çökmeyecek. Ancak bu durum, FIFA'nın eski doğu bloğu
ülkelerindeki rejimler gibi hareket ettiğini gösteriyor. Gerçeklere yabancı ve
temsil etmesi gereken insanlardan uzak. Onun yerine hediyeler, iktidar ve
para üzerine kurulmuş ilişkiler. Futbolda devrim yapmanın zamanı geldi.”

Aynı konu Potsdam'da yayımlanan Märkische Allgemeine tarafından şu
yorumla sayfalara taşınıyor:
“‘Dünya Şampiyonası’nı sıcak şarap içerek mi izleyeceğiz?'
tartışmaları
yapılırken unutulan bir şey var: Burada insan haklarını ayaklar altına alan bir
ülkeden söz ediyoruz. Böylesi bir haydut devlette hiçbir şekilde dünya
şampiyonası düzenlenmemeli. Ne yaz ne de kış mevsiminde.”

Yunanistan ile Avrupa Birliği arasında varılan anlaşmanın ardından bu konu
Alman basınında hala yoğun bir biçimde tartışılıyor. İşte Die Welt
gazetesinin Yunanların mantalitesi hakkındaki görüşü:
“Avrupa'nın en istikrarlı ülkesi Yunanistan. En azından hicivciler için, sürekli
yinelenen bir ritüel ile 2009 yılından bu yana her birkaç ayda bir Yunanistan’ın
kendine para bulması hayran olunacak bir istikrar. Atina'da sosyal
demokratlar, teknokratlar, muhafazakarlar ya da sosyalistler, kim iktidarda
olursa olsun hep aynı tavrı sergiliyorlar. Yunan halkının gururuna yönelik
hamasi bir çağrı, alacaklı ülkelerin katı tutumlarına karşı suçlama ve etkili
reformlar yapılacağına dair açık vaatler. Ardından Brüksel ile pazarlıklar ve
bu panavrupai maymun dansının bir sonraki ayağını bekleme… Tsipras,
pazarlıklar sonucu, uyuşturucu satıcısına borcunu ödeyemeyerek birkaç gün
sabretmesi için yalvaran bir bağımlı gibi süre kazandı. Yaşanan bu borç
sirtakisi mütemadiyen kriz içinde olan Avrupa'nın tek büyük istikrarı gibi
görünüyor.”

Avrupa'ya büyük bir mülteci göçünün yaşandığı Kosova ile ilgili
bir yorumu
Dithmarscher Landeszeitung okuyucusuna sunuyor. Yorum şöyle:
“Milyarlarca euro yardım geçtiğimiz senelerde bu yoksul bölgeye aktı ve
görünen o ki hiçbir etki sağlamadan buhar oldu. Oysa Kosova'nın bir büyüme
potansiyeli var. Sahip olduğu linyit kömürünü enerjiye aç ülkelere ihraç
edebilir. Tarım sektörü çok daha fazlasını üretebilir. Ancak Kosova'nın
statüsü belirsizliğini koruduğu ve siyaset ile organize suç örgütlerinin bağları
kırılmadığı sürece bu göç devam edecektir. Her seferinde mültecileri sınır
dışı etmek yerine, işleyen bir sivil toplumun inşası için ciddi bir yardım çok
önemli. Avrupa Birliği bu büyük görevin sorumluluğunu üstlenmeli ve bu
konuda sergilediği tavrı değiştirmelidir.”