Gündem

10.06.2015 - Alman basınından özetler

Türkiye’deki seçim sonuçları ve hükümet arayışları ile G7 Zirvesi’nden çıkan mesajlar bugünkü Alman basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

10 Haziran 2015 00:44


Süddeutsche Zeitung'un internet portalında, 7 haziran seçimlerinden başarıyla çıkan HDP'nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın bir siyasi portresi çıkartılmış. Makale, “Kürt-Obama'ya Beslenen Umut” başlığını taşıyor. Makalenin alt başlığında şu satırları okuyoruz:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimden önce Kürt partisinin lideri ile alay ediyordu. Seçim kampanyaları sırasında eline sazını alan ve eski bir türkü söyleyen Demirtaş'a izleyicilerin ilgisi büyük olmuştu. Ama Erdoğan, 'Bir popstar çıkardılar. İyi saz çalıyormuş, öyle diyorlar. Sesi de güzelmiş, öyle söylüyorlar. Hayırlı olsun' demiş, taraftarlarından alkış toplamıştı. Şimdi çok sayıda Türk, karizmatik lider Selahattin Demirtaş'a ümit besliyor. Demirtaş, ülkesindeki demokrasi eksiklerini bizzat kendisi yaşamıştı.”

Süddeutsche Zeitung'un internet portalında ayrıca “Erdoğan Ölçüyü Kaybetti” başlıklı bir yorum göze çarpıyor. Yorumda, başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde Erdoğan'ın çok şeyi doğru yaptığı, ancak daha sonra yanlış yola saptığı görüşü savunuluyor ve halkın artık sultan istemediği belirtiliyor. Frankfurter Rundschau gazetesinin internet portalındaki “Sultan Ortak Arıyor” başlıklı makalede ise Erdoğan'ın seçim hezimetinden sonra bir koalisyon ortağına ihtiyaç duyduğu, ancak büyük muhalefet partilerinin AKP ile koalisyon istemedikleri okuyucuya aktarılıyor.

Die Tageszeitung, internetteki “Sevinç ve Korku” başlıklı makalesinde, Türkiye'deki sadece çok az sayıda sanatçının HDP'nin başarısı konusunda kamu önünde açıklamada bulunduğuna işaret ediyor. Hem bir şok durumu yaşandığı hem de gelişmelere belirli bir kuşku ile bakıldığı iddia edilen makalede özetle şu satırlar dikkat çekici:

“Örneğin 2013 ‘teki Gezi protestoları sırasında çok faal olan oyuncu Nihal Yalçın, Twitter hesabında ‘Barış kazandı' demekle yetiniyor. Elif Şafak meclisteki kadın milletvekillerinin yüzde 18'e ulaşmış olmasından sevincini dile getiriyor. Dinî değerleri çiğnediği suçlamasına sık sık maruz kalan piyanist Fazıl Say, ‘HDP silahları bıraktı ve demokrasimizi zenginleştirmek üzere siyasete girdi. Umarız, kandırılmayız' şeklinde bir açıklamada bulunuyor.”

Türkiye’deki seçim sonuçlarına ilişkin Alman medyasındaki haber ve yorumlardan bazıları bunlar. Farklı bir konuya geçiyoruz. Almanya’da düzenlenen G7 Zirvesi Pazartesi günü önemli iklim hedeflerinin açıklanmasıyla sona erdi. Handelsblatt gazetesi G7 Zirvesi’nin iklim hedeflerine ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“7’ler Grubu uluslararası topluluğun bir karar alma makamı değil! Ama en azından öncü bir rol üstlenebilir. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi enerji türlerinden vazgeçilmesinin zamanı artık geldiği şeklindeki mesajlarını dünyaya aktarabilir. Ancak iş pratiğe gelince durum biraz zorlaşıyor. Almanya bile bu konuda federal hükümetin söylediği kadar gayretli sayılmaz. Başbakan Angela Merkel bile Enerji Bakanı ve Başbakan Vekili Sigmar Gabriel’in iklim konusundaki girişmlerini G7 zirvesi öncesinde onaylamayı başaramadı. Oysa ki termik santrallerden çıkan iklim için zararlı kabondioksit emisyonlarının azaltılması, Almanya’nın kendi iklim koruma hedeflerine ulaşmasının temel şartlarından birini oluşturuyor. İş yapmamanın, pasif durmanın faturası gittikçe ağırlaşıyor. Şimdi ihtiyaç duyulan şey, G7 Zirvesi’nin niyet açıklamalarını ete kemiğe büründürecek olan düşünürler, aykırı düşüncede olan, tabuları kıracak çevrelerdir.”

Der Tagesspiegel gazetesi de G7 zirvesinden çıkan sonuçların abartıldığı görüşünde:

“İklim ve çevre korumacı Başbakan! G7 Zirvesi’nin sonunda Almanya’yı bu slogan sardı. Çevre örgütü Greenpeace'in lobi grupları ve Alman Kalkınma ve Çevre Örgütü Germanwatch bile, Angela Merkel'ın ABD, Kanada, Japonya, Fransa, İngiltere ve İtalya'nın devlet yöneticilerine bazı şeyleri kabul ettirebildiğinden övgüyle söz ettiler. Zirve'nin sonuç bildirgesinde 2050 yılına kadar sera etkisi yapan karbondioksit emisyonlarının 2010 yılındaki düzeye çekilmesi, yani yüzde 40 ilâ 70 arasında azaltılması yer alıyor. Uzun vadede üretici ekonomi kuruluşlarının ‚karbondan arındırılması‘ ve küresel ısınmanın 2 derece ile sınırlandırılması da öngörülüyor. Bunlar kimilerinin iddia ettiği gibi büyük bir başarı değil, daha ziyade önceleri verilmiş olan vaatlerin pekiştirilmesi anlamına geliyor.“