Gündem

Z Kuşağı’na 10 Soru 40 Yanıt: Bilgiyi büyüklerimizden değil istediğimiz kaynaktan alıyoruz, böylece dogmatik düşünceler yok oluyor

Z Kuşağı’ndan dört gence Z Kuşağı’nı, siyasetle, ideolojilerle, otoriteyle, teknolojiyle, zamanla, mekânla, sınırlarla ilişkilerini sorduk…

24 Ağustos 2020 00:00
Candan Yıldız

Onlar adına çok konuşuldu. En az onlar konuştu. Z Kuşağı kendisini anlattı.

TÜİK’in nüfus istatistiklerine göre Türkiye’de 15-29 yaş aralığında yaklaşık 20 milyon genç bulunuyor.Önümüzdeki seçimlerde ilk kez oy kullanacak genç sayısının da 5 ile 7 milyon arasında olacağı tahmin ediliyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Belediye Başkanları İstişare Toplantısı'ndaki konuşmasında gençlere özel bir yer ayırdı. 'Dislike' krizi ve pandemi koşullarında üniversite sınavının öne çekilmesine gençlerin itirazlarının ardından Erdoğan'ın gençlere özel vurgu yapmasında erken ya da zamanında yapılacak seçimde ilk kez oy kullanacak gençleri gözetmesinin de payı olduğu biliniyor.

Erdoğan o konuşmasında “gençleri hep el üstünde tuttuklarını, Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi yaptıklarını” söyledi. 

Muhalefet partilerinin, özellikle CHP’nin de gençlere özel bir vurgusu var.

Peki bu gençler yeni dönem siyasetin öznesi mi olacaklar yoksa cari siyasetin seçimlere endeksli nesnesi olmaktan mı ibaret görülüyorlar?

Kimi tanımlamalara göre 1996 sonrası doğan, kimi tanımlamalara göre ise 2000'lerden sonra dünyaya gelen bu yaş grubunun Z Kuşağı olarak tanımlanmasına ilişkin tartışmalar çeşitli. Zira homojen bir nesilden söz edilmesi zor. Ya da 68 Kuşağı gibi yaşadığı dönemi etkilemiş, dönüşüm yaratmış bir nesilden söz etmek için henüz erken.

Reklam ve pazarlama sektörünün tanımlaması olarak da kabul gören Z Kuşağı ne düşünüyor, gerçekten otorite tanımıyorlar mı ya da 'sınırsızlar' mı?

‘10 Soru 40 Yanıt’ formatına katılan dört gençle Z Kuşağı’nı konuştuk. 'Z Kuşağı Community'nin bir parçası olan gençlerin görüşlerini kendilerinden dinleyin istedik. Farklı meselelerde bir araya gelip çevrimiçi ortamda konuşuyorlar, tartışıyorlar, ortak bloglarında yazıyorlar. 

O gençlerden Melih Bahadır 17 yaşında, lise öğrencisi ve İstanbul’da yaşıyor. Şimal Biltekin 16 yaşında, lise öğrencisi ve Niğde’de ikamet ediyor. Nehir Acar 15 yaşında, liseye gidiyor ve Ankara’da yaşıyor. Yiğithan Bektaş, o da lise öğrencisi, 18 yaşında ve adresi İstanbul…

Şimdi söz onların... 

1-Siz kendi Z Kuşağı tanımını nasıl yaparsınız?

Melih Bahadır: Kısaca kendi Z Kuşağı’mı kendi içinde ve dışında otorite tanımayan, özgürlüğüne düşkün olarak tanımlarım.

Şimal Biltekin: Z Kuşağı benim için yenilik ve özgürlüğü temsil ediyor.

Nehir Acar: Bence Z Kuşağı’nı birkaç kelime ile tanımlamak mümkün değil. Bir kısım günümüz dünyasını/Türkiye’sini beğenmeyen, yerinde oturup olayları izlemeyen, bir şeyler geliştiren, çalışan, sesini çıkaran grup. Diğer kısım ise aynı şekilde gidişatın iyi olmadığını ve aynı zamanda bir şeyler başaramayacaklarını düşünen, kendilerine bile hayırları olmayan kısım. Tabii küçük bir bölüm de sadece kendileri için çalışıyor.

Yiğithan Bektaş: Bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla sorgulayan ve dogmaları kabul etmeyen bu yüzden de içinde fazla kutuplaşmayan ve teknolojinin de desteğiyle savaşları bitirecek bir kuşak olarak görüyorum.

 2-Toplumbilimciler kuşak tanımlamasında yaşadığı dönemin öznesi olma, toplumsal değişim ve dönüşüme öncülük etme gibi kriterlerin de kullanılabileceğini söylüyorlar. Siz kendinizi öncü görüyor musunuz? Neyin öncülüğü sizce bu? Ya da daha doğrudan sorarsak kendinizi özne görüyor musunuz?

Melih Bahadır:  Elbette ki kendimi özne olarak görüyorum ama bu özne ben değil biz. Evet, biz öncüyüz. Bu öncülük toplumdaki hoşgörüyü oluşturabilme öncülüğüdür.

Şimal Biltekin: Evet kendimi özne olarak görüyorum. Gelecekte yaşayacağım ülkenin ben ve benim kuşağımın elleriyle şekilleneceğine inanıyorum.

Nehir Acar: Kısmen. Bir şeyler yapmaya çalışıyorum, sesini çıkaramayan arkadaşlarıma ulaşmaya çalışıyorum. Bazılarına ilham kaynağı olduğumu düşünüyorum ama yaşıtlarım/kuşağım için bir öncü olacak kadar çok kişiye ulaşamadım.

Yiğithan Bektaş: Bence kesinlikle olmalı çünkü zaten yeni kuşak gelmesinin sebebi dönemin değişmesi. Bu sebeple de kuşağın inisiyatif alıp geleceğini iyi yönde şekillendirmesi önemli. Açıkçası öncü olarak görüyorum çünkü gerek FFF (Friday For Future), gerek Z Community gerekse yeni kuracağımız Platform Z’de olsun, kendi geleceğimiz için bir şeyler yapıyoruz, ipleri elimize alıyoruz.

                                                                                     Yiğithan Bektaş

3-İnternet dünyasına doğmak, internetle büyümek sizi nasıl etkiledi? Ya da konuşulduğu kadar etkili ve belirleyici mi hayatınızda?

Melih Bahadır: Ben Düzce/Akçakoca doğumluyum. 8 yaşına kadar Akçakoca’da -küçük bir ilçe- idim. Yanlış hatırlamıyorsam internetle ilk defa 8 yaşında tanıştım.Evet, internet hayatımızda önemli yer işgal ediyor ama hayatımın belirleyici unsuru değil.

Şimal Biltekin: Ben açıkçası bunun bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Evet kesinlikle belirleyici bir etmen. Dünyanın bir ucundaki bilgiye dahi erişebilme ayrıcalığına sahip olarak doğduk sonuçta.

Nehir Acar: İnternet benim hayatımı bu seneye kadar değiştirici bir güç değildi, büyük ihtimalle benim kuşağımın çok büyük bir kısmı temel teknolojik bilgilere sahip değil. Şunu demek istiyorum; internet elimizde ve hepimizi etkiliyor. Z Kuşağı’nın son zamanlarda bir kısmı olumlu, bir kısmı olumsuz etkileniyor ama bu iki etki de hayatımıza ciddi ve hızlı bir şekilde yön veriyor.

Yiğithan Bektaş: Bence direkt olarak yeni kuşak isimlendirilmesi yapılmasının sebebi internet.Bilgiye erişimi kolaylaştırması ZKuşağı’nı yaratan etmen, bilgiyi büyüklerimizden değil istediğimiz zaman istediğimiz kaynaktan öğrenebilmemiz kuşağın rasyonelliğini tavan yaptı.

4-İletişim teknolojisinin geldiği aşama sizin zaman ve mekân algınızı değiştirdi mi? Yani dünyanın herhangi bir yerinde olabiliyorsunuz. Bu sizi nasıl etkiliyor. Özellikle düşünce dünyanızı?

Melih Bahadır: Bu gelişme bizi globalleşmeye itiyor. Bunun sayesinde Amerika’da, Japonya’da, Almanya’da yani dünyanın her yerinde olabiliyoruz. Düşünce dünyamızın efektifliğini ve inovatifliğini arttırıyor.

Şimal Biltekin: Bu benim geleceğe dair olan fikirlerimi daha da olunabilir kılıyor. Şu anki teknoloji gelişimini gözlemlediğim zaman çok daha fazlasına erişebileceğimize inanıyorum.

Nehir Acar: Bunun büyük bir olay olduğunu düşünüyorum. İstediğin saatte istediğin yerde olabiliyorsun. Daha önce bu tahmin edilebilir bir şey değildi. Bizim de şu an düşünemeyeceğimiz teknolojiler önümüzdeki  20-30 sene arasında olacak. Düşünce dünyamı nasıl etkilediği ise aslında sizi etkilemesinden çok farklı değil ama ilerde bu daha çok geliştirilip tahmin bile edemeyeceğimiz noktalara gelecek.

                                                                                            Nehir Acar

Yiğithan Bektaş: Bence fazlasıyla değiştirdi, en basitinden kurduğum komünitede 50 şehirden 300 kişi var. Covid’in ilk zamanlarında San Francisco’dan görüştüğümüz bir abi “Artık girdiğim toplantılarda hangi saat dilimindesin diye sormaya başladım” demişti.Bu tabii Covid’in de etkisiyle olan kısmı. Normal yaşamda da zaten sosyal medya çok fazla dünyamızı ve mekân algımızı değiştiriyordu.

5-Z Kuşağı sizce ideolojilerden uzak bir gençlik mi? Yani milliyetçi,dindar, sosyalist, liberal gibi kimlikler önemli mi sizler için? Değilse neden?

Melih Bahadır: Sadece Z Kuşağı ideolojilerden uzak değil. Tüm Türkiye ideolojilerden uzak. Bu sandığınız kimlikler 90’lı yıllarda, yani internet çağı öncesinde önemli idi ama dünya artık küresel ve inovatif.

Şimal Biltekin: Z Kuşağı’nın genel itibarıyla ideolojilere bağlı bir gençlik olduğunu düşünüyorum, fakat bunu tek veya iki üç ideoloji ile sınırlandıramayacağımız kanaatindeyim. Çünkü her ne kadar belli kalıpları kullansak da çok farklı düşüncelerimiz de var.

Nehir Acar: Önce de dediğim gibi Z Kuşağı’nı birkaç grubun düşündüğü ile kısıtlayamayız, burada milyonlardan bahsediyoruz. Genel olarak bence ideolojilere bağlı ama bir kişi sadece milliyetçiliğe bağlı değil, hepimiz birçok farklı ideolojilere bağlıyız. Bana göre kişinin bağlı olduğu ideolojiden daha çok o kişinin düşüncesi benim için daha önemli.

Yiğithan Bektaş: Bu en sık sorulan sorulardan biri.Kesinlikle ideolojilerden, partilerden vs. uzak değil ama bunları partizanca yaşamıyor.Daha çok yapılan işe odaklanıp ona göre tercihini yapıyor. Siyaset, politika konuşmaması dünyadan bir haber olduğu anlamına gelmiyor aslında.Kendimizi keskin kalıpların veya kutuplaşmanın içine sokmak istemiyoruz.

6-Sizler hayat tarzları, hayat biçimleri üzerinden mi kendinizi tanımlıyorsunuz? Mesela bir partiye neden oy verirsiniz ya da vermezsiniz? Liderliğe nasıl bakıyorsunuz?

Melih Bahadır: Özgür, adil ve mücadeleci olarak tanımlarım. Şahsen ben siyasete parti olarak bakmayanlardanım. Lider bazında siyasete bakıyorum. Liderliğe ise sorumluluk sahibi olarak bakıyorum.  Allah her lidere kolaylık ve rahatlık versin.

Şimal Biltekin: Bir partiye oy vermem için dikkat ettiğim çok fazla şey var aslında. Genel olarak partinin izlediği yol, Atatürkçülük, halkın istediklerini karşılama, diğer ülkelere karşı olan tutum vb. çok fazla şeye dikkat ederim.

                                                                                           Şimal Biltekin

 Nehir Acar: Kendimizi hayat tarzımız ya da koşullarımız üzerinden değil düşüncelerimiz hayallerimiz üzerinden tanımlıyoruz. Diğer soruyu ise arkadaşlarım ile çok konuşmadım ama siyasi partiye oy verme sebebimiz bence bir şeyleri yapıp çok fazla uğraşmadan o konudan sıyrılmak. Oy vermeme sebebimiz ise gitmeyen düzeni yoluna koymaya boşuna zaman harcamamak istememiz. Liderlik eğer halkın çoğunluğunun söylediği/ihtiyacı yapılırsa liderliktir. Kendi isteklerinden ziyade halkı dinlemektir diye düşünüyorum.

Yiğithan Bektaş:Tabii ki de oy vereceğiz ve ideolojilerde bunda etkili olacak ama tek etken değil.Bir partiye oy verirken tercihlere, doğa haklarına saygılı olması en büyük etmenlerden olacak gibi. Liderliğe kendi komünite yönetimimden de anladığım kadarıyla otoriter olduğunda pek yanaşmıyoruz, bize daha çok ilham veren liderler gerekiyor. Altındakileri ittirecek değil el ele tutuşup ilerleyecek insanlara güveniyoruz.

7-Otorite tanımaz mısınız? Otoriteyi dar anlamıyla kullanırsak, anne, baba, öğretmen vs. Ya da geniş tanımıyla devlet?

Melih Bahadır: Dar anlamında otorite tanımam ama geniş anlamında tanırım.

Şimal Biltekin: Genel olarak otorite tanımaz bir insan değilim. Fakat kendi ideallerime sığmayan şeylere boyun da eğmem.

Nehir Acar:Otorite tanımamak değil aslında. Sizin diliniz ile bizim yaptığımız o otoriteyi oluşturamayan düzeni tanımamak. Dar anlamda düşünürsek aile bir otorite değildir bana göre ama geniş tanımla devleti tanımamak gibi bir şey olamaz. Z Kuşağı'nın yaptığı devletin oluşturmaya çalıştığı otoriteyi tanımamak.

Yiğithan Bektaş:Otorite tanımazlığımız biraz da bilgileri sadece büyüklerimizden öğrenmememizden geliyor.Çünkü böyle olunca gelenek çok fazla geçemiyor büyüklerimizden.Dogmatik düşünceler yok oluyor.Bu da kendi düşüncelerimizi söylememize yol açıyor ve otorite tanımazlık olarak algılanıyor.

8-Z Kuşağı’nın kendini tanımlama biçimlerinden biri de ‘rasyonellik.’ Ve sloganınız da ‘boş yapma’… İdealist olmak sizin için ne anlama geliyor? Ya da rasyonelliği kendiniz için nasıl tanımlıyorsunuz?

Melih Bahadır: Açık söylemek gerekirse bu sloganın bize ait olduğunu ilk defa sizden duydum. Hayattaki amaçlarını gerçekleştirmek olarak bakıyorum idealistliği. Rasyonelliği ütopyalardan uzak realiteye yakın olarak tanımlıyorum.

                                                                                              Melih Bahadır

Şimal Biltekin: Öncelikle böyle bir sloganımız olduğunu düşünmüyorum. İdealistlik hayatta yapmak istediğimiz her şeyi başarmak aslında biraz. Rasyonelliği de gerçekleri biraz kendi doğrularımızla birleştirmek gibi görüyorum. Ve bence rasyonellik tamamen öznel bir olgu.

Nehir Acar: Öncelikle “boş yapma” sloganımız değil ve kısaca şu demek “şu an yapmanız gereken daha önemli işler var, burada konuşacağına git işini yap.” Rasyonellik bana göre başkalarının düşündüğünden, süregelen fikirden sıyrılıp kendi fikrini oluşturup, kendi mantığın ile yola devam etmek. İdealist olmak ise kısa ve öz bir şekilde bir amacı olmak demek bana göre.

Yiğithan Bektaş: Rasyonelliği bence boş gazlara gelmeme olarak tanımlayabiliriz.Olayın özüne bakıyoruz. ‘Boş yapma’ da buradan geliyor aslında.Bir konu hakkında fazla detay veya ondan daha önemlisi olayı ajite etme veya fazla partizanlaştırmak bu söze itiyor.

9-Siyasetle ilişkiniz nasıl? Siyaseti de geniş ve dar anlamıyla düşünürsek, güncel siyasete dair neler söylemek istersiniz. Yani Ankara’dakilere…?

Melih Bahadır: Siyasetle aram oldukça iyi. Birçok partiye danışmanlık yaptım. Güncel siyaset anlamında şunu diyebilirim. Oldukça kutuplaşma var ve bu kutuplaşma hoşgörüyü yok etmiş. Ankara’dakilere buradan bir şey söylemek yerine Ankara’da söylemeyi tercih ederim.

Şimal Biltekin: Güncel siyaseti sıkı olarak takip ediyorum. Ankara’da olanlara söylemek istediğim şey; lütfen artık gözlerinizi açın. Görmezlikten geldikçe daha da kötü olacak.

Nehir Acar: Siyaset ile alakalıyım aslında yaklaşık bir senedir. Onun dışında siyaset hakkında şu an yorum yapmak gibi bir düşüncem yok ama Türkiye’de hiçbir siyasinin ya da siyasi partinin işini doğru yaptığını düşünmüyorum. Siyasete dair söylemek istediğim şeyler sadece siyaset ile ilgili değil, ucu birçok konuya değiniyor.

Yiğithan Bektaş: Z Kuşağı bence siyasi anlamda ne muhalefete ne iktidara yakın, kimse şu an kendine yakın, oylar cepte şeklinde görmesin. Bakın, kendi partimizi kurmayalım! O kadar da iddialıyız.

10-Hayatı değiştirmek mi kendini değiştirmek mi?

Melih Bahadır: Bana kalırsa en zor soru bu. Yaşamım şu an bu soruyu cevap verebilmek için mücadele ile geçiyor.

Şimal Biltekin: Bence hayatı değiştirmek. Çünkü bunu yapabilen bir insan aynı kalamaz zaten.

Nehir Acar: Kendini değiştirmek, çünkü sen bakış açını, düşünce yapını değiştirdiğin zaman hayatın, çevrendeki insanlar, yaşam tarzın otomatik olarak değişecek.

Yiğithan Bektaş: Hayatı değiştirmek zaten kendini değiştirmekten başlıyor. Her birimizin kendi yerel çevresinde birer ilham ve umut ışığı olması gerekiyor ve bölgesel çözümler bulması gerekiyor.O yüzden sonuna kadar insanlığın iyiliği için dünyayı değiştirmeye çalışacağız.