Gündem

02.04.2015 - Alman basınından özetler

Nijerya’daki seçim sonucu, Ukrayna Başbakanı'nın Berlin temasları ve Almanya’da “Fracking” yöntemi ile doğal gaz çıkartılmasına ilişkin tartışmalı yasa tasarısı öne çıkan konular.

02 Nisan 2015 01:00


Nijerya’da devlet başkanlığı seçimlerinin galibi Müslüman aday Muhammed Buhari oldu. Frankfurter Allgemeine Zeitung'un yorumunda şu satırlar göze çarpıyor:

“(Nijerya’da) büyük olasılıkla bu kez son sözü halk söyledi; çünkü seçime büyük ölçüde hile karıştırılmadı. Bu sonuçta kuşkusuz Nijeryalıların şimdiye kadarki devlet başkanları ve onun 16 yıldır iktidarda olan partisinden duyduğu hayal kırıklığı da rol oynamıştır. Jonathan’ın devlet başkanlığı döneminde halkın çoğunluğunun ekonomik durumu daha iyiye gitmedi. Boko Haram örgütü ülkenin bir bölümünü şimdiye dek görülmemiş boyutlarda terörize ediyor, yolsuzluklar kasıp kavuruyor. Buhari’nin kayırma politikalarına ve israfa son verme vaatleri ve de sürdürdüğü alçak gönüllü yaşam biçimi de halk arasında iyi puan toplamış olabilir. Ayrıca Nijeryalılar orduyu reformdan geçirme ve İslamcı terörü yenilgiye uğratma sözü veren bir generale, diğerlerinden daha fazla güven duymuş olabilirler.”

Ukrayna Başbakanı Arseni Yatsenyuk, Berlin’de Alman mevkidaşı Angela Merkel ile yapacağı temasları öncesinde Ukrayna’nın Avrupa’yı ve AB’yi Rusya’dan korumak üzere mücadele verdiği görüşünü savunarak AB’den daha fazla destek istedi. Frankfurter Rundschau gazetesinin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Şu sıralarda Ukraynalı politikacıların Batılı ülkelere yaptıkları ziyaretlerde iki nokta öne çıkıyor: Rusya’nın ilerleyişi nasıl durdurulabilir ve Ukrayna’ya verilecek kredilerin miktarı ne olur? AB'ye bağlı yüksek bir temsilcisi geçen sonbaharda Kiev'in yatırım ihtiyacını yaklaşık 500 milyar dolar olarak açıklamıştı. Şimdilerde daha büyük meblağlara ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle Arseni Yatsenyuk Berlin'den para rica ediyor. Peki ama AB üyesi Yunanistan, Birlik'ten çok daha az miktarda kredi almak için yalvarırken, Ukrayna'ya devasa miktarlarda para akıtılmasının bir zaruret olduğunu AB, vatandaşlarına nasıl izah edecek?”

Almanya'da Hristiyan Birlik partileri ile Sosyal Demokrat Parti'den oluşan koalisyon hükümetinin hazırladığı “Fracking” adındaki yasa tasarısı yoğun tepkilere yol açtı. Kökeni İngilizce olan “Fracking yöntemi ile yer altındaki kayalık katmanlara su ve kimyasal madde karışımlarının tazyikli bir biçimde fışkırtılması suretiyle katmanların kırılması ve arada bulunan doğal gazın yer üstüne çıkması sağlanıyor. Ancak içme suyuna ve doğal alanlara zehirli maddenin sızacağı gerekçesiyle bu yönteme şimdiden yoğun bir biçimde karşı çıkılıyor. Alman gazetelerinin yorum köşelerinde de bu konu bugün yoğun bir biçimde ele alınmış. Nürnberger Zeitung gazetesinin yorumuna bakıyoruz:

“Hükümet bilinçli olarak opsiyonları açık bıraktı. Fracking yönteminin halk arasında iyi karşılanmayacağını hükümet de biliyor. Onun için de -Federal Çevre Bakanı Barbara Hendricks'in ifadesiyle- hükümet, çıkartmak istediği yasa ile ‘Fracking yönteminin ticarî amaçlı kullanılmasını engellemek' istiyor. Ama Fracking yöntemine zaten sadece sınırlı bir miktarda izin verilecekse, o zaman bunun araştırılmasının ve test sondajlarının ne anlamı var? Hedef şu: Fracking yöntemi ile farklı enerji kaynaklarının birlikte kullanılmasının mümkün olduğu ve böylece ithalattan bağımsız hale gelinebileceği sergilenmek isteniyor. Böyle olsa bile, kayalıklar altındaki doğal gaz ticarî amaçla olmayıp da hangi amaçla çıkartılacaktır?”

Handelsblatt adlı gazetenin yorumunda ise tamamen farklı görüşler savunuluyor:

“Federal hükümet kamuoyuna açıkladığı yasa tasarısı uyarınca Fracking adlı yöntemi zaten oldukça sınırlamak ve doğal gaz çıkartacak firmalara sadece münferit hallerde ve sertleştirilmiş şartlar altında izin verecektir. Ancak eleştiri yöneltenlere bunlar da yeterli gelmiyor. Onlar bu yöntemin tamamen yasaklanmasını istiyor. Bu tipik ‘Alman korkuları' nedeniyle ülkenin ilerlemesi ve ekonomik refahının geleceği iyi görüntü vermiyor. Yaygın olan riske girmeme eğilimi ekonomik açıdan Almanya için dezavantaj anlamına geliyor.”