Köşe yazarları Öcalan'ın çağrısını nasıl değerlendirdi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "terör eylemlerine son vererek lağvedilmesi" çağrısı yaptığı PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, aylardır beklenen çağrıyı yaparak, PKK'nın kendini feshetmesi ve tüm grupların silahları bırakması gerektiğini açıkladı

28 Şubat 2025 07:53

Köşe yazarları Öcalan'ın çağrısını nasıl değerlendirdi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "terör eylemlerine son vererek lağvedilmesi" çağrısı yaptığı PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, aylardır beklenen çağrıyı yaparak, PKK'nın kendini feshetmesi ve tüm grupların silahları bırakması gerektiğini açıkladı. Öcalan'ın çağrısında "Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum" ifadeleri yer aldı.

Köşe yazarları Öcalan'ın tarihî çağrısını şöyle değerlendirdi:

Ahmet Hakan: "Metinde yer alan 'Silahları bırakın, kendinizi feshedin' çağrısı var ya. Bu metni, tarihsel açıdan önemli kılan vurgu işte orasıdır." (Hürriyet)

Abdulkadir Selvi: "Öcalan bu sürecin sonunda İmralı’dan çıkmayacak. Zaten kendisinin de böyle bir talebi yok. Öcalan, şehitlerin olduğu bir ülkede İmralı’da çıktıktan sonra yaşayamayacağını çok iyi biliyor. Süreç başarılı olursa, belki İmralı’da yaşam koşullarına yönelik bir düzenleme gündeme gelebilir." (Hürriyet)

Fatih Çekirge: Buradan başta CHP olmak üzere tüm muhalefet partilerine bir de çağrıda bulunuyorum. Çekinmeyin, siyasi kibir ve hesap yapmadan bu başarıyı kutlayın. Hatta Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’yi millet adına tebrik edin. Gidip ellerini sıkın." (Hürriyet)

Hande Fırat: Bu süreçte beklenti net. Öcalan’ın çağrısının ardından KCK’nın kongreyi toplaması, silahları bırakma ve kendini lağvetme kararını alması isteniyor. Bunun 2 en fazla 3 aylık bir süreç alacağı tahmin ediliyor. Kilit nokta bu. Yani bu adım atıldıktan sonra örgüt silah bırakıp, kendini lağvettikten sonra demokratik adımların atılması gündeme alınacak. Bir anlamda süreç ilerleyecek." (Hürriyet)

Emin Çölaşan: "Şimdi sıra geldi Apo’ya... Bunu söylerken mümkün olduğunca açık olmak gerekiyor. Hazır olun ve şaşırmayın! Başka bir deyişle sıra şimdi Apo’nun tahliye edilmesine geldi. Ancak bunu el çabukluğu marifet yöntemiyle yapmak kolay değil. Böyle bir tahliyenin birtakım kuralları var." (Sözcü)

Mustafa Mutlu: "Bir: Terörle müzakere olmaz, mücadele olur. Hele hele bir devlet, bir terör örgütüyle “barış” görüşmesi falan yapamaz. Bunu yapanlar, mutlaka hesabını verir. İki: Ada’ya giden DEM heyeti, bu görüşmelerden ısrarla “barış görüşmesi” olarak söz ediyor. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni terör örgütü PKK ile aynı statüye indiriyor. Bu da görüşmeyi yapanlar ve izin verenler açısından ağır cezalık bir suçtur. Üç: Bölücübaşı Apo, bu açıklamayla, “terör örgütü yöneticiliğini” halen sürdürdüğünü, örgütün üzerinde etkili ve yetkili olduğunu itiraf etmiş olmaktadır. Bu nedenle ölüm cezasına mahkum edildiği 29 Haziran 1999’dan sonra; örgütün işlemeye devam ettiği bütün suçlardan sorumludur ve ayrıca yargılanmalıdır. Dört: Terör suçu, zaman aşımına uğramayan, affedilemez suçlardandır. Bu yüzden teslim olsalar bile terör örgütü yöneticilerinden ve elemanlarından, bugüne kadar işledikleri her cinayetin, sıktıkları her kurşunun, gasp ettikleri her kamu malının hesabı sorulmalıdır. Beş: İktidarı oluşturan ve terörü bitirme bahanesiyle bu katili “ülkenin geleceği” konusunda söz hakkına sahipmiş gibi gösteren... Başta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere herkes açıkça suç işlemektedir." (Sözcü)

Mahmut Övür: Öcalan'dan gelen çağrının şu noktaların altını çizmekte yarar var: "Türkiye'nin barış ve güvenliği aynı zamanda Kürtlerin de hak ve özgürlüklerinin teminatıdır. Terörün yaratmaya çalıştığı düşmanlığın artık bir son bulması, ulusal meselelerin siyaset üstü değerlendirilerek milli/ortak bir söylem geliştirilmesi gerekmektedir. Daha özgür ve demokratik bir geleceğin inşası için hep birlikte hareket etmeliyiz. Tarih yazarken doğru yerde durmak, kardeşliğe omuz vermek vatanseverlik görevidir." (Sabah)

Nebi Miş: "Bundan sonra örgütün silahları ön şartsız olarak bırakması ve kendini feshetmesi gündemde olacak. "Silahları zaten bırakacağız" gibi bir yaklaşımla, siyasi alanda dile getirilecek maksimalist talepler, bozucu etkiler yapabilir. Yani bundan sonrası daha da önem arz ediyor. Meseleye her şey oldu bitti gibi yaklaşılmamalı. Bu süreçte, devletin terörle mücadele konusunda devam ettirdiği politikasında bir değişiklik olacağı beklenmemeli. Bu yeni siyasi yaklaşımda, terörle mücadele vurgusu en başından itibaren hep dile getirildi. Terör bir tehdit olmaktan çıktığında, zaten mücadele de kendiliğinden sonlanır." (Sabah)

Yahya Bostan: “İsteriz ki örgüt, Kandil’de başka Suriye’de başka konuşmasın. “Kandil’i kapatayım, Suriye’ye odaklanayım” demesin. İmralı’nın çağrısına uysun. Irak’ta da Suriye’de de silah bıraksın, kendini feshetsin, sivil siyaset öne çıksın. Terörsüz Türkiye, hatta terörsüz bölge hedefi gerçekleşsin. Bölgesel kalkınma ve refah odaklı bir istikrar ve entegrasyon süreci işlesin. Aksi olursa? Çarşamba günü DEM heyeti İmralı’ya gitmek için Adalet Bakanlığı’na başvurduğu saatlerde Milli Savunma Bakanlığı Suriye’de altı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Bu teröre taviz yok mesajıdır. Ankara tüm senaryolara hazırdır.” (Yeni Şafak)

Taha Akyol: “Öcalan’ın açıklaması, bu haliyle silah bıraktırıp örgütü feshettirirse elbette iyidir. Bu kadar kolay olacak gibi gözükmüyor, talepleri var.” (Karar)

Akif Beki: “Dağ, fare doğurmadı. Hayır. Elle tutulur bir sonuç çıktı ortaya. Öcalan, artık anlamsızlaştığı gerekçesiyle örgütünü silah bırakmaya ve kendini feshetmeye çağırdı. Fakat barışa karşılık demokratik toplum ihtiyacını da sık sık vurguladı. Katılım kanalları açık olmazsa mücadele nasıl demokratik siyasetle yürütülebilir ki zaten? Yani başlangıç koşullarıyla gelinen nokta, istenenle yapılan arasında bir fark var. Uçuruma dönüşebilir, dönüşmeyebilir de. Kapanıp kapanmayacağı, iktidarın cevabına ve örgütün kalan boşluğu nasıl dolduracağına bağlı. Dünkü çağrı bir sona, bir bitişe, bir final çizgisine işaret etmiyor. Olsa olsa henüz yeni bir başlama çizgisine geldiğimize yorulabilir.” (Karar)

Ahmet Taşgetiren: “1990’lardan bugüne PKK ile temasta olduğu gerekçesiyle pek çok siyasi parti kuruldu. Neden partiler içinde bir PKK sorgulaması yapılmadı da Öcalan’ın cezaevindeki 25’inci yılına kadar beklendi? Bu da, bir tür benim zaman zaman işaret ettiğim “Örgüt vesayeti” olgusunun göstergesi. Şu sıralar DEM, Öcalan da devlet onayı ile hazırladığı mesajla devreye girdikten sonra iktidarın “kayyım uygulamaları”nın nasıl seyredeceğine bakacak muhtemelen. Devlet Bahçeli bir süreç başlattı, “Devlet aklı” ise kayyım uygulamalarını ve cezalandırma yöntemini sürdürdü. Öcalan bu konularda “Beni Kürt halkına karşı açık düşürmeyin” yollu bir şey demiş olabilir mi kendisiyle görüşen Devlet yetkililerine?” (Karar)

Fehmi Koru: “İmralı’dan beklenen mesaj geldi. Abdullah Öcalan PKK örgütü ile irtibatlı bütün kesimlere, günün şartları artık demokratik çözümler dışındaki yolları geçersiz kıldığı için, silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısında bulundu. Kuşkusuz önemli bir çağrı. Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisi devam ediyorsa muhatapların bu çağrıya olumlu cevap vermesi beklenir. Bunun için bir kongrenin toplanıp çağrının gereğinin karara bağlanması beklenecek. Umarım öyle de olur. Ülkenin önünü her anlamda kesen terör belası geride kalır; adadan mesajla gelenleri dinleyenlerin verdiği alkışlı tepki, diğer taraflarca da aynı kabulle karşılanır. Dün önemli bir gündü.” (Karar)

Elif Çakır: “Şunu hemen ifade etmeliyim ki 27 Şubat 2025 Türk siyasi tarihimizdeki yerini çoktan aldı, on yıllar sonra siyasi tarihimizi yazanlar bugünü Devlet Bahçeli’yi hayırla yad ederek yazacaktır. Diyarbakır’dan Van’a bütün bölgede şehir meydanlarına büyük devasa ekranların kurulması, kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle yüzbinlerce insanın meydanlara akın etmesi, Kürt annelerinin büyük bir coşkuyla çektikleri halaylarla, büyük bir mutlulukla çağrıyı dinlemeleri meselenin nasıl hayati öneme sahip olduğunun bir göstergesiydi. Kim ne derse desin değil on binlerce canımızın hayatı, bir tek canımızın hayatta kalması için bile değecek bir süreci başlattı Sayın Bahçeli. MHP lideri Bahçeli’ye bu süreci kararlılıkla yürüttüğü, iktidar ortağının zaman zaman temkinli zaman zaman gönülsüz yaklaşımlarına rağmen geri adım atmadan kararlılıkla bu süreci yürüttüğü için teşekkürler.” (Karar)

Yusuf Ziya Cömert: “Dün Ahmet Türk ve Pervin Buldan’ın okuduğu ‘fesih’ çağrısı 2015’teki çağrıların aynısı mı? Tarih tekerrür mü ediyor? Hayır. Arada önemli farklar var. Evvela, 2. Çözüm Süreci böyle bir sürece ilk itiraz edeceği varsayılan MHP’nin lideri Devlet Bahçeli tarafından başlatıldı. Yeni sürecin avantajlarından biri bu. Öcalan, bu defaki mektubunda özet mahiyetinde bir tarihi perspektif sundu. Hem sosyalizmin dünyadaki akıbetine göndermeler yaptı. Hem de Kürt kimliğiyle ilgili sorunların önemli bir kısmının çözümünde mesafe alındığına işaret etti.” (Karar)

Mehmet Tezkan: Öcalan’ın 2014’ teki açıklaması coşkuyla karşılanmamıştı… Öcalan’ın 2025’ teki açıklaması coşkuyla karşılandı… Çünkü Kandil dahil, Rojava dahil, onları destekleyen güçler dahil beslenme kaynağının kesildiğini gördü. Güneydoğu’dan dağa çıkan, PKK’ya katılan yok gibi… Yok diyebiliriz… Yöre halkı duygusal nedenle, aile bağı nedeniyle, hak arayışı nedeniyle PKK ile kurduğu bağı çoktan kopardı… PKK ile bağını koparmasa Öcalan‘ın ‘PKK yı fesih ettim, tarihi sorumluluk benim’ açıklaması coşkuyla karşılanmazdı… (Halk TV)

Nagehan Alçı: Bu 2013 nevruzunda okunan mektuba benzemiyor. Öcalan orada sadece silahlı güçlerin sınır dışına çekilmesini istiyordu, silahların bırakılmasını ve örgütün kendini lağvetmesini ilk kez dün DEM Heyeti’nin okuduğu mektupta dile getirdi. Bu tarihi bir çağrıdır. Kendi kurduğu PKK’ya "Kongreyi topla ve kendisi feshet” demek onun açısından “Silahlı mücadeleyi kapatıyorum”, bizim açımızdan ise “PKK terörü sonlanıyor” demektir. (Habertürk)

Oral Çalışlar: Aslında dünkü bildiri, bir dönemi sona erdirirken, sonraki kuşaklara bir büyük ders olarak aktarılacağına işaret ediyor. PKK devlet içindeki sertlik eğilimine gerekçe oluyordu. Devlet içindeki şahinler, silahtan ve çatışmadan besleniyorlardı. Artık onların işi kolay değil. Milliyetçi hamasetle, faili meçhullerle, yargısız infazlarla devlet içinde alan hakimiyeti kuranların artık azla bir imkanları kalmadı. Bu büyük ve önemli adım, gönül istiyor ki, tüm topluma yayılsın. Yargıyı, idareyi de uzlaşma ve adalet konusunda olumlu yönde etkilesin. Çok sevindik. En çok bölgede ağır bir travmatik geçmişe sahip olan, evlatlarını, evlerini, barklarını yitirmiş insanların hakkıdır. Onların çoğu bir annenin daha yüreği yanmasın diyen barışçı tutuma destek vereceklerdir. DEM Parti heyeti şu ana kadar gelişmeleri gayet başarılı ve olumlu yürüttü. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere siyasi partileri ikna edebilmek için çok özenli bir yol tutturdular. (Posta)

Deniz Zeyrek: Öcalan ve mesajını taşıyan siyasetçiler de çok iyi biliyor ki demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin sadece Kürtler için değil, herkes için bu kadar işlemez ve erişilmez olduğu, kayyumların, soruşturmaların havada uçuştuğu, gazetecilerin, siyasetçilerin içeride olduğu bir dönemde bu beklentileri karşılanmayacak. Haliyle de sorular sormaya, şifre okumaya gerek yok. Fotoğrafı şöyle özetleyebiliriz: Öcalan, yenilgiyi kabul etti, sıra PKK’da. Başlayan sürecin olumlu sonuçlanması, terörün tamamen tarih olması dileğiyle... (Nefes)

Murat Sabuncu: 27 Şubat 2025. Türkiye için önemli bir gün. Süreçte Bahçeli’nin Türk milliyetçisi olarak alan açması ve arkasında durması önemli oldu-olacak. Elbette Erdoğan’ın da 8 Olağan Kongresi’nde söylediği gibi ‘bu adımların ardından demokrasi ve kalkınma alanında atılacak sürecin gelebileceğine dair’ sözleri ve tutumu. Hakan Fidan’dan İbrahim Kalın’a yaşanma olasılığı yükselen çözüm-barış sürecinin önde gelen isimler de var. Öte yandan bu sürecin toplumsallaşması için en önemli partilerden biri CHP. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in pozitif tavrı bilinse de arka arkaya gelen soruşturma, gözaltı, tutuklamalarla uğraşan CHP bu zorlu dönemde ne denli işin içinde olabilir? (T24)

Mehmet M. Yılmaz: Erdoğan yönetiminin PKK’nın silah bırakmasına karşılık olarak kayyum atamalarını durdurmak ve demokratik siyasetin önünü açmak isteyip istemeyeceğini göreceğiz. Doğrusunu isterseniz ben Erdoğan yönetiminden bu konuda pek ümitli değilim. (T24)