‘Senede bir gün’ gibi geliyor böyle bir başlıkla düzenlendiğinde ama aslında T24 ile ‘günlük buluşmalar’ yaşayan büyük bir kitle var.
Şüphesiz Türkiye’nin en saygın ve en çok takip edilen bağımsız internet gazetelerinden birisi T24.
Yazarı olarak bu çatı altında ne kadar her gün sıkı bir takipçisi de olsam ‘yıllık buluşmaları’ başka bir heyecanla hiç kaçırmadan yerinde takip etmeye çalışıyorum.
Bu amaçla, neredeyse 20 yıldır kaçırmadığım The Bodrum Cup yelken yarışlarının ortasında, Halit Kaptan’dan bir günlük izni kopardığım gibi soluğu İstanbul’da aldım.
Bakın burası önemli; Wind of Daphne teknesinin sahibi de olan Halit Kaptan’dan bir yarışın ortasında izin almak, her şeyden önce büyük cesaret ister.
Elbette ben bunu T24 yıllık konferansı için yaptığımdan ve verilecek her cezaya baştan razı olduğumu da bildiğinden olmalı; gönül rahatlığı ile uğurladığını cuma sabahı tekrar kendimi tekneye attığımda tebessümle karşılamasından anladım.
"Yeni Dünya, Yeni Ekonomi, Yeni İnsan, Yeni Olasılıklar"
Bilinen her şeyin belki de bildiğimiz gibi olmadığını ve hatta beklediğimiz her şeyin beklemediğimiz gibi olma ihtimalinin de yüksek olduğu çıkarımıyla ayrıldım konferanstan.
Konferans hakkında çok şey yazılacaktır ve yazılmalı da… Benim konferansla ilgili dilimin ucundan düşmeyen, dört yıldır olduğu gibi; bilim insanlarının adeta evrenin sırlarını açıklarken bile o sakin ve dingin halleri oldu hep.
Dördüncüsü düzenlenen ve sadece geçen yıl katılamadığım yıllık buluşmalardaki genel hissim ise: bilginin insanı ve toplumları ayrıcalıklı kılan en temel şey olduğu yönünde.
Bu yıl da fazlasıyla pekişen bu olgu, geleceğin inşasında temel bir katman olarak başrolde. Yani ‘yeni’ ifadesiyle sunulan olasılıklar bütününde yarına ilişkin belirleyici rol, bilimin.
Politik kısmını sona bırakarak söylemem gerekirse, perşembe günü tam gün dinleme mesaimin özeti; yaşadığımız bilgi çağında organize bir geriye gidişin, tamamına ermesi yani son bulması artık ümit etmekten öte bir durum.
Mesela, İTÜ Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Cenk Yaltırak’ın deprem üzerine salona aktardığı görüşler bir bakıma ‘bildiğin her şeyi unut’ başlığı altında toplanabilir.
Hatta aynı konuda, önlemler ve de sonrasında yapılması gerekenler açısından, özellikle İstanbul özelinde gidişattan da hiç memnun olmadığını çok net ifade ediyor Cenk Hoca.
Ayrıca bilimsel verileri, bizi yer yer güldürebilecek kadar hicivde içeren espri tonunda anlatması da bir hayli keyifliydi.
Rıza Türmen’in söylediklerini de düşününce sanki finali Cem Yılmaz ile yapacak olmak T24 konuşmacılarının performansına mizahi bir ivme kazandırmıştı diyebiliriz.
Moderatör kadrosu da bir şampiyonluk maçına çıkacak kadar iddialıydı; Murat Sabuncu ve Şirin Payzın’a bu sene Cansu Çamlıbel ve Gökçer Tahincioğlu eşlik etti.*
Sevgili Gökçer Tahincioğlu’nun konuşmalar sırasında alıntı yaptığı bir sözü hızlıca not almış, altını da bir hayli çizmişim:
“Adaleti tanımlamak zordur ama adaletsizliği bir görüşte tanırsınız.”
T24 yıllık konferanslarının dördüncü buluşmasının politik özeti de sanırım bu sözlerdi.
Çaylak bir yelkencinin gece yarısı notları böyle, nice buluşmalara olsun diyerek bu haftayı kapatıyorum.
Eyvallah.
*Konferansla ilgili daha geniş bir okuma yapabilmeniz için aşağıdaki linki bırakılıyorum.


