Manchester United’ın ardından Antalyaspor karşısına çıkan Galatasaray yorgun olmasına rağmen galip gelmeyi başararak yedi maçlık yoğun takvimini tamamlamış oldu. Galatasaray bu kısa süreci altı galibiyet ve bir beraberlikle tamamladı.
Galatasaray’ın son iki yılda Antalyaspor’la oynadığı maçlara başka bir gözle bakarım hep. Nedeni şu; iki sezon önce ligi 13’üncü sırada tamamlayan Galatasaray’ın başına Nuri Şahin’in geçmesini isteyenlerin sayısı oldukça fazlaydı, hatta Okan Buruk’u tercih edenlere oranla yüksek olduğunu da söyleyebilirim.
(Vaktinde Galatasaray’ın başına Okan Buruk yerine Nuri Şahin’in geçmesini isteyenlerin oranının yüksek olmasının self oryantalizm ile ilgili bir yönü olabileceği düşüncesindeyim. “Futbol da dahil her şeyin en yüksek standardı batıdadır, Türkiye’nin yer aldığı doğu o standardın hep gerisinde olacaktır” düşüncesi oryantalizm, bu düşünceyi bu ülkenin insanlarının seslendirmesi ise “self oryantalizm”dir.)
Okan Buruk’un Galatasaray’a gelmeden önce elde ettiği başarıları Türkiye’nin yakın dönem siyasal konjonktürüyle ilişkilendiren bir görüş de var muhakkak. Bu görüşe göre Okan Buruk’un başında olduğu Başakşehir FK, siyasal iktidarın itmesi sayesinde şampiyon olmuştu, dolayısıyla Okan Buruk’un bir başarısından söz etmek pek uygun düşmezdi.
Okan Buruk ile Başakşehir üzerinden siyasal iktidar arasında bir bağlantı bulunduğunu dile getiren görüşün sözcülerinin Okan Buruk’un başında olduğu Başakşehir FK’nın o sezon Avrupa Ligi’nde grubunu AS Roma, Borussia Mönchengladbach ve Wolfsberger AC önünde lider bitirmesinin ardından son 32 turunda Portekiz temsilcisi Sporting CP’yi eleyip son 16’ya kalmasını nasıl izah ettiklerini bilmiyorum. Ama bir şey biliyorum; Başakşehir FK ile şampiyonluk mücadelesi veren Trabzonspor o sezon aynı Avrupa Ligi’nde grubunu bir puan alarak FC Basel, Getafe CF ve FK Krasnodar’ın ardında sonuncu tamamlamıştı.
Uzattım, söylemek istediğim kısaca şu; Okan Buruk Nuri Şahin karşılaşmalarını sadece Galatasaray ile Antalyaspor arasındaki bir karşılaşma olarak değil, biraz da Galatasaray’ın teknik direktörlük koltuğu mücadelesi olarak görme eğilimindeyim iki yıldır. Yani benim için mücadele içinde başka mücadele var. Okan Buruk dün Nuri Şahin karşısında üçte üç yaparak kendisini bu göreve getirenleri üzmedi.
Maça gelince. Analizimi beş alt başlık etrafında ele alacağım.
- Okan Buruk’un futbolcuyu hazırlama sistematiği.
- Yorgunluk.
- Nuri Şahin’in oyun planı ve Galatasaray’ın zayıf halkası.
- Galatasaray’da orta sahanın hücumdaki rolü.
- Galatasaray’ın korner atışları.
Başlıyorum.
Ndombélé: Özgüven ve cüretkârlık
Karşılaşmadan bir gün önce sosyal medyada Okan Buruk’un Antalyaspor karşısında Tanguy Ndombélé’ye ilk 11’de yer vereceğine ilişkin haberler dolaşıyordu. Baştan bu haberleri ihtiyatla karşıladım. Çünkü Galatasaray büyük enerji harcadığı bir Manchester deplasmanı sonrasında Antalyaspor’la deplasmanda zorlu bir karşılaşmaya çıkacaktı ve Galatasaray’a transferin son gününde katılan Ndombélé her ne kadar Old Trafford’da oyuna dahil olmasından sonra parlak günlerinden bazı özetler sunmuş olsa bile ilk 11’de oynatılmayı hak eden bir fizik kalite sergilememişti.
Maç kadrosunu görünce Okan Buruk’un oyuncu kazanma stratejisinin sınırlarını da anlamış oldum. Daha önce birkaç kez söz etmiştim. Okan Buruk sezon başından beri hazır olmayan oyuncularını yarışa, yarışın içindeyken hazırlamak stratejisiyle hareket etmişti. Buruk dün de fizik olarak yüzde 30-40’larında olduğu görülen Ndombélé’yi Antalyaspor karşısında ilk 11’de sahaya sürerek hazır olmayanları hazırlama stratejisini daha cüretkâr biçimde sürdürmüş oldu.
Tanguy Ndombélé bu sezon ilk kez bir maça ilk 11’de başladı.(Kaynak: https://www.galatasaray.org/haber/futbol/bitexen-antalyaspor-0-2-galatasaray/54079 )
Buruk böyle yaparak bir riske girmiş oldu gerçekte. Ancak ilk 11’in değişmez parçası olmak için Florya’da oldukça disiplinli biçimde çalıştığını duyduğumuz Ndombélé’nin kendisine güvenen Buruk’u dün üzmediği söylenebilir. Ayrıca Ndombélé sanki yüzde yüz hazırmışçasına bir özgüvene de sahipti. Sofascore sitesine göre maçı şu istatistiklerle tamamladı:[1]
Ndombélé’nin istatistikleri
Pas isabet yüzdesi: Yüzde 86 (19/22)
Dribling: 2/2
İkili mücadele: 9/12
Top kaybı: 6
Pas arası: 1
Top kazanma: 2
Kanımca hiç fena değil. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse Lucas Torreira’nın maçı yüzde 84 pas isabeti, 2/8 ikili mücadele ve bir top kazanmayla tamamladığından hareketle ilk kez 11 çıktığı Antalya deplasmanında Ndombélé’nin oldukça tatminkâr bir oyun tutturduğu söylenebilir. Tabii asıl amacın onun oynatarak fiziken hazırlamak olduğunu unutmadan.
Bundan sonra süreç nasıl gelişecek? Açıkça bunu Ndombélé’nin milli maç arasında ne kadar yoğun çalışıp çalışmadığını gördükten sonra yanıtlayabiliriz. Şu an için diyebileceğimiz Ndombélé’nin ilk 11’in vaz geçilmez oyuncu olabilmek için kapıyı araladığı şeklinde. O kapıdan geçmek de, geçmemek de ona kalmış bir şey.
Buradan geçiyorum yorgunluk bahsine.
Bir adrenalin, bir uykusuzluk, bir yorgunluk,
Şampiyonlar Ligi’ni iki, İngiliz Premier Ligi’ni ise düzenlenmeye başladığı 1992-1993 sezonundan itibaren tam 13 kez kazanmış olan Manchester United’ı Old Trafford’da yenmiş olmanın oyuncuların adrenalin dengesini bozduğunu açıktır. Sadece bu dengesizlik bile o gecenin uykusuz geçeceğini neredeyse garantiler. Bu tablonun yanına, dönüş yolculuğunda havaalanında İngiliz yetkililerin göstermiş olduğu pek centilmence olmadığı düşünülen tutum nedeniyle uçağın geç havalanmasını ve İstanbul’a da sabahın ilk saatlerinde varmış olmasını da eklemeliyiz.
Oysa sahada toplam 117,5 kilometre mesafe kat ederek büyük bir enerji harcayan futbolcuların maçtan sonra kaybettikleri vitamin ve mineralleri geri kazanmak için öngörülen sıvıları alıp hemen gece uykusuna geçmeleri gerekiyordu. Çünkü tam ve kusursuz dinlenme ancak gece uykusuyla mümkündür.
Ne var ki bu yapılamadı ve yorgunluk giderilemedi. Galatasaraylı futbolcuların üzerlerinden atamadıkları yorgunluğu dünkü Antalyaspor-Galatasaray karşılaşmasının her anında gördük.
Bu yorgunluk nedeniyle Galatasaray artık bir karakteristik haline gelmiş olan ön alan baskısını yapamadı. Tempo düştü. Enerji eksikliği nedeniyle hem Galatasaray’ın kendi hatları arasındaki mesafeler giderek açıldı, hem de Galatasaraylı futbolcular Antalyaspor’u karşılarken rakip oyuncuları yakından marke edemediler. İkili, üçlü baskılar yapılamadı, eskiye oranla baskıyla kazanılan top sayısı azaldı.
Örnek vermek gerekirse Galatasaray geçen hafta sonu oynadığı Ankaragücü maçında tam 17 kez önde top kazanmıştı. Dün ise bu sayı yorgunluk nedeniyle altıya düştü. Benzer biçimde Ankaragücü maçında Galatasaray’ın yüzde 52 olan ikili mücadele kazanma oranı, Antalyaspor karşısında yüzde 47’ye geriledi.[2]
Görüldüğü gibi ben, dün Galatasaray’ın rakibi Antalyaspor’a ön alanda baskı yapamamasını tüm takımı etkisi altına alan saha dışı parametreler üzerinden değerlendiriyor ve bunu tek tek oyuncuların performanslarına bağlamıyorum.
Tabii burada oyun olarak yükselişe geçmiş olan Antalyaspor’un blokları arasındaki mesafeyi yaklaşık 20 metrede tuttuğu kompakt saha yayılışının Galatasaray’a zorluk çıkardığından da söz etmeliyim.
Bu durumu açık biçimde ortaya koyan bir fotoğrafı aşağıya bırakıyorum.
Maçın hemen başında sahaya bakıyoruz. Gördüğümüz şu: Galatasaray’ı sahada 442 formasyonuyla karşılayan Antalyaspor’da bloklar arasındaki mesafeler çok yakın ve takımın toplam boyu da yaklaşık 22 metre uzunluğunda. (Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Böylece Nuri Şahin’in Galatasaray’a karşı hazırlamış olduğu oyun planına gelmiş olduk.
Antalyaspor’un oyun şablonu
Antalyaspor, daha önceki maçlarda dört ana şablon üzerinden hücum yapıyordu:
- Sol kanatta Ömer Toprak - Güray Vural - Dario Sariç - Sam Larsson aksı üzerinden ceza sahası ve yaya indirilen toplar. Bu sete zaman zaman santrfor Adam Buksa da bağlantı oyuncusu katılıyordu. (Dün sağ kanat forvet pozisyonunda sakat olan Larsson yerine Zymer Bytyqi görev yaptı.)
- Sağ kanatta ise benzer biçimde Bünyamin Balcı - Sander van de Streek - Sagiv Jehezkel aksı üzerinden yapılan hücumlar.
- Sağ stoper Veysel Sarı’nın rakip yarı saha ortasında bulunan sol bek Güray Vural’a attığı ters ve yüksek toplar.
- Sıkışık anlarda en uçtaki uzun boylu santrfor Buksa’ya atılan uzun toplarla orta sahayı baypas yapma.
Bu hücum şablonunu kafalarda daha iyi canlandırmak amacıyla şunu da söylemek isteğindeyim: Antalyaspor hücum hattını son transfer döneminde kadrosuna kattığı oyuncularla oldukça güçlendirdi. Hatta yeni transferler (Sagiv Jehezkel, Sander van de Streek, Zymer Bytyqi, Gerrit Holtmann, Adam Buksa ve Britt Assombalonga) sayesinde Antalyaspor’un hücum hattının ligimizin seviyesinin üzerine çıktığı bile söylenebilir.
Şahin’in Galatasaray planı
Bu gerçeği aklımızda tutarak dünkü maça dönelim. Maç sonunda teknik sorumlu Joao Carlos Valado Tralhao’nun yaptığı açıklamadan, karşılaşma öncesinde Antalyaspor’un ana oyun planına ilişkin şu çıkarımda bulundum:
- İlk yarıda Galatasaray’ın oyununu, daha çok mücadele ortaya koyarak dengelemek, skorda geri düşmemek. İkinci yarıda skoru değiştirmek amacıyla hücumu daha çok düşünmek.
- İkinci yarıda hücumları ağırlıklı olarak Galatasaray’ın zayıf halkası olarak saptadıkları sol kanadı üzerinden gerçekleştirmek.
Nitekim maç sonu verileri Antalyaspor’un hücumlarının yüzde 44,9’unun sağ kanattan yapıldığını gösteriyor. Bu ağırlık ilk yarıda sol kanattaydı. Verilere göre Antalyaspor ilk yarıda gerçekleştirdiği hücumların yüzde 43,6’sını klasik oyun şablonlarında ana eksen olarak belirlenen sol kanattan, yüzde 40,1’ini ise sağ kanattan gerçekleştirdi.[3]
Muhtemelen Okan Buruk da, analiz ekibinin verdiği rapor doğrultusunda Antalyaspor’un kanat organizasyonlarındaki bu kapasitesini dikkate alarak merkez orta sahanın hücumlardaki etkisini ve yardımını sınırlandırdı. Şimdi bu konuya geçiyorum.
Orta sahasız hücum
Bu yazıda bir değişikliğe giderek Galatasaray’ın bütün tehlikeli hücumlarını birer birer ele almak istiyorum. Bunu yapmakta tek bir amacım var; Galatasaray hücumlarında merkez orta sahanın yokla var arasında salınan sınırlı rolünü göstermek.
Dakika 1,38. Galatasaray’da Sacha Boey’nin kullandığı taç atışı sonrasında top Davinson Sánchez’e geliyor, o da gelişine ileriye uzun oynayarak Icardi’yi kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf).
(Opta verilerini yayıncı kuruluşun yayınından aldım.)
Galatasaray’ın ilk hücum organizasyonuna bakıyoruz. Sánchez (daire içinde) uzun topla Icardi’yi (dikdörtgen içinde) Antalyaspor defansının arkasına kaçırıyor. Icardi burada doğrudan kaleyi deneyecek. (Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Icardi topu kontrolüne aldıktan sonra Antalyaspor kalecisi Helton Leite’nin ileri çıktığını görüyor ve doğrudan kaleyi yokluyor. Ancak top dışarı çıkıyor. (Sánchez buna benzer biçimde Old Trafford’da Wilfried Zaha’yı Manchester United ceza sahasında topla buluşturmuş ve Galatasaray’ın ilk golünün asistini yapmıştı.)
Dakika 6,39. Antalyaspor savunmasının uzaklaştırdığı topu Boey kendi yarı sahasında kontrol edip Sánchez’e veriyor. Abdülkerim Bardakcı üzerinden top rakip yarı saha ortasında çizgiye basan Kâzımcan Karataş’a geliyor. O da merkezdeki Kerem Aktürkoğlu’na oynuyor. Aktürkoğlu topu hemen ileriye koşu gösteren Mauro Icardi’ye oynuyor (aşağıdaki fotoğraf).
Aktürkoğlu-Icardi işbirliğine bakıyoruz. Daire içindeki Aktürkoğlu blok kıran yüksek topla Ömer Toprak tarafından tutulan Icardi’yi (dikdörtgen içinde) gol pozisyonuna sokuyor. Burada Icardi topu göğsüyle önüne indirdikten sonra soluyla vurmaya çalışacak, ancak etkili bir şut çıkaramayacak.(Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Icardi göğsüyle önüne indirdiği topu sol ayağıyla şutlamak istiyor, ama senkronizasyonu pek iyi değil; topa iyi vuramıyor.
Dakika 32,56. Galatasaray Bardakcı’nın taç çizgisi üzerindeki Zaha’ya attığı pasla hücuma çıkıyor. Burada Zaha’yı çizgide, Karataş’ı da iç koridorda görüyoruz. Kerem Aktürkoğlu ise orta daire yuvarlağı içinde. Zaha topu aldıktan sonra Karataş ileriye doğru koşarak takım arkadaşına hareket alanı açıyor. Tam bu sırada Aktürkoğlu da ileriye doğru hareketlenerek rakip iki blok arasına sızıyor. Zaha Aktürkoğlu’nun bu koşusunu iki rakip futbolcu arasından verdiği pasla ödüllendiriyor (aşağıdaki fotoğraf).
Zaha-Aktürkoğlu işbirliğine bakıyoruz. Zaha (daire içinde) iki rakip oyuncu arasından attığı blok kıran pasla Aktürkoğlu’nu (dikdörtgen içinde) topla buluşturuyor. (Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Aktürkoğlu bu pasla hemen Antalyaspor ceza sahasına giriyor. Ancak pas verebileceği Icardi ofsayt pozisyonunda, bu nedenle topu sürmeye devam etmek zorunda kalıyor. Rakip stoper Ömer Toprak’tan sıyrıldıktan sonra kale çizgisine paralel bir top çıkarıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Zaha-Aktürkoğlu işbirliğinin ikinci etabına bakıyoruz. Daire içindeki Aktürkoğlu Ömer Toprak’a rağmen topu kaleye paralel olarak yerden gönderiyor. Ama bu topa kaleci Leite dışında kimse dokunamıyor. (Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Bu topa Antalyaspor kalecisi Leite dışında kimse dokunamıyor. Hücum Barış Alper Yılmaz’ın yaptığı faulle sonuçlanıyor.
Dakika 41,34. Bardakcı kendisine yapılan faulü hemen kullanıp topu derine gelmiş olan Icardi’ye veriyor. O da soldaki Zaha’ya. Antalyaspor ceza sahasına giren Zaha bire biri kullanmak istiyor. Karşısındaki Bünyamin Balcı’dan sıyrılıp asist bölgesinden geriye çapraza merkezdeki Aktürkoğlu’na kilit pas veriyor. Onun vuruşunda topu kale önündeki Güray Vural kafasıyla kornere atıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Yeni bir Zaha-Aktürkoğlu işbirliğine bakıyoruz. Ceza sahasına giren Zaha (daire içinde) merkezdeki Aktürkoğlu’na (dikdörtgen içinde) kilit pas atıyor. Aktürkoğlu bu topu gelişine Antalyaspor kalesine gönderiyor, ancak bu şutu kale önünde 11 sırt numarasıyla gördüğümüz Güray Vural kafasıyla kornere atacak. (Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Yine Zaha, yine kilit pas
Dakika 43,47. Antalyaspor’un kullandığı faul atışında Boey topa dokunup yanındaki Torreira’ya kazandırıyor. O da Ndombélé’ye veriyor. Ndombélé yaklaşık 20 metre topu sürdükten sonra soldaki Zaha’ya veriyor pasını. Zaha topla mesafe kat ettikten sonra ön direğe koşu gösteren Icardi’ye asist yapmak istiyor. Ancak Icardi bu topa dokunamıyor. (Bu pozisyonda Icardi topa dokunamadığı için kendine kızıyor ve gerçek anlamda elleriyle dizini dövüyor.)
Bu hücum, kilit pas öncesindeki pası bir Galatasaray merkez oyuncusunun (Ndombélé) attığı ilk ve tek örnek olarak geçiyor Antalyaspor-Galatasaray maçı kayıtlarına.
Dakika 46,27. Antalyaspor kalecisi Leite’nin yüksek topuna Adam Buksa kafayla merkeze doğru vuruyor, bu topa Karataş’ın baskısı altında Sander van der Streek dokunabiliyor, ancak kazanamıyor. Sahipsiz kalıyor top. Bu sahipsiz topu Ndombélé orta yuvarlakta kazandıktan sonra hemen Boey’ye oynuyor, o da çizgideki Tetê’ye. Tete karşısındaki Güray Vural’ın üzerine gidiyor önce ve ardından çekip soluyla ceza sahasına ortalıyor. Icardi bu topa bildiğimiz fantastik kafa vuruşlarından birisini yapıyor. Ancak bu şutu Leite çelmeyi başarıyor ve topu kornere gönderiyor (aşağıdaki fotoğraf).
Icardi’nin yaptığı kafa vuruşuna bakıyoruz. Daire içindeki Tetê topu sürdükten sonra soluyla Antalyaspor ceza sahasına ortalıyor. Icardi (dikdörtgen içinde) yükselerek bu topa kafa vuruyor. Kaleye giden bu kafa şutunu Antalyaspor kalecisi kornere gönderiyor. (Kaynak: https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Dakika 49,02. Sacha Boey’nin sağdan yaptığı ortaya Aktürkoğlu kafa vuruyor, ancak zemine çarpan bu yumuşak vuruş kaleci Leite’de kalıyor.
Mertens vuruyor
Dakika 69,11. Galatasaray yarı sahasının ortalarına doğru giriştiği ikili mücadeleyi kazanan Boey topu merkezdeki Kaan Ayhan’a veriyor. Ayhan da topu biraz sürdükten sonra sağ kanatta top isteyen Dries Mertens’e aktarıyor. Tetê’yle paslaşan Mertens önüne düşürdüğü topla ceza sahasına yaklaşıyor. Bu sırada tehlikeli bölgede 3’e 3 sayısal eşitlik var ve yay içinde Icardi boş durumda. Icardi’yle paslaşsa tehlikenin daha da büyümesi mümkünken Mertens kaleye şut atmayı tercih ediyor (aşağıdaki fotoğraf). Leite bu şutu kornere gönderiyor.
Mertens’in (dikdörtgen içinde) attığı şuta bakıyoruz. Tetê’yle yaptığı pas alışverişi sonrasında Mertens çaprazdan kaleye şut atmayı tercih ediyor. Oysa yanındaki Icardi boş durumda ve beyaz dairenin de gösterdiği gibi hareket alanı da oldukça geniş. (https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Galatasaray’ın ikinci golü
Dakika 85,51. Galatasaray’ın soldan kullandığı korner vuruşunda Antalyaspor defansının uzaklaştırdığı topu Boey geriye, kalecisi Muslera’ya oynuyor. Muslera da bu topu yaklaşık 70 metrelik bir vuruşla sol öndeki Mertens’e gönderiyor. Mertens ise ters ayakla ceza sahasına koşu gösteren Icardi’yi kaçırıyor. Icardi tam altı pasın köşesinde topa sol ayağıyla çok sert vuruyor.
Galatasaray’ın ikinci golüne bakıyoruz. Mertens, Muslera’nın kendisine postaladığı uzun topu Antalyaspor ceza sahasına koşu gösteren Icardi’ye gönderiyor. Icardi bu kilit pası, altı pasın köşesinde topa sol ayağıyla çok sert vurarak asiste dönüştürüyor. Kaleci Leite’nin Icardi’nin bu şutuna yapabileceği hiçbir şey yok gibi. (https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor)
Burada Galatasaray’ın finalize ettiği bütün hücumları incelemiş olduk. Görüldüğü gibi bir tanesi dışında (Boey’nin ortasına Aktürkoğlu’nun vurduğu kafa) Galatasaray’ın tüm hücumlarında kilit paslar Galatasaray’ın forvet futbolcuları tarafından üretildi. Bu da bize Galatasaray hücumlarında orta sahanın etkisinin olmadığını belgeliyor.
Dünkü Galatasaray hücumlarında dikkat çeken bir diğer unsur da rakip ceza sahasına Galatasaray’ın forvet oyuncuları dışında hiçbir Galatasaraylının girmemiş olması. Oysa daha önceki maçlarda Sergio Oliveira ve Kerem Demirbay’ın Galatasaray hücumlarında rakip ceza sahasına sık sık girdiklerini ve rakip savunmaların dengelerinin bozulmasında rol oynadıklarını görüyorduk.
Bu gözlemlerden hareketle Okan Buruk’un Antalyaspor karşısında merkez orta sahada oynayan oyuncularına önceliklerinin defans güvenliği olduğunu ilettiğini ve taktik antrenmanı da bu doğrultuda yaptırdığını anlıyoruz.
Ancak Galatasaraylı futbolcular buna rağmen rakip ceza sahasında tam 21 kez topla buluştular ve altısı isabetli toplam 13 şut attılar. Bunun sonucunda da gol beklentisi (xg) değeri 2,01 olarak gerçekleştirdi.[4]
Galatasaray’ın korner atışları
Galatasaray ligde duran toplardan (korner ve frikik) en çok gol beklentisi üreten takım konumunda. Bu veriye göre Galatasaray düne kadar oynadığı altı karşılaşmada duran toplardan 3,55 değeri üretti. Ancak buna karşın sadece bir gol atabilmişti.[5]
Daha önceki üç maç analizinde (sırasıyla Başakşehir FK, İstanbulspor ve Manchester United karşılaşmaları) Galatasaray’ın dışbükey vuruşlarla kullandığı kornerlerin rakip kaleciler tarafından kolayca bloke edildiğini ve bunu hemen geçiş hücumuna dönüştürerek Galatasaray’ı zor durumda bıraktıklarını görmüştük.
Galatasaray bu alışkanlığını dün değiştirdi. Antalyaspor karşısında yedi kez korner kullanan Galatasaray bunların beşinde ön direğe içbükey vuruşlar kullandı ve bu korner atışlarından bir de gol çıkardı. (Dışbükey olarak kullanılan korneri Antalyaspor kalecisi kolaylıkla aldıktan sonra hızla oyuna sokarken Sánchez onu durdurmak için faul yapmak zorunda kaldı.)
(Hafta içinde Sinan Yılmaz’la bu konuda yazışmış ve Ankaragücü maçında en tehlikeli korner atışlarının ön direğe kullanan Mertens’ten geldiğini konuşmuştuk. Bunların ilkinde Icardi topu ön direkte kafayla vurmuş, bunu Ankaragücü kalecisi Bahadır Güngördü zorlukla kornere atmıştı. İkincisinde ise Sánchez’in yine ön direkte yaptığı kafa vuruşu üst direğe çarparak dışarı çıkmıştı.)
Belli ki öğrenen bir organizasyon olduğunu her hafta bize gösteren Galatasaray korner atışlarını ön direğe kullanma konusunu son taktik antrenmanda oldukça çalışmış. Galatasaray bu çalışmanın semeresini dün Antalyaspor karşısında hem skor bularak, hem de kalesinde hızlı geçiş görmeden aldı.
Dakika 57,28. Yay üzerinde Icardi’nin kullandığı ve baraja çarparak kornere çıkan topun başında Aktürkoğlu var. Aktürkoğlu sağdan içbükey bir vuruşla ön direğe kullanıyor bu korneri. Ön direkte ise Icardi yükselerek topu arkaya aşırıyor. Bu topa da Sánchez dokunarak Galatasaray’ı 1-0 öne geçiriyor (aşağıdaki fotoğraf).
Galatasaray’ın attığı birinci gole bakıyoruz. Sağdan Aktürkoğlu’nun ön direğe içbükey vuruşla kullandığı kornerde daire içindeki Icardi ön direğe hareketleniyor. Ve yükselerek topu arka direğin önüne indiriyor. Orada Sánchez var; orada Torreira’nın nezaretinde ayağını uzatarak topu kaleye gönderiyor. (https://www.todtv.com.tr/canli-tv/bein-sports-1?c=spor )
Korner atışlarını özellikle ele almamın temel bir nedeni var. Dünyada atılan gollerin yaklaşık yüzde 30’undan fazlası duran toplar sonucunda kazanılıyor. Bu çok yüksek bir oran. Tam da bu nedenle takımlar duran topları artık daha fazla çalışmaya başladılar; bundan da sonuç alıyorlar. Duran topların bir başka önemi var, o da hem oyun, hem de skor olarak dengede giden maçları çözmek, kilitlerini açmak. Bu bakımdan duran topları daha iyi kullanan takımların yarışta kendilerine avantaj kazanacakları muhakkak. (Bu Galatasaray için daha da yaşamsal, çünkü Galatasaray Türkiye’de 0-0’ı en iyi oynayan takım konumunda. Bu da, maç 0-0 giderken kazanılacak bir duran top golünün Galatasaray için ifade ettiği değerin ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor.)
Sonuç
Galatasaray yedi maçlık yoğunlaştırılmış takvimi altı galibiyet, bir beraberlikle tamamladı. Şampiyonlar Ligi’nde grubundan çıkmak için hâlâ ümitli, ligde de milli takım arasına en kötü ihtimalle ikinci olarak girecek. Milli maç arasında futbolcuları dinlenecek, ardından da peş peşe oynayacağı Beşiktaş ve Bayern München maçları için hazırlıklara başlayacak.
Ancak elbette en temel amaç fizik kalitesi, takım savunması ve oyun gücüyle bir Şampiyonlar Ligi takımı durumuna gelmek. Bunun için bir daha atmak. Çalışarak. Umutlarını, cesaretini büyüterek. En çok da hayallerini.
Gökyüzünü boyarım her sabah.
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.[6]
Dipnot. “Galatasaray direnecek” başlıklı bir önceki yazıma ilişkin iki minik açıklama yapmak istiyorum. İlki yazıda “dinozor” kelimesini kendime yakıştıramayacağım şekilde “dinazor” olarak yazmışım. Sağ olsunlar bu yanlıştan birkaç okurun beni uyarmasıyla haberdar oldum; sağ olsunlar. Bu utancımı paylaşmak istedim. İkinci olarak, yazıda 30 yıl önceki Manchester maçında Galatasaray’ın ilk golünü atan Arif Erdem’den “yedi numaralı” futbolcu olarak bahsetmiştim. Bunun nedeni, ne Galatasaray tarihini bazı şeyleri seçerek, bazı şeyleri de unutarak aktarmaktı, ne de söylememe mecburiyetine boyun eğmekti. Evet Arif Erdem’den “yedi numaralı” futbolcu olarak bahsettim, çünkü o yazıyı yazarken bu ülkenin tüm kurum ve kurallarıyla bir hukuk devleti olduğu düşüncesinde değildim. Hâlâ da değilim. Bilmenizi istedim.
[1] Daha fazla bilgi için, https://www.sofascore.com/team/football/galatasaray/3061
[2] Opta’nın sağladığı bu verileri yayıncı kuruluştan aldım.
[3] Opta verilerini yayıncı kuruluşun yayınından aldım.
[4] Opta’nın bu verilerini yayıncı kuruluşun yayınından aldım.
[5] Bu veriyi sevgili Sinan Yılmaz’a borçluyum. Daha fazla bilgi için, https://www.youtube.com/watch?v=B9OSsx-1fHQ


