Bir dinazor olduğum için tam 30 yıl önce, 20 Ekim 1993 tarihinde Old Trafford stadında oynanan maçı çok iyi hatırlıyorum. Kendi tarihim boyunca izlediğim en iyi Galatasaray takımlarından birisi olmasına rağmen, ne yalan söyleyeyim çok da ümitli değildim o maçtan önce.
Niçin peki? İlk olarak o maçtan tam üç gün önce oynanan lig karşılaşmasında Galatasaray Kocaelispor’u 5-4 yenmişti. İçimden Kocaelispor’un dört gol attığı bu defans Manchester United’a karşı nasıl direnir diye sormuş ve buna doyurucu bir yanıt verememiştim.
Ayrıca bu takım bir önceki eşleşmede İrlanda şampiyonu Cork City’yi elerken de oldukça zorlanmış, maçları 2-1 ve 1-0 gibi ucu ucuna skorlarla kazanarak tur atlamıştı. Ve Manchester United’ın karşısına böyle çıkmıştı. Hani o dönem Avrupa’nın en iyi forveti kabul edilen ve her maçtan önce formasının yakalarını kaldırarak Premier League takımlarına karşı başkaldırıyı başlatan karizmatik Eric Cantona’nın santrfor olduğu Manchester United’ın karşısına.
Galatasaray o maçta ilk 14 dakikada yediği iki golle 2-0 geriye düşmüş, ancak ardından genç yedi numarasının çok uzaklardan attığı golle durumu 2-1’e getirmişti. Maçı TV ekranlarında anlatan Ümit Aktan’ın bu golle ilgili söylediği “Schmeichel değil, bütün maykıllar gelse o golü oradan alamazdı” sözleri çok iyi hatırlanır. Ama bence asıl hatırlanması gereken, Aktan’ın golden sonra söylediği şu sözlerdi: “Her şey bitmedi. 20 dakikada üç gol, dört gol yok. Galatasaray direnecek.”
Bu anlatımıyla Ümit Aktan, Galatasaray’ın ikinci golü yemesinin ardından söylediği, “İngilizlerin her zaman olduğu gibi ilk 20 dakikada üç-dört gol bulabildikleri maçlardan biri mi diye bakıyorum” sözlerine atıfta bulunuyordu. Ardından da “Galatasaray direnecek” demişti. Hem maçın devamı, hem de Galatasaray’ın sonrasındaki Avrupa sergüzeştini tanımlamak için oldukça öngörülü bir cümleydi o “Galatasaray direnecek cümlesi.”
Bu tabii lafla olan bir şey değil. Direnmek için her şeyden önce fizik kalite gerekir, bir oyun planı gerekir ve bu oyuna sadık kalacak taktik disiplin gerekir.
Dün de benzer şey oldu. Galatasaray 30 yıl sonra bir kez daha direndi ve iki kez geriye düştüğü bir maçı, üstelik penaltı kaçırmasına rağmen hep geriden gelerek 3-2 kazanmayı başardı. Neyle oldu bu? Öncelikle fizik kaliteyle. Ardından da oyun planından taviz vermemeyle.
Bu yazıda maçı bu iki alt başlık çerçevesinde ele almaya çalışacağım ve galibiyeti sağlayan en temel faktörün altyapısını Galatasaray’ın fizik gücünün oluşturduğunu savunacağım. Ama önce oyun planlarına bakalım. Başlıyorum.
Manchester United’ın oyun planı
Her ne kadar kendi ligine iyi bir başlangıç yapmamış olsa da Manchester United üzerinde çalıştığı ana oyun planına sahip bir takım. Temelde hızlı forvetleri Marcus Rashford ile 20 yaşındaki yeni santrforları Rasmus Højlund’u rakip defans arkasına kaçırmaya dayanan bu oyun planının ana unsurlarını şöyle sıralayabilirim:
-Hızlı hücum geçişleri.
-Yokluktan dolayı sol beke çekilen yeni transfer Sofyan Amrabat’ın hücumlarda merkeze devrilmesini sağlamak, onun koridoruna sızan oyuncular üzerinden forvet oyuncusunu rakip defansın arkasına kaçırmak.
-Kanattan kanada atılacak ters toplarla rakibin dengesini bozup bire birler üzerinden etkili olmak.
-Hücum başlangıçlarında Amrabat’ın eklendiği üçlü defans yapısına dönerek bu üçlünün önündeki Casemiro veya Mason Mount’un Amerikan futbolundaki oyun kurucu (quarterback) gibi atacağı paslar üzerinden bire birleri kovalamak.
-Kanatlarda Rashford ve Højlund üzerinden bire birleri zorlarken bu futbolculara arkadan Mount, Hannibal ve Amrabat’la yardım getirerek Galatasaray ceza sahasındaki asist bölgesine oyuncu indirmek.
-Galatasaray’ın geriden oyun kurmasını önlemek amacıyla iki stoperine yönlendirmeli baskı yaparak Muslera’ya dönmelerini sağlamak ve Muslera’yı uzun vuruşlara yönlendirmek.
Galatasaray’ın oyun planı
Buna karşın Okan Buruk’un ekstra bir oyun planı yoktu. Galatasaray bildiğimiz oyununu oynayarak yenmeye çalışacaktı Manchester United’ı. Bildiğimiz oyun planı ise rakip oyuncuları sahanın her yerinde karşılayarak ve ön alanda baskı yaparak Manchester United’ın oynamasını önlemek, hücumda ise kendi setlerini uygulamaktı.
Manchester United için fazladan önlem diyebileceğimiz üç unsur vardı Okan Buruk’un yol haritasında. İlki orijinal sol beklerinin olmayışı nedeniyle Amrabat’ın oraya kaydırılmasından yararlanmak. (Okan Buruk maç öncesinde düzenlediği basın toplantısında bunu ihsas etmişti.) İkincisi defanslarının kırılgan olduğundan hareketle hızlı ve beklenmedik hücumlar yapmaktı. (Ki Galatasaray’ın ilk golü böyle geldi.) Son olarak da kalecileri André Onana’yı oyun kurarken hata yapmaya zorlamak için ön alan baskısında onun üzerine koşular yapmaktı. (Ki Galatasaray penaltıya da bu strateji üzerinden kazandı.) Aşağıda Galatasaraylı forvetlerin maç boyunca Onana üzerine depar attıkları gösteren bir fotoğraf yer alıyor.
Galatasaray’ın attığı ikinci golün birkaç saniye öncesine bakıyoruz. Taç çizgisi üzerindeki Boey, daire içindeki Barış Alper Yılmaz’a doğru taç atışını kullanıyor. Onun hemen arkasında ise Icardi (dikdörtgen içinde) var. Barış Alper Yılmaz burada topa dokunmayacak ve hemen çizgiye doğru hareketlenecek. Arkasındaki Icardi ise topu alıp hemen ona oynayacak. (Kaynak)
Bunu anlatmamın özel bir nedeni var. Türkiye’deki futbol kamuoyunda yerleşik bir görüş var; o da Galatasaray’ın 4231 formasyonunun UEFA Şampiyonlar Ligi için yetersiz kalacağı yolundaki görüş. Bu görüşü savunanlara göre merkez orta sahada iki futbolcunun bulunması Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi maçlarında rakiplerin orta sahaları tarafından ezilmesi anlamına gelecek. Bunun için de Şampiyonlar Ligi maçlarında Galatasaray ya 433, ya da defansta üç stoperin yer aldığı üçlü bir formasyonla (352 veya 343) oynamalı. Ben bu görüşe elbette saygı duyuyorum. Ancak ben Okan Buruk’un futbol anlayışına da saygı duyuyorum.
Okan Buruk’un düşünce logaritması
Aslında Okan Buruk biraz daha yakından ve önyargısız izlense atacağı adımları belli eden bir teknik direktör. Örneğin Okan Buruk kolay kolay futbolcusu dinlensin diye rotasyon yapan bir teknik direktör değil. Tam tersine amacı, oyuncusunu sürekli oynatarak formda tutmak. Bunu Kaan Ayhan örneğinde gördük. Okan Buruk Kaan Ayhan’ı Şampiyonlar Ligi’ne hazırlamak için üst üste Başakşehir ve İstanbulspor maçlarında oynattı. Ayhan’ın buna olumlu reaksiyon verdiğini görünce de Manchester United karşısında defansif orta saha oyuncusu görevini hiç düşünmeden ona verdi. Lucas Torreira’yı da rakip oyun kurucuya baskı yapması için ileriye gönderdi.
Görüldüğü gibi Okan Buruk, kendisini yakından izleyenlerin de kolayca tahmin ettiği gibi Ankaragücü maçına başladığı ve bitirdiği 11’le çıktı Manchester United karşısına. Yani onu yakından izleyenler için sıfır sürpriz vardı kadroda. Hatırlayalım; Okan Buruk Ankaragücü maçının 82’nci dakikasında yaptığı değişiklikle Abdülkerim Bardakcı’yı stopere çekmiş Kaan Ayhan’ı da altı numara pozisyonuna atmıştı.
Ayrıca Okan Buruk futbol görüşünden ödün veren bir teknik direktör de değil. Ona göre takım savunması doğru yapıldıktan sonra Manchester United gibi takımların karşısına dört forvetle çıkmak sorun yaratmaz.
Bu uzun girişten sonra ilk alt başlığımıza, fizik kaliteye gelmiş olduk.
Şampiyonlar Ligi seviyesi
UEFA Şampiyonlar Ligi kulüpler bazında dünyanın en üst organizasyonu. Şampiyon Ligi hem hız, hem tempo, hem de mücadele gücü ve yoğunluğu açısından en üst seviyede fizik kalite gerektiren bir turnuva. Galatasaray oynadığı son FC København maçında fizik kalite olarak Şampiyonlar Ligi seviyesinin altında kalmıştı. (O maçta Galatasaraylı futbolcular toplam 111,7 kilometre mesafe kat ederken FC Kobenhavn yaklaşık 20 dakikadan fazla 10 kişi mücadele etmesine rağmen 121,3 kilometre mesafeye ulaşmıştı.[1])
O maçtan sonra Galatasaray üç lig maçı oynadı Başakşehir, İstanbulspor ve Ankaragücü’ne karşı ve bu karşılaşmalarda temposunu ve fiziğini giderek yükseltti. Örneğin Galatasaray İstanbulspor maçında 116 kilometre mesafe kat etti. Son oynanan Ankaragücü karşılaşması ise tempo ve mücadele olarak Galatasaray’ın bu sezonki en iyi maçıydı.
Galatasaray temposunu ve mücadelesini dün Manchester United karşısında da yükseltmeye devam etti. Bunun ilk kanıtını kat edilen mesafeye baktığımızda buluyoruz. Dün Galatasaray 117,5 kilometre mesafe kat etti, rakibi Manchester United ise 114,7 kilometrede kaldı.[2]
Şampiyonlar Ligi rekoru
Şimdi bu istatistiği daha anlamlı kılacak başka bir veri vereceğim. (Bu veriyi Semih Durası’ya borçluyum.) Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde kat edilen mesafenin ölçülmeye başlandığı 2012-2013 sezonundan itibaren sonra Şampiyonlar Ligi’nde oynamış olduğu 44 maç içinde en çok mesafe kat ettiği karşılaşmayı oynadı.[3]
Fizik kaliteyi gösteren bir diğer etken de mücadele gücü. Dün bu anlamda Galatasaray’da Sacha Boey, Sánchez, Bardakcı, Kaan Ayhan ve Barış Alper Yılmaz’ın oldukça iyi bir maçı arkalarında bıraktığını söylemek yanlış olmaz. Örneğin Opta verilerine göre Galatasaray’ın defansif orta saha futbolcusu Kaan Ayhan maç boyunca girdiği 10 ikili mücadeleden dokuzunu kazanmış durumda. Ayhan’ın sahipsiz top kazanma (9) ve topu uzaklaştırma (4) rakamları da oldukça tatminkâr.[4]
(Doğrusu fizik kalite konusunda şöyle bir düşünceye varılmasını da hiç istemem. Galatasaray rakibine fizik olarak galebe çaldığı için sansasyonel bir galibiyet aldı. Asla. Galatasaray fizik açıdan rakibiyle başa baş mücadele edebildiği için zaman zaman kendi oyun gücünü rakibine kabul ettirebildi ve bu anlarda bulduğu gollerle de maçı kazanabildi. Bunun yanı sıra Galatasaray’ın dün zaman zaman şanslı olduğundan da söz etmek gerekiyor.)
Şimdi oyun planlarına geçiyorum.
United’ın yaptıkları
Şimdi ilk olarak Manchester United’ın kendi oyun planı çerçevesinde yakaladığı pozisyonları bazı örnekler eşliğinde ele alacağım.
United’ın oyun planından söz ederken bunlar arasında Casemiro’nun veya Mount’un bir Amerikan futbolu oyun kurucusu (quarterback) gibi attıkları uzun paslarla takım arkadaşlarını pozisyona sokmasının bulunduğundan da söz etmiştim. İşte bununla ilgili bir örnek:
Dakika 16,19. Galatasaray hücumunda ikinci bölgede bulunan Kaan Ayhan öne doğru koşu gösteren Kerem Aktürkoğlu’nu kaçırmak istiyor. Ancak bu topu Manchester United stoperi Raphaël Varane kesiyor ve sol tarafındaki takım arkadaşı Victor Lindelöf’e oynuyor. O da hemen önünde merkezdeki Casemiro’ya (Aşağıdaki fotoğraf)
Casemiro (dikdörtgen içinde) hemen karşısındaki Angeliño’nun müdahalesine rağmen 10 sırt numaralı Rashford’u (daire içinde) topla buluşturacak olan pasını ayağından çıkarmış durumda.(Kaynak)
Tam bu anda Casemiro daha önce çalıştıkları bir şeyi yapıyor ve sağ taraftan bindiren Rashford’u kaçırıyor. Rashford da yaklaşık 25 metre top sürdükten sonra ceza sahasına koşan Højlund’un kafasına atıyor topu. O da Davinson Sánchez’in baskısına rağmen kaleye (Aşağıdaki fotoğraf)
Manchester United’ın kazandığı ilk golün bir saniye öncesine bakıyoruz. Casemiro’nun uzun pasıyla buluşan Rashford (daire içindeki) topu uzun bir süre sürdükten sonra ceza sahasına ortalıyor. Bu topa dikdörtgen içindeki Sánchez’le birlikte yükselen Højlund kafa vurarak takımını 1-0 öne geçirecek. (Kaynak)
Oyun kurucunun pası
Buna benzer quarterback paslarından birini 21’inci dakika da gördük. Dakika 20,04’te Manchester United kalecisi André Onana eliyle Mason Mount’a veriyon topu. Bu kez Mount bir quarterback pasıyla öne koşu gösteren Højlund’u kaçırıyor. Ancak Muslera öne doğru çıkarak topa dokunmayı başarıyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Manchester United’ın kaçırdığı bir gole bakıyoruz. Mason Mount’un uzun pasıyla buluşan Højlund (daire içinde) topu bir süre sonra sürdükten Galatasaray ceza sahasına yaklaşıyor. Ancak Muslera burada çıkarak Højlund’a engel oluyor. (Kaynak)
Uzundan uzun pas ve asist bölgesine koşu
Manchester United’ın hücum setleri arasında, kanattan kanada atılan uzun toplar ile pozisyon yaratma ve kanat bindirmelerinden söz etmiştim. Şimdi sırada bu ikisini birden içeren bir örnek var.
Dakika 28,30. Angeliño’nun Manchester United ceza sahasına yaptığı ortayı Rafaël Varane uzaklaştırıyor. Topun indiği noktada, Højlund ile hemen arkasındaki Bardakcı’nın vücut vücuda mücadelesini izliyoruz. Bardakcı burada topa dokunamıyor ve Højlund sırtında Bardakcı varken topu sürmeye başlıyor. Bu mücadeleye sonradan Angeliño ile Sánchez de katılıyor. Ancak Højlund çok kuvvetli, topu kaptırmadığı gibi Bardakcı’dan sıyrılıp diğer kanattaki Rashford’a uzun bir top atıyor. Bu basketboldaki uzundan uzuna pası andıran bir pas.
Manchester United’ın bu hücumunu geriden gelen sol bek Amrabat da destekliyor ve öne doğru koşu gösteriyor. Rashford da hemen topu onun önüne bırakıyor. Amrabat asist bölgesinden merkeze orada bulunan Mount’a çeviriyor topu. Onun vuruşunda Bardakcı hayati bir müdahalede bulunuyor ve top kendisine çarparak kornere gidiyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Manchester United’ın kaçırdığı bir diğer gole bakıyoruz, ya da Bardakcı’nın kurtardığı. Beyaz daire içinde yer alan Sánchez’in hemen arkasında yerde yatan Amrabat, kırmızı daire içinde gördüğümüz Rashford’dan aldığı pasla asist bölgesine inmiş ve merkezdeki Mount’a (kırmızı dikdörtgen içinde) kilit pas vermiş durumda. Mount’un şutu hemen önündeki Bardakcı’ya çarparak kornere çıkıyor. (Kaynak)
Bir hata ve yine Højlund
United’ın oyun planlarıyla ilgili son örnekte durumu 2-1’e getiren golü inceleyeceğim.
Dakika 66,00. United yarı sahasının sağ koridorunda Galatasaray Barış Alper Yılmaz, Icardi, Oliveira ve Boey ile top kapma mücadelesi veriyor. Yükselen topu Oliveira kafasını vuruyor Icardi’ye doğru. Icardi ise bu topu taç çizgisi üzerinde kontrol ettikten sonra gerideki Oliveira’ya aktarıyor. O da sağ ayağıyla öldürdüğü topu daha gerideki Sánchez’e göndermek istiyor. Ancak tam bu sırada Sánchez yağmur yüzünden ıslanan zeminden etkilenerek yere düşüyor. Böylece Oliveira’nın Sánchez’e vermek istediği pas Højlund’a asiste dönüşüyor. 20 yaşındaki Norveçli Højlund tüm bir yarı sahayı Bardakcı’ya yakalanmadan topla kat ediyor. Muslera’yla karşı karşıya kalınca da onun solunda topu kaleye gönderiyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Manchester United’ın ikinci golündeki vuruşa bakıyoruz. Oliveira’nın Sánchez’e vermek istediği pası alan Højlund Galatasaray yarı sahasını arkasındaki Bardakcı’ya yakalanmadan geçmeyi başararak karşısına çıkan Muslera’nın yanından topu kaleye gönderiyor. (Kaynak)
Bu gol Højlund’un Rashford gibi üstün bir fiziğe sahip olduğunu gösteriyor bize. (Galatasaray Højlund’la ilk kez geçen sezon başında 9 Temmuz 2022’de Strum Graz’la yaptığı hazırlık maçında tanışmıştı. Højlund Sturm’un 2-1 kazandığı o maçta takımının iki golünü atmış, daha sonra da Atalanta’ya transfer olmuştu. Aynı Højlund bu sezon başında 75 milyon euro’ya Manchester United’a transfer oldu.)
Sánchez Zaha’yı kaçırıyor
Geçen sezondan başından beri stoperlerin uzun topla forvet oyuncularını gol pozisyonuna sokmaları Galatasaray’ın hücum setleri arasındaydı. Galatasaray formasıyla henüz üçüncü maçı olmasına rağmen Sánchez bu hücum setini kullanarak dün Zaha’ya asist yapmayı başardı. Şimdi bu golü incelemek istiyorum.
Dakika 21,41. Manchester United kalecisi Onana’nın ileriye şişirdiği topta Hannibal kafayla Højlund’u kaçırmayı deniyor, ancak Sánchez daha yakın ve topu Muslera’ya kazandırıyor. Muslera da hemen Angeliño’ya oynuyor. Angeliño Bardakcı’yla paslaştıktan sonra Sánchez’e gönderiyor topu. Sánchez ise uzun top atarak ileride koşu gösteren Wilfried Zaha’yı kaçırmaya çalışıyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Galatasaray’ın ilk golünden birkaç saniye öncesine bakıyoruz. Daire içindeki Sánchez, en alt dikdörtgen içindeki Zaha’yı kaçırmak için topu yükseltmiş durumda. Burada aşağıdan yukarıya doğru sırasıyla Zaha Dalot’yla, Icardi Varane’la, Tetê de Lindelöf’le eşleşmiş durumda. Bu eşleşmeler sayesinde Zaha topa hamle yaparken onu Dalot dışında hiçbir Manchester United oyuncusu rahatsız etmeyecek. (Kaynak)
Zaha, Sánchez’in gönderdiği bu yüksek topu Diogo Dalot’yla göğüs göğüse verdiği mücadele sonrasında kazanarak kontrolüne alıyor, ardından da sıçrayarak yarım vole atıyor (Aşağıdaki fotoğraf) Bu top Manchester United kalesine, Onana’nın uzanamayacağı yere yöneliyor.
Wilfried Zaha, kendisini önlemeye çalışan Dalot’nun müdahalesine rağmen Manchester United kalesine doğru ölümcül vuruşunu yapmış durumda. (Kaynak)
Ön alan baskısı
Galatasaray’a galibiyeti getiren en önemli etkenlerden birisi Manchester United’a yaptığı ön alan baskısıydı. Galatasaray bu sayede penaltı kazandığı gibi birkaç gol pozisyonu da üretti. Bununla ilgili iki örnek vereceğim.
Dakika 47,04. Amrabat kendi yarı sahasının ortasından taç atışı kullanırken Galatasaray’ın rakip yarı sahaya yerleşmiş durumda olduğunu görüyoruz. Taç atışı sonrasında top Mount’a geliyor. Ancak Kaan Ayhan yaptığı baskıyla bu topu kazanıp hemen rakip ceza sahasına koşan Kerem Aktürkoğlu’na oynuyor. Aktürkoğlu’nun attığı şut ise defansa çarpıyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Topu Mount’tan kazanan Kaan Ayhan (daire içinde) hemen Aktürkoğlu’na (dikdörtgen içinde) pas veriyor. Top gelirken vücudunu şuta hazırlayan Aktürkoğlu’nun vuruşu önündeki Lindelöf’e çarpacak.(Kaynak)
Yapılan ön alan baskısıyla topu kazanan Galatasaray bu hızlı hücumda rakip ceza sahasına dört futbolcusuyla giriyor. Onları aynı sayıda United oyuncusu karşılıyor.
İkinci örnek. Dakika 68,38. Muslera eliyle Boey’ye yolladığı topla Galatasaray hücumu başlıyor. Galatasaray bu hücumda çok oyuncuyla rakip yarı sahaya giriyor, fakat rakip oyuncunun araya girmesi nedeniyle topu kaybediyor. Ancak üç oyuncuyla anında reaksiyon vermesi sayesinde topu yeniden kazanıyor. Ardından Oliveira ve Barış Alper Yılmaz’la da hücumu tazeliyor. Barış Alper Yılmaz sağdan inerek topu ceza sahasına ortalıyor. Manchester United kalecisi Onana ortayı uzaklaştırmak isterken topu Zaha’nın önüne atıyor. Zaha da hemen uygun pozisyonda olan Aktürkoğlu’na aktarıyor topu. Aktürkoğlu kaleyi cepheden gördüğü bu pozisyonda şutunu atıyor, ancak top direğin yanından dışarı çıkıyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Galatasaray’ın ikinci yarıda kaçırdığı bir gol pozisyonuna bakıyoruz. Yaptığı şok presle topu kazanan Galatasaray’da daire içindeki Zaha, Aktürkoğlu’na kilit pas veriyor. Kaleyi karşıdan gören Aktürkoğlu üç oyuncuya rağmen topu uzak direğe şutluyor, ancak bu vuruş dışarı çıkıyor. (Kaynak)
Yine korner, yine tehlike
Galatasaray son iki maçta olduğu gibi kullandığı korner atışı sonrasında rakibine yine gol pozisyonu verdi. Şimdi bu tehlikeyi analiz edeceğim.
Dakika 52,24. Aktürkoğlu’nun sağdan kullandığı korner vuruşunda Icardi topu arkaya doğru açıyor. Orada topu kontrol eden Zaha rakibiyle bire bir oynamak isterken yerde kalıyor. Sahipsiz topu kazanan Dalot hemen orta sahaya koşan Christian Eriksen’e pas veriyor, o da gelişine sağdan Rashford’u kaçırıyor. Rashford kendisini takip eden Angeliño’ya yakalanmadan topu büyük hızla 50 metre kadar sürüyor.
Tam bu sırada sol iç koridordan Manchester United kaptanı Bruno Fernandes Galatasaray ceza sahasına doğru güçlü bir depar atıyor. Rashford kaptanına boş kaleye gol atması için kilit pas veriyor. Ancak Fernandes kadar hızlı koşan Boey burada topu kornere atıyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Boey’nin insanüstü çabasına bakıyoruz. Manchester United’ın 10 sırt numaralı forvet oyuncusu Rashford topu kendisini takip Angeliño’ya yakalanmadan yaklaşık 50 metre sürdükten sonra boş kaleye gol atması için Bruno Fernandes’e vermiş durumda. Ancak hızla geriye dönen Boey araya girerek topu kornere atacak. (Kaynak)
Çalışılmış taç atışı
Dün Galatasaray antrenmanda çalışmış olduğu anlaşılan bir taç atışı sonrasında bir gol kazandı. Şimdi bunu inceleyeceğim.
Dakika 70,22. Boey Galatasaray’ın kullanacağı taç atışı öncesinde Oliveira’yı çağırıyor topu ona kullanacağını rakip oyunculara ihsas ederek. Manchester United oyuncuları dikkatlerini Oliveira’ya vermişken Barış Alper Yılmaz ile Icardi’nin neredeyse aynı çizgi üzerinde yer aldıkları pek dikkat çekmiyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Galatasaray’ın attığı ikinci golün birkaç saniye öncesine bakıyoruz. Taç çizgisi üzerindeki Boey, daire içindeki Barış Alper Yılmaz’a doğru taç atışını kullanıyor. Onun hemen arkasında ise Icardi (dikdörtgen içinde) var. Barış Alper Yılmaz burada topa dokunmayacak ve hemen çizgiye doğru hareketlenecek. Arkasındaki Icardi ise topu alıp hemen ona oynayacak. (Kaynak)
Ancak Boey, çağırdığı Oliveira yerine Barış Alper Yılmaz’a doğru kullanıyor taç atışını. Barış Alper Yılmaz ise hiç dokunmadan arkasındaki Icardi’ye bırakıyor topu ve hemen taç çizgisine doğru hareketleniyor. Icardi de hemen onu görüyor.
Barış Alper Yılmaz biraz ilerledikten sonra rakip ceza sahasına giren Aktürkoğlu’nu buluşturuyor topla. Aktürkoğlu burada peş peşe iki ardışık hareket yapıyor. Önce soluyla dokunuyor topa, ardından da sağıyla Onana’nın sağından yan filelerin içine gönderiyor (Aşağıdaki fotoğraf)
Galatasaray’ın attığı ikinci gole bakıyoruz. Barış Alper Yılmaz’ın pasında topla buluşan Aktürkoğlu vuruşunu yapmış durumda. (Kaynak)
Sonuç
En nihayetinde Galatasaray temposuz ve yavaş bir futbolun oynandığı bir Süper Lig takımı. Karşısında ise her ne kadar sezona pek iyi girmemiş olsa da dünyada en tempolu futbolun oynandığı Premier Lig’den bir takım, Manchester United vardı.
Kanımca zorlu geçen Ankaragücü maçı sonrasında tek taktik antrenmanla Manchester United karşısına çıkan Galatasaray oldukça başarılı bir sınav vererek bir Şampiyonlar Ligi takımı olma yolunda çok önemli bir adım attı. Bunda en önemli unsur hiç kuşkusuz Galatasaray’ın fiziksel kalitesinin Şampiyonlar Ligi seviyesine yaklaşmasıydı. Özellikle Boey, Sánchez, Bardakcı, Kaan Ayhan, Zaha, Kerem Aktürkoğlu ve Barış Alper Yılmaz sahaya döktükleri fizik kaliteleriyle Galatasaray’ın tüm maç boyunca United’a karşı gösterdiği direnişi yukarıda tuttular.
Ve bu sayede, 30 yıl önce 3-3 sonuçlanan Manchester United-Galatasaray karşılaşmasını televizyonda anlatan Ümit Aktan’ın o zaman kullanmış olduğu bir cümle, sanki otuz yıl boyunca Manchester atmosferinde asılı kaldıktan sonra dün yeniden Old Trafford’da havaya karıştı ve kulaklarda yankılandı: “Galatasaray direnecek”.
[1] Daha fazla bilgi için, https://www.uefa.com/uefachampionsleague/match/2039179--galatasaray-vs-copenhagen/statistics/
[2] Aynı istatistiklerde Galatasaray’ın üçüncü bölgeye ve penaltı noktasına Manchester United’dan daha fazla koşu gerçekleştirdiğini görüyoruz. Daha fazla bilgi için, https://www.uefa.com/uefachampionsleague/match/2039100--man-united-vs-galatasaray/statistics/
[3] Daha fazla bilgi için, https://twitter.com/semihdurasi
[4] Daha fazla bilgi için, https://twitter.com/OptaCan/status/1709319202748698961


