Genetik miras
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Genetik miras

Trabzonspor engelini biraz zorlanıyor görünmesine rağmen aslında rakibine neredeyse Muslera’nın koruduğu kaleye şut atma fırsatı bile vermeden kolayca geçen Galatasaray’ı Çarşamba günü zorlu bir rakip bekliyor: Molde FK.

Son yazının sonuç bölümünde Galatasaray-Trabzonspor maçına ilişkin bazı kehanetlerde bulunurken son paragrafta aynen şunları demiştim: “Öngöremediğim tek şey Okan Buruk’un Trabzonspor maçına Icardi’yle başlayıp başlamayacağı. Aklım Icardi’nin maça sonradan dahil olacağını söylüyor; hislerim ise Icardi’nin Buruk’a, “bu maça ben 11 başlamak istiyorum hocam” diyeceğini.

Hislerimde yanılmadım. Okan Buruk, aslında fizik olarak neredeyse yüzde 40 kapasiteyle oynayan Mauro Icardi’nin ceza sahası içindeki muazzam bitiriciliğinden emin olduğu ve muhtemelen Icardi de böyle istediği için Trabzonspor maçına Icardi’yle başladı ve Icardi’yle bitirdi.

Galatasaray-Trabzonspor maçında birkaç şeyi çok net biçimde gördük.

  1. Topun rakibe kaptırılmasından sonra gösterilen reaksiyon, hızlı hücumlar ve etkili ön alan baskısı bir Galatasaray standardı haline geldi.
  2. Okan Buruk’un futbol felsefesi takıma yeni katılanlar tarafından da içselleştirilmiş durumda.
  3. Galatasaray, takım savunmasını yukarı çekiyor.
  4. Geçen sezon oyun kurucu kanat futbolcusu konumuna gelen Kerem Aktürkoğlu bir yol ayrımında: Tavanını mı zorlayacak, yoksa sınıra mı geldi?
  5. Galatasaray maçı koparacak noktaya gelene kadar rakipleriyle boğuşuyor. Ya da şöyle diyelim; Galatasaray 1-0’ı en iyi oynayan takım. Ama bunun maliyeti var.
  6. Galatasaray bunca transfer yapmasına rağmen hâlâ geçen sezonki takımla oynuyor. Üstelik kapasitesi biraz azalmış ve form durumu da zirveye çıkmamış durumdayken.

Bu yazıda yukarıda bahsettiğim konuları küçük örneklerle açıklamaya çalıştıktan sonra sonuç bölümünde Galatasaray’ın yeni transferle oynayacağı futbolu tartışmaya gayret edeceğim.

Standartlaşan oyun

Galatasaray iki golünü de, topun kaptırılmasından sonra verdiği anlık reaksiyon ve ön alan baskısı sayesinde attı. Ayrıca Galatasaray daha önce de olduğu gibi rakip kaleye olabilecek en hızlı biçimde gitmeye çalışıyor. Şimdi bunları örneklendireceğim.

İlk gol; dakika 21,27. Trabzonspor çok az pasla gole gitmeye çalıştığı bir seti oynuyor. Kaleci Uğurcan Çakır aut atışını orta sahadaki Anastasios Bakasetas’a oynuyor, o da ters yönde Mahmoud Trezeguet’ye yüksek bir top gönderiyor. Bu topa Sacha Boey Trezeguet’den önce topa sahip oluyor ve yerden ileriye Barış Alper Yılmaz’a doğru oynuyor. Ancak Yılmaz’ı marke eden Trabzonspor sol beki Eren Elmalı hemen müdahale ediyor ve top yine Boey’ye doğru havalanıyor, o da bunu bu kez yüksekten Trabzonspor yarı alanına iade ediyor.

Bu sahipsiz topu Trabzonspor stoperi Stefano Denswill kontrol ettikten sonra sağındaki Dimitrios Kourbelis’e oynuyor. Bu sırada topu almak için Bakasetas geriye doğru koşuyor. Bakasetas topa aldığında etrafını Sergio Oliveira ve Lucas Torreira çeviriyor. Oliveira yaptığı baskıyla Bakasetas’ı Torreira’ya doğru yöneltiyor. Böylece Torreira’nın dokunduğu top öne doğru açılıyor. O sırada kadraja depar atan Kerem Aktürkoğlu giriyor ve topu tek dokunuşla öne doğru koşan Icardi’nin önüne bırakıyor. Uğurcan Çakır kalesinden çıkmasına rağmen Icardi ölümcül vuruşunu yapacak zamanı kolayca buluyor. Böylece Galatasaray 1-0 öne geçiyor.

Bu golde görüldüğü gibi Galatasaray topun kaybedilmesinden hemen sonra rakibine reaksiyon gösteriyor. Top Denswill’deyken Mertens attığı deparla onun ileriye oynamasını önlüyor. Bunun üzerine Denswill mecburen geriye dönüp Kourbelis’i görüyor. Top Kourbelis’e gelirken Bakasetas geriye doğru koşmaya başlıyor. Ama arkasında markajcısı Oliveira var. Zaten golü getiren de Oliveira’nın bu takibi oluyor. Bakasetas Oliveira’dan kurtulmaya çalışırken Torreira’ya yakalanıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın golünün üç saniye öncesinde Trabzonspor yarı sahasına bakıyoruz. Top ayağında olan Bakasetas’ın arkasındaki Oliveira onu Torreira kapanına doğru itiyor. Torreira’nın dokunmayı başardığı top dikdörtgen içindeki Kerem Aktürkoğlu’na doğru yönelecek. O da iki Trabzonspor stoperi arasında mücadeleyi izleyen Icardi’ye asist yapacak. (Kaynak: www.beinsportb.com.tr )

Geliyoruz ikinci gole. İlk gol topun kaybedilmesinden sonra verilen reaksiyon sonucunda gelmişti. Bu gol ise ön alan baskısı sonucu kazanılıyor. İlk golde olduğu gibi bu golün başlangıç anında da yine Trabzonspor kalecisi Uğurcan Çakır var.

Dakika 92,04. Uğurcan Çakır topu eliyle oyuna sokuyor ve Rayyan Baniya veriyor, o da çizgideki Jens Larsen’e. Larsen, karşısına Cédric Bakambu çıkınca geriye dönüp takım arkadaşı Filip Benkoviç’e oynuyor. Benkoviç’i de karşılayan bir Galatasaraylı var: Kerem Demirbay. Bunun üzerine Benkoviç çizgiye dönüp Eren Elmalı’ya pas veriyor. Elmalı’yı karşılayan Galatasaraylı ise Yunus Akgün. Bu nedenle Elmalı yeniden merkeze dönmek zorunda kalıyor Doğucan Haspolat’a dönüyor. Ona Berkan Kutlu baskı yapıyor. Bu baskı sayesinde Haspolat pas hatası yapıyor ve topu Boey kesiyor.

Böylece Galatasaray ikinci bölge başında yaptığı etkili ön alan baskısıyla topu kazanmış oluyor. Boey topu hemen çizgi üzerindeki Akgün’e, o da merkezdeki Kaan Ayhan’a oynuyor. Kaan Ayhan Yunus Akgün’le yeniden al-ver yaptıktan sonra başını kaldırıyor ve elini kaldırarak topu isteyen Icardi’yi görüyor. Sonra da sağıyla hiç gerilmeden Icardi’ye yüksek bir top gönderiyor. Icardi sağa doğru hareket ederken kafasıyla sola vuruyor: 2-0.

Hızlı hücum

Okan Buruk’un en baştan beri ısrarla üzerinde durduğu hızlı hücum ilkesi Galatasaray’ın en önemli silahlarından birisi. Burada tek örnek vereceğim.

Dakika 64,33. Duran topu hareketlendiren Galatasaray’da Abdülkerim Bardakcı yaklaşık 40 metrelik uzun bir pasla soldan bindiren Angeliño’yu kaçırıyor. O da gelişine merkezdeki Yunus Akgün’e indiriyor topu. Akgün sağ ayağıyla çok yakından kaleye vuruyor, ancak bu şutu Uğurcan Çakır çıkarıyor. Dönen topta Dries Mertens’in vuruşunu kale önündeki Eren Elmalı kornere atmayı başarıyor.

Burada dikkat çeken üç şey var. İlki Bardakcı’nın ileriye fırlayan Angeliño’nun bu koşusunu anında ödüllendirmesi. Bardakcı maç boyunca üç kez daha buna benzer pozisyonda öne etkili uzun paslar attı. İkincisi ofansif nitelikleri daha ağır basan Angeliño’nun Okan Buruk’un hızlı hücum prensibine sadık kalarak öne koşu göstermesi ve topu gelişine merkezdeki Yunus Akgün’ün ayağına indirmesi. Üçüncüsü ise Yunus Akgün’deki bu sezon izlediğimiz gelişim. Akgün Ljubljana deplasmanındaki NK Olimpija maçında benzer pozisyonda Aktürkoğlu’nun kendisine verdiği kilit pasta topu sol ayağına almak isterken golü kaçırmıştı. Akgün bu kez doğru bir şey yaptı ve zayıf ayağı olmasına rağmen sağıyla vurdu. (Yunus Akgün’ün sağ kanat oynarken merkeze yaptığı bu gol koşularını ilk kez bu sezon görmeye başladık. Oysa geçen sezon Akgün, daha çok ceza sahasına girdikten sonra attığı şutlarla gol kovalayan bir oyuncuydu. Bu gelişimi görmek onun adına sevindirici.)

Futbolcuları ikna etmek

Burada verdiğim son iki örnekte dikkat çeken bir unsur var. Takıma yeni eklenen Bakambu ve Demirbay’ın Okan Buruk’un istediği ön alan baskısını hemen içselleştirerek aktif biçimde yerine getirmeleri. Benzer şeyi takıma yine bu yıl eklenen Angeliño’da da görüyoruz son örnekte. Buradan hareketle şunu demek çok yanlış olmaz sanırım: Okan Buruk, oynatmak istediği futbol konusunda yeni oyuncularını da son dönemdeki yaygın ifadesiyle “ikna” etmiş durumda.

Takım savunması

Buradan geçiyorum takım savunmasına. Geçen sezon sonunda takım savunmasını giderek yukarı çeken Galatasaray Trabzonspor karşısında kaldığı yerden devam ediyor izlenimi verdi.

Sofascore’daki istatistikler üzerinden gidecek olursam maç boyunca Galatasaray rakibi Trabzonspor’un sadece beş kez şut atmasına izin verdi. Bu şutlardan ikisi Galatasaray savunması tarafından bloke edildi, diğer iki şut farklı biçimde dışarı çıktı ve bu şutlardan sadece birisi Fernando Muslera tarafından kurtarıldı. Trabzonspor’un maç boyunca gol beklentisi değeri (xg – expected goal) 0,29 olarak gerçekleşti. Buna karşın Galatasaray 2,57 gol beklentisi değerine ulaştı. (Burada sorun Galatasaray’ın bu kadar yüksek değerden sadece iki gol üretebilmiş olması.)[1]

Galatasaray’ın takım savunmasını yukarı çekmesi üç şeyle doğrudan ilintili. İlki tüm takımın topun kaybedildiği an ortaklaşa olarak reaksiyon vermesi, ikincisi kısa metrajda çok hızlı koşan Torreira’nın takıma eklenmesi. Üçüncüsü ise Trabzonspor’un kadro kalitesinin yeterli seviyede olmaması.

Kerem Aktürkoğlu sorunsalı

Galatasaray’ın takım savunmasını yukarıya çekmesi ve rakibine sadece beş kez şut atma fırsatı vermesi her şeyin defansif anlamda iyi olduğu anlamına gelmiyor. Her şeye rağmen Trabzonspor üç kez tehlikeli olabilecek hızlı hücum yaptı ve bu üç hücumda da başrolde Trabzonsporlulardan daha çok Kerem Aktürkoğlu vardı.

Buraya sadece tek örnek alıyorum.

Dakika 6,34. Taç atışı sonrasında orta alanda yapılan paslaşmalardan sonra Bardakcı sol iç koridorda koşu gösteren Aktürkoğlu’nu kaçırıyor. Aktürkoğlu topu aldıktan sonra ceza sahasında körlemesine orta yapıyor. Oysa o an ceza sahasında sadece Barış Alper Yılmaz var. Aktürkoğlu’nun ortasını Kourbelis kafayla uzaklaştırıyor. Sahipsiz kalan topu Trezeguet kontrol ettikten sonra Bakasetas’a veriyor ve koşusunu sürdürüyor. Bakasetas tekrar Trezeguet’yi görüyor. Bardakcı Trezeguet’ye yerde kayarak müdahale etmeye çalışıyor, ama başarılı olamıyor. Trezeguet aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi topu sürdükten sonra ceza sahasına giriyor. Sonra da topu Umut Bozok’un önüne yuvarlıyor. Ancak bu topa Bozok yetişemiyor.

Trabzonspor’un ikiye iki gerçekleştirdiği ilk tehlikeli hücumuna bakıyoruz. Top Trezeguet’nin ayağında. Karşısındaki Nelsson bir yandan Trezeguet’yi tehdit ediyor, diğer yanda öne doğru koşan daire içindeki Umut Bozok’u kontrol etmeye çalışıyor.  Burada Bardakcı, Angeliño ve Boey geri dönmeye çalışıyor. En arkadaki Oliveira da bu çabada.
(Kaynak: www.beinsportb.com.tr )

Burada Trabzonspor’un hızlı geçiş hücumu Aktürkoğlu’nun körleme ortası sonrasında başlıyor. Ama tek sorumlu Aktürkoğlu değil. Birçok başka sorumlu var. Hızlı geçiş savunmasında ilk planda büyük bir hızla geriye dönmesi gereken üç oyuncu var. İlki kanat beki, diğer ikisi ise merkez orta saha oyuncuları.

Şöyle; ikinci bölge başında Trezeguet’yi Torreira karşılamaya çalışıyor, ama başarılı olamıyor. Sonra da çoğu kez yaptığı gibi geriye yavaş bir koşuyla dönüyor. Bu nedenle kadrajda bile yok. Galatasaray’ın hızla geriye hızla koşması gereken ikinci orta saha futbolcusu Oliveira ise Bardakcı’nın topu keseceğine inandığı için bu pozisyon sırasında yavaşlıyor, ancak Bardakcı başarılı olamayınca yeniden hızlanıyor. Böylece kadrajda yer almasına rağmen bu hızlı geçiş savunmasında aktif rol üstlenememiş oluyor. Geriye hızla koşamayan son Galatasaraylı ise kanat beki Angeliño. (Onun biraz daha form kazandıktan sonra hızlanıp hızlanmayacağını merak ediyorum.)

Burada şundan da bahsetmek istiyorum. Trabzonspor özellikle Aktürkoğlu’nun yaptığı top kayıpları sonrasında yapılacak hızlı geçiş hücumları konusunu özel olarak çalışmış göründü. Örneğin burada normalde sol kanatta oynayan Trezeguet’nin sağ kanada geçmiş olması dikkat çekiyor. Burada geri dönüşlerde Angeliño’nun çok hızlı olmadığının da analize eklenmiş olduğu belli oluyor. Bu nedenle Trabzonspor hep Aktürkoğlu üzerine oynadı ve hücumlarının büyük bir bölümünü Galatasaray’ın sol kanadı üzerinden gerçekleştirmeye çalıştı.[1]

Kerem Aktürkoğlu’nun hücumlardaki çaresizliği konusunda buraya başka bir örnek alacağım.

Dakika 66,53. Trabzonspor atağında Tonio Tekliç’ten topu kapan Angeliño merkezdeki Aktürkoğlu’nu görüyor. Top Aktürkoğlu’na geldiğinde tehlikeli bölgede dörde üç Trabzonspor üstünlüğü var. (aşağıdaki fotoğraf)

Aktürkoğlu’nun top kaybı yaptığı bir Galatasaray hücumuna bakıyoruz. Top ayağında olan Aktürkoğlu tüm dikkatini sağ önde koşan Icardi’ye vermiş durumda. Sol tarafına hiç bakmıyor. Oysa solunda kendisine pası attıktan sonra koşusunu sürdüren Angeliño var. Onu da geriden Mertens destekliyor. Fakat bunları görmeyen Aktürkoğlu burada topa basarak sağ merkeze dönecek, ancak fotoğrafın en arkasındaki Abdülkadir Ömür vücudunu koyarak topu ondan çalacak. (Kaynak: www.beinsportb.com.tr )

Ancak Aktürkoğlu kendisine sağdan sıkıştıran Trabzonsporlu Kourbelis’ten kurtulmak için topa basıp merkeze dönüyor. Burada arkadan gelen Abdülkadir Ömür vücudunu koyarak topu çalıp Trabzonspor’u hızlı karşı hücuma çıkarıyor. (Bu hücumda Trabzonspor ofsayta yakalanıyor.)

Aslında bu iki örnekte aynı şeyi görüyoruz. Aktürkoğlu hücumda lineer bir dünyada yaşıyor, yani çizgisel. Derinlik ve geniş açı yok bu dünyada.

İlk örnekte tek bir kişiye körlemesine orta yaparken gördüğümüz Aktürkoğlu’nun vizyonuda ikinci örnekte yine tek bir şey var, Icardi. Aktürkoğlu sadece ona pas vermeye çalışıyor, gözü başka bir şey görmüyor. Oysa solunda Angeliño var, ayrıca Mertens de yine soldan atağı desteklemek için depar atmış durumda.

Bugüne kadar Kerem Aktürkoğlu’nun en temel zayıflığının topa ilk temas olduğu söylenegeldi. Ancak bu bir sonuç, neden değil. Neden çok daha acı; Aktürkoğlu’nun tekniği oldukça zayıf, bu nedenle topa karşı yumuşak olamıyor ilk dokunuşta; hep sert. Zaten tekniği yüksek seviyede olsa her seferinde topu öldürebilecek şekilde önüne almayı ve daha da tehlikeli olmayı başarırdı. Ama tam tersine, onun bütün hareketinde toplar yumuşak olamaması nedeniyle birden canlanıyorlar ve ısınmış atomlar gibi hızlı hareket etmeye başlıyorlar. Top kayıplarının asıl nedeni bu.

Dolayısıyla buradan kritik noktaya geliyoruz. Aktürkoğlu’nun iki temel sorunu var. İlk olarak final hareketlerdeki karar kalitesi zayıf. Bunun nedeni saha içi vizyonunun sınırlı olması. Bu nedenle bir mümin gibi sadece tek bir şeye odaklanarak çizgisel bir düzlemde hareket etmeye çalışıyor. Bu temelde zihinsel bir sorun. Bunu üzerinde çalışarak halletme yoluna girebilir.

Aktürkoğlu’nun ikinci temel sorunu tekniği. Topla yumuşak olmayı bir türlü beceremiyor. Hep sert. Top kayıplarının ana nedeni de bu.

Aktürkoğlu bu iki zayıflığını hızı ve şut/kilit pas kalitesiyle örtmeye çalışıyor. Bu nedenle her antrenman sonrasında frikik, şut gibi ekstra antrenman yapıyor. Top tekniğini ilerletmek için özel bir çalışma yapıp yapmadığını bilmiyorum. Ama her seferinde aynı hataları yapması, sanki bu konuda hiç çalışma yapmadığının işareti gibi.

Dolayısıyla kanımca Aktürkoğlu önemli bir yol ayırımında. Ya bu yolunda devam edecek, ki bu yolun üst sınırına gelmiş durumda. Ya da her şeyi yeniden değerlendirip sorunlarını doğru tanımlayacak ve bunları halletmek için de stratejiler geliştirecek.

Buradan geliyoruz Galatasaray’ın bugünkü futboluna.

Tartışma: Galatasaray’ın limiti nerede?

Başta da dediğim gibi takım savunması sayesinde Galatasaray Türkiye’de 1-0’ı en iyi oynayan takım durumunda. Aslında benzer biçimde Galatasaray 0-0’ı da çok iyi oynuyor. Bu iyi haber.

Ancak kötü bir haber var. Galatasaray maçı koparacak noktaya gelebilmek için fiziksel açıdan çok yoğun bir mesai harcamak zorunda kalıyor. Temaslı oynuyor, fazla efor harcıyor. Başka bir deyişle Galatasaray tüm maç boyunca rakipleriyle mücadele etmekten ve futbol oynamaktan daha çok boğuşuyor.

Çoğu futbol yorumcusu ve analiste göre Galatasaray set hücumunda oldukça zayıf. Onlara göre bunun temel nedeni oyuncu kalitesi. Burada da bir tür self oryantalizm devreye giriyor ve “Kerem Aktürkoğlu, Berkan Kutlu, Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün ve Kaan Ayhan’la set hücumu oynanmaz” fetvası çıkarılıyor. Bu nedenle Galatasaray’ın yapabileceğiniz tek şeyin hızlı geçiş hücumu olduğu söyleniyor.

Bu görüşü seslendirenlere göre Galatasaray’ın kaliteli set hücumu ve kaliteli bir pas futbolu oynayabilmesi çalışmakla değil, transferle mümkün. (Hafızası iyi olanlar burada Fatih Terim’in yardımcısı Selçuk İnan’ın Galatasaray’ın 2-0 yenildiği Adana Demirspor deplasmanı sonrasında, Terim cezalı olduğu için yaptığı açıklamadaki şu sözlerini hatırlayacaklardır: “Hocamızla da konuştuk. Çalışarak gelişemiyorsak, değişerek gelişiriz.” Yani transfer şart mesajı.)

Ben tam anlamıyla böyle düşünmeyenler içindeyim, çalışmaya daha çok önem verdiğim için. Bu fikrimi de tek bir örnekle anlatmaya çalışacağım.

Maç 2-0, yani Galatasaray maçı koparmış durumda ve hücum şöyle gelişiyor:

Dakika 94,55. Galatasaray yine ikinci bölge başında yaptığı baskı sayesinde yine Boey üzerinden topu kazanıyor. Boey Kaan Ayhan’a veriyor. Ayhan rakibinden sıyrıldıktan sonra topu yeniden Boey’ye veriyor. Bu kez Yunus Akgün kendini gösteriyor ve topu Boey’den alıyor. Akgün Berkan Kutlu’yla al-ver yaptıktan sonra gelişine blok kıran bir pasla topu Bakambu’ya gönderiyor. Arkası kaleye dönük olan Bakambu da topu gelişine Berkan Kutlu’nun önüne indiriyor. Kutlu merkeze gider gibi yapıp topukla Kaan Ayhan’ı topla buluşturuyor. Trabzonspor ceza sahasında (aşağıdaki fotoğraf) Kaan Ayhan gelişine çok sert vuruyor, top üstten dışarı çıkıyor.

Maçın son anlarındaki bir Galatasaray hücumuna bakıyoruz. Dikdörtgen içindeki Berkan Kutlu topuk pasıyla Kaan Ayhan’ı (daire içinde) bomboş vaziyette şut pozisyonuna sokmuş durumda. Bu hücumda başrol oyuncularının çoğu Galatasaray’ın yeri kontenjanını oluşturan futbolcular; Yunus Akgün, Kaan Ayhan, Berkan Kutlu gibi. Burada Icardi’nin (kırmızı çizgi) koşusu da ayrı bir ilgiyi hak ediyor. (Kaynak: www.beinsportb.com.tr )

Galatasaray bu hücumda 16 saniyede sekiz pas yapıyor. Pas hızı çok yüksek değil, ancak saha içi yerleşim ve öne hareketlenmeler çok doğru. Zaten Galatasaray bu sayede ceza sahası içinde kolayca şut atabilecek bir tehlike üretiyor. Görüldüğü gibi bu hücumdaki aktörlerin çoğu yerli kontenjanında oynayan futbolcular; Kaan Ayhan, Berkan Kutlu, Yunus Akgün gibi.

Yine görüldüğü gibi maçı kopardıktan sonra Galatasaraylı futbolcular rahatlıkla set hücumu yapabiliyorlar ve kaliteli pas futbolu oynayabiliyorlar. Ve yine görüldüğü gibi Bakambu hariç bu hücumda görev alan futbolcuların hepsi geçen sezon da forma giyen oyuncular.

Tartışma

Şimdi önemli bir konuyu tartışmaya çalışacağım.

Soru şu: Galatasaray’ın yeni transferleri Wilfried Zaha, Tetê ve Hakim Ziyech ile transfer edileceği söylenen standart üstü yeni orta saha futbolcusuyla Galatasaray nasıl bir futbol oynayacak?

Burada ilk planda yeni transfer edilecek merkez orta saha oyuncusunun niteliği üzerinde duracağım. Bu konuda iki görüş çarpışıyor. İlki Galatasaray’ın ön hattındaki futbolcuların savunma kapasitelerinin az olacağından dolayı merkeze transfer edilecek oyuncunun Lucas Torreira gibi savunma yönü kuvvetli ve ayağı iyi bir futbolcu olması isteniyor.

Diğer görüş, ki bunu sanırım seslendiren çok az kişi var (bunlardan biri de benim) şöyle: Galatasaray’ın yeni orta saha futbolcusunun delici ve hızlı olması gerekiyor. Böylece bu transfer sayesinde bir yandan hızlı geçiş savunması daha üst seviyeye çıkacak. Diğer yandan orta sahada dripling yapma yeteneğine sahip rakip eksiltebilen bir oyuncu bulunacağı için Galatasaray hücumlarda merkezden de delicilik sağlayacak.

Buradan geliyoruz yine Galatasaray’ın oynayacağı futbola: Özellikle Ziyech sayesinde Galatasaray pas futbolunu daha kolay oynayabilme kapasitesini geliştirmiş olacak. Ancak burada asıl sorulması gereken soru Galatasaray’ın nasıl bir pas futbolu oynayacağıyla ilintili?

Çoğu futbol analisti, Galatasaray’ın, Bayern München düzeyinde olmasa da topa hükmeden bir pas futbolu takımı olması düşüncesine sahip. Bana öyle geliyor ki bu yorumcuların kafalarında pasa dayalı ideal bir futbol var ve Galatasaray’ın da bu ideale ulaşmasını arzuluyorlar.

Ben ise biraz farklı düşünüyorum. Okan Buruk bir futbol felsefesine sahip. Buruk, rakibe önde hücum pres yapan ve hızlı futbol oynayan modern bir takım yaratma peşinde. Burada modern kelimesiyle, önemli Avrupa takımlarına karşı direnen ve onlarla aynı prensiplerde (hız, dayanıklılık, taktik açıdan gelişmiş) oynayan bir takımı kastediyorum.

Dolayısıyla Okan Buruk’un asıl amacı, hem hızlı hareket etmek, hem de hızlı karar verme anlamında oyunu daha da hızlandırmak; ama bunu yaparken de Galatasaray’ın pas ve doğru karar verme kalitesini artırmak. Yani temel amaç pas kalitesini artırmak değil. Tam tersine temel amaç oyunu süratli, dribling yeteneklerine sahip ve teknik kapasiteleri daha donanımlı oyuncular üzerinden daha da hızlı oynamak. Pas kalitesini ise oyunu daha da hızlandırmak amacıyla araç olarak kullanmak.

Ben bugüne kadar yapılmış ve yapılacak olan tüm transferleri bu paradigma üzerinden okuyorum. Ve yeni gelen oyuncularını ön alan baskısı ve topun kaybedildiği an hemen reaksiyon verme konusunda ikna eden Okan Buruk’un Galatasaray’ın genetik mirasına ekleyebileceği en önemli unsurun hız olacağını ileri sürüyorum.


[1] Daha fazla bilgi için, https://www.sofascore.com/football/2023-08-19

[2] Opta verilerine göre ilk yarıda Trabzonspor hücumlarının yüzde 47,2’sini kendi sağ kanadından gerçekleştirdi.


Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

 

 

İlgili İçerikler