Sahteciliğin insanın evrimsel yaşamının her anında var olduğunu, yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte sistematik bir şekilde çok alanda “sahte” tasarlandığını anlatmaya çalıştığım geçen haftaki yazımda özellikle İlk Çağ tarihini ele almış ve örnekler vermiştim.
Kısaca hatırlatmak gerekirse MÖ 7. yüzyılda paranın icadıyla birlikte düşük alaşımlı “fourree” isimli sahtelerin ortaya çıktığını, Sümerlerin yazıyı bulması ve kil tabletler üzerinde toplumsal ilişkileri kayda almaya başlamasıyla beraber sahte yazıtların üretildiğini, vergi ve borç kayıtlarında tahrifat yapıldığını yazmıştım.
Eski Mısır’da sahte mezar eşyalarının satıldığını, Eski Yunan'da ve Antik Roma’da sahtekarların tartı aletlerine el attığını, sahte yazıtlarla mal-mülk sahibi olunup düşük kaliteli zeytinyağların saygın markaların mühürlerinin taklit edildiği amforalar içinde uzaklara taşındığını anlatmıştım.
Antik Çin kültüründe İmparatorların halkı sahteye ve sahtekarlara karşı uyarmak için önlem aldığını, yaygın sahtecilik tekniklerinin el yazması kitap olarak şeklinde çoğaltılarak ülkenin dört bir yanına dağıtıldığını anlatmıştım.
Orta Çağ’da sahtecilik
İnsan medeniyetinin her döneminde olan “sahte” ile Orta Çağ yaşamında da karşılaşılmış hatta denilebilir ki sahte Orta Çağ tarihine yön vermiş.
Orta Çağ'da en çok sahte belge üretilen yerlerin başında manastırlar yer almış; sahte belgeler Orta Çağ'da otorite sahibi olmak, rakipleri itibarsızlaştırmak, toprak ve mülk sahibi olup ayrıcalıklar elde etmek için kullanılan güçlü araçlardan biri olmuş. Gerek sahteciliği meslek haline getiren uzmanlar gerekse de o dönemde ellerinde çok imkân olan rahipler tarafından hazırlanmış olsun, bazı sahte belgeler yasal ve dini makamları meşru zemin içinde etkilemiş; ruhban sınıfa toprak ve ayrıcalıklar sağlarken rakipleri itibarsızlaştırarak zayıflatmış.
Sahtecilik Orta Çağ'da ruhban sınıfa toprak ve ayrıcalıklar sağlarken rakipleri itibarsızlaştırarak zayıflatmış
Bazıları yüzyıllar boyunca sorgulanmadan, itiraz görmeden kalan sahte evrak Orta Çağ toplum düzeni içinde kalıcı etki bırakmış; siyaseti, dini ve tarihi şekillendirmek için tasarlanmış stratejik belgeler arasına girmiş. Sahtekarların tasarım gücü imparatorluk kararnamelerinden papalık mektuplarına, manastır raporlarından fantastik yalanlarla dolu seyahatnamelere kadar çok alana yayılmış; “sahte” Orta Çağ’da güçlü bir yanılsama yaratmış.
Orta Çağ'da sahte evrak büyük ölçüde manastırlarda üretilmiş
Orta Çağ’da manastırlarda düzenlenen sahte belgeler
Din bezirganları imtiyazlar elde etmek, toprak sahibi olmak ve karar verici otoritelere karşı güçlerini elde tutarak özerkliklerini korumak amacıyla uydurma beratlar kullanmış. Örneğin Orta Çağ Fransa'sının en güçlü dini yapılarından biri olan Saint-Denis Manastırı, Paris Piskoposluğu'ndan bağımsızlığını pekiştirmek ve kraliyetin himayesini sağlamak için dönemin güçlü hükümdarlarından 1. Dagobert, Şarlman, Merovenj ve Karolenj tarafından verildiği iddia edilen sahte beratlar hazırlatmış. Bu uydurma belgelerde manastıra geniş arazi, vergi muafiyetleri ve kaçaklara sığınma hakkı verildiğini yalanları yer alıyormuş.
Merovenj Kralı'nın St. Denis Manastırı'na gelişini tasvir eden sahte resim bezirganların ayrıcalık talepleri için kullanılmış
Sahtekâr keşişler yıllar sonra Robert F. Berkhofer tarafından yazılan “Forgeries and Historical Writing in England, France and Flanders, 900–1200” isimli kitapta açıklandığı şekliyle şeytanın aklına gelmeyecek şekilde karmaşık teknikler kullanmış. Sahte belgelerde uydurulan metne antik bir görünüm kazandırmak amacıyla eski papirüsler yeniden kullanılmış, özel mürekkep üretilmiş. Yapılan araştırmada anlaşılmış ki sahteciler gerçek papirüsün arkasını ön taraftaki el yazısını taklit ederek yazmışlar daha sonra da gerçek tarafı silip, gerçek süsü verdikleri imzalı tarafı ön plana çıkarmışlar. Bunu yaparken de kırılgan yapılı papirüslere destek vermek amacıyla sahte kısım eski gerçek parşömenin silinmiş kısmına yapıştırılmış; böylece orijinal taraf gizlenmiş. Sahtekarların bu şeytani yöntemi sayesinde sahte belgelerin erken Orta Çağ döneminden beri korunmuş görünmesi sağlanmış.
Sahte belgeler Haçlı Seferleri'ni kışkırtarak körüklemiş
4. yüzyılda İmparator Büyük Konstantin tarafından düzenlendiği iddia edilen ve Papa I. Sylvester'ın kendisini cüzzamdan kurtardığı için minnetini ve bağlılığını anlatan “Konstantin'in Bağışı” olarak anılan belge Orta Çağ tarihinin en kötü şöhretli sahteciliklerinden biri olarak anılmış. Sözde yapılan iyiliğe karşı minnettarlık göstergesi olarak İstanbul merkezli Doğa Roma İmparatorluğu'ndan Papaya toprak ve siyasi güç bahşedildiğini, Roma’ya İstanbul, İtalya ve tüm Batı Roma İmparatorluğu üzerinde hakimiyet kurması için Konstantin'in yetki verdiğini iddia eden sahte belge Konstantin’in ölümünden 400 sene sonra, 750 ila 775 yılları arasında ortaya çıkmış. Uzmanlara göre muhtemelen Lateran Sarayı'nda Papa 1. Stephanus ya da 2. Stephanus dönemlerinde hazırlandığı düşünülen belge, Orta Çağ boyunca Kilise ile Kutsal Roma imparatorları arasındaki anlaşmazlıklarda papalığın siyasi gücünü meşrulaştırmak için kullanılmış.
13. yüzyıldan kalma Konstantin freski, sahte bağışı betimlemiş
Papanın sadece dini değil, siyasi olarak da imparatorlara bile hükmedebilecek üstün bir güç olduğunu, İtalya’daki tüm toprakların papalık makamına verildiğini iddia eden, kutsal ve dünyevi güçlerin ayrımını yapan sahte belge Orta Çağ siyasetini şekillendirmiş, uydurma da olsa belli bir zaman dilimi içinde papalık makamını etkin kılmış.
Şaka değil, Papa II. Urbanus 1095 yılında, 18-28 Kasım tarihleri arasında Fransa'nın Clermont kentinde düzenlediği konsil toplantısında ilan ettiği 1. Haçlı Seferi'ne “Konstantin Bağışı” denilen bu sahte belgeyi dayanak göstermiş; ayak bastığı yerleri kurutan ve çok kişinin ölümüne neden olan Haçlı Seferleri bu düzmece evrak sayesinde başlamış.
Doğu Roma İmparatoru Konstantin tarafından Papa'ya verildiği söylenen sahte belge 1. Haçlı Seferi'nin sebeplerinden olmuş
Gerçek yüzyıllar sonra İtalyan araştırmacı Lorenzo Valla tarafından ortaya çıkarılmış; 15. yüzyılda Latince metni analiz eden ve çok sayıda çelişki tespit eden Lorenzo Valla, belgede yer alan ifadelerde 4. yüzyılda kullanılmayan kelimeler, olmayan bürokratik yapıları anlatan terimler saptamış, -çok geç de olsa- bunun Konstantin döneminde yazılmış olamayacağını kanıtlamış.
1. Haçlı Seferi'ni anlatan mektuplardan bazılarının uydurma olduğu saptanmış
Bir gün açığa çıkan sahte belgeler
Günün birinde mutlaka gün ışığına çıkacak şekilde hayata eğreti olarak tutulan “sahtecilik” örnekleri -yüzyıllar sonra yazılmış olsa da- çok sayıda çalışmaya konu olmuş; David Roffe isimli bir yazar, İngiltere'deki Crowland Manastırı'nın geçmişini araştırırken bulduklarını "ünlü ve rezil bir sahtecilik" olarak tanımlamış. Çalışmasında 1087 yılından başlayan bir süreç içinde 1486 yılına kadar uzanan günlük gelişmelerin başrahipler tarafından yazılan bölümleri incelenmiş ve ilk iki bölümün tamamen uydurma olduğu ortaya çıkmış. Fark edilmiş ki manastırın bir arazi anlaşmazlığındaki konumunu güçlendirmek için sunduğu tarihsel kanıtlar aslında yüzyıllar sonra yazılmış. Sahte belgelerin arkasında manastırın tartışmalı mülkler üzerindeki iddialarına gerçeklik kazandırmak, hukuki ve stratejik güç kazanmak için tarihi materyallerden yararlanarak özen ve ustalıkla çalışan sahtekârlar varmış.
İngiltere'deki Crowland Manastırı'nın hak iddia ettiği geçmişinin tamamen uydurma olduğu ortaya çıkmış
Yüz Yıl Savaşları'nın propaganda çalışmalarında önemli bir rol oynayan Normandiya Kararnamesi ile Avusturya'nın Kutsal Roma İmparatorluğu içindeki statüsünü yükseltmek için 14. yüzyılda hazırlanmış Privilegium Maius belgesi de sahte çıkmış.
10. yüzyılda ilk Fatımi halifesi tarafından yazıldığı iddia edilen ve insanlara İsmaililik mezhebini anlatmaya dönük bir rehber niteliğinde gibi gözükse de aslında Fatımileri kötü ve din düşmanı olarak göstermek için uydurulmuş Kitab as-Siyase ve'l-Belâğ'ül-Ahbar (En Yüce Başlangıç Kitabı) da tarihe yön veren sahteler arasına girmiş.
Manastırların mülk ve itibar dayanakları sahte belgelerde yüzyıllar sonra saptanmış
Osmanlı’da sahtecilik
İlk gümüş akçesini yaklaşık olarak 1326 yılında Orhan Gazi döneminde basan Osmanlı’da dolaşımdaki para miktarı düşük olup üretim merkezileşmediği için uzunca bir süre sahtecilikle karşılaşılmamış.
16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta oturduğu Yükselme Dönemi içinde paranın gümüş ayarını düşürerek sahte akçe basanlara uzuv kesmek hatta idam gibi çok sert cezalar uygulanmış; bilerek sahte para kullananlara hapis ve sürgün cezaları verilmiş. Bu yıllarda sahte para basmak devlete ihanet sayılmış.
Osmanlı tarihindeki en büyük ve en çarpıcı sahte para vakası, 17. yüzyılda gerçekleşen ve “Zülüflü Baltacılar Olayı” olarak anılan kalpazanlık olmuş. 1660’lı yıllarda Osmanlı ekonomisi ciddi mali krizlerle boğuşurken İstanbul’da ortaya çıkarılan kalpazan şebekesi yüzünden akçenin değeri düşmüş, gümüş sıkıntısı başlamış, maaşlar ödenemez hale gelmiş. Osmanlı sarayında görev yapan özel bir hizmet sınıfı olarak Enderundan yetişen ve “Zülüflü Baltacılar” olarak bilinen grubun kalpazan şebekesine yardım ettiğinin saptanması büyük bir skandala dönüşmüş; kriz ortamı günlük yaşamı alt-üst etmiş. İstanbul’da geniş çaplı tutuklamalar yapılmış, suçlu görülenlerin bazıları idam edilirken bazıları da kürek cezasına çarptırılmış.
Bu vaka, Osmanlı'ya sadece dış düşmanların değil, içerdeki çürümenin de ciddi zarar verebileceğini öğretmiş; ekonomik sistemin hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu göstermiş.
Orta Çağ'a sahte seyahatnameler, sahte haritalar damga vurmuş
Matbaanın icadı sahtekârları cesaretlendirmiş
Matbaanın icadı sonrasında bilginin eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte erişilebilir hale gelmesi yeni bir çağı başlatırken şöhret ve servet peşinde koşan sahtekârlar da bu imkânı kullanmış; inanılırlık oranı çok yüksek olan sahte belgeler matbaanın girdiği her coğrafyada eş zamanlı olarak basılmış.
15. yüzyılda Gutenberg matbaası gelişirken, sahte haberler de her zamankinden daha hızlı yayılmaya başlamış. Artık sahtecilerin elinde uydurma kitap basabilecek, belge düzenleyecek, el yazısıyla hazırlanan metinden çok daha hızlı üretilebilecek teknoloji varmış; matbaanın getirdiği kültürel gelişim yanında kandırılan çok kurban olmuş.
Matbaa, 1700’lerin ortalarında bir isyanla karşı karşıya kalan dönemin Büyük Britanya ve İrlanda Kralı olan II. George hakkında sahte haberlerin yayılmasına yardımcı olmuş. İsyancıların tarafında Kral'ın hasta olduğuna dair hazırlanan sahte haberler yönetimin kamuoyundaki imajını zedelemiş, isyan başarılı olmasa da sahte haberlerin insanların fikirlerini değiştirmesi sağlanmış. Yalan haber yayarak kriz çıkarma, gelecekte bu yolu seçecek sahtekarlara cesaret vermiş.
Matbaanın icadı sahteciliği tetiklemiş, "aslı gibi" sahteler ortaya çıkmış
Rönesans Dönemi sahtekârlıkları
13. yüzyılın sonunda Antik Çağ sanatı yeniden canlanmış, İtalyan ressam ve heykeltıraşların önü açılmış. Rönesans Dönemi'yle birlikte o güne kadar genellikle kiliseden sipariş alan sanatçılara başka yerlerden de siparişler yağmaya başlayınca yüzyıllar önce tasarlanmış sanat eserlerini kopyalamak yeni kuşak sanatçılara imkân sağlamış.
Antik çağ eserlerindeki mitolojik karakterler ve çıplaklık temaları genç sanatçıları etkilemiş. Antik çağ ustalarına duyulan hayranlık çok sayıda taklide yol açmış. Michelangelo bile bir kardinalle girdiği tartışmada sahte bir heykel kullanmış. Ünlü sanatçı, tasarladığı heykeli sıradan bir Romalı kılığında Kardinale sunmuş; hile yapıldığını sanan piskopos öfkeyle heykeli kırmış ama sahte sanatçıların "bozgunculuğu" çok uzun yıllar boyunca durmamış.
17. yüzyıla gelindiğinde hükümdarların gözüne girmek isteyen birçok sanatçı, uzaklarda nam salmış değerli sanatçıların eserlerinin kopyalarını hazırlamış; bazı sanatçılar ünlülerin eserlerini kopyalayarak izleyici kitlesini etkilemiş.
Geçen haftaki yazımda dile getirdiğim Antik Çağ’da “klasisizm akımını” doğuran "obmanok" yani bir sanat eserinin aslının kopyalanarak uzak coğrafyalarda yaşayanların da faydalanmasını sağlayan çaba bu yıllarda dolandırıcılık için tekrarlanmış, bilinen değerli sanatçıların eserleri para kazanmak amacıyla kopyalanmış. Para ve itibar kazanmak isteyenlerin içine düştüğü bu durum "falshakom" olarak anılmış; sahtekârlar kabiliyetlerini sanat eserleri üzerinde denemeye başlamış.
En üretken Rönesans sahtecilerinden biri Dominikli rahip Annio da Viterbo olmuş
Gerçek sorunlara “sahte çözümler
Bu ara yazılarımda sık sık ülkemizin rejimini “sürdürülebilir istikrarsızlık” üreten bir sorun yumağı olarak gördüğümü yazıyorum; demokrasimizin, laikliğimizin gerçeğinin yanında güdük kaldığını düşünüyorum.
Gerçek olan şu ki dünyada dolara en çok faiz veren birkaç ülkeden biriyiz ve neredeyse en yaşlı insanımız bile fiyat artışlarının olmadığı bir ortamda yaşamadı. Gerçeğimiz enflasyon, giderek yoksullaşma, hukuk devletine özlem duyma ve aynı sorunları sık sık ısıtıp masaya koyma oldu!
Kadınlar öldürülüyor, eğitim sistemi dikiş tutmuyor, hukuka güven azalıyor, lüks makam araçlarının sayısı artıyor, cezasızlık devam ederken gelecekten bir şey beklemeyen umutsuz gençler kaçıp kurtulmayı düşünüyor.
80’li, 90’lı yıllarda “onların petrolü varsa bizim de suyumuz var, günün birinde su petrolden daha değerli olacak” diye böbürlenen siyasetçilerimizin çocukları, torunları gerçekte bizim de su fakiri olduğumuzu gördü ve susuzluk tehlikesini yaşamaya başladı. Baraj gibi, kanal-köprü-viyadük gibi betona dayalı, doğal klimayı bozan sahte çözümlerden kafamızı kaldırıp maliyeti gittikçe düşen denizden su arıtmayı gündemimize alamıyoruz. El alem çölünü yeşillendirirken biz orman yangınlarını, söndürme uçaklarını ve kayıplarımızı konuşuyoruz.
Deniz suyunu arıtıp kullanan Suudi Arabistan çölde zeytin yetiştirirken biz susuzluğu, kuraklığı konuşuyoruz
Muhalefetin en güçlü olduğu anlarda çıkardığı “sahte” adaylar yüzünden defalarca kaçan iktidar koltuğuna yakın gelecekte “gerçek çözümler” içeren projelerle dolu umut ışığı taşıyan biri oturabilir mi bilmiyorum ama “sistemli bir sistemsizlik” içinde yaşamımız uzunca bir süre daha devam edecektir, diye düşünüyorum.
Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.
https://www.medievalists.net/2025/03/forgeries-middle-ages/
https://www.bbc.co.uk/bitesize/articles/zwcgn9q
https://historia.europa.eu/en/exhibitions-events/temporary-exhibitions/fake-real
https://soysentinel.com/top-6-de-mayores-estafadores-de-la-historia/
http://www.sxycrb.com/2024-04/11/content_338773.html
https://www.sohu.com/a/871510348_121629441
https://www.163.com/dy/article/K3BVG3DN05562MJC.html
https://www.historytoday.com/archive/forgery-middle-ages
https://archaeologymag.com/2024/11/18th-century-forgery-in-medieval-collection/
https://www.ancient-origins.net/artifacts-ancient-writings/medieval-charters-0015751
https://www.worldhistory.org/article/1625/copies--fakes-in-art-during-the-renaissance/


