İstifa özgürlüğün konusudur
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İstifa özgürlüğün konusudur

Mesele yalnızca bulunulan pozisyonun kişiye sunduğu konfor alanı ve hayat standartlarını bırakamama meselesi değil. Evet, haysiyet işin bu kısmıyla ilgili. Ama ülkeyi yöneten heyette artık kimse özgür değil. Özgür iradesiyle bir karar verebilecek durumda değil. Bir kişinin bulunduğu pozisyonu boşaltması için ya çok ağır bir sağlık sorununun olması gerekiyor ya da Erdoğan'ı çok kızdırmış olması

Gün olur da ülkeyi yöneten bir politikacı ya da sorumluluk sahibi bir bürokratın, vatandaşı mağdur eden, onun hayatına zarar veren işlemler dolayısıyla istifa ettiğini duyarsanız o gün Türkiye'yi Erdoğan'ın bulunmadığı bir iktidarın yönettiğinden emin olabilirsiniz

Yunanistan'da meydana gelen ve en az 40 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilen tren kazasının ardından Ulaştırma Bakanı Kostas Karamanlis'in istifa etmesi, Türkiye'deki ağır deprem felaketi nedeniyle zaten tartışılan istifa konusunun hararetini yükseltti. Sanki 21 yıldır bu ülkeyi yöneten AKP iktidarında görev alan bürokrat ve veya siyasiler, arada bir istifa edermiş gibi bugünlerde de "Tek istifa yok" yakınmalarını şaşkınlıkla izliyorum. Tabii ki benim şaşkınlık içinde olmamın hiçbir önemi yok. Önemli olan, istifa müessesesinin sadece bir haysiyet değil yaşadığımız ülke için aynı zamanda özgürlük konusu da olduğunu görebilmek. Bunun yararı ne derseniz, istifa etmenin, iç içe geçmiş haysiyet ile özgürlük alanıyla bağlantılı olduğu görülebilirse hiç değilse, beklenti doğmaz, bu da enerji kaybına yol açmaz.

* * *

Biz vatandaşlar açısından bir istifayı ısrarla talep etmek için gereken zemin kaybolalı çok oluyor. Amiyane tabirle ,"Oraları çoktan geçtik". O kadar çoktan ki, neredeyse 20 yıl… O denli. Yani neredeyse 2004 yılında 41 kişinin yaşamını yitirdiği Pamukova Tren Faciası'nın ardından dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın "Ben niye istifa edeyim" dediğinden beri. (Ki, oradaydım. Yıldırım bu cevabı, dönemin Devlet Bakanı Ali Babacan'ın oğlunun sünneti vesilesiyle Bilkent Otel'de düzenlenen tören sırasındaki sorular üzerine vermişti.)

İstifa: Hem yenilgi hem sadakatsizlik

Gerçekte tek yanlı bir irade beyanı olan istifa müessesesi, yönetimin tek kişide toplandığı Türkiye'de, son yıllardaki ağır otoriterleşme sonucu, niyet edilse dahi hayata geçirilmesi imkansız bir eyleme dönüştü. "Görevden affını istemek" diye uydurulan ve Erdoğan'ı yüceler yücesi bir makamda konumlayan o tuhaf ifade, işte böyle bir imkansızlığın tezahürü.

Görevden affını istedi cümlesini "O kim ki Cumhurbaşkanımıza karşı istifa edecek" diye okumakta zerre beis yoktur bence. İster bakan ister genel müdür olsun, kim onu o koltuklara unvanlara layık gören, o görevi ona bahşeden Erdoğan'ın iradesine karşı çıkabilir, buna nasıl cüret edebilir!

Velhasıl, kişisel ve siyasal çıkarlar için liyakat kurallarının nasıl katledildiğini her saat işitip gördüğümüz Türkiye'de, Erdoğan'ın atadığı bir görevden kimse kendi iradesiyle ayrılamaz. Görevi bırakmak özür gerektiren bir kabahattir ki o da ancak affını istemek ifadesiyle anılabilir.

Bizlerin, bulunduğu kamu görevine saygı, haysiyet gibi anlamlar atfettiğimiz istifa, iktidar cephesinden sadece itaatsizlik, sadakatsizlikle eş tutulmuyor. Bununla sınırlı kalsa yine iyi. İçinde bulunduğumuz politik iklimde istifa, zincirleme bir sorumluluk doğuracak eyleme dönüştü. Liyakatsizlik asıl olduğu ve tüm kararlar için insanların canı pahasına bir kişinin ne diyeceğine bakıldığı için bir kişinin istifası, bütün güç dengesini bozacak bir adım anlamına geliyor. Bu da toplum önünde başarısızlık algısı demek. "Buyursun isteyen cesaret etsin" durumu.

Yani mesele yalnızca bulunulan pozisyonun kişiye sunduğu konfor alanı ve hayat standartlarını bırakamama meselesi değil. Evet, haysiyet işin bu kısmıyla ilgili. Ama ülkeyi yöneten heyette artık kimse özgür değil. Özgür iradesiyle bir karar verebilecek durumda değil. Bir kişinin bulunduğu pozisyonu boşaltması için ya çok ağır bir sağlık sorununun olması gerekiyor ya da Erdoğan'ı çok kızdırmış olması.

Korkunç bir depremin ardından karanlık ve soğukta günlerce vatandaşının yanına gidilmeyişi, depremzede açıktayken çadırların satılışı gibi akla hayale sığmayacak durumlar için istifa beklemek pek lüks o yüzden. Bu istifaların gerçekleşebileceği bir ortam olsa, enkaz altında binlerce kayıp varken günde sekizer onar ihale mi yapılırdı! Hangi nedenle bu korkunç bedel ödeniyorsa, aynı nedenle istifa lügatlerden silindi.

Çiğdem Toker kimdir?

Çiğdem Toker, Diyarbakır'da doğdu. Denizli Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı'nda başladı. Günaydın, Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde stajlar yaptı.

Anadolu Ajansı'nın sınavlarını (1988) kazanarak, adliye, Devlet Güvenlik mahkemeleri (DGM), yüksek yargı muhabiri olarak çalıştı. 1990-1993 yıllarında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde; sonrasında da kesintisiz 15 yıl Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda ekonomi muhabiri olarak görev yaptı. Burada maliye, vergi, özelleştirme, enerji, rekabet politikalarını izledi. 1994 ve 2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri, kriz kapsamında çıkarılan kanunların TBMM'deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Çeşitli ülkelerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası toplantıları muhabir olarak takip etti.

Habertürk gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak gazetenin Ankara bürosunu kurdu. İstifa ederek ayrıldı. İnternet gazetesi T24'ün ilk yayınlarında OECD'nin "Futbolda Kara Para Aklama" raporunu konu alan dizi yazısıyla yer aldı. Köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyma sürecinde kendi isteğiyle ayrıldı.

2013-2018 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yönetimi değiştikten sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 2018'de katıldığı Sözcü gazetesindeki yazılarına 2022 Kasım ayında ‘küçülme' gerekçesiyle son verildi. Fox TV kanalında yayımlanan "Orta Sayfa" adlı haber programında yorumcu olarak yer alıyor.

Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları hakkında kimileri astronomik, çok sayıda manevi tazminat davası açıldı. Konusu bir imar haberi olan yazısı hakkında hapis cezası istemiyle yargılandı. Kamu ihaleleri ve şirketleri konu alan çok sayıda yazısı da Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişime engellendi.


Kitapları

Adım da Benimle Beraber Büyüdü- Abdüllatif Şener, Doğan Kitap, 2008

"Türkiye'de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri" kitabına makale katkısı, İletişim Yayınları, 2018

- Kamu İhalelerinde Olağan İşler - Tekin Yayınevi, 2019

Ödülleri

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi "En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü" (1995)

- Sabah Gazetesi "Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü" (1997)

Türkiye Ziraat Odaları Birliği "Basında Tarım Ödülü" (2000)

Milliyet Gazetesi "Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü" – "Taksiyarhis'in Zehra Teyzesi" başlıklı röportaj (2001)

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti-TGC "Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü" |"Evcil'in Dönüşü" dosyası – (2005)

- European Press Prize "The Mystery of the Secret Funds" – "Yorumcu Ödülü"nde kısa liste (2015)

Halkevleri "Basın Ödülü" (2016)

Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016)

İstanbul Tabip Odası "Basında Sağlık Ödülü" (2016, 2018 ve 2019)

- TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi "Emre Madran Koruma Ödülü" (2017 ve 2019)

Eskişehir - Bilecik Tabip Odası "Halk Sağlığı Ödülü" (2017)

ÇGD "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü" (2017)

ÇGD Bursa Şubesi "Meslekte Dayanışma Ödülü" (2018)

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü "Uluslararası Cesaret Ödülü - Kısa liste" (2018)

Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü – "Kamu İhalelerinde 21/b Usulü" dosyası-(2018)

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği "Önder Kadınlar Ödülü" (2019)

Rekabet Derneği "Adil Rekabete Katkı Ödülü" (2019)

- TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası "Hasan Balıkçı Onur Ödülü" (2020)

Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020

Ankara Tabip Odası – "Şehir hastanelerinin ekonomi politiğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak kamuya ve sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri" nedeniyle (2021)

- TMMOB Şehir Plancıları Odası - Kent Planlama Basın Ödülü (2021)

İzmir Gazeteciler Cemiyeti "Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü" (2021)

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği "Yılın Kadınları" Ödülü (2021)

Alanya Gazeteciler Cemiyeti - Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü (2021)

 

İlgili İçerikler