28 Kasım 2019

Berlin-Ankara hattında Çiçerolar…

Almanya'nın en büyük korkusu, MİT elemanlarının bir şekilde Alman kurum ve kuruluşlarının içine sızmaları… Yani bir anlamda Berlin'in korkusu, Türk istihbaratının Alman Devleti'nin içine yuvalanması…

Türkiye ile Almanya arasında tarihten bu yana "casusluk" krizi hep vardı, hep yaşandı ve hep iki ülkeyi yönetenlerin ikili görüşmelerinin bir bölümü casusluk faaliyetlerine ayrıldı.

İki ülkenin istihbaratı, ülkeler ve bireyleri hakkında azami bilgi toplamak için tarihten bu yana yoğun mesai harcadılar. Ve harcamaya da devam ediyorlar. Son olarak Türkiye'nin Almanya Büyükelçiliği'nin "Hukuk Danışmanı" olarak görev yapan Avukat Yılmaz S.'yi "casusluk" suçlamasıyla tutuklaması, bu konunun yine gündeme gelmesine neden oldu.  

Halen Alman İstihbarat Teşkilatı'nın (Bnd) 2 numarasının Türkiye kökenli ve adının Sinan Selen olduğunu söyleyelim. Sadece bu durum, Almanya'nın Türkiye ve Türklere yönelik yoğun ilgisini göstermek için yeterli. Almanya'da 3 milyonu aşkın Türkiyeli yaşıyor. Türkiye, hem siyasi, hem diplomatik hem de ekonomik olarak Almanya'nın en yakın ilişkide bulunduğu ülke. Yani istihbarat birimlerinin ülkeler arası mesaisi doğal, belki de zorunlu.

Berlin'de yaşayan gazeteci arkadaşım Aydın Ulun'un verdiği bilgilere göre Almanya'da halen 23 MİT ajanı hakkında soruşturma yürütülüyor. Bu 2008-2018 arasındaki sayılar. Almanya'nın en büyük korkusu, MİT elemanlarının bir şekilde Alman kurum ve kuruluşlarının içine sızmaları… Yani bir anlamda Berlin'in korkusu, Türk istihbaratının Alman Devleti'nin içine yuvalanması…

Türkiye karşılık mı verdi?

Almanya'nın ülkedeki MİT elemanlarına yönelik baskı kurması ve soruşturmaları artırması nedeniyle, Türkiye'nin de Avukat Yılmaz S.'yi tutuklayarak Berlin'in bu tutumuna "karşılık" verdiği yorumları var.

Babıali TV'de CHP eski milletvekili Avukat Hüseyin Aygün'le konuştuk. Aygün, tutuklu olan Yılmaz S'nin çok eski bir arkadaşı. Sincan Cezaevinde arkadaşını ziyaret etti. Bir insan hakları savunucusu kimliği ile de bu ziyareti yaptı. Yılmaz S.'nin 22 yıldan beri Almanya Büyükelçiliği'nin "resmi" avukatlığını yaptığını söyleyen Aygün, "Neden şimdi?" diye sordu.

Yılmaz S.'nin görevinin, Almanya'ya iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının hukuki durumlarını araştırmak ve Almanya'yı bilgilendirmek olduğunu belirten Aygün, elindeki 43 kişinin iltica başvuruları ile ilgili dosyalara el konulduğunu, İstanbul'daki ofisinin de basılarak tüm bilgi ve belgeleri aldıklarını söyledi. Aygün bu işin "Deniz Yücel davası gibi değil, konu Yılmaz S.'nin 'rehin alınmasıdır'. Konu diplomasi yoluyla çözümlenmelidir" dedi.

6 bin MİT elemanı Almanya'da

Sadece son 5 yıla bir göz atacak olursak, Almanya-Türkiye arasında birçok "casusluk" faaliyeti nedeniyle ilişkilerin "kriz" aşamasına geldiğini, iki ülke arasındaki bu faaliyetin artık "rutin bir konu" olarak ele alındığını görürüz.   

Almanya'da, 6 bin civarında MİT elemanının görev yaptığı yönünde bir tahmin yapılıyor.

DW'nin derlemelerine bir göz atalım. Aralık 2014- Mart 2015 arasında Hessen ve Kuzey Ren-Vestfalya eyaletlerinde üç Türk, MİT'e çalışıyor şüphesiyle gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlık dönemindeki danışmanlarından Muhammed Taha Gergerlioğlu ile Ahmet Y. ve Göksel G., yıllarca Almanya'daki Kürtler ve Ezidilerle ilgili bilgi toplama ve casusluk faaliyeti yürütme suçlamasıyla Eylül 2015'te Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde yargılandı.

Aralık 2016'da Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) bünyesinde görevli imamların Gülen yanlıları hakkındaki bilgileri Türk istihbaratı ve diğer devlet kurumlarına ilettikleri iddia edildi.

Şubat 2017'de Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyalet teşkilatı Başkanı Burkhard Freier, casusluk yapan en az 13 imamın tespit edildiğini, bu kişilerin 33 şahıs ve 11 eğitim kuruluşunu Diyanet'e ihbar ettiğini açıkladı.

Mart 2017'de Almanya'nın iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı, Türk hükümetinin Almanya'daki istihbarat faaliyetlerinde çarpıcı bir artış görüldüğünü açıkladı. Teşkilat Başkanı Hans-Georg Maaßen, Ankara tarafından yönlendirilen faaliyetler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a muhalif kişilerin izlenmesi, kişilerin etki altına alınmaya çalışılması, propaganda ve dezenformasyon kampanyalarının olduğunu belirtti.

Mart 2017'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Şubat ayında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'nda Alman dış istihbarat servisi BND'nin Başkanı Bruno Kahl'e bizzat bir liste verdiği kamuoyuna yansıdı.

Haziran 2017'de MİT'in Alman siyasetçiler hakkında bilgi topladığı, özellikle Federal Meclis'te içişleri, dışişleri ve savunma alanlarında uzman siyasetçileri izlediği yönünde haberler yayımladı.

Temmuz 2017'de Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın raporunda MİT'in faaliyetlerine geniş yer verildi, ayrıca "radikal yabancıların Almanya'daki eylemlerinde belirgin artış kaydedildiği ve aktif grupların başında da radikal Türklerin geldiği" belirtildi.

Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı, MİT'in Almanya'daki faaliyetlerinde yasaların dışına çıktığını açıkladı. Teşkilat Başkanı Hans-Georg Maaßen, "Türk hükümetinin Almanya'da yaşayan Türkler üzerinde nüfuz tesis etmeye çalıştığına dair ellerinde bilgi bulunduğunu" belirterek, Ankara'nın sadece Fethullah Gülen yandaşlarını değil, aynı zamanda Erdoğan karşıtı Türkleri de yıldırma girişiminde bulunduğunu" belirtti. Maaßen, Türk istihbaratının Almanya'da artan faaliyetlerinden endişe duyduklarını söyledi.

Almanya MİT'e yönelik baskıları artırdı. Türkiye ise Avukat Yılmaz S.'yi tutukladı. Rivayet odur ki Diyarbakır Barosu'na kayıtlı Baki D. de tutuklandı. Bir casuslar kavgası sürüp gidiyor ve giderek iki ülke arasında büyük bir krize dönüşüyor.

Bundan 70 yıl önce İngiltere Büyükelçiliği'nde göre yapıp, Almanya'ya bilgi ve belge sızdıran 'Çiçero'nun hikayesini hatırlarsınız. Berlin-Ankara arasındaki hatta, birçok 'Çiçero'lar cirit atıyor. Bu kriz bitmez.

Yazarın Diğer Yazıları

Macron’u kriz getirdi, kriz götürecek

Kriz yaşayan Fransa'da bu seçimin sorunu çözmeyeceği ve bu seçimle Fransa'nın daha da büyük krizlere gebe olduğu görünüyordu. Öyle de oldu

AB ile sorun, içe de dışa da yansıyor

ABD, Rusya ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini, AB hedefini koruyan ve bu hedefe yönelik adımlar atan bir Türkiye'nin daha 'güçlü' kuracağı kesin. Bu hedeften vazgeçmiş bir Türkiye'nin ise iç siyasal düzeninde de, demokrasiden de hızla uzaklaşacağı çok net görüldü

AB vizesi kalkıyordu ama…

Davutoğlu'nun istifaya zorlanması, Erdoğan'ın Eyüp çıkışı ve Ankara'nın vize kriterleri konusunda verilen sözlerin, en tepedeki ağızdan yerine getirilmeyeceğini açıklaması, vize konusunu Brüksel gündeminden tamamen kaldırdı