"- Planlı ekonomi.
- Amerikan Üslerine Hayır.
- Madenler Millileştirilmeli.
- Petrol Yasası Değiştirilmeli.
- NATO'ya Hayır.
- Amerikan Emperyalizmine Hayır.
- Sömürü Düzenine Son.
- İşçilerin Yeri Sendikadır.
- Toprak Reformu."
1960'larda Türkiye'de fırtına esiyor. Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) bu sloganlar eşliğinde estirdiği fırtına Türkiye'nin belleğine kazınıyor.
Aydınları, işçileri, gençleri peşinde sürüklüyor.
Aydınlanma yılları
1960'lar aynı zamanda Türkiye'nin Rönesansı, aydınlanma çağı. Cumhuriyet'in en özgür yılları.
1961 Anayasası'yla birlikte gelen geniş temel hak ve özgürlükler toplumun tüm kesimlerini kucaklıyor. 1961 Anayasası ve TİP düşünce hayatımızda ve siyasette yeni ufuklar açıyor.
TİP'le birlikte gelen Sol Fırtına 1965 seçimlerinde Meclis'e giren on beş milletvekili ile Türkiye'nin gündemini belirlemekle kalmıyor, muhafazakâr Adalet Partisi iktidarını fena sarsıyor.
Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Sadun Aren, Çetin Altan, Rıza Kuas, Tarık Ziya Ekinci, Muzaffer Karan, Cemal Hakkı Selek, Yunus Kocak, Şaban Erik, Yahya Kanbolat, Adil Kurtel, Yusuf Ziya Bahadınlı, Ali Karcı, Kemal Nebioğlu.
Adını andığım TİP milletvekillerinden Meclis'te kürsüye kim çıksa, Türkiye o gün mutlaka yeni bir olayla yüzleşiyor.
Sol Fırtına karşısında düzenin bekçileri, Marx'ın dediği gibi, "sürgün avında el ele vermiş" olsalar bile, sosyalizm Türkiye'nin düşünce ve siyaset hayatının odağına oturuyor.
1968 öğrenci olayları o hayatı perçinliyor.
TİP ideolojik kimliği ile sosyalizme elbette karşı olan sermaye sınıfı tarafından ilgiyle izleniyor. Hatta, o sınıftan TİP'e sempati duyanlar bile var.
TİP'in kullandığı her slogan pratiğin bir parçası.
2023'te sol
1960... 2023...
Türkiye'nin altından elbette çok sular akıyor. Türk Solu defalarca parçalanıyor. Çeşitli partiler kuruluyor.
2023 seçimlerine giren beş sol parti var. Seçimlerde aldıkları oy oranları ve fiilen oyları şöyle:
Türkiye İşçi Partisi.
Yüzde 1.73 oy oranı, aldığı oy 955. 991.
Sol Parti.
Yüzde 0.29 oy oranı, aldığı oy 77.999.
Türkiye Komünist Partisi.
Yüzde 0.14 oy oranı, aldığı oy 63.474.
Türkiye Komünist Hareketi.
Yüzde 0.12 oy oranı, aldığı oy 17.826.
Son üç parti seçime "Sosyalist Güç Birliği İttifakı" adı altında giriyor.
Giriyor da, aldıkları toplam oy oranı yüzde 1'in ancak yarısı ediyor, yüzde 0.55. Buna TİP oylarını ekle, ıkına sıkına yüzde 2'yi biraz geçiyor.
Akla şu sorular geliyor:
Bu partileri birbirinden ayıran ideoloji nedir?..
Aralarındaki fark nereden kaynaklanıyor?..
Sol neden bu kadar parçalanmış durumda?..
Neden bir araya gelemiyorlar?..
Bir de Emek Partisi var, onun iki üyesi Yeşil Sol Parti listelerinden milletvekili seçiliyor.
1960'lar farkı
1960'larda TİP'le birlikte zenginleşen bir düşünce hayatı, o hayatın arkasında da sağlam bir ideoloji var.
Bugün bu sol partilerin hangisi, hangi ideolojiyi sunuyor?.. Topluma neyi benimsetiyor?..
Bu cümleye karşı o partilerden yükselen itirazları duyar gibiyim. Ama, ben de ısrarlıyım.
Örneğin, en fazla ortada görünen TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve iki arkadaşı.
Popülist söylemin dışında, toplumu sarsan hangi düşünceleri, hangi sloganları var?..
Seçim sonuçlarıyla ilgili derinlemesine araştırmaları nerede?..
Soldaki bu parçalanma kimin işine yarıyor?..
Sakın iktidarın işine yarıyor olmasın!..
CHP'ye etkisi
Soldaki parçalanmışlık ve daha ötesi, ideolojik boşluk CHP'yi de olumsuz etkiliyor.
Buna karşılık, 1960'ların TİP'i, 1970'lerin başında CHP'de yeni bir ideoloji üretiyor:
Ortanın Solu.
Sosyalizmden sosyal demokrasiye giden yolu TİP açıyor, CHP üstleniyor. CHP kimlik değişimine uğruyor, sosyal demokrat bir partiye dönüşüyor.
O ideolojinin önderliğini yürüten Bülent Ecevit CHP'yi iktidara taşıyor.
Hangi değişim?
CHP arka arkaya seçim kaybediyor. Bu seferki yenilgi hem kendisi, hem Türkiye için çok ağır.
Seçimden hemen sonra CHP'den en fazla duyulan bir kavram var:
Değişim.
Tamam, güzel.
Ne var ki...
Şu ana kadar değişimi tanımlayan, değişimin çerçevesini çizen, değişimin hangi düşünceye oturduğunu anlatan CHP'de hiç kimse yok!..
Değişim, değişim, anladık da...
Değişim adına şu ana kadar ortaya çıkan tek bir formül var:
Değişim = Genel Başkanın değişimi.
Diyelim, Genel Başkan değişti.
Sonra?..
O değişimin programı, kadroları, örgüt yapısı, halkla diyaloğu, iletişimi nerede, nasıl olacak?..
Kimse bilmiyor.
Birleşmek
Soldaki bugünkü parçalanma hüzün verici. Tezer Özlü'nün kitabı, "Çocukluğun Soğuk Geceleri" gibi.
Sol partilerin etkili bir işlevi yok. İki basın toplantısı, bir TV programıyla idare edilen parti çalışması, hepsi bu.
Üstelik, sol partiler parçalanmış, çünkü birbirleriyle ilişkilerinde "armudun sapı, üzümün çöpü" gibi, eften püften gerekçeler o partilerde her zaman geçerlidir.
Oysa, iflah olmaz o paradigmayı kırmanın zamanı.
Yani, birleşmenin.
CHP'ye de, belki bir yararı olur.
Değişimin Türkçesini belki o zaman bulabilirler!..
AKP'den kopan kırıntılara göz kırpmak yerine, belki Sol'un farkına varabilirler.
|
Yalçın Doğan kimdir? Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı. 1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor. Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı. Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir. |


