“Müstehcenlik” kılıfı: Özel yaşama müdahale arttı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

“Müstehcenlik” kılıfı: Özel yaşama müdahale arttı

Hukuk başlıklı uygulamalarla, çevre tahribatıyla, sefaletle, muhalefeti kırmaya çalışmakla baskı altına alınan toplumda “müstehcen ve teşhircilik” suçlamalarıyla ek bir baskı kuruluyor. Bırakın herkes kendi sanatını icra etsin, kendi istediği gibi yaşasın, kendi kararlarını kendi versin!

“Müstehcenlik” kılıfı: Özel yaşama müdahale arttı

Genç kız 19 yaşında. Bileklerini keserek, intihar girişiminde bulunuyor.

Şimdi İstanbul’da bir terapi merkezinde, haftada birkaç gün psikolojik tedavi görüyor. Tedaviye annesi ve babasıyla birlikte geliyor.

Kendisi türbanlı, annesi çarşaflı, babası şalvarlı.

Genç kız internet üzerinden başka bir kentte oturan bir gençle tanışıyor. İnternet arkadaşlığı ilerliyor, kız erkek arkadaşının oturduğu kente gidiyor, dönüşte o genç adamla evlenmek istediğini söylüyor.

Erkekle arkadaşlık mı? Onun yanına gitmek mi? Baba kıyameti kopartıyor, “bu orospuluk.”   Ayrıca, kızına şiddet uyguluyor.

Arkadaşına duyduğu aşkın babası tarafından önünün kesilmesi, onca şiddet ve hakaret, genç kızı intihar girişimine sürüklüyor.

Son anda kurtarıldığında, babası hala:

“Bileklerini keseceğine, boğazını kesseydin de senden kurtulsaydık!”

Öykü değil, fiilen yaşanan, tesadüfen öğrendiğim bu dramın benzerleri...

Toplumdaki baskı, her gün farklı örnekleriyle bireylere de yansıyor.

İkide bir yasaklanan konserler, TV dizileri, sanatçıların gözaltına alınmaları, “müstehcenlik” başlığı altında hızla artıyor.

Kim karar veriyor?

Müstehcen Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre, “açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız, toplumun çoğunluğu tarafından kabul görmüş ahlak kurallarına aykırı” olarak tanımlanıyor.

Buradaki ince nokta şu:

Bir yasa var ama...

Açık saçık, edebe aykırı da bunun öyle olduğuna günümüzde kim karar veriyor?

Ya doğrudan siyasi iktidar ya AKP trolleri ya Diyanet ya da RTÜK ve benzeri ahlak zabıtaları…

Isparta Fuarı

Üç gün önce, Isparta’da Motor ve Otomobil Sporları Modifiye Fuarı. Bir kadın minibüs üzerinde dans gösterisi yapıyor.

AKP trolleri devreye giriyor, Isparta Valiliği boş bırakmıyor:

“Fuarda tespit edilen gayriahlaki görüntülerle ilgili yapılan suç duyurusu üzerine, adli soruşturma başlatılmıştır.”

O dans bir sanat mı, diye önünü arkasını bilmeden.

Tipik otoriter baskı.

Isparta’daki Motor ve Otomobil Sporları Modifiye Fuarı'nda bir kadının yaptığı dans gösterisi

Merve Göntem

“Kadına şiddet” kadınları mutlaka dövmek, öldürmek demek değil, başka örnekleri var.

Kızılcık Şerbeti dizisinin senaristi Merve Göntem gözaltına alınıyor, adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor.

Kızılcık Şerbeti şu sıralarda RTÜK’ün incelemesinde ancak, Merve Göntem’in gözaltına alınması onun yazdığı bir başka dizideki kurgusal bir karakterle ilgili dört yıl önce söylediği bir söz. Mesele çıplaklık ve cinsellik ise, devreye derhal “müstehcenlik ve teşhircilik” suçlaması giriyor, sosyal medyada başlayan linç, Merve Hanım için yeni doğan bebeği dahil, utanmazca, iğrenç küfürlere uzanıyor.

Kızılcık Şerbeti dizisinin senaristi Merve Göntem

Manifest

Latince kökenli manifesto “gözle görülen, açıkça belli olan” anlamında. Popüler kültürde manifesto “bir hayali gerçeğe dönüştürmek” anlamı taşıyor.

Yeni kurulan, altı kız üyeli “Manifest” grubunun haziranda çıkardığı ilk albüm toplamda 480 milyon dinlemeye ulaşıyor. Hızla popüler olan grup 18 yaş sınırlamasını getirdiği konserdeki danslarıyla “müstehcen hareketler ve teşhircilikle” suçlanıyor, gözaltına alınıyor, adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor.

Sarayın danışmanları gruptaki kızlar için “ahlaksız, edepsiz, hayasız zebani kılıklı yaratıklar” ifadesini layık görürken...

Dans görüntüleri “Milli Güvenlik ve Kamu Düzeninin Korunması” gerekçesiyle yasaklanıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı fırsatı kaçırmıyor, “çıplaklık ve teşhircilik hayatın bir parçasıymış gibi lanse edilmemeli” fetvasını veriyor.

Manifest grubu

İfade özgürlüğü

Hukuk başlıklı uygulamalarla, çevre tahribatıyla, sefaletle, muhalefeti kırmaya çalışmakla baskı altına alınan toplumda...

“Müstehcen ve teşhircilik” suçlamalarıyla ek bir baskı kuruluyor.

Özel hayata müdahale artıyor.

İfade özgürlüğü ihlal ediliyor.

Sanat ve sanatçı hiçe sayılıyor.   

Bu tür yasaklamalar ve baskının ailelere nasıl yansıdığının acı örneği, yazının başında aktardığım psikolojik tedavi gören genç kızın dramında kendini gösteriyor.

Bırakın herkes kendi sanatını icra etsin, kendi istediği gibi yaşasın, kendi kararlarını kendi versin!

Kimsenin ahlak zabıtalarına ihtiyacı yok!

İlgili İçerikler