24 Şubat 2017

"Dev tesisler" hizmetinizde

Parlamenter sistemde işler madem bu kadar yavaş gidiyor, bu açılış törenleri ne?

Şarkı var ya, sözleri Sennur Sezer’e, bestesi Teoman Alpay’a ait, yüreğimizde hicran yarası açan o ünlü şarkı, “hangi kapıyı çalsam, karşımda buruk acı..."

Dün sabah hangi haber kanalını açsam, benzer bir hicran yarası, “hangi kanalı açsam, karşımda bir bakan..."

AKP’li bakanlar haber kanallarını parsellemiş.

Belli ki, AKP “yayın seferberliği” ilan etmiş, “bağımsız” haber kanalları da, seferberlik emrinin icabını acilen yerine getiriyor.

Bir TV’de Sağlık Bakanı Recep Akdağ, diğerinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, ötekinde Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, bir başkasında Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, hemen aynı saatlerde, hepsi aynı telden çalıyor. Ortaklaşa söyledikleri şu:

“Parlamenter sistemde biz  iş görürken, karar alırken çok zorlanıyoruz. Bir yatırım kararı alacağız ya da karar verdiğimiz bir yatırımı hayata geçireceğiz, o tesisin gerçekleşmesi için yıllar geçiyor, çok uğraşıyoruz.

"Oysa, şimdi anayasa değişikliği ile kararlar çok daha çabuk alınacak ve Cumhurbaşkanı işleri çok hızlandıracak.”

Özhaseki'den inci

Demek ki neymiş, aslında anayasa değişikliği “hızlı kalkınmanın, yeni dev tesislerin aziz halkımıza kazandırılması” için bir araçtan ibaretmiş.

Yoksa, “HAYIR” taraftarlarının söylediği gibi, otoriter rejimle, tek adam rejimiyle, Meclisin dışlanmasıyla, yargı bağımsızlığının sona ermesiyle hiç ilgisi yokmuş. Hatta:

“O kadar Meclis diyorlar, Meclis’in işlevi sona erecek diyorlar, peki gösterin bakalım, milletvekilinin girişimiyle kaç yasa çıkmış, söyleyin bakalım.”

Bu “inci” dünkü TV röportajında Mehmet Özhaseki’ye ait.

Özhaseki’yi tanıyorum, gerçekten inanarak mı söylüyor, emin değilim.   

Ya o açılışlar ne

Bakanlar aynı ağızdan, “bu sistemle dev tesisler için çok zaman harcıyoruz” diyorlar ve yakalanıyorlar.

Nasıl yakalanma?

Diyarbakır’da 1318 tesisin açılışı...

Adana’da 174 tesisin açılışı...

Trabzon’da 44 tesisin açılışı...

Antalya’da 63 tesisin açılışı...

Bir hafta önce Gaziantep’te 17 tesisin açılışı...

Gaziantep’i Malatya ve Elazığ’daki açılış törenleri izliyor.

Bursa ve Aydın tören için sırada bekliyor.

Parlamenter sistemde işler madem bu kadar yavaş gidiyor, bu açılış törenleri ne?

Bu da soru mu, çok basit, “onlar konuşur, AKP yapar,” ne de olsa, “beraber yürüdük biz bu yollarda”.

Her ilde bu kadar çok “tesis” ve onların “toplu açılışı” yapıldığına göre, ya parlamenter sistemin işleyişinde böyle bir hata yok, yani Bakanlar doğru söylemiyor ya da “o açılışlar palavra.”

Dün TV’lerde bu “propagandayı” yapan Sayın Bakanlar, “seç, beğen, al, hangi şık işinize geliyorsa.”

Açılışlara araştırma

Her seçimde olduğu gibi, şimdi de madem ki, referandum var, aynı senaryo yeniden sahnelerimizde. Huzurlarınızda “toplu açılış törenleri.” Kaçmaz bu fırsat.

Nitekim kaçmıyor, Tayyip Erdoğan nerede bir referandum mitingi düzenlese, orada mutlaka “şu kadar dev tesisin toplu açılışı törenine” de imza atıyor.

“Açılış törenlerinden” gına geliyor ancak, orada kalmıyor, CHP bu konuda bir Meclis Araştırma önergesi veriyor.

“Adaletli bir siyasal rekabet ortamı oluşturmak, kamu olanaklarının siyasal çalışmalar için kullanılmasını önlemek ve daha önce açılan tesislerin tekrar açılıp açılmadığını belirlemek” amacıyla CHP Meclis Araştırması açılması için önerge veriyor.

Gerekçe toplu açılış törenlerini çok öz biçimde anlatıyor. Günümüze denk geldiği için önergenin gerekçesini olduğu gibi aktarıyorum.

Boya, tadilat vs. bile

2013 yılında dönemin Başbakanı tarafından gerçekleştirilen toplu açılış törenleri, kamu imkânlarının ve mülki idare amirlerinin seferber edildiği AKP'nin seçim mitinglerine dönüştürülmüştür. Kamu hizmetlerinin ve kamu yatırımlarının halkla birlikte açılışlarının yapılması idari makamların doğal ve sıradan bir faaliyetidir.

"Ancak AKP Hükûmetleri döneminde gerçekleştirilen toplu açılış törenleri, proje sayılarının abartılarak verilmesi, basit boya-tadilat işlerinin yatırım diye sunulması, daha önce açılan veya kullanılmakta olan tesislerin tekrar açılması, tamamlanmamış yatırımların bitmiş gibi sunulması nedeniyle kamuoyunu aldatmaya dönük bir nitelik taşımaktadır. Kamu idarecilerinin bu siyasi gösterilere alet edilmesi ise, başka bir etik dışı durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

"Toplu açılışlarda, istinat duvarı yapımı, boya-badana tadilat işleri, mezarlık duvarı, içme suyu depolarının bakım ve onarımı gibi basit işler, büyük kamu yatırımlarıymış gibi sunulmaktadır.

"Diyarbakır'da yapılan toplu açılış töreninde dönemin Başbakanının söylemi ile 1318 tesis açılmıştır. Bu tesisler içinde asfalt çalışmaları dahi tesis olarak gösterilmektedir. Yol asfaltlama faaliyetini tesis açılışı olarak takdim eden Hükûmet halkı yanıltmaktadır.

"Diyarbakır'daki toplu açılış töreninde belirtilen Hilar Mağaraları yol ve çevre düzenlemesi ise 2010 yılında tamamlanmıştır.

Toplu açılışı yapılan tesislerin arasında 174 kişiye basınçlı sulama sistemi hibe desteği, trafo merkezi açılışı, sera, damızlık sığır, koyun yetiştiriciliği projesi, işletmelere KOBİ ve faiz desteği de bulunmaktadır."

Resmi araçlar, kamu personeli

Gerekçenin son bölümünde devlet kaynaklarının bu tür törenlerde nasıl kullanıldığı dile getiriliyor. Gerekçe şöyle devam ediyor:

“Kamu görevlileri neredeyse afiş asmaya kadar seferber olmaktadır.

"Kamu kurumları ve belediyelere ait resmî hizmet araçlarının mitinglerde görevlendirilmesi, kamu çalışanlarına resmî yazılar gönderilerek aileleriyle birlikte mitinglere katılmalarının istenmesi, belediyelere ait toplu taşıma araçlarıyla miting alanlarına insanların ücretsiz taşınması, devlet kaynaklarının AKP Hükûmeti tarafından nasıl kullanıldığının somut örnekleridir.

"Oysa kamu etik ilkelerine göre, kamu görevlileri gerçek veya tüzel kişilere öncelikli, ayrıcalıklı, taraflı ve eşitlik ilkesine aykırı muamele ve uygulama yapamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef alan davranışta bulunamazlar.”

Haydi şimdi miting alanlarına ya da TV başına, “toplu açılış törenlerini izlemek, dev tesisleri görmek” için. 

Yazarın Diğer Yazıları

Adım adım 6.8, sonra yine adım adım kim bilir kaç

Japonlardan Ruslara kadar, insanlar doğanın en büyük felaketlerinden biri olan depreme meydan okurken, bizde birileri kendini "dua okuyarak" korumaya çalışıyor

Da Vinci’nin "Son Akşam Yemeği” ardından T24 yemeği

T24’ün Kılıçdaroğlu ile buluştuğu yemek neden bu ölçüde ses getiriyor? Kılıçdaroğlu ile çeşitli TV kanalları, çeşitli gazeteler zaman zaman röportajlar yapıyor, ancak hiç biri bu ölçüde ses getirmiyor

"Elele Büyüttük Sevgiyi"

Rahşan Hanım... Bileği bükülmez, inatçı, iradesi güçlü bir kadın, o ölçüde birlikte yaşaması güç... Bülent Bey hiç gocunmadan o güçlüğe göğüs geriyor, çünkü "elele büyüttükleri sevgi" var aralarında