Bir muhalefet partisinin belediye başkanı bir ilimize "okul" yaptırıyor.
Muhalefet yaptırdı ya...
"O ilin milli eğitim müdürlüğünden tek bir yetkili bile, o okulun açılışına katılmıyor."
Bir muhalefet partisinin belediye başkanı bir ilimize "cami" yaptırıyor.
Muhalefet yaptırdı ya...
"O ilin diyanet işlerinden tek bir yetkili bile, o caminin açılışına katılmıyor."
Bir muhalefet partisinin belediye başkanı bir ilimize "sağlık ocağı" yaptırıyor.
Muhalefet yaptırdı ya...
"O ilin sağlık müdürlüğünden tek bir yetkili bile, o sağlık ocağının açılışına katılmıyor."
Sıradan gibi görünen bu örneklerin ortak yanı var:
"Olağanüstü kutuplaşma.
Toplumu kemiren kutuplaşma."
Neden kutuplaşma?..
Çünkü 'biz' yapmadık, 'siz' yaptınız!..
İmamoğlu davası
O kutuplaşmanın en yoğun günlerinden biri dün yaşanıyor. 'Mahkemesi bol' bir gün.
Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı'nda dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılanmasıyla ilgili dava var.
Belediye Başkanlığı seçiminde, kazandığı halde seçimi iptal eden Yüksek Seçim Kurulu'na İmamoğlu'nun hakaret ettiği iddiasıyla dava açılıyor.
Oysa, ne hakaret var, ne kural dışı bir söylem, buna rağmen, dava açılıyor.
"Çünkü, AKP İstanbul'u kaybediyor ve AKP pek çok imkandan mahrum kalıyor."
Onların bir sözü var ya, "İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder" diye. Mesele o, o kaygı ve korku.
Kaybetme kompleksiyle AKP İmamoğlu'na her türlü güçlüğü çıkartıyor. Çıkarttıkça, İstanbul'da AKP daha çok oy kaybediyor.
Yasak ve yasak
Dün Kartal Kaymakamlığı garip bir kararla...
Duruşma başlamadan hemen önce "bir yasak" ilan ediyor.
"...Duruşmaya katılımın yüksek olacağı düşünüldüğünden (...) kamu düzeni, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla valilik oluru ile belirtilen yerler dışında 21.09.2022 tarihinde ilçemiz sınırları içinde her türlü toplanma, basın açıklaması ve gösteri yürüyüşü yapılmasının yasaklanması..."
Öyle bir yasak uygulaması ki...
Kartal'daki adliyeye giden yollar kesiliyor, adliyeye giriş çıkış kısıtlanıyor. Hiçbir sivil aracın adliye önünden geçmesine izin verilmiyor.
"Ortalık polis kaynıyor.
Adalet binasının önünde polisler, yasaklar ve yasaklar...
Kartal'da bir günlük Olağanüstü Hal (OHAL) ilanı gibi."
Halktan korku
Dün halkın duruşmayı izlemesi yasak!..
Adliyenin önünden geçmesi yasak!..
Toplanması yasak!..
Hangi nedenle?..
"AKP halktan artık korktuğu için."
Toplanan halk duruşma sonrasında iktidarı ya protesto ederse...
O protesto ya İmamoğlu'na yeni bir soluk kazandırırsa...
Aç kapa duruşması
Müthiş polis barikatları ve yasaklarla birlikte, herkes davada neler olabileceğini düşünürken, bu duruşma için göreve yeni atanan yargıç sürpriz bir karar veriyor.
"Tanıkların dinlenmesi amacıyla duruşmanın 11 Kasım'a ertlenmesine..."
Mahkemenin açılmasıyla kapanması bir oluyor, duruşma üç, beş dakikada son buluyor.
Ekrem İmamoğlu, YSK üyelerine hakaret gerekçesiyle yargılandığı davanın ertelenmesi sonrasında açıklama yaptı.
Çaylayan Adliyesi de aynı
Kartal'daki adliye binası önündeki dünkü manzaralar pek çok ülkede "ibretlik" görüntüler olarak yer alıyor.
"Demokrasi adına ibretlik..."
Ancak, demokrasinin askıya alındığı ülkelerde görülebilen manzaralar.
Türkiye'den uluslararası basında zaten ne zaman söz edilse, o söz genellikle demokrasi eleştirisini içeriyor.
Dün öyle bir gün ki...
Kartal'ı konuşurken, Çağlayan görüntüleriyle birlikte polis ve yasaklar OHAL sınırlarını biraz daha genişletiyor.
Dün Çağlayan Adliyesi'nde "Cumartesi Anneleri" davası var.
"Şişli Kaymakamlığı kararıyla dün o duruşma için de, toplanma ve basın açıklama yasağı var."
Çağlayan'da da "OHAL ilanı" söz konusu.
Dünün özeti:
"Polis barikatları...
Ve duruşma izlemek yasak!..
Gösteri yasak!.."
Temel hak ve özgürlükler bir kez daha askıda.
SOL Parti PM Üyesi Alper Taş gözaltına alındı.
Kutuplaşma
Muhalefetin yaptırdığı cami, sağlık ocağı ve okulun açılışına katılmayan iktidarın atanmış yetkilileri nasıl bir kutuplaşma örneği sergiliyorsa...
Dün Kartal ve Çağlayan Adliyesi önündeki manzaralar da, benzer kutuplaşmanın örnekleri.
"Dün iktidar karşıtları yargılanıyor, onları izlemek isteyenlere yasak geliyor."
Dün 21 Eylül 2022...
21 Eylül 2022 Türkiye'nin yasaklar ülkesine dönüşmüş gerçeğinin kilometre taşlarından biri.
"Yasakları ve ayrıca yoksulluğu her gün yaşıyoruz.
Dün ise, bir günlük OHAL ilanını yaşıyoruz."
"OHAL'in" bundan sonra ne zaman ve nasıl ve nerede ilan edileceği hiç belli değil.
|
Yalçın Doğan kimdir? Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi’ni, 1969’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet’te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı. 1989’da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet’te önce Yayın Koordinatörü, 1999’da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003’te Hürriyet Gazetesi’nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24’te köşe yazarlığına devam ediyor. Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’in çeşitli ödülleri yanında, 2014’te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV’nin 'Kırılmayan Kalemler’ ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı. Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca’dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir. |


